Tanrım," diye geçirdi içinden. "Bizi affet! Yarattığın onca derinliği görmeyen kör gözlerimiz için... Elimizdekilere dönüp bakmadan hep başka hayaller peşinde koştuğumuz için... Ger-çek mutluluğun ne olduğunu anlamak istemediğimiz için... Bizi affet!"
Ve teknenin yanından hızla akıp giden su, ilk kez bu kadar yakından görebilen Nüveyre için kederleri yıkayıp götüren, duygulara serinlik, ferahlık veren ıslak bir rüzgârdı sanki...
"Aslında sevebilmek ne kadar az bulunan bir yetenektir," diye düşündü Nüveyre seyrini sürdürerek. "Birine böylesine bağlana-bilmek, onu hep hayallerinde yaşattığı haliyle görmek... Ne kadar az kişi böyle bir sevgiyle onurlandırılmıştır."
... bunca yıl sonra, yaşlanmaya o alımlı fakat doğal yürüyüşünü başlayan karısını hâlâ dünyanın en güzel ve zarif kadını olarak gören Hikmet Bey'e akıl sır ermiyordu. Bu nasıl bir sevgiydi böyle ki neredeyse yirmi yıl sonra dahi heyecanı sönmemişti? Bu nasıl bir aşktı ki bunca yıl geçmişken aradan o yılların izlerini görmemekte ısrar ediyordu?