1000Kitap Logosu
Ölü Canlar

Ölü Canlar

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

479 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 13 sa. 34 dk.
Adı
Ölü Canlar
Çevirmen
Basım
Türkçe · Türkiye · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · Ocak 2020 · Ciltli · 9789944889865
Diğer baskılar
Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852): Ukrayna’da, orta halli toprak sahibi bir ailede dünyaya geldi. Çocukluğunu etkileyen köy yaşamı ve Kazak gelenekleri eserlerine yansıdı, Ukrayna halk kültürünün ögeleriyle işlenmiş öyküler yazdı. Mizah anlayışı, gerçekçi tutumu ve canlı anlatımıyla Rus edebiyatında önemli bir yeniliğin öncüsü oldu. Bu yenilik, Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları, Petersburg Öyküleri ve Mirgorod Öyküleri’nde mizahın yanı sıra yaşam karşısında karamsarlık ve dünyanın kötülüğü üzerine düşünceleriyle şekillendi. Müfettiş adlı oyununda yozlaşmış bürokratları acımasızca alaya aldı. Gogol, Ölü Canlar adlı romanıyla 19. yüzyıl Rusyası’nda toplumsal düzenin ve bireylerin eleştirisini eşsiz bir başyapıt olarak ortaya koymuştur. Mazlum Beyhan (1948): Dostoyevski'den Suç ve Ceza ve Budala, Tolstoy'dan Sanat Nedir?, Çocukluk, İlkgençlik, Gogol'den Bir Delinin Anı Defteri, Burun, Palto Mazlum Beyhan'ın çevirdiği başyapıtlar arasında yer alır. Ayrıca Çernişevski, Belinski, Kropatkin ve Şçedrin'den Türkçeye kazandırdığı eserlerle hiç tartışmasız son 35 yılın en önemli Rus edebiyatı çevirmenlerinden biridir.
Fiyatlar
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!
İdefix
idefix.com

Okurlar

Benzer Kitaplar

Kızıl Veba
Okuyacaklarıma Ekle
Budala
Okuyacaklarıma Ekle
Ezilenler
Okuyacaklarıma Ekle
Öteki
Okuyacaklarıma Ekle
Oblomov (Ciltli)
Okuyacaklarıma Ekle
Anna Karenina
Okuyacaklarıma Ekle
Germinal
Okuyacaklarıma Ekle
Cimri
Okuyacaklarıma Ekle
Jane Eyre
Okuyacaklarıma Ekle
Martı
Okuyacaklarıma Ekle
Diriliş
Okuyacaklarıma Ekle
Görmek
Okuyacaklarıma Ekle
Goriot Baba
Okuyacaklarıma Ekle
8.0
10 üzerinden
3.831 Puan · 596 İnceleme
376 syf.
·
4 günde
Bir insanı okumak bir toplumu okumaktır!
Şüphesiz 19. yüzyılda yetişmiş Rus edebiyatının en büyük isimlerinden biri de Nikolay Gogol’dür. Onun eserlerini okumaya Dostoyevski’nin “Hepimiz Gogol’ün Paltosu’ndan çıktık” sözü üzerine “Palto ve Burun” hikâyesini okuyarak başladım. Bu kitabı okuduğumda Dostoyevski’nin neden böyle bir söz söylediğini daha iyi anladım. Özellikle de ondan etkilenen ve bir yönüyle onun Paltosu’ndan çıkan Dostoyevski, Tolstoy, Gorki, Turganyev, Çehov gibi yazarların eserlerini okuyunca bu sözün anlamını daha da iyi kavradım. O nedenle “Ölü Canlar”ı okumak benim için ayrı bir keyif oldu diyebilirim.         • • • Gogol, hikâye ve oyunlarında olduğu gibi “Ölü Canlar”da da romanın kahramanı Pavel İvanovich Çiçikov’un hikâyesi üzerinden 19. yüzyıl Rus toplumunu anlatıyor bizlere. Üç cilt olarak tasarladığı eserinin birinci cildinde, o dönem Rus toplumunun devlet görevlilerinden aileye ve bireylere kadar yozlaşmasını, çarpıklıklarını, sahtekârlıklarını, ikiyüzlülüklerini, hırslarını, bencilliklerini, kurnazlıklarını, tembelliklerini, adaletsizliklerini ve günlük yaşamlarını en ince ayrıntısına kadar resmediyor. Devlet görevlilerinin, beylerin ve zenginlerin lüks, debdebe, ihtişam ve büyük bir israf içerisindeki yaşamlarını; yoksul sınıfların ve köylülerin de sefaletini, acıklı hallerini ve kurnazlıklarını bir bir ortaya koyuyor. • • • Ölü Canlar’ın birinci cildi yayınlandığında Gogol, özellikle üst sınıflardan ve devlet yetkililerinden büyük eleştiriler alıyor. Bu eleştiriler üzerine geçmişte yaşadığı psikolojik rahatsızlığı nüksediyor ve ikinci cildi yazdığı halde bir buhran anında yakıyor. Hizmetçisi yakılan ikinci cildin bir kısmını kurtarıyor ve bu kısımlar bir araya getirilerek editörlerin de katkısıyla tekrar hazırlanarak yayınlanıyor. Nitekim ikinci cildi okurken yer yer cümleler ve konular arasındaki kopuklukları fark ediyorsunuz. Doğrusu Gogol’ün, eserin ikinci ve üçüncü cildini de sağlıklı bir şekilde tamamlamasını çok arzu ederdim.    • • • Kitabı okurken Gogol’ün eserini neden üç cilt olarak tasarladığı herkes gibi benim de aklıma takıldı. Küçük bir araştırma yaptığımda yazarın, Dante’nin “Cehennem”, “Araf” ve “Cennet” olarak kaleme aldığı “İlahi Komedya”sından esinlendiğini gördüm. Yazarın, eserinin birinci cildinde Rus toplumunun bozulan yönlerini, ikinci ve üçüncü cildinde ise yardımseverlik, adalet, ahlâk ve vicdan gibi iyi yönleri ile geleceğe umutla bakmayı sağlayacak insan hikâyelerini yazmayı plânladığını öğrendim. • • • Her ne kadar eser tamamlanmamış olsa da anlatımında sizinle konuşuyormuş havası, kullanılan mizahi dili, gerçek yaşamdan alınan örnekleri, toplumun tamamını temsil eden karakterleri, psikolojik ve sosyolojik tahlilleriyle okurken insanı derinden etkiliyor. Ayrıca olay örgüsü olarak toplum, aile ve birey şeklinde bütünden parçaya doğru bir anlatıma sahip olması yaşanan sorunları nerede aramamız gerektiği konusunda da önemli ipuçları sunuyor. Adeta “Yoğurt neyse kaymağı da odur!” diyerek “toplum neyse yetiştirdiği insanlar da odur!” mesajı veriyor. • • • Kitabı okurken yüzyıllar geçse de insanların hırslarının, istek ve arzularının değişmediğini gördüğümü belirtmeliyim. Bu yönüyle kitabın yarım kalsa da neden klasikler arasında yer aldığını daha iyi anladığımı söylemeliyim. Elbette Gogol’ün eserlerini okurken "bu eserinden mi başlanmalı?" diye bir soru akla gelebilir. Ben şahsen Gogol’ün eserlerini okumaya “Palto”, “Burun”, “Fayton” gibi kısa hikâyeleri ile “Müfettiş” gibi oyunlarından başlamanın daha iyi olabileceğini; Gogol’la tanıştıktan sonra da “Ölü Canlar”ın mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.         “Ne olursa olsun, insan sağlam bir temele dayanmadıkça hayatta kendine iyi bir yol çizmiş olamaz” (#128846804) sözünü merak eden okurlara… Keyifli okumalar dilerim! 
Ölü Canlar
8.0/10 · 16,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
479 syf.
Gogol'ün paltosundan bildiriyorum...
