Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·190 syf.··
2023 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2023 16:38
KNUT HAMSUN- AÇLIK Öncelikle hepinize merhabalar, kitap dostlarım. Bugün sizlere Norveç' li yazar Knut Hamsun tarafından yazılmış Açlık kitabının incelemesini yapacağım. Öncelikle kitabın konusuna bakacak olursak; kitabımız fizyolojik açlıktan ve açlığın etkilerinden bahseder. Baş karakterimiz, farklı bir karakterdir ve zor şartlarda yaşama tutunmaya çalışmaktadır. Açlığın sınırları ne kadar zorlanabilirse bu kitapta o kadar zorlanmış durumda karşımıza çıkmaktadır. Yazar açlığı anlatırken karakterin iç dünyasını da bizlere yansıtmaktadır. Açlık, duygusal açlık, utanma, mahçup olma gibi duygular harika bir şekilde bizlere sunulmuştur ve okurların empati duygusunu geliştirir niteliktedir. Karakter, farklı bir karakterdir ve asla nerede ne tepki vereceğini kestiremediğim bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. Kitap dili , konusu ve konunun işleyişi bakımından oldukça hayatın içinden gelmektedir ve bizlere aç insanların halinden anlamamıza olanak sağlamaktadır. Kitabın dil ve anlatımına bakacak olursak; dili akıcı diyebileceğim türden, anlatımı yeterince açık ve anlaşılır. Ben konusunu, konunun işleyişini beğendim ve iyi ki bu eseri okumuşum dedim. Empati duygumu geliştiren bir eser olduğu için de sevdim. Sizlerde empati duygunuzu geliştirmek, aç insanların halinden anlamak isterseniz bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Okuyacak olan tüm kitap dostlarıma şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Elips Yayınevi · 201035,6bin okunma
Puan vermedi·190 syf.··
2020 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2020 23:25
Merhaba 1k Ailesi ! Açlığın ve insan psikolojisi üzerine etkilerinin anlatıldığı eşsiz bir eser ; Açlıkla boğuşan, ölümle burun buruna gelen, onurunu kaybetmektense hayatını kaybetmeyi göze alan, deliliğin sınırlarında dolaşan bir adam. Bu adam, siz ne kadar bitirmek isteseniz de hayatın devam ettiği gerçeğini yüzümüze acımasızca vuruyor.Okurken hüzün duydum açlık hissini iliklerime kadar hissettim fakir ve gururlu bi yazarın hazin öyküsü açlığın sefaletin insanı ölüm orucuna nasıl mecbur bırakıldığı romanda, kahramanın açlığı öyle bir raddeye varır ki, okurken tüylerimiz diken diken olur. Parmağından kanını emmesi, köpeği için bir kasaptan rica ederek aldığı birkaç kemiği gizli gizli kemirerek karnını doyurmaya çalışması (Beni en çok etkileyen bu bölüm oldu) parası olduğu nadir günlerden birinde bir lokantada yediği yemeği midesinin kabul etmemesi üzerine kusması okuyucuda tarifi mümkün olmayan hisler oluşmasına neden olur. Açlığın insan üzerindeki etkilerini oldukça başarılı şekilde anlatarak, okuyucuyu kendi iç dünyasına davet eder. Açlık; her türlü olumsuz koşullara, hatta en kötülerine; açlığa, evsizliğe, soğukla mücadelelere rağmen yazmaktan vazgeçmeyen bir idealistin romanıdır. “İnsanın birazcık ekmeği olsa! Sokaklarda ısıra ısıra gidebileceği, bir küçük nefis çavdar ekmeği!”  Halbuki bizim ne bitmez tükenmez isteklerimiz varmış küçük şeylerden mutlu olmayi bilmeyen gözü aç bi neslin çocuklarıyız hiçbir şeye ihtiyacımız yokken bile bir çok şeye ihtiyacımız var. Rabbim bizi ıslah etsin. Keyifli okumalar.. Knut HamsunKnut Hamsun AçlıkAçlık
1000Kitap
AçlıkKnut Hamsun · Elips Yayınevi · 201035,6bin okunma
10/10
·190 syf.··
2021 22. kitabı
Nasıl bir sergüzeştin içine düşmüşüm öyle. Açlığı hissetmemek elde değil. Gerek fiziksel gerekse ruhsal olarak müthiş hissediyorsunuz. Şimdi kısaca karakterimizden bahsetmek istiyorum; bir adam. Kendisi fazlasıyla ince düşünceli ve duygusal üstelikte zeki birisidir. Ne birilerine borçlu kalmaktan hoşlanır ne de kendisi hariç birilerinin aç kalmasından. Sürekli mücadeleci bir ruh halinde olmaktan zaman zaman yorulduğunu hissedersiniz, dinlenmeyi hiçbir şey olmadan öylesine sokaklarda dolaşmayı istediğini sezersiniz. Fakat hayat kendisine o şansı tanımaz ki sırf bu sebepten çoğu zaman isyan eder. Ama nasıl etmesin ki? Açlıktan bağırsakları karnında yılanlar gibi düğümlenir, yer yer kusar ve tüm bunlara karşın çaresizce ağlar. İşte tüm bunlara siz de isyan edebilirsiniz ve bunalımdan bunalıma girebilirsiniz. ••• Ah öylesine ince ruhlu bir insandın ki! Başını yumuşacık yastıklara koymayı ve istediğin yiyeceklere kavuşmayı hak ettiğini tüm kalbimle hissettim :) Sonundan bahsetmiyorum bile, yılmamak, gelecek bir mucizenin meyvesidir bence. Derinden etkiledi, okumanızı öneriyorum cidden.
