Bahri Doğukan Şahin
mesaj-gonder
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
TAKİP ET
Bahri Doğukan Şahin
@denaroforbin
Per Aspera Ad Astra! letterboxd.com/denaroforbin/
meslek
Gazeteci
harita
Bandırma
v3_profil_bos
2597 okur puanı
gecmis
18 Kas 2014 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
pin
Sabitlenmiş gönderi
194 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Mitolojik, Şiirsel, Destansı Bir Yolculuk Öyküsü: Argonautika
“Zaten biz acı çeken ölümlüler ayaklarımızı mutluluğun üzerine hiç tamamen basamadık. Her seferinde acı bir keder neşemizi kaçırır.” -Rodoslu Apollonios 1. Giriş: Bu yazı direkt olarak bir inceleme yazısı değildir. Antik Çağ’ın önemli yapıtlarından Argonautika hakkında bir akademik makale çalışmasıdır. Ve elbette yalnızca kitap hakkında değildir. 29 farklı başlığa ayırarak çeşitli bilgiler sunmaya çalıştım. Kitaba dair geniş yorumlarımın da yer aldığı başlıklar elbette bazı detayları içeriyor fakat 2 bin yıl önce yazılmış olan bu eserlerin sürprizinin kaçması mümkün değildir zira her biri insanlık için başlı başına sürprizdir. Zaman ayırıp okuyacak olan herkese teşekkür ederim. 2. Rodoslu Apollonios Kimdir? M.Ö. 295-290 yılları arasında İskenderiye’de doğduğu düşünülen
kamera
Rodoslu Apollonios
’un hayatına dair çok az bilgiye sahibiz. Yaşadığı dönemin saygın dilbilimcilerinden olduğu bilinir. İskenderiye Kütüphanesi’nde de çalışmış olan, eleştirmen ve bilim insanı kimlikleriyle de tanıdığımız şair
kamera
Callimachus
’un öğrencisidir.
kamera
Argonautika
adlı eserini yazdıktan sonra Rodos’a yerleştiği ve uzun yıllar orada yaşadığı rivayet edilir. Burada eseri üzerinde düzeltmeler yaparak halkın ve aydınların beğenisini kazandı. Günümüze ulaşan bir diğer biyografisine göre ise yeniden İskendireye’ye döndü ve meşhur İskenderiye Kütüphanesi’nin yöneticilerinden biri oldu. 190-215 yılları arasında burada öldüğü belirtilir. Apollonios, Kallimakhos’un öğrencisi olmasına rağmen onunla çetin tartışmalar içine girmiştir. Kallimakhos, “büyük kitap büyük kötülüktür” diyerek döneminde kutsal gözüyle bakılan
kamera
Homeros
’u bile eleştirmekten geri kalmamış bir kişidir ve öğrencisi Apollonios’u da sert bir dille eleştirir. İki büyük ozan arasında şiirdeki biçem farklılıkları dolayısıyla çıkan tartışma zamanla kişisel bir husumete dönüşür. Eserlerinde birbirlerine cevaplar verdiklerini görürüz. Apollonios’un İskenderiye’den ayrılma nedeninin Kallimakhos olduğu ve yeniden şehre dönmesinin de ancak Kallimakhos’un ölümünden sonra mümkün olabildiği de yine kanıtlanmamış bilgiler arasında yer alır. Apollonios’un, bazı şehirlerin kuruluşlarına dair efsaneleri derlediği Ktiseis adlı eseri, Kanopos hakkında kaleme aldığı üç şiiri ve birkaç epigramı olduğunu bilsek de, bunlardan hiçbiri günümüze ulaşamamıştır. Ancak yakın çağlardaki yazarların atıflarından dolayı isimleri biliniyor. Homeros, Arkhilokhos,
kamera
Hesiodos
ve Kolophonlu Antimakhos’un eserleri hakkında açıklamalar ve yorumlar yazmıştır. Antik dünyadan günümüze ulaşan tek eseri ise edebiyat tarihi için altın değere sahip olan “Argonautika” adlı mitolojik destanıdır. 3. Yunan Mitolojisi’nin Kökleri: Yunan Mitolojisi olarak adlandırdığımız şey aslında o dönemde yaşayan insanların inançlarını da kapsıyordu. Semavi dinlere denk gelen bu inançlar bütününe binlerce yıl boyunca insanlar itimat etti ve inandılar. Birçok tanrıya ve hikâyeye ev sahipliği yapan Yunan Mitolojisi köklerini Anadolu’dan (o zamanki adıyla Küçük Asya) alıyordu. Bu coğrafyada varlık gösteren başta Hitit İmparatorluğu olmak üzere birçok uygarlığın kendi inanç sistemleri vardı. Bu inanç sistemleri isim değişiklikleriyle coğrafyanın biraz daha sol kıyısına doğru ilerlemiştir. Elbette Anadolu’daki inanç sistemleri de köklerini Babil, Sümer, Asur gibi büyük Mezopotamya uygarlıklarından alıyordu. Özetle, insanlık tarihi her alanda birbirini izleyen süreçler bütünüdür demek yanlış olmaz. 4. Yunan Mitolojisi’nin Oluşumu ve Edebiyata Yansıması: Yunanistan, edebiyatıyla, felsefesiyle, sanatıyla, mimarisiyle, kültürüyle dünya medeniyetleri arasında çok önemli bir yere sahip. Yunan uygarlığının yazılı en eski metni olarak bildiğimiz, Anadolulu ozan Homeros’un Yunancanın İon lehçesiyle yazdığı İlyada ve Odysseia adlı destanları, günümüz dünya edebiyatı için eşsiz bir hazine örneğidirler. Sümer ve Babil uygarlıklarının ardında bıraktıkları eserler sözlü gelenek aracılığıyla Homeros’un kulağına gitmiş olacak ki, ozanlık yeteneğiyle onlardan ilham alarak uzun ve başarılı şiirsel metinlerini oluşturmuş. Ardından Hesiodos’un metinleriyle daha da dallanıp budaklanan edebi dünya, Yunan Mitolojisi’nin daha fazla öyküyle temsil edilmesini sağlamış ve yavaş yavaş bir inanç biçimi olarak literatürdeki yerini almıştır. Şiirler, masallar, tragedyalar ve komedyaların da etkisiyle genişleyen yelpaze dünyaya birçok sanat eseri kazandırmıştır. 5. Tanrıların da Müdahil Olduğu Öyküler: Tanrılar ve insanların dünyasının birbirinden farklı olmadığı karşımıza çıkan hemen bütün mitolojik öykülerde tescillenir. Yaratılış da dahil olmak üzere birçok öykü tanrılardan başlar, yarı tanrılar ve insanlar aracılığıyla da devam eder. Birçok hikâyede yaşananlara tanrıların müdahil olduğunu gözlemleriz. Bu durum elbette Homeros eserleriyle başlamış ve ondan ilham alan diğer edebiyat eserleriyle de devam etmiştir. Argonautika’da da bunu görürüz. Tanrılar bizzat yolculuk öncesinde, yolculuk anında ve sonrasında birçok kez sahneye çıkarlar ve ölümsüz varlıklarıyla ölümlü insanlara etkilerde bulunurlar. Hera, Athena, Zeus, Poseidon, Hades, Apollon ve daha birçok Antik Yunan tanrısı satırlar arasında karşımıza çıkar. 6. Aristoteles’in “Poetika”sı Ekseninde Argonautika: Argonautika toplamda 5835 dizeden oluşur. Apollonios’un en büyük esin kaynağı ve öykündüğü kişi olan Homeros’un
kamera
İlyada
destanı 15.693,
kamera
Odysseia
destanı ise 12.110 dizeden oluşur.
