Ahmet Cemal

Ahmet Cemal

Yazar
Derleyen
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.3
227 Kişi
okuyor-dolu
804
Okunma
v3_begen_dolu
535
Beğeni
goz
30,1bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Unvan
Türk Yazar, Şair ve Çevirmen
Doğum
Alsancak, İzmir, Türkiye, 5 Mart 1942
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 1 Ağustos 2017
Yaşamı
Ahmet Cemal, 1942'de doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi'ni ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Aynı fakültede asistanlık yaptı. İstanbul Avusturya Kültür Ofisi'nde basın danışmanı olarak çalıştı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde çeviri dersleri verdi. Yeni Ufuklar ve Varlık dergilerinde yazdı. Yazko Çeviri dergisini yönetti. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema ve Televizyon bölümü öğretim görevlisi olarak sanat tarihi ve estetik, aynı üniversitenin Devlet Konservatuvarı'nda dünya tiyatro tarihi ve çağdaş tiyatro, Güzel Sanatlar Fakültesi'nde de sanat kavramları dersleri verdi. Bertolt Brecht, Elias Canetti, Stefan Zweig, Ingeborg Bachmann, Paul Celan, Rainer Maria Rilke, Georg Trakl, Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist, Georg Lukacs, Anna Seghers, Erich M. Remarque, Manès Sperber, Franz Kafka, Walter Benjamin, Robert Musil, Ernst Fischer, Octavio Paz ve E.H.Gombrich'ten çevirileri yayınlandı. Deneme ve makaleleri Yaşamdan Çevirdiklerim, Odak Noktasında Yaşananlar, Aradığımız Tiyatro ve Şeref Bey Artık Burada Yaşamıyor,şiirleri Geçmiş Bir Dua Kitabından başlığıyla, öyküleri de Dokunmak adı altında kitap olarak çıktı. Çeviri kuramı, estetik, sanat tarihi, kültür eleştirisi ve edebiyat üzerine makaleler yazdı; aynı konularda Avusturya'da, Viyana ve Innsbruck üniversiteleriyle, Avusturya Edebiyat Kurumu'nda konferanslar verdi. 1998 yılında, Türk kültürüne yaptığı hizmetler nedeniyle kendisine Anadolu Üniversitesi Senatosu tarafından fahri doktor unvanı verildi.

Çevirdiği kitaplar

Tümünü Gör
kamera
Satranç
kamera
Stefan Zweig
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Bilinmeyen Bir Kadının Me...
kamera
Stefan Zweig
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Körleşme
kamera
Elias Canetti
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Geceye Övgüler
kamera
Novalis
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Bütün Şiirlerinden Seçmel...
kamera
Rainer Maria Rilke
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Montaigne
kamera
Stefan Zweig
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Daha Fazla
168 syf.
·
5 günde
·
10/10 puan
Ahmet Cemal: Bir Kıyıdan Dökülür Cümle Cümle Yıllar
Kıyıda yaşamak... Gerçekten böylesi bir kitabı, daha doğrusu böyle bir yaşamı tanımlamaya daha uygun düşen bir başlık olabilir miydi, emin değilim. Yaşam diyorum; çünkü Ahmet Cemal hayatını ve duygularını bütün samimiyetiyle; kabına sığmayan taşkın bir sevgiyle ve var olan tüm kederleri içinde barındıran hasretli bir kederle tek tek, ilmek ilmek dokumuştur bu kitaba. Ama gelin görün ki kendisi, terk edildiği o hayatın kıyısından; sözüm ona gökyüzündeki kopkoyu yalnızlığında parlayan tertemiz bir ayın, dokunmak istediği ama asla ulaşamayacağını bildiği o engin okyanusun serin teninde, onun yakamozunda çakım çakım, hasretle yanması gibi yanacak ve umursamaz dalgalarca kıyıya vurup yitip gidecektir. Çünkü kendisi, her zaman yaşamak ile yok olmak arasındaki o ince kıyıda yalnız; ömrü boyunca hayatın bütün aşklarını, sevgilerini ve insanı insan kılan tüm güzelliklerini büyük bir hasretle buradan seyretmek zorunda kalmış, onları susuzluktan damar damar, şerha şerha yarılan toprak gibi, dilim dilim çatlayan dudaklarıyla kanarcasına içmek isterken tüm bunlardan merhametsizce mahrum bırakılıp ilençli bir ruhla kıyısına terk edilmiştir. Ve yine oradan, kıyısından, izlemek zorunda kalmıştır; kendisini sevgiden mahrum edenlerin aslında bu duyguyu hiç de yaşamayı bilmediklerini, çıkarları ve ikiyüzlülükleriyle her daim bakir kalması gereken bu temiz duyguyu umursamazca kirlettiklerini. Ve ben burada dikkatinizi bir hususa çekmek istiyorum; ben size kitabı yahut Ahmet Cemal'i tanıtmıyorum, ben size Ahmet Cemal'i 'anlatıyorum'. Çünkü bana bu kitabı öneren çok değerli dostumun da dediği gibi, Ahmet Cemal bu kitapla asla kendisini tanıtmak istemedi; o sadece kendisi anlatmak istedi, onu anlayabilelim diye. Bu yüzden siz de onu okurken kendinizi onu tanıma gayretine sokmayın. Onun hayatına, belki de pek çoğunuz için sıra dışı olan hayatına bakarak hakkında duyarsız yargılara varıp acımasız hükümlere varmayın. Onu sadece anlayın. Yaşarken anlaşılamamış olan bu güzel insan, bari bu kitabıyla bizlerce huzur bulsun. Çünkü bizler, şu dünyada yaşadığımız hayal kırıklıkları sonucunda zihnimizde kurduğumuz hülyalara, hayali ütopyalara kaçıp bir sır gibi onları yaşarken ve kimseleri bu en mahrem addettiğimiz dünyamıza alma cesareti gösteremezken; Ahmet Cemal kendi ütopyasını, kirli olduğunu bildiği halde bu dünyada yaşamaya çalışmış, kırılmak ve kirletilmek pahasına bu en temiz dünyasını insanlara sonuna kadar açma yürekliliği göstermiş ve her türlü parçalanmalarına rağmen kapılarını hiçbir zaman kapatmamıştır. Sanat açısından da ömrünü dolu dolu yaşadı Ahmet Cemal. Ortaya koyduğu eserleri ve çalışmaları sadece isimleriyle buraya yazmaya kalksam iki sayfa daha uzar bu yazı. Ve bu eserlerle ölümsüz oldu o artık. Fakat Vergilius'un kalemiyle dediği gibi ''Şimdi öğrendim, eski kitaplardaki ölümsüzlüğün adı yaşamamakmış.'' diyerek bunda da avuntu bulamadı. Çünkü o, asıl sanatın yazmakta değil, sevgiyi yaşamakta olduğunu bildi. Ve şöyle dedi: ''Bu dünyadan paranın savaşını yitirmiş, ama sanırım kendini ucuzlatmamayı başarmış biri olarak çekip gideceğim ve benim romanım, zaten son satırına kadar yaşanılarak tüketildiği için hiç yazılmayacak...'' Ve son olarak yazıma; Ahmet Cemal'in bütün yalnızlıklara, bütün dışlanmışlıklara, bütün ikiyüzlülüklere ve tüm ihanetlere yaptığı, 'yaşamın kıyısından' yükselip beni ziyadesiyle etkileyen bu cümleleriyle son veriyorum. ''Rengini açıkça belli etmenin, yaşadığının ahlakını savunma yürekliliğinin bedelinin yalnızlıklarla, dışlanmışlıklarla, en temiz ilişkilere ve duygulara çamur atılmasıyla ödendiği, buna karşılık renksizliğin, hep olduğundan farklı yüzleri sergilemenin, sevgilere, dostluklara ihanetlerin ödüllendirildiği bir ortamda, yaşadığım kentte, son sevdiklerim tarafından öldürüldüğümde, cinayet mahallinde ben de vardım. Tam kıyıdaydım. Her şeyi gördüm.''
kamera
Kıyıda Yaşamak
yildiz
8.3/10 · 104 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;