AçlıkKnut Hamsun · Elips Yayınevi · 201035,6bin okunma
10/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2024 22:34
●Açlık mı gurur mu sizce daha ağır basıyor, diye bir soru geldiğinde acaba tepkiniz ne olurdu? Kahramanımız ise bu sorunun cevabını eserde anlatıyor bizlere. ●İnsanlar dünya kurulduğu andan itibaren yemek ve barınak için çoğu şeyi yapmışlardır ve çoğu şeyden de vazgeçmişlerdir. Kahramanımız olan delikanlı da değer yargılarından vazgeçmemek uğruna çok çabalamış, sürekli gelgitler yaşamıştır. Ama sonuç olarak o da bir insan... ●Delikanlımızın tek tutkusu yazmaktır ve yazdığı yazıları ise kitabevine postalar. Ve oradan gelen parayla da yaşamaya çalışır. Yalnız para bittiğinde ise ne olacak? Sokaklarda açlıkla imtihan edecektir. Başına ne gelirse gelsin asla " Yerlerin ve göklerin tek yaratıcısına" hep dua eder, sonra bu siteme döner ve daha sonra da çektiği acilsr yüzünden Ona sırtını tamamen döner ve ilk sahtekarlığını yapar. Ama yine de vicdan azabı duyup itiraf eder kötülüğünü. Her yerden bir darbe almıştır aslında. Kendi yaralarını sarmak olur. Bir yandan açlık bir yandan sevdiği kadının onu istememesi dengesini tamamen bozar. Kendinden ve akıl sağlığından şüphe duyar. ●Kitabın sonunda ise artık yazmayı bırakıp, karadan uzaklaşarak gemide çalışmaya başlayacaktır. ●Kendi duygularıma gelecek olursak; kitaptan çok etkilendim. Bizler aslında ne nankörü. Aslında bu eser bize empati yaptırmak için yazılmıştır. Herkes evinde çeşit çeşit yerken dışarıda binlerce insan bir kırıntı için mücadele edip, değer yargılarını kaybediyor yada gelgitler yaşıyor. Psikolojik olarak ağır bir kitap. Okurken hee defasında içim içimi yedi üzüntüden. Ve her zaman derim; Rabbım hiç kimseyi açlıkla terbiye etmesin!!!
AçlıkKnut Hamsun · Elips Yayınevi · 201035,6bin okunma
10/10
·190 syf.··
2021 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2021 07:57
Yokluğun baz alındığı kitapları farklı duygularla okuyorum nedense. Günlerdir ağıza konulmayan bir yemek, sokak çeşmelerinde içilen su, geceleri onlarca kez dondurucu soğuktan uyanıp küfürler eşliğinde edilen serzenişlerin günümüzde bile hala sürdüğünü bildiğimden tek solukta okuyup halime şükürler etmek için ellerimi semaya kaldırıyorum. Her ne kadar kitaplarda yazılı olsa da o zamanlarda kendi yaşatısından eserlerine pay çıkaran Knut Hamsun'a bu çarpıçı eseri yüzünden teşekkür ederim. Neden teşekkür ettiğimi ancak okuyarak anlayabilirsiniz, iyi okumalar dilerim..
Felsefe
AçlıkKnut Hamsun · Elips Yayınevi · 201035,6bin okunma
9/10
·190 syf.·
2023 1. kitabı
''Açlık'' bu kadar iyi anlatılamazdı sanırım. Baş kahramanı yazar olan kitaplara karşı ayrı bir sempati besliyorum. Belki de her zaman kafamın bir köşesinde kitap yazma düşüncesi olduğu içindir. Süslü kelimeler, sonu bitmek bilmeyen benzetmeler ve tarifler kafa şişiren aforizmalar yok bu kitapta. Açlık iliklerinize kadar işliyor fakat umudunuzu asla yitirmiyorsunuz.
