... bu savaşın bitmesiyle eski güzel günlerin geri gelmeyeceğini fisildiyordu kulağına. Yenilen tarafta olmanın getireceği acıların farkındaydı. Şimdiden düşman kuvvetler yurdun dört bucağını ellerine geçirerek galibiyetin tadını çıkarmaya başlamamışlar mıydı? "Hasta adam' dedikleri koca Osmanlı'yı paramparça ederek kimbilir ne karanlık emellerle cakal sürüsü gibi sırıtarak cevresinde bekleşik durmuyorlar mıydı?
Benim minik, tatlı bebeğim..." diye düşündü. "Ne kadar korunmasız ve çaresiz olduğunun farkında mısın? Sen annenin karnında tatlı tatlı uyurken büyüklerin şu canavar dünyalarında neler olup bittiğini nereden bileceksin?"
O geceyi hatırlamak Nüveyre'nin içini tatlı bir ürpertiyle doldurmuştu. Bu tür şeyleri anlayacak yaşa geldiğinden beri çevresindeki kadınların konuşmalarından edindiği bilgiler, oldukça ilerlemiş yaşına karşın kocasıyla yaşadıkları gecelerde edindiği deneyimlere hiç uymuyordu. Bedenen hālā genç, hâlâ güçlüydü Rifat Bey ve engin deneyimleriyle de birleştirdiği bu güç, genç kadına unutulmaz sıcaklıkta geceler geçirtmenin yanı sıra, dünyaya gelen dizi dizi minik varlığın da yaşamını renklendirmesini sağlıyordu.
Saray çevrelerindeki o renkli yaşamın kadınlarını görmüştü. Ve Istanbul'un bunlar dısında kalan o kadar cok bölgesi, o kadar ezilmiş ve saklanmış kadını vardı ki...