kamera
Aristoteles,
"
kamera
Poetika
" adlı kitabında Homeros’u eserlerinin bu kadar uzun olmasından dolayı eleştirmiştir. Aristo’ya göre “tek seferde topluca sahnelenen tragedyaların toplamına yakın bir uzunluk” uygundur, fazlasının gereksiz olduğunu belirtir. Antik Yunan’da tiyatro yarışmalarında bir günde 3 tragedya ve 1 satyrikon drama gösterildiği düşünüldüğünde, Apollonios’un eserini yazarken Aristoteles'in ölçütlerine uyduğunu söylemek yanlış olmaz. 7. Argonautika’nın Biçemi Hakkında: Homeros’un hem dilini hem de kurgusunu taklit ettiği görülse de, Rodoslu Apollonios döneminin en ilerici ozanlarından biridir aynı zamanda. Onlarca karaktere yer vermesine rağmen onların duygu değişimlerini ustaca resmetmeyi başarmıştır. Helenistik dönemin gözde kelimelerini kullanır ve tıpkı ustası Homeros gibi kimi zaman bir parantez açarak birçok detayı araya sıkıştırır. Bu sebeple kurgu ve hikâyecilik anlamında eleştiri oklarının hedefi olur. Medea ve İason’un aşkıyla antik çağdaki en büyük aşk öykülerinden birini etkileyici bir anlatımla ortaya koyar ve Yunan edebiyatında lirizmin kendinden sonraki en büyük temsilcisi olan
kamera
Longos
’a zemin hazırlar. "
kamera
Daphnis ile Khloe'nin Aşkı
" adlı eseriyle ölümsüz bir öykü yazan Longos’un ardından bu bayrak Antik Roma yazarlarına aktarılmıştır elbette. Apollonios’un ölümünün ardından Khares, Eirenaios ve Theon gibi dil bilimciler bu antik eseri incelemiş ve eşsiz bir anlatı olduğuna dair çıkarımlarda bulunmuşlardır. 8. Apollonios’un Esin Kaynakları: Homeros ve Öncesi: “Yiğitliğin büyük zorluklarla başardıklarını kelimeler çoğu zaman ortamı yumuşatarak daha kolay başarırlar.” (sayfa 95) Modern dünya edebiyatının oluşumu bir anda meydana gelmemiştir. Binlerce yıla yayılan bu sürecin en başında elbette Antik Çağ edebiyatı geliyordu. Sümer ve Babil yazmalarının ardından yavaş yavaş dünyaya yayılan yazının en sağlam duraklarından biri Antik Yunan’dadır. Edebiyatın, felsefenin ve bilimsel düşüncenin doğduğu ve geliştiği bu topraklarda birçok düşünce insanı yetişmiş ve gerek din gerek mitoloji gerekse de sözlü edebiyattan beslenerek çeşitli eserler üretmişlerdir. Onlardan biri de Rodoslu Apollonios'tur ve kendi yaşadığı çağdan önceki çağların yazınsal üretimlerine son derece hakimdir. Altın Post ve Argonotlar efsanesini tüm detaylarıyla kaleme alan Rodoslu Apollonios,
kamera
Homeros
sonrası Yunan edebiyatının en büyük isimlerinden biri olarak gösterilir. İlyada ve Odysseia destanlarının ardından edebiyat dünyası bir büyük destan daha kazanmış olur böylece. Hesiodos’un kaleme aldığı
kamera
Theogonia - İşler ve Günler
direkt bir öykü anlatımı gerçekleştirmediği için destan sınıfına alınmasa da, Homeros ile birlikte Antik Yunanistan’ın en eski yazılı metinleri arasında yer alırlar. Yunan Mitolojisi’nin ete kemiğe bürünerek somutlaştığı güçlü yazınsal metinler olarak günümüzde varlıklarını sürdüren bu destanlar, bütün dünya edebiyatına esin kaynağı olmuşlardır. Hesiodos'un yaşadığı çağ Homeros'tan 400 sene sonrasıdır. Rodoslu Apollonios’un yaşadığı çağ ise
kamera
Hesiodos
’tan yaklaşık olarak 400-450 sene sonradır. Zincirleme bir etkilenme söz konusudur. Bu durumda Apollonios’un kendinden önceki Yunan yazınına hakim olduğu söylenebilir. Önünde esinlenebileceği müthiş edebi kaynaklar bulunmaktadır. Bunlar arasında Yunanistan’ın büyük tragedya yazarları
kamera
Aiskhylos,
kamera
Sophokles
ve
kamera
Euripides
'in ve komedya yazarı
kamera
Aristophanes
’in eserleri de vardır elbette. Ve adı günümüze dek ulaşmamış olan diğer tragedya ve komedya yazarlarından bazılarını da yine okuduğunu ve oyunların sahnelerdeki temsillerini izlediğini kesin olarak ifade edebiliriz. 9. Düş mü, Gerçek mi?: " ...çünkü ölümden kaçınmak mümkün değildir. " (sayfa 179) Argo gemicilerinin efsanesi içinde barındırdığı birçok mitolojik öğeyle günümüz modern dünyası için çözümlemesi zor eserlerden biridir. Tıpkı Homeros eserlerinde olduğu gibi. Bunca kurgunun içinde bir miktar gerçeklik payı taşıdığını söyleyenler mi, tamamen gerçek olduğunu fakat içine mitolojik öğeler katıldığını belirtenler mi yoksa tamamının kurgu olduğunu ifade edenler mi haklı bilinmez fakat öykünün ilk büyük deniz maceralarından biri olduğu gerçektir. Akademisyen ve mitolog
kamera
Delmar Deforest Bryant
’a göre ise Tufan hikâyeleri ve Nuh’un Gemisi öykülerinden bozma bir öyküdür Argonotlar Efsanesi. Öykünün bir yerinde karşımıza çıkan “güvercin” detayı da yine Tufan Efsanesi’ni hatırlatan öğelerden biridir. Üzerine sayısız tez yazılıp sonsuz fikirler ortaya atılsa da bunlara net yanıt vermek zordur. Bu sebeple bu öyküden kendilerine romantik bir anlam çıkarmak isteyenleri de görmezden gelemeyiz. Aslolan gerçek ise Argonautika’da anlatılanların önce Yunan kültür ve geleneğine, ardındansa bütün dünya edebiyatına mal olduğudur. 10. Homeros Sonrası Dönemin En Büyük Mitolojik Destanı: Aslında Rodoslu Apollonios’un amacı da tam olarak budur. Büyük bir Homeros hayranı olan şair, İlyada ve Odysseia destanlarının ardından yaşadığı çağa dek başka bir destan yazılmadığını görür ve kendisi bu boşluğu doldurmak için eline kağıdı kalemi alır. Böylece antik dünyanın bir başka önemli mitolojik öyküsü ete kemiğe bürünmüş olur. Ustası Homeros gibi Apollonios da eserini şiirsel bir dille kaleme alır. Edebiyatın kurucu metinlerinin her zaman şiirsel bir üsluba sahip olması geleneği bu şekilde devam eder. Yalnızca Yunanistan’ın değil, yüzlerce ve binlerce yıl sonra oluşacak olan diğer ülke edebiyatlarının ilk eserleri de her zaman şiirsel olmuştur. Düz yazının oraya çıkması çok sonra yaygınlaşsa da, bunun da ilk örneğini yine Antik Yunan’da görürüz. Yukarıda da andığım Longos'un mitolojik eseri bu anlamda öncüdür. İncelemesi için bakınız: #162609961 11. Coğrafi Keşfe Dayalı Öyküler ve Argonautika: Homeros’un