İnceleme
AçlıkKnut Hamsun · Elips Yayınevi · 201035,6bin okunma
İnsanın açlığıyla savaşmasının kitabı...
8/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2018 103. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2018 23:32
Açlık duygusu insanı insanlıktan çıkarabilecek ölçülere getirebilecek bir duygudur. Kitaptaki karakterimiz açlığıyla savaşırken aynı zamanda onuruyla da savaşıyor. Alçalıp yanlış şeyler yapmak istemezken bir yandan da yapmak istiyor. Anlıyoruz ki açlık, insanı insanlık çizgisinde dolaştırıyor. O çizginin ötesine geçmek mi? yoksa gerisinde kalıp ölümü beklemek mi? Ayrıca yoksulluğun verdiği duygu karmaşasını net şekilde görüyoruz. Bana göre bu kitabı anlamak için sadece okumak yeterli değil. Bu kitabı anlamak için aynı zamanda bu açlığı yaşamakta gerekli. Dünyada bu duyguyu yaşayan kimse kalmaması dileğiyle...
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Elips Yayınevi · 201035,6bin okunma
Hiç Yokluk Nedir?
8/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2022 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2022 18:11
Bu kitaba iyi bakmanızı ve adının anlamını iyi kavramanızı istiyorum. Çünkü adının tam olarak anlamını o soğuk çaresizliğini ve hüznünü iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir kitap… Hepimiz aile büyüklerimizden dinlediğimiz yokluğu biliriz hatta bazılarımız bu yokluk tabirini görmüş geçirmiş insanlarız fakat bu kitapta hiç yokluğu göreceksiniz. Koskoca şehirde adeta hayatta kalma mücadelesine bizi de katan ana karakterimizin her bir günü belirsiz ve her bir günü çaresizlikler içinde geçiyor. Hatta yetmiyor gönül böyle bir anda bile ferman dinlemiyor umutsuzlukla dolu bu hayatı daha da içinden çıkılmaza sürüklüyordu… Ana karakterle beraber o hiç yokluğu, bizim her zaman görüp geçirdiğimiz soğuk havaların bambaşka bir boyutu ve bambaşka bir hikayesiydi, doğrusu empati duygusunun vermiş olduğu baskınlıkla içim sıkılsa da darlansa da çok sevdiğim her baktığımda bende burukluk bırakacak bir kitap oldu. Her duyguyu içten ve yoğun yaşamak sanırım bir noktadan kötü olabiliyor:) okuduğunuz için teşekkür eder ve iyi okumalar dilerim…
Hayat
AçlıkKnut Hamsun · Elips Yayınevi · 201035,6bin okunma
Norveç’in gururusun Knut’çuğum
8/10
·158 syf.·
2019 18. kitabı
İlk başta ağır bi melankoli çarpıyor yüzünüze eğer alışırsanız sonra çok tatlı geliyor. Beyfendi depresif bir karakter yazmış. Eğer psikolojik rahatsızlığınız varsa ya da depresifseniz okumayın :D şaka. O kadar da değil ama adam hem yazar olmak için geliyor hem de cebinde beş kuruşu yok yani zor bi hayat bana tıpkı Jack London’ın Martin Eden’i hatırlattı. -eğer önceki incelemelerime bakarsanız Jack’e aşık olduğumu görürsünüz e Jack de Martin Eden’da kendisini anlattığı için dolaylı olarak Martin Eden’a da aşığım. Ayrıca bitmesin diye hala son yirmi sayfasını okumuyorum.- betimlemelerine hayran kaldığımı söylemem lazım zaten yazarın en ünlü eseri bu tabi ki de kötü olmayacak. Adam Nobel kazanmış bu kitap sayesinde. 158 sayfa size 200 sayfa gibi gelebilir çünkü dolu dolu bi anlatım var. Şans eseri okudum aklımda yoktu ama iyi ki de okumuşum beğendim.
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Elips Yayınevi · 201035,6bin okunma
8/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2019 52. kitabı
Norveçli yazarımız; bu kitabında fakirliğin en alt seviyesini yaşayan baş kahramanımızı yazarlıkla geçimini sağlamakla çalıştırmaktadır...Aslında biraz da kendini anlatmış ne dersiniz?...Ruhsal ve fiziksel olarak kahramanımızı ustalıkla kaleme almış...
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Elips Yayınevi · 201035,6bin okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.