Ekselansları! Hangimiz gerektiğince iyiyiz? Dürüstüz? Doğruyuz? Gogol'ün biyografisini okurken Ukrayna'da doğmuş olsa da soyunun Türklere dayandığına dair bir varsayım okumuştum. Açıkçası Türk mü, Ukraynalı mı, Rus mu bunun peşine düşemeyecek kadar dünyalı bir yazar. Her ülkeden vatandaş kalkıp Gogol benim hemşehrim diyebilir. Mezarından kaldırıp sorsalar onun da buna itirazı olacağını sanmam. Gogol Rus yaşamı üzerinden aslında evrensel sorunlara değinmiştir, tam da bu yüzden evrenselliği kaçınılmazdır. Ölü Canlar'ın yarım olduğunu, yakıldığını duymayanınız kalmadı. Lisede farklı bir yayınevinde ilk kez okuduğumda şaşırmış, üzülmüş, kendi hayalimde eksik kalan parçaları tamamlamıştım. Pirince giderken elindeki bulgurdan olan Çiçikov'un yaşamı 1842'li yılların Rusya'sında her insanın ''California Dream''iydi şüphesiz: KISA YOLDAN ZENGİN OLMAK... Biraz daha açarsak az çalışıp zengin olmak, eğer seçme şansı varsa hiç çalışmadan zengin olmak... Çiçikov'u kahraman yapan Gogol'ün onu alıp başrole koyması mı yoksa ''kahraman'' sıfatının yalnızca olumlu anlamda kullanılmayacağından mı ileri geliyor? Çiçikov aslında bir simge. Tüm yaşamını adadığı zenginlik hayali tüm insanlığın hayallerini süslerken ''yarını düşünmekten bugünü yaşayamama'' sorunsalının da tam merkezine düşürüyor. Çünkü hayallerden yaşama yer kalmıyor. O kadar çok hayal var ki bir ip olsa çekilecek, bir adım olsa atılacak, kaç versta olursa olsun yürünecek. Ama yok, insan hayalleriyle birlikte gömülmeye razı. O kadar çok karakter gelip geçiyor ki ''Ölü Canlar'' temalı romanımızın içinde. Her biri apayrı ders. Biri başıboşluğun (domuz gibi yaşamanın) bedelini bizlere öğretiyor, diğeri çalışkanlığıyla (özellikle toprak konusunda) nasıl saygın bir insan olabileceğimizi öğretiyor. Her telden insan var. Bu haliyle didaktik bir eserdir Ölü Canlar. Yaşamın ta kendisidir. En başta Gogol'ün Türk olduğundan dem vurduk. En önemli noktalardan biri de Gogol - Puşkin ortaklığıdır. Ukrayna'daki yaşamını bırakıp St. Petersburg'a orta sınıf bir memur olma hayaliyle gelen Gogol başarılı olamayınca içindeki şairane adamı durduramamış Puşkin'in ocağında bulmuş kendsini. Rus Edebiyatı'nın iki temel taşının yolu burada kesişmiş. Gogol için everest Puşkin'dir. Müfettiş adlı kitabını yazıp sürgüne yollandığında yine Puşkin'in yol göstericiliğinde başlar bu esere. Roma'da iş bu eserini yazarken acı haberi alır: Puşkin düelloda yaşamını yitirmiştir. Bu acı ve hayal kırıklığının perdelediği bir ortamda bitirir eserini Gogol. Belki de ilk büyük yıkımını ustasının ölümünde yaşamıştır. Şimdi hazır konu Müfettiş'ten açıldı. İyi bir yazar iseniz, ya da buluşunuzla iyi şeyler başarmışsanız tebaanın sizi ceza ile ödüllendirmesi kaçınılmazdır. Evet belki Müfettiş kitabında Gogol bürokrasi sınıfını hicivlemiş, kimsenin cüret edemediği noktalara değinmiş olabilir ancak tarihin her noktasında yazarlar, filozoflar, bilim - ilim adamları bunu yaşamış. Dünyada birtakım gelişmeler yaşanıyor olabilir ama düşünce tarihi karanlık kalmaya devam ediyor. Son olarak Dostoyevski'nin o meşhur ''Hepimiz Gogol'ün paltosundan çıktık'' pasajından yola çıkarak üşüdüğümüzü belirtmeliyim. Edebiyat dünyası kendini daima yeniliyor. Akımlar, yazarlar, değerli romanlar. Gelgelelim şu da bir gerçek ki dünyamızın bir Gogol'ü daha olmayacak.
Ölü Canlar
8.0/10 · 16,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
479 syf.
·
5 günde
·
9/10 puan
Çiçikov vs Rus Halkı
İncelemeye nerden ve nasıl başlasam bilemedim. Çünkü incelemeye başlangıç yapmak zor geliyor bana. Meseleye nerden ve nasıl başlasam diye beyin hücrelerimi adeta falakaya yatıyorum. Zaten bu kitabı bitirdiğim andan beri bir şeyler yazma isteğim var ama nasıl yazacağıma dair bir fikrim yoktu. Hatta dikkat ettiniz mi bilmiyorum, gece Fareler ve İnsanlar'ı okudum. Ölü Canlar'dan sonra bir kitap okumuş olmama rağmen Ölü Canlar'a takılı kaldım. Düşünce çeşmemi açık bırakıp biraz bir şeyler karalamak istedim. Hoş, karalamaktan çok 5.7 inçlik telefonumun o beyaz klavyesiyle uğraşmak istedim desem daha doğru olurdu sanırım ama âdeti bozmayalım en iyisi.. Prosedür gereği benim için pek bir önem arz etmese de konu, kahraman, olay hakkında bilgilendirme yapıp bu bölümü aradan çıkartmak istiyorum. Ölü Canlar, Ukrayna asıllı  orta halli toprak sahibi bir ailenin çocuğu olan Rus romancısı ve öykü/oyun yazarı Nikolay Vasilyeviç Gogol'un ilk cildini 1842'de tamamladığı ve bitirilememiş romanıdır. Romanın konusunu kendisine Puşkin tarafından önerilmiştir. Üç cilt olarak tasarlanmıştır. Roman, 19. Yüzyıl Rusya’sını ustaca yergiler ve tasvirlerle anlatmıştır.  Roman Rusya’da köleliğin kaldırılmasından önce toprak sahiplerinin çalıştırdıkları köylü sayısı kadar vergi ödemek zorunda oldukları gibi devletten para da alabilmelerine olanak tanıyan bir yasanın açığından faydalanarak ölmüş köleleri satın alarak devletten para sızdıran bir sahtekârı ve yaşadıklarını anlatmaktadır. Ölülerin üzerinden devletten para sızdıran bu sahtekâr ne kadar çok ölü köle satın alırsa o kadar çok para kazanmaktadır. Bunun için olabildiğince çok toprak sahibinin yanına gitmekte, onlara kendini önemli bir insanmış gibi tanıtmakta, bu sayede de onların ikramları ile de yaşamış olmaktadır. Roman karaktersiz, asalak bir tipin kendini önemli bir insanmış gibi tanıtabilmesi ve feodallerin yemeklerine ikramlarına ve hediyelerine sahip olabilmesi bakımından da ilginçtir.  Gogol, Rus köylüsünün acıklı hayatını ve Çiçikov'un enteresan kişiliğini ince bir mizahi yergi ile anlatmıştır. Eser, aslında üç bölüm şeklinde yazılmak istenmiş Gogol, ikinci ve üçüncü bölümleri çeşitli sebeplerle tamamlayamamıştır.  Kimi kaynaklar, yazarın geçirdiği bir buhran sırasında el yazma nüshalarını yakmış olduğunu daha sonra da bir türlü tamamlayamadığını belirtmektedir. Her kitap, döneminin zihniyetini yansıtır. Her kitap, yazıldığı çağın fotokobisi gibidir. Bir dönemi anlamak için o dönemde yazılmış kitaplar bizler için gideceğimiz ilk duraktır. 19. Yüzyıl Rusya'sı için de gideceğimiz ilk duraklardan birisi Gogol'dur. Okuyanlar mutlaka bilirler, Palto, Müfettiş, Burun gibi öyküleriyle zaten biz okurları buna kanıtlamıştır. Lâkin bu sefer bir romanla karşımıza çıkan Gogol, bu sefer derinlemesine bir biçimde çok ustaca hiciv yapıyor. Fakat benim bu kitap da takılı kalmamdaki sebep elbette bu değildir. Gogol burda "Millet değişir ve gelişirse devlet gelişir." fikrinde olduğunu net bir şekilde bizlere göstermesiyle kendini diğer Rus yazarlardan kısmen ayırmıştır. Ayrıca da beni kendisine ziyadesiyle hayran bırakmıştır. Karşılıklı çay/kahve içerek bu konuyu hiç sıkılmadan saatlerce konuşabilirim onunla. Gogol'un eleştirilmesinin de sebebi bu yüzdendir. Bunu anlamış oldum. "Devlet değişir ve gelişirse millet değişir." görüşüne sahip olanlar, Rus halkının kötü yanlarını bu kadar şeffaf şekilde adeta ifşa etmesi Gogol'u bu kadar eleştiriye mazur bıraktırmıştır. Kısmen hak da vermiyor değilim. 1940'lı yıllar ve sonraki dönemde yazar ve şâirlerimize yapılanları düşündüğüm de Rus halkına ve edebiyat eleştirmenlerine hak veriyorum kısmen. Kitaplar, yazarların kendi kurmuş olduğu evrenlerdir. Her yazar da kendi yarattığı karakterler üzerinden mesajlar verir. Vermek istediği mesajın durumuna göre iyi ve kötü karakterler yaratır, onlara kendi isteğine göre özellikler verirler. Yarattığı karakterlerin huyları, yaşamı, özellikle de isimleri konusunda Gogol çok farklı bir yazardır. Mesela "Palto" isimli öyküsünde hem karakterin enteresan palto olayıyla ve aynı zamanda tuhaf Akakiy Akakiyeviç ismiyle, "Burun" öyküsünde İvan Jakovleviç'in ekmeğin arasında kendi burnunu görmesiyle ve keza bu kitapta karakterin isminin Çiçikov gibi pek tuhaf gelen bir isme sahip olmasıyla çok net bir şekilde "Gogol, bir karakter yaratma dehasıdır." diyebiliriz. Böylesine henüz rastlamadım... Kitabın akışı hakkında hoşuma giden bir olayı sizlerle paylaşıp aranızdan ayrılmak istiyorum. Gogol, ara ara romana ara vererek okurla muhabbet etme amaçlı kelâmlar etmiştir. Edebiyatımızda bunu Ahmet Mithat Efendi de görürüz. Kitap devam ederken bir anda olayı durdurur, okurla muhabbet eder, mesajları birinci ağızdan vermektedir. Bunun sizlerin de hoşuna gittiğini düşünüyorum. Kısmen uzun sayılacak bu kitap için bunu yapmasıyla, tabiri ne kadar doğru bilmiyorum okura mola vermiş gibi olur.. Yalnız incelemeyi tamamlamadan önce şunu söylemeliyim ki, şu anda bir tarafı seçme hakkım olsa Gogol'un tarafını seçerdim. Yılda ortalama 2 Japon 5 İsveçli 7 Fransız ve 520 Türk kadar kitap okuyor. Ülkenin bu durumunda olması gayet normal. Her dönem bir kahraman çıkarmaya çalışmak yerine milletin bilinçlenmesi, okumasıyla gelişebilir ve sadece 10-15 sene değil, belki yüzyılları kurtarmış oluruz. Yani demem o ki insan gelişirse millet, millet gelişirse devlet gelişir. Yani demem o ki Gogol haklıydı.. Esen kalın.
Ölü Canlar
8.0/10 · 16,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
479 syf.
·
Puan vermedi
Çiçikov ömrünü para biriktirmekle geçirmiş bir Rus vatandaşı olarak çıkıyor karşımıza. Bunu ilk cildin sonlarına doğru öğreniyoruz. Bu yüzden hep zengin olmak için iş kurup her seferinde sorunlarla karşılaşıp en başa dönen karakterimiz, yolu ölü can toplamakta buluyor. Rusya’nın bir semtine gidip zengin toprak sahipleriyle pazarlık edip ölü can topluyor. Bunu neden yaptığı, hayata bakış açısının nasıl olduğu ilk cilt sonunda anlatılıyor. İkinci cildi ve bu sorularının cevabını sizlere bırakıp kaçıyorum. Okuduğum en güzel romanlardan biriydi diyebilirim, hala Gogol ile tanışmadıysanız Ölü Canlar güzel bir başlangıç olacaktır; keyifli okumalar!
Ölü Canlar
8.0/10 · 16,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
479 syf.
Ahlaki olmayan bir para kazanma yolu ve yozlaşma teması üzerine kurulu bu roman, dünya edebiyatında eşi az bulunur bir 'hiciv' klasiği olmuştur. Günümüz dünyasına bakıldığında şaşırtıcı bir güncellik kazanan romanda,
Nikolay Gogol,
Nikolay Gogol,
acılarla dolu bir yolda kapitalizme geçiş sürecindeki Rusya'da çürümekte olan, köhneleşmiş toprak köleliği sisteminin insan onuruna aykırılığını gözler önüne serer. Çiçikov, kısa yoldan zengin olma peşine düşmüş, orta sınıf sayılabilecek bir düzenbazdır. O zamanın Rusya'sında bir insanın itibari ve zenginliği, sahip olduğu 'can'larla orantılıdır. Çiçikov, ölmüş ama resmi kayıtlara geçmemiş serfler (köleler) satın alıp kâğıt üzerinde yaşayan bu 'hayaletleri' pazarlar. N kasabasında işlerin karışması Çiçikov'un ölü canları satın aldığının duyulmasıyla başlar. Çiçikov son sayımdan sonra ölen çiftçilerin sahipliğini kağıt üzerinde satın alarak kendi işçisiymiş gibi göstermeye çalışır. Amacı bin adet ölü can toplamak, kağıt üzerinde canlı görünen bu ölü canlarla zengin bir çiftlik ağası gibi görünmek bir yana; yardım ve teşvik kredilerinden de faydalanmaktır.
Ölü Canlar
8.0/10 · 16,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.