1000Kitap Logosu
Cemal Süreya

Cemal Süreya

Yazar
Derleyen
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
53,8bin
Okunma
12,6bin
Beğeni
171bin
Gösterim
Tam adı
Cemalettin Seber
Unvan
Şair, Yazar, Çevirmen, Sanat Yönetmeni
Doğum
Pülümür, Erzincan, 1931
Ölüm
İstanbul, 9 Ocak 1990
Yaşamı
Asıl adı Cemalettin Seber'dir. Cemal Süreya 1931'de o yıllarda Erzincan'a bağlı olan Pülümür ilçesinde doğdu. Çocukluğunun ilk yıllarını Erzincan şehrinde geçirdi. 1938'de Dersim İsyanı sonrasında ailesi Bilecik'e sürgün edildi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü'nü bitirmiştir. Maliye Bakanlığı'nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik, darphane müdürlüğü, Kültür Bakanlığı'nda kültür yayınları danışma kurulu üyeliği, Orta Doğu İktisat Bankası yönetim kurulu üyeliği ve 25 yılı aşkın Türk Dil Kurumu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Yayınevlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redaktörlük, çevirmenlik yapmıştır. Ağustos 1960'tan itibaren yalnızca dört sayı çıkarabildiği Papirüs dergisini Haziran 1966- Mayıs 1970 arası 47, 1980-1981 arası iki sayı daha çıkardı. Pazar Postası, Yeditepe, Oluşum, Türkiye Yazıları, Politika, Yeni Ulus, Aydınlık, Saçak, Yazko Somut, 2000'e Doğru gibi yayın organlarında şiir ve yazılarını yayımladı. İkinci yeni hareketinin önde gelen şair ve kuramcılarından sayılan Cemal Süreya'nın ilk şiiri Şarkısı Beyaz, Mülkiye dergisinin 8 Ocak 1953 tarihli sayısında yayımlanmıştır. Geleneğe karşı olmasına rağmen geleneği şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi. Kendine özgü söyleyiş biçimi ve şaşırtıcı buluşlarıyla, zengin birikimi ile, duyarlı, çarpıcı, yoğun, diri imgeleriyle ikinci yeni şiirinin en başarılı örneklerini vermiştir. Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü kondu. 1997'de de Cemal Süreya arşivi yayımlandı.
332 syf.
Mis gibi bir kitap. Kesinlikle öneririm. En sevdiğim şiir ektedir : Biliyorum sana giden yollar kapalı Üstelik sende hiçbir zaman sevmedin beni Ne kadar yakından ve arada uçurum; İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi Uyandım uyandım, hep seni düşündüm Yalnız seni, yalnız senin gözlerini Sen bayan Nihayet , sen ölümüm kalımım Ben artık adam olamam bu derde düşeli Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum orda oraya Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi Ve içim götürmez kenarından kesilmiş bir ekmeği Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda; Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu; Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri Raslaşmamak için elimden geleni yaparım Bu böyle pek de kolay değil gerçi Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya; Bunun verdiği mutluluk da az değil ki Çıkar giderim bu kentten olmazsa, Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki Inan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem, Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
Sevda Sözleri
8.6/10 · 21bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
376 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
Cins Şair!
Okuduğum en aykırı ve en uyumlu şiir kitabı oldu. Bir şair nasıl hem her şeye bu kadar aykırı olurken bu kadar uyumlu olabilir? Cevabı basit. Cins şair olmanız gerekir. Şimdi bana kızmayın Cemal Süreya'ya cins diyorum diye. Naçizane kendisi büyük bir şair olmadığı için mutluluğunu dile getirirken cins şair olduğunu iddia ediyor. Bizim ona isim aramamıza gerek yok bence. Kendi koymuş zaten. Cins şair! Açık söylemek gerekirse bazı şiirlerinden hiçbir şey anlamadım. Yani kim neden böyle bir şey yazar, diye düşündüğüm şiirleri oldu. Tabiki böyle bir şairin canı sıkılınca saçma sapan şeyler yazmayacağının bilincinde. Cins şair olduğu için Süreya abi bazı şiirlerini okurken "Ya gene ne anlatıyorsun kardeşim?" demeniz normal. Kardeşim diyin ama. Amca diyin. Abi diyin. Dede diyin. Cins sonuçta. Aynı bizler gibi. Üstün saymıyor kendini cins şairimiz toplumun bu kadar üzerinde şiirler yazarken. Dedik ya adam aykırı. Her şeye aykırı ama. Şiir yazarken bir yandan kuralları tırpanla biçerken bir taraftan da tüm kuralları uyguluyor. Çok samimi cins şairimiz. Her arkadaşına şiir yazmış. İlhan Berk'e ayrı bir kitap olacak kadar şiir yazmış ama. Onun yeri ayrı belli. Bizden olan bizden şeyleri anlatmış cins şair her şiirinde. Kimi zaman anlaşılmamış kimi zaman hayranlıkla bakılmