Gönderi

Yarım Kalan Dev Roman: Ölü Canlar
9/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2021 109. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2021 19:34
"Gogol tuhaf bir yaratıktı, ama zaten deha hep tuhaftır." -Vladimir Nabokov Gogol'ün Hayatı Hakkında Kısaca: Rus edebiyatının en iyi yazarlarından biri olarak anılan ve bu unvanı haklı bir şekilde taşıyan Nikolay Gogol, 1809'da Ukrayna'da doğuyor. Orta halli, geçimini toprakla uğraşarak sağlayan bir ailenin çocuğu olarak köy yaşantısı içinde büyüyen Gogol eserlerinde de kendi sosyal statüsündeki Rus insanını sıklıkla anlatıyor ve bu durum onu Rus edebiyatının eşsiz bir yazarı haline getiriyor. Kendisinden sonra ülke edebiyatından çıkan Fyodor Dostoyevski, Lev Tolstoy, Anton Çehov, Maksim Gorki, Mihail Bulgakov, Vladimir Nabokov gibi yazarlar da Gogol'den bir hayli etkileniyorlar ve eserlerinde ona gereken saygıyı gösteriyorlar. 1828'de ünlü bir edebiyatçı olma hayaliyle Petersburg'a gelen ve önemli Rus yazarlarından Aleksandr Puşkin'in de desteğiyle hedeflerine bir bir ulaşan Gogol, Müfettiş oyununa gelen sert tepkilerin ardından 1836'da Rusya'dan ayrıldı ve 1848'e kadar çoğunlukla Roma'da olmak üzere Avrupa'da yaşamını sürdürdü. Rusya'ya döndükten birkaç yıl sonra, 1852'de kendisini aç bırakarak intihar eden Gogol, ne yazık ki genç sayılabilecek bir yaşta ayrıldı bu dünyadan. Öyküleri ve Yazdığı Temalar Üzerine: Ukrayna halk kültürünü eserlerine taşıyan Gogol, köy yaşamı, Rus bürokrasisi, halk ve devlet ilişkileri gibi konularda kalem oynatmış ve kendine has mizahıyla olayları ele aldığı öyküleriyle günümüzde hâlâ ilgiyle okunan eserleri ardında bırakmıştır. En meşhur öyküsü "Palto"dur Gogol'ün ve artık bir klasik hâline gelen Dostoyevski'nin sözü ise şöyledir: "Hepimiz Gogol'ün Palto'sundan çıktık!" 1850 yılı sonrası Rus edebiyatını özetleyen kısa ve doğru bir cümledir bu. Palto'ya ek olarak, Burun, Fayton, Neva Bulvarı gibi diğer Petersburg Öyküleri ve Taras Bulba ve Mirgorod Öyküleri ile Gogol hayatı boyunca ince bir kara mizahla örülü öyküler kaleme almış ve eşsiz bir edebi birikimle yoğurarak biz edebiyatseverlere inanılmaz hikâyeler armağan etmiştir. 200 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen günümüzde okuduğumuzda dahi güncelliğini yitirmeyen bu kısa ama büyük öyküler, onun yazarlığını daha ileriye taşıyacağının sinyalleridir adeta. Öykülere ek olarak oyunlar da kaleme alır Gogol, Müfettiş ise bu oyunlar içindeki en meşhurudur şüphesiz. Yozlaşmış Rus bürokrasisi ve o yozlaşmış sisteme hizmet eden değer yargılarını yitirmiş Rus bürokratlarını acımasızca eleştiren Gogol bu tavrını Ölü Canlar ismindeki hayatı boyunca yazdığı tek romanda da sürdürür. Fakat Ölü Canlar yarım kalmış bir romandır. Buna rağmen dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alır zira yazıldığı yere kadar da oldukça başarılıdır. Gogol, hayatı boyunca kendisine musallat olan manik depresif bir hastalıkla boğuştu. O dönemde böyle bir hastalığa isim dahi verilmemişti ve tedavisi de mümkün değildi. Bu sebeple sürekli karamsarlığa düşen ve bunu eserlerinde de gözlemleme fırsatını bulduğumuz Gogol, yine böyle şiddetli atakların birinde Ölü Canlar'ın yıllarca uğraşarak yazdığı devam ciltlerini yakmıştır. Kurtarılan sayfalarla roman bir yere kadar ilerlese de, aslında daha yazmayı düşündüğü yüzlerce sayfa vardır. Gogol'ün zihninden romanın sonrasına dair neler geçtiğini tam olarak bilemiyoruz elbette. "Ölü Canlar" Hakkında: "Küçük Rus insanı"nı anlatır Gogol, Ölü Canlar isimli bu romanında. Çiçikov karakteri ekseninde bütün bir Rus toplumunu masaya yatırır ve geniş bir şekilde analiz eder. Kendisinden sonra Dostoyevski, Tolstoy ve Çehov gibi ustaların elinde çok daha ileri bir seviyeye taşınacak olan bu küçük, sıradan Rus insanı modelini ustaca ele alır. Geleneksel Rus halkı ile feodal Rusya devletinin arasındaki ilişkiye odaklanan Gogol, bu kesişimi ince mizahıyla ilmek ilmek örer ve son derece başarılı bir gözlem yeteneği sonucunda ortaya iyi bir roman çıkarır. Toprak sahibi halkı, halkın sorunlarını, birbirleriyle olan ilişkilerini, para, mal, mülk gibi konulara bakışlarını ve hayatın içinde kendilerini konumladıkları düzeyi net ve gerçekçi bir şekilde ortaya koyar. Kendisi de toprak sahibi bir aileden geldiği için yazdıklarında abartılı tek bir satır bulunmaz ve romanın ilk cildi yayımlanır yayımlanmaz ülke edebiyatı içinde büyük bir coşkuyla karşılanarak bir öncü olur Gogol. Cesur bir şekilde halkı ve devleti eleştirmekten çekinmez Gogol. Daha öyküleriyle mizahi bir kişiliğe sahip olduğunu ve eserlerini hicivle bezediğini gördüğümüz yazar Ölü Canlar'la bunun zirvesine ulaşır ve yarattığı Çiçikov karakteriyle sıra dışı bir fikir üzerinden kurgular romanını. Çiçikov, atı ve hizmetkârındaki Selifan'la birlikte çiftlik çiftlik gezer ve toprak sahipleriyle birer anlaşma yapmayı amaçlar. O dönemin Rusya'sında ne kadar çok köleye sahip olunursa o ölçüde saygı duyulup önemseniyordur insanlar. Sayımlar yalnızca nüfus sayımlarında yapıldığı için, bir sonraki nüfus sayımına dek ölen kişilerin vergilerini devlet toprak sahiplerinden tahsis etmeye devam ediyordur. Kurnaz bir kişiliğe sahip olan Çiçikov'sa bu durumu lehine çevirmek için kolları sıvar ve "ölü canlar" ismini verdiği bu değersiz canları düşük ücretler karşılığında satın almaya başlar. Bu macera uzun bir süre devam eder ve Çiçikov, geniş çevrelerce saygı duyulan, şöhret sahibi bir insan haline gelir. Bu durum çok sürmeyecektir elbette çünkü Gogol bir realisttir ve bu şekilde bir yükselişe izin vermeyecektir. Çiçikov'un içine düştüğü durumu acıklı bir güldürü olarak ele alır yazar ve çevresindeki insanların müdahaleleriyle yeniden başladığı yere dönmesini hicivsel bir yaklaşımla anlatır. "Ölü can" ismiyle bir kelime mizahına da imza atan Gogol'ün bu kavramla gerçek ölüleri mi yoksa romanda uzun uzum bahsettiği, rüşvet yiyen, niteliksiz, liyakat sahibi olmayan Rus bürokrasisi içinde yer alan insanları mı kast ettiği hâlâ tartışma konusudur. Karar ise okura aittir. Romanını Dante Alighieri'nin İlahi Komedya'sından yola çıkarak 3 ana bölüm ekseninde yazmak isteyen Gogol, böylelikle "Cehennem" ayağını bitirip "Araf" ayağına geçtiği sırada güçlü bir buhrana kapılmış, iyi şeyler anlatmayı amaçladığı fakat insanlarda ve ülkesinde bunu gözlemleyemediği ve kendisini bunu yazmaya zorladığını düşünerek içinde bulunduğu umutsuzlukla yazdıklarını yok etmiş, ardından da intihar etmiştir. Böylece biz 21. yüzyıl okurları da yarım kalmış dev bir romanı bitirmenin hüznüyle yaşamımıza devam ediyoruz... Gönül isterdi ki Gogol zihnindekileri tümüyle kağıda dökebilmiş olsun, o durumda çok daha ihtişamlı bir romanı bitirmenin hazzıyla hayatımıza devam ediyor olurduk. Buna rağmen her edebiyatseverin, özellikle de Rus edebiyatıyla ilgilenenlerin bu büyük yazar ve eserleriyle tanışması gerekir.
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202129,4bin okunma
··
966 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Gogol'ün eserleriyle çok önceden tanışmış olsam da kullandığı sembollere ve betimlemelere anlam vermekte oldukça zorlamıştım. İncelemenizde yer verdiğiniz bilgiler bu anlamda benim için çok aydınlatıcı oldu. Tamamen yeni bir bakış açısıyla kitaplarını yeniden okuyacağım. İncelemeniz sayesinde bu sefer Gogol'ü hakkıyla anlayabileceğimi ümit ediyorum. Emeğinize sağlık :)
Bahri Doğukan Şahin
Gönderi Sahibi
Benim de zamanında okuyup geçtiğim, tekrar okuma yapmam gereken çok önemli eserler var, herkes benzerini yaşamıştır bu durumun çünkü edebiyat çok geniş bir kavram ve her yazar kendinden öncekilerin omuzlarına basarak yükselmiş. Bu sebeple sistematik ve bilinçli bir şekilde ilerlemek gerekiyor, bu sitedeki okurlardan da gözlemlediğim kadarıyla bu da biraz geç oluşan bir farkındalık. ☺️ Okumamız gereken çok eser var, ben de yetişmekte zorlanıyorum ama bir şekilde zamanımı en verimli şekilde kullanmaya çalışıyorum. Ne okusak kârdır. 🤓 İncelemelerimi birilerinin okuduğunu görmek yenileri için de beni teşvik ediyor. Çok teşekkür ederim tekrardan. :")