kamera
İlyada
’sı, bir savaş destanıdır. Yunanistan ve Anadolu (o zamanki adıyla Küçük Asya) halklarını karşı karşıya getiren ve günümüzde Çanakkale sınırları içinde yer alan Troya’da gerçekleştiği rivayet edilen bu savaşın, 51 günlük bir zaman dilimi anlatılıyor. Tanrıların da müdahil olduğu bu büyük savaştan doğan Yunan Mitolojisi,
kamera
Odysseia
destanı ile de bir nevi devam etmiştir. Akhalı kurnaz savaşçı Odysseus’un eve dönüşü maceralarla dolu bir yolculuğa sahne olur. Bu destan, ilk yolculuk öyküsü değildir zira Odysseia’dan binlerce yıl önce kil tabletlere yazılan
kamera
Gılgamış Destanı
’nda Gılgamış’ın yolculuğuna şahitlik ederiz. Fakat Odysseia’nin öncülük ettiği tür ise coğrafyayı temel alan bir yolculuk olmasıdır. Odysseus’un evi İthaka’ya dönüşü hayali bir dünya üzerinde değil, bizzat bizim dünyamız üzerinde gerçekleşir. Bu efsanevi karakterin masalsı yolculuğunun rotası çizilerek modern dünyamızda da bazı gezginlerce yeniden yapılıyor. Coğrafi anlamda birçok yer ismine rastladığımız Odysseia’den sonra Herakles ve onun yaşadığı öyküleri de yine coğrafi keşifler sınıfına almak mümkündür. Roma Mitolojisi’ndeki ismiyle Hercule’ün görevleri, mitolojinin en çok anlatılan hikâyeleri arasındadır.
kamera
Sokrates
’in öğrencilerinden
kamera
Ksenophon
’un kaleme aldığı
kamera
Anabasis
’i de yine hem tarihi gerçekleri anlatması bakımından hem de antik Yunanistan ve Anadolu coğrafyaları üzerinde gerçekleşmiş olmasından dolayı kıymetlidir. Argonautika’da da bunu yaşarız. İason önderliğindeki kahramanlarımız Teselya kıyılarından yola çıkarlar ve günümüzde Çanakkale Boğazı olarak adlandırdığımız fakat antik çağdaki adı Hellespontos olan yerden geçerek yolculuklarına devam ederler. Ve yine günümüzde Gürcistan sınırları içinde yer alan toprak parçasına dek yolculuklarına devam ederler. Yol güzergahları ise elbette Türkiye toprakları içinde kalan bölgedir. Karadeniz’in kıyıya yakın kısımlarından ilerleyerek Gürcistan’a ulaşılır. Yolculuk esnasında Kyzikos gibi günümüzde “antik kent” olarak adlandırılan kentlerden geçerler ve bir dolu olay yaşanır. Tüm bu öykülerin ana noktası coğrafyadır şüphesiz. Henüz bilimsel ve felsefi düşünce ortaya çıkmamışken, var olan bilgilerle anlatılan yarı mitolojik yarı gerçekçi olan bu yolculuklar bir sis perdesi arasından gösterir dünyayı. Halikarnasoslu (Bodrumlu)
kamera
Herodotos
’un “
kamera
Tarih
” kitabının başında yazdığı gibi “insanlığın yaptıkları zamanla unutulmasın” diye yazılan ve gelecek çağlara ulaşarak değerlenen önemli metinlerdir hepsi. 12. Altın Post Nedir, Neden Önemlidir ve Neyi Sembolize Eder? “Dostlarım, bütün insanlar kibirli ve kendilerine yapılan iyilikleri görmeyecek kadar nankör değiller galiba.” (sayfa 62) Altın Post, Yunan Mitolojisi’nde zenginliği, gücü, iktidarı ve ihtişamı sembolize eder. 2 farklı kısma ayrılan Altın Post efsanesinin ilk ayağı Yunanistan’ın Boiotia kentinde başlar ve kralın ailesi içinde yaşanan bir öyküyle ortaya çıkar. İkinci ayağını ise uzun yıllar sonra Argo gemicilerinin Yunanistan’dan Kolkhis’e (Gürcistan) yapacağı yolcuğu oluşturur ve böylelikle efsane nihayete eder. Argonotlar Efsanesi'ne giden öykünün başlangıcı Yunanistan’da gerçekleşir. Boiotia’nın kralı Athamas’ın ilk eşi Nephele’den 2 çocuğu olur. Bunların isimleri Helle ve Phriksos’tur. Nephele ile araları açılan Athamas, Thebai Kralı Kadmos’un kızı İno’ya aşık olur. Nephele, eşinin başka bir kadınla evleneceğini sezer ve öfkelenir. Olimpos’a çıkarak tanrıça Hera’ya durumu bildirir. Zeus’un buyruğuyla gerçekleşen bu evlilik bitmek üzeredir ve Nephele çaresizce bir yardım arar. Hera, oluşması muhtemel bu evliliği lanetleyeceğini ifade eder. İno ile evlenen Athamas’ın 2 çocuğu daha olur ve ilk etapta günler mutlu bir şekilde geçer. Fakat kısa bir sonra üvey çocuklarını kıskanmaya başlayan İno, geniş ve kurnazca planını devreye sokar. Şehirdeki başka kadınlarla iş birliği yapan İno, tarlalardaki başaklarla oynar ve hasat zamanı geldiğinde işçi erkekler olan bitene anlam veremezler zira yaşanan bu olay, gıda tedariğinde sorunlara yol açacaktır. Kralın kulağına giden bu hadisenin ardından Delphoi kahinine başvurmaya karar verilir. İno’nun planında bu kısım da vardır elbette. Kahinin verdiği cevaba göre üvey çocuklarından biri Zeus’a kurban edilmelidir. İno, bunu 