"Yani aslında ben de o kız gibi büyüler falan hayal etmedim elbette..." dedi. "Ama düşündüm ki, her dileğimi yerine getirebilecek güçte bir koca, pek de o kadar kötü sayılmaz. Yaşlı olması neyi değiştirir ki? Ben zaten kimseyi sevecek değilim bundan sonra."
"Önce çok korkmuştum kendimden onca yaş büyük biriyle evlenmekten. Hani bana çocukken anlattığınız bir masal vardı ya; hani çirkin bir canavar genç bir kıza âşık olmuş, onunla evlenmek için satın almak zorunda kalmış... İşte öyle hissetmiştim kendimi. Canavara satılan o kız gibi... Sonra... Tam bilemiyorum ama masalın sonunu da hatırladım galiba. Hani canavar meğerse canavar değilmiş de evlenince büyü bozulup yakışıklı bir prense dönüşmüş ya..."
Kısa bir sessizlik anında baba kız bakıştılar. İkisi de karşısındakinin ruhunda fırtınalar koptuğunu, fikirlerinin doğruluğunu kabul ettirmedikçe rahat edemeyeceklerini biliyorlardı. Onlar aynı kanı taşıyorlardı ve Nüveyre'nin kişiliği babasına ağabeylerinden çok daha fazla benzerdi. İkisi de sakin, uyumlu, sevecen fakat damarlarına basıldığında inatçı, gururlu ve hırçındılar.