2 çocuk olarak değiştir ve çaresiz kalan Athamas, kabul etmek zorunda kalır. Çocukları Phriksos ve Helle’nin kurban edileceğini öğrenen Nephele tanrılara yakarır. Gözü yaşlı bir annenin çığlıklarına karşı koyamayan Zeus, gökten kanatlı bir koç gönderir. Altın postlu olan bu koç, iki kardeşi sırtına alarak uçmaya başlar. Çanakkale Boğazı üzerinden geçtiği sırada Hellen denize düşer fakat koç yolculuğuna devam etmek zorundadır. Helle’nin düştüğü boğaz o günden itibaren “Hellespontos” olarak adlandırılılr. Phriksos ise koçun sırtından denizleri aşarak Kolkhis ülkesine varır. Sağ salim ülkeye ulaşması sebebiyle altın postlu koyunu Zeus’a kurban eder ve postu ise Kral Aites’e hediye eder. Ülkede kalan ve kralın kızıyla evlenen Phriksos’un 4 oğlan çocuğu olur. 13. Önemli Bir Mitolojik Kahraman: İason Kimdir? Yukarıdaki olaylardan bir süre sonra Altın Post yeniden büyük bir efsaneye konuk olur. İolkos Kralı Kretheus ile Phriksos’un babası Athamas kardeştirler. Kretheus’un ölümünden sonra tahta İason’un babası Aison’un geçmesi gerekirken üvey kardeşi Pelias haksız bir şekilde tahtı ele geçirir. Kendisinin Poseidon’un soyundan geldiğini iddia eder ve güç kullanarak iktidar olur. Kehanetlere göre Pelias, kral soyundan ve ayaklarında sandalet olan biri tarafından öldürülecektir. Üvey kardeşi Aison’u öldürmeye cesaret edemeyen Pelias, eşiyle birlikte onu sefil bir hayata mahkum eder ve gözetiminde tutar. Bu sıralarda Diomedes adını verdikleri bir oğulları olur. Pelias, askerlerini bebeği öldürmek üzere görevlendirir fakat bebeğin ölü doğduğu haberiyle karşılaşır. Aison ise en çok güvendiği dostlarından biriyle oğlunu kırsal kesime gönderir ve eski dostlarından Kheiron’a teslim edilmesini sağlar. Kheiron, bilge olarak bilinir ve yarı at yarı insan bir canlıdır. Akhilleus ve Asklepios da dahil olmak üzere birçok soylu kahramanın eğitmenidir aynı zamanda. Pelion Dağı’nda, Kheiron gözetmenliğinde büyüyen ve geçmişine dair gerekli bilgileri edinen İason, büyüdüğünde İolkos’a doğru yola çıkar. İason, Kentauros Kheiron’un yanında geleneksel eğitimin yanı sıra tıp eğitimi de almıştır ve bu sebeple isminin anlamları arasında “tedavi eden, sağaltıcı” da yer alır. Argonotlar efsanesinden sonra Yunanistan’a dönen İason’un hayatının kalanı dramatik unsurlar içerir ve tragedya yazarlarının anlatılarına konu olan hüzünlü olaylar barındırır. 14. İason’un Altın Post’la Bağlantısı Nedir? İason, İolkos’a doğru giderken bir nehre denk gelir. Karşıya geçmeye çalışan yaşlı bir kadını sırtlayan İason, kadını karşı kıyıya geçirirken sandaletlerinden biri nehre düşer ve bir ayağı çıplak şekilde varır kente. Yaşlı kadın kılığına giren kişinin tanrıça Hera olduğu söylenir. Bu esnada kentte Poseidon ve Zeus başta olmak üzere birçok tanrıya bir sunu töreni düzenleyen Pelias, Hera’yı bu törende anmaz. Ayağının biri çıplak olan bu genç adamı gören Pelias kehaneti hatırlar ve harekete geçer. İason’un evinden çok uzaklara, geri döneceğine ihtimal dahi vermediği bir göreve gönderecektir. Bu görev, yıllar önce Kolkhis’e uçan koçun altın postunu alıp ait olduğu yere geri getirmektir. İason eğer başarılı olursa tahtı ondan alabilecektir. İmkânsız gibi görünen bu görevi İason kabul eder ama bu, tek başına kalkışabileceği bir şey değildir. 15. İki Farklı Yazarın Bakış Açısıyla Görevin İason’a Takdim Edilişi: Pelias’ın, İason’a bu görevi vermesi 2 farklı antik çağ yazarından şu şekilde aktarılır:
kamera
Apollodorus
’un
kamera
Bibliotheka
adlı eserinde kral genç delikanlıyı yanına çağırır ve ona, eğer bir kral olsaydı, birinin onu öldürmek istediğini öğrendiğinde ne yapacağını sorar. İason bu soruya yanıt olarak, tanrıça Hera’nın zihnine işlemesi sonucunda “altın post”u alıp getirirdim yanıtını verir. Bunun sonucunda kral “öyleyse git ve altın postu buraya getir” der. İason’un yolculuğu bu şekilde başlar. Bu kitabın yazarı
kamera
Rodoslu Apollonios
’a göre ise kralın düşüncelere daldığı ifade edilir. Deniz yoluyla çok uzaklara gitmesini sağlayacak ve eve geri dönememesine neden olacaktır. Bu sayede öldürülme korkusuyla yaşamayacak ve her şey onun için daha iyi olacaktır. Bir nevi baştan savma taktiğidir. 16. Argo Nedir? Geminin İnşasına Dair: Böylelikle büyük bir destanın oluşumuna şahitlik ederiz. İason’un yapması gereken tek şey kendisine sağlam bir gemi ve güvenilir mürettebat bulmaktır. Arayışlara başlayan İason bir gemi yaptırmaya karar verir. Büyük ve sağlam bir gemi yapmaya gönüllü olan kişi Yunanistan’ın en usta inşaatçısı Argos’tur ve bu nedenle gemiye de onun adı verilir. Tanrıça Athena’nın yönlendirmesi ve gözetiminde yapılan gemi hızını da yine Athena’da alır. “Argo” gemisiyle yolculuğa çıkan kişilere de “Argonotlar” denir ve bu da anlam itibarıyla “Argo denizcileri” demektir. 17. Argonotlar Kaç Kişiydi? "...Gelin bize yardımcı olun, altın postu Hellas'a götürmeyi çok istiyoruz." (sayfa 84) Gemide tam olarak kaç kişi olduğu çelişkilidir. Kimi kaynaklarda 64 kişi olarak yer alsa da, Apollonios 55 kişinin ismini sayar. Tüm listelerde ortak olan kişi sayısı ise 28’dir.
kamera
Mitoloji Sözlüğü
ile muhteşem biri işe imza atmış olan yazar, çevirmen, gezgin
kamera
Azra Erhat
da şu şekilde özetler Argo gemisini: “Kolkhis ülkesinde Altın Post'u aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemiymiş. onu yapan ustanın adı da Argos imiş.” İason’a katılmak için fazlasıyla istekli birçok Yunan genç vardır. Bu destansı yolculuk henüz başlamadan ülke genelinde bir hayli ses getirir. Yolculuğa katılacak olan kişiler birer birer gelirler ve her biri böylesine önemli bir görevde yer alacakları için mutludur. 18. Argonotlar Kimlerden Oluşur?: Argonotlar içinde çok önemli mitolojik simalar mevcuttur. Bunların en önemlisi şüphesiz bu görevle ölümsüzleşecek olan İason’dur fakat şanı İason’u da gölgede bırakacak birçok isim yer alır mürettebatta. Homeros’un İlyada’da destanlaştırdığı Troya Savaşı’nın en ünlü Akhalı (Yunan) savaşçıları Akhilleus ve Aias’ın babaları bu isimler arasında en başta anılması gereken isimlerdendir şüphesiz. Akhilleus’un babası Peleus ve Aias’ın babası Telamon bu göreve katılan kutlu isimler arasındadır. Yunan mitolojisinde müzikleriyle efsaneleşmiş olan Orpheus da İason’a yardım için ekibe katılır. Tragedya yazarlarından
kamera
Euripides
'in "
kamera
Herakles
" isimli oyunu da dahil olmak üzere onlarca mitolojik öyküde karşımıza çıkan efsanevi kahraman Herakles, Argonotlar’ın gücüne güç katar. Bir diğer önemli mitolojik kahraman Theseus ve Peirithoos sefere katılamazlar. Yeraltındaki ölüler ülkesi de denilen Hades’te mahsur kalırlar ve dışarı çıkamazlar. Hades tarafından cezalandırılan ikilinin Argonotlar’a katılamamasının kötü olduğunu söyler yazar Apollonios. Fakat bir başka Theseus kahramanların arasında yerini alır, bu kişi Atina Kralı olarak bilinen Theseus’tur. Polydekus ve Kastor da katılırlar ekibe. Zeus ve Leda’nın oğulları olan ikili yarı tanrıdır ve ölümsüzdürler. Poseidon ve Europe’nin oğlu Euphemos’a ek olarak Erginos ve Angaios da gemideki yerlerini alırlar ve gerek denizlerdeki maharetleri gerekse de savaşçı kimlikleriyle mürettebata ciddi katkılarda bulunurlar. Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite’in eşi, Zeus ve Hera’nın oğlu (ya da Hera’nın tek başına doğurduğu oğlu) tanrı Hephaistos’un oğlu olarak bilinen Palaimonios da Argo gemisine katılır. İleride Troya Savaşı’nda önemli bir rolle karşımıza çıkacak olan
kamera
Philoktetes
’in babası olarak bildiğimiz Poias ve tanrı Apollon’un oğlu olduğu söylenen, ismi “gören” anlamına gelen bilici/kâhin İdmon da yine Argo seferine katılanlar arasındadır. İdmon haricinde Amphiaraos ve Mopsos adlı iki bilici daha vardır ekipte. Kuzey rüzgârı olarak bilinen Boreas’ın oğulları Kalais ve Zetes de Argo mürettebatına adlarını yazdırırlar. Bu isimlerle birlikte Argo iyice güçlenir, daha başka birçok kişi yer alır ekipte ve yolculuk başlar. 19. Argonotlar’ın Motivasyon Kaynakları Nedir? Aralarında insan ve yarı tanrıların da bulunduğu onlarca yiğit, genç delikanlının bu zorlu göreve katılmasının başlıca nedeni elbette halk içinde şan ve şöhret elde etmektir. İdmon adlı bir genç seferde öleceğini kehanetle öğrenmesine rağmen kararından vazgeçmez zira aklındaki tek düşünce görevde başarılı olarak halkının gözünde ölümsüzlüğe ulaşmaktır. Yaşamdan daha önemlidir onun için bu görev. Herakles gibi büyük bir kahramanın amacı da yine başarılı görevleri arasına bir yenisini eklemek ve daha fazla ünlenmektir. Bir diğer önemli sebep ise Altın Post’un tüm dünyada büyük bir hazine olarak bilinmesi ve ilgi odağı olmasıdır. Herkesin elde etmek isteyeceği eşsiz bir objedir. Hiç uyumayan bir ejderha tarafından korunuyor olması da onu çekici kılan unsurlar arasındadır. Bir başka unsur ise Altın Post’un ait olduğu topraklara dönüşünü sağlamaktır. Var olan haliyle bir hırsızlık durumu söz konusudur ve milliyetçilik ekseninde bakıldığında Argonotlar’ın kendi ülkelerinin istikbalini düşündükleri söylenebilir. Böylelikle postu vatanlarına geri getirmek amacıyla kutsal bir yolculuğa çıkarlar. Liderleri İason’un tahtın gerçek varisi olduğuna inanan kahramanların siyasi nedenlerle onu takip ettikleri ve hukuk yolunu tercih ettikleri de net olarak ifade edilebilir. 20. Altın Post Efsanesi’nin 2. Perdesi: “Kralımız Zeus, Pelias şimdi ne düşünüyor acaba? Yiğitlerden olulan böyle büyük bir orduyu neden Akha topraklarının dışına gönderiyor? Aietes kendi arzusuyla postu vermezse bunlar bir günde sarayını yakıp yıkabilirler. Ama zorlu geçecek yolculukları ve çok zahmet çekecek bu işe kalkışanlar.” (sayfa 12) Böylece başlar Altın Post efsanesinin ikinci perdesi. Argonautika destanının odaklandığı kısım da tam olarak bu perdedir. Kolkhis’e kadar giden Altın Post ait olduğu yere, Yunanistan’a dönmelidir. İason liderliğinde yola çıkan Argo’da Yunanistan’ın en güçlü ve en ünlü kahramanları vardır. Yolculuk her ne kadar zor gözükse de, gözü pek ve tecrübeli kişilerden oluşan mürettebatın her türlü zorlukla kıyasıya savaşacağını tahmin etmek zor değildir. Yunanistan’da başlayan yolculuk Anadolu’da devam eder. Antik çağlardaki adıyla Küçük Asya’nın Karadeniz kıyılarına yakın bir şekilde ilerleyen Argo gemisi, günümüzde Gürcistan olarak bildiğimiz, eskiden Kolkhis adıyla varlığını sürdüren ülkeye varır. Varışla birlikte nihai hedef noktasına ulaşılsa da Altın Post’a ulaşmak sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Hiç uyumadığı rivayet edilen büyük bir ejderha Post’u korumaktadır. Bundan da önemlisi, ülkenin Kral Aietes’i aşmak gerekmektedir. Kralın kızı Medea’yla da işte tam olarak bu noktada tanışırız. Kahramanlarımız Kolkhis’te, en az yolculukta yaşadıkları kadar çok olay yaşarlar ve Medea’nın sayesinde bir şekilde Altın Post’a ulaşırlar. Fakat işin bir de dönüş boyutu vardır. Benzer tehlikelerle karşı karşıya kalacakları muhtemel dönüş yolculuğu da en az gidiş yolculuğu kadar heyecanlı olaylara sahne olur. 21. Kaptanın Seyir Defteri: Yolculukta Yaşananlara Dair veya Anadolu’daki Uygarlıklara Konuk Olmak: "Argo demirden yapılmış bile olsa kayalardaki kötü kaderden kurtulamazsınız." -Phineus (sayfa 58) Yolculukta birçok olay yaşanır. Kahramanların ilk durağı Lemnos Adası olur. Burada karşılarına kadınlardan oluşan bir topluluk çıkar. Onları aldattıkları gerekçesiyle erkelerin hepsini öldürmüşlerdir. Fakat Argonautlar'a iyi niyetle yaklaşırlar. Hypsipyle önderliğindeki kadınlar gemicileri misafir ederler ve hatta onlarla yakın ilişkiler kurarlar. Ardından, Çanakkale Boğazı olarak bildiğimiz ve antik çağdaki adı Hellespontos olan yerden geçerler. Altın Postlu koçun Helle ve Phriksos’u sırtında taşırken Helle’yi düşürdüğü yerdir burası. Bir sonraki durakları ise günümüzde Erdek ve Bandırma sahillerine denk gelen bölgedir. Antik çağda Kyzikos adlı bir kent vardır burada ve kent ismini kralları Kyzikos’tan alır. Dolionlar’ın ülkesi olarak belirtilir ve topraktan çıkan devlerle birlikte barış içinde yaşayan bir halk oldukları söylenir. Bir sonraki durak Bythynia kıyısıdır. Kios şehri yakınlarındaki yarımada olarak tarif edilen şehirde Mysialı olarak adlandırılan halk yaşamaktadır. Bu bölge günümüzde Mudanya civarlarına denk düşmektedir. Burada Herakles ve Polymhemos geride bırakılır ve kısa bir süre sonra farkına varılır. Herakles’in geride bırakılışı başta İason olmak üzere mürettebatın moralini bozsa da, geri dönecek vakitleri yoktur ve yolculuk devam etmek zorundadır. Bebrykos kralı Amykos’un ülkesine varırlar. Günümüzde Beykoz-Kadıköy civarına denk gelir. Amykos, kahramanlara meydan okur ve içlerinde onunla tek tek dövüşe çıkacak biri olup olmadığını sorar. Polluks bu görev için gönüllü olur ve kralı yener. Ardından büyük bir meydan muharebesi başlar. Kralın askerleri ve kahramanlar arasında gerçekleşen kavgada Argonotlar galip gelir ve yola koyulurlar. Rüzgârın etkisiyle Trakya kıyılarına savrulur gemi. Bithyn toprakları olarak adlandırılan yere gelen Argo, burada Kral Phineus’la karşılaşır. Harpyia kuşlarının da müdahil olduğu bir dizi olay yaşanır. Kral bu kuşlardan rahatsızdır ve Argo gemicileri onun bu sorununa çözüm bulurlar. Karşılığında ise kraldan yolculuklarının kalan kısımlarına dair kehanetvari bilgiler edinirler. Yola koyulan Argo için sırada herkesin korktuğu ve yolculuğun en tehlikeli kısmı olacağı söylenen Symplegadlar vardır. İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açılan kısmında “çarpışan kayalar” adıyla bilinen bu yer gemiciler için ölümcül bir tehlike anlamına gelir. Argo gemicileri biraz şans biraz da beceri sayesinde bu tehlikeli kısımdan geçerek yolculuklarına devam ederler. Artık karşılarında uçsuz bucaksız Karadeniz uzanmaktadır ve kıyıya yakın bir şekilde ilerlemeyi tercih ederler. Yeraltı’nın tanrısı Hades’in topraklarına inilen yerden de geçer Argo ve savaşçı kadınlar olarak bilinen Amazonlar’ın ülkesine yakın bir noktadan da geçilir. Uygun bir batı rüzgârının gemiyi kıyıdan uzak tutması olası bir çatışmayı önlemiş olur. Bir sonraki durak ise Chalyberler’in ülkesidir. Ondan sonra ise Aretia ya da Ares Adası olarak bilinen adaya varırlar. 22. Altın Post’un Memleketi Kolkhis’e Varış: Ufukta Kafkas Dağları’nın zirveleri gözüktüğünde kulaklarına bir çığlık sesi gelir. Bu şüphesiz ki Zeus tarafından cezalandırılan Prometheus’un sesidir.
kamera
Aiskhylos
’un
kamera
Zincire Vurulmuş Prometheus
adlı eserinde detaylıca ele aldığı Prometheus, tanrılardan ateşi çalarak insanlara armağan eden biridir. Bunun sonucunda cezalandırılmış ve Kafkas Dağları’na zincirlenmiştir. Bir kartal ise her gün ciğerini yemekle görevlendirilmiştir. Argo gemisi üzerinde uçan bu kartalı da kahramanlarımız görürler ve hemen sonrasında nihai hedeflerine varırlar. Phasis Nehri'nin ağzında bulunan Kolkhis ülkesine adım atarlar. Ülkenin başkenti Kytae’dir ve Kral Aietes ile görüşmek üzere karaya ayak basılır. Yapılan plan gereği herkes gemiden ayrılmaz. Ve öncelikli olarak Altın Post’u kraldan kibarca rica etmeleri konusunda fikir birliğine varırlar. 23. Kral Aietes’in İason’la Anlaşması: “Burada görüntüsü dehşet saçan bir ejderha etrafını gözetleyerek bir meşenin tepesine serilmiş koç postunun yanında nöbet tutar. Ne gece, ne de gündüz yorulmak bilmeyen gözlerine uyku hâkim olmaz.” (sayfa 60) Aietes, Altın Post’u ancak onun istekleri yerine getirilirse vermeye razı olur. İason’un ejder ve boğalarla mücadele etmesi gerekmektedir. Yüzüp yüzüp kuyruğuna gelen İason şartları kabul edip savaşmaya hazırlanırken Aietes’in küçük kızı Medea’yı bulur karşısında. Medea ona yardım edeceğini söyler ve büyüleriyle birlikte destek olur. İason’a verdiği merhem sayesinde yara almamasını ve galip gelmesini sağlar. Buna rağmen Aaietes Altın Post’u vermeye yanaşmaz ve Argonotlar’ın gemisini yakarak ordusuyla bütün tayfayı öldürmeyi amaçlar. Yine Medea’nın devreye girmesi sonucunda İason ve diğer kahramanlar ortalık savaş alanına dönmeden yelken açmayı başarırlar. Altın Post, bir ejderhanın koruduğu kutsal sunaktan alınmış ve Yunanistan’a doğru yola çıkılmıştır. 24. Medea Kimdir? Altın Post’la İlişkisi Nedir? Medea, Kolkhis ülkesinin kralı Aietes’in küçük kızıdır. Argo gemisiyle birlikte ülkelerine gelen kahramanların lideri İason’a aşık olan Medea, gemicilerin ele geçirmek istediği Altın Post konusunda onlara yardımda bulunur. Medea’nın yardımları sayesinde hedefine ulaşan İason, dönüş yolculuğunda onu da yanına alır ve Yunanistan’a varır varmaz eşi olacağının garantisi verir. Birbirlerine olan aşkları sayesinde Altın Post yeniden ait olduğu yere döner ve Medea ile İason evlenirler. Böylece artık bir Yunan gelini olan Medea için yepyeni bir hayatın kapıları aralanmış olur. Vatanından ayrılmayı göze alan Medea, bundan böyle mitolojinin hem korkulan hem de gözü yaşlı kadınları arasında yer alacaktır. Yunanistan’a büyük hayallerle varan Medea’nin hayatı bir süre sonra alt üst olacaktır. Medea aynı zamanda büyücü olarak da anılır. Romalı şair
kamera
Ovidius
'a göre İason'la Yunanistan'a döndükten sonra İason'un babası Aison'u diriltmiş ve hatta bir iksirle de gençleştirmiştir.
kamera
Hesiodos
'a göre ise Medea bir tanrıçadır.
kamera
Theogonia - İşler ve Günler
adlı eserinde bu şekilde bir açıklama getirir Medea'ya. Antik Yunan’ın bir diğer büyük tragedya yazarı
kamera
Euripides
'in "
kamera
Medea
" adlı yapıtı bu konu üzerine odaklanır ve Medea ile İason’un Argonautika’da anlatılmayan hayatlarını gözler önüne serer. Ardından Antik Roma’nın en büyük tragedya yazarları arasında andığımız
kamera
Seneca
da bu hüzünlü kadının öyküsünü "
kamera
Medea
" adlı oyununda kaleme alır. Aradan geçen binlerce yılda daha birçok yazar tarafından kullanılan ve atıfta bulunan bir karakter olan Medea'nın öyküsü modern çağlardaki yazarları da etkilemiştir.
kamera
Christa Wolf
'un "
kamera
Medea. Sesler
" adlı yapıtı konuya dair küçük bir örnektir sadece. 25. Altın Postun Ele Geçirilişinin Ardından Eve Dönüş Yolculuğu: “…gelin yatıştırıcı şarkılarla ruhumuzu dinlendirelim…” (sayfa 116) Teselya’daki bir limandan yolculuğa başlayan Argo, Kolkhis kıyılarına uzun bir yolculuk ve zorlu koşulların ardından ulaşır. Dönüş yolculuğu da yine aynı güzergâhtan sağlanacaktır ve amaç sağ salim Yunanistan’a dönebilmektir. Fakat elbette işler yolunda gitmez. Dönemin coğrafya bilgilerine göre Tuna Nehri’nin ağzına geldiklerinde sürüklenirler ve Adriyatik Denizi’ne dek giderler. Bambaşka bir dönüş yolculuğu Argonotlar’ı beklemektedir. Mitolojide Medea’nın halası olduğu söylenen ve Homeros'un Odysseia destanında da büyük bir rolü olan büyücü Kirke’nin yaşadığı yere giderler. Dönüş yolculuğunda kardeşi Apsyrtos’u öldüren Medea bu suçtan arındırılsa da, Kirke, İason ve dostlarını konuk etmek istemez. Mürettebat Sirenler’in adasının yakınlarından geçerken devreye Orpheus girer ve harikulade müzikleriyle bu yaratıkları etkisi altına alır. Büyülenen canavarların sesi gemi mürettebatına zarar veremez. Hera’nın korumasıyla birlikte Kharybdis ve Skylla uçurumlarını hasar almadan geçen Argo bu kez de yakalandığı fırtınayla birlikte Libya kıyılarına dek gider. Bir sonraki durak ise Girit Adası’dır. Bu adada yaşadığı söylenen Talos adlı bir devle mücadele ederler. 26. Argonotlar’ın Antik Çağ Yazarlarındaki Yansıması #1: Antik Yunan Argonotlar Efsanesi
kamera
Homeros
’un destanlarından sonra yazılmış olmasına rağmen, kronolojik olarak onlardan çok önce yaşanmış bir dizi olayı konu edinir.
kamera
İlyada
’da karşımıza çıkan genç, cesur ve atik savaşçıların bir nesil öncesinde yaşayan kişiler mevcuttur Argonautika’da. Homeros da hem İlyada’da hem de
kamera
Odysseia
’de Argo’ya, geminin mürettebatındaki bazı isimlere ve yaşanan bazı olaylara atıfta bulunur. İlyada’da İason ve Hypsipyle’nin oğlu Euneos’tan bahseder. Odysseai’de ise Kirke’nin ağzından Argo gemisini ve onun büyük zorluklarla geçtiği “çarpışan kayalar”ı anlatır. Homeros’tan yaklaşık 400 yıl sonra yaşamış olan
kamera
Hesiodos
ise
kamera
Theogonia - İşler ve Günler
adlı eserinde İason ve Medea’ya dair bilgiler verir. Medea’nın tanrıça olduğunu ifade eder. Antik çağda yaşamış ve eser vermiş yazarlardan biri olan Eumelos, “Korinthiaka” adlı yapıtında, Karkinos ise “Naupaktia Epe” adlı yapıtında Argonotlar’dan bahsederler. Mimnermos,
kamera
Simonides
ve Pherekydes adlı şairler de bazı şiirlerinde efsaneden bahsederler. Yunan şiirinin en büyük isimleri arasında yer alan
kamera
Pindaros,
şiirlerinden birinde (incelemesi için bakınız: #151815757) İason’un çağrısıyla toplanan kahramanların isimlerini sayar. Antik Yunan tragedya yazarlarından
kamera
Aiskhylos,
kamera
Euripides
ve
kamera
Sophokles
de bazı eserlerinde efsaneye atıfta bulunurken bazı eserlerini ise dolaylı yoldan efsaneye bağlarlar. Aiskhylos’un Argo, Lemnoslu Kadınlar, Phineus, Hypsipyle ve Kabeiroi adlı tragedyaları, Euripides’in de
kamera
Medea
adlı tragedyası Argonotlar efsanesi yaşanırken ve sonrasında geçen bir dizi olayı baz alırlar. Euripides’in ayrıca günümüze ulaşmamış olan Peliades ve Hypsipyle adlı tragedyaları ve okuma şansına erişebildiğimiz
kamera
Alkestis
adlı tragedyaları da bu konuya değinirler. Bu açıdan bakıldığın Euripides’in Argonotlar Efsanesi’ne özel bir ilgisi olduğunu söyleyebiliriz. Antimakhos adlı antik çağ ozanı Lyde adlı eserinde, Hekataios, Hellanikos ve Timaios adlı yazarlar da kimi eserlerin de yine bu büyük destandan yararlanırlar. 27. Argonotlar’ın Antik Çağ Yazarlarındaki Yansıması #2: Antik Roma: Argonatuika’nın Latin dünyasında tanınmasını sağlayan ve çeviren kişi Varro Atacinus’tur. Klasik Yunan edebiyatını İskenderiye Kütüphanesi sayesinde tanıyan ve seven Romalı yazarlarlardan
kamera
Vergilius
’un ünlü
kamera
Aeneas
destanındaki etkileyici aşk sekansları Argonautika’daki Medea ve İason aşkını çağrıştırır ve Vergilius’un Dido’sunun esin kaynağının Medea olduğu söylenir. Bir diğer büyük Romalı şair
kamera
Ovidius
’un da esin kaynakları arasında Rodoslu Apollonius’un bu eşsiz efsanesi yer alır. M.S. 1. yüzyılın sonlarında İmparator Vespasian’ın saltanatı sırasında yaşamış olan Romalı şair Valerius Flaccus, Argo denizcilerine dair bir şiir kaleme almıştır. “Argonautica” adlı bu epik şiir ne yazık ki tamamlanamamıştır ve Türkçe çevirisi ise henüz yapılmamıştır. Yaklaşık 400 yıl önce Rodoslu Apollonios’un yazdığı Argonautika adlı bu destanla aralarında birçok farklılık vardır. Bir diğer önemli Romalı yazar ise elbette
kamera
Seneca
’dır. Stoacı filozof, devlet adamı, şair ve yazar Seneca, felsefi ve siyasi eserlerinin yanı sıra Antik Yunan tragedya yazarlarından esinlenerek tragedyalar da yaratmıştır. Yunan ve Roma mitolojisi ekseninde yazdığı tragedyalar arasında
kamera
Medea
ismini taşıyan eseri bizzat Argonotlar efsanesiyle ilintilidir zira Medea, Argonotlar’ın lideri İason’un nikahlı eşi olarak Yunanistan’a ayak basmıştır. Tragedya, bu zaman diliminden sonra yaşananlara odaklanır. 28. Türkiye'de Yayımlanan Argonautika Baskıları Hakkında Kısaca: Argonotlar'ın öyküsü Türkiye'de bugüne dek 4 farklı yayınevi tarafından yayımlandı. İlki 2008 yılında Bilgin Adalı çevirisiyle Argo Gemicilerinin Destanı adıyla Yapı Kredi Yayınları etiketiyle çıkmıştı. Pinhan Yayıncılık ise 2019 yılında Nur Nirven çevirisiyle yayımlamıştı. 2021 yılına geldiğimizde Kapra Yayıncılık özenli ve geniş bir çalışmayla yayımladı Argonautika'yı. 2 cilt şeklinde, açıklamalar ve sözlükle birlikte yayımlanan bu baskının çevirmenliğini Sema Sandalcı üstlenmişti. Kapra ve Pinhan'dan önce ise Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi kapsamında yayımlanan Argonautika Yunanca aslından Ari Çokona tarafından Türkçeleştirilmişti. Ben de okurken bu baskıyı tercih ettim. 29. Son Söz: Özetle, Antik Çağ’ın en önemli edebi eserlerinden olan Argonautika, Yunan Mitolojisi’ni temel alan önemli bir destandır. Günümüz edebiyatını fazlasıyla etkileyen bu kadim eseri her edebiyatsever okumalıdır. Öncesi veya sonrasında Homeros eserleri de okunarak mitolojiye daha fazla hakim olunmalıdır zira Apollonios'un en büyük esin kaynağı ve ustası olarak gördüğü, öykündüğü isim Homeros'tur. Antik Yunan edebiyatının olmazsa olmazlarından tragedyalar ve komedyaları da unutmamak gerekir tabii ki. Bu sayede antik çağdaki eserlerin tümüne hakim olarak günümüz edebiyatını ve yazarlarını daha iyi çözümleme şansına erişmiş oluruz. Keyifli okumalar dilerim. “Yok eden ve yıkım getiren sadece hastalıklarla darbeler değilmiş, yıkım uzak mesafeden de gelebilirmiş.” (sayfa 185) Kaynakça: Schwab, Gustaw, Klasik Yunan Mitolojisinin En Güzel Efsaneleri 1. Çev. Devrim Doğan Yüzer. İzmir: İlya İzmir Yayınevi, 2004. (
kamera
Klasik Yunan Mitolojisinin En Güzel Efsaneleri 1
) Bulfinch, Thomas, Bulfinch Mitolojileri. Çev. Aysun Babacan, Bora Kamcez, Berk Özcangiller. İstanbul: Pinhan Yayıncılık, 2011. (
kamera
Bulfinch Mitolojileri
) Euripides, Medea. Çev. Ari Çokona. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014. (
kamera
Medea
) Seneca, Medea. Çev. Çiğdem Dürüşken. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007 (
kamera
Medea
) Erhat, Azra. Mitoloji Sözlüğü. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1972 (
kamera
Mitoloji Sözlüğü
)
kamera
Argonautika
kamera
Rodoslu Apollonios
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.6/10 · 63 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
8,3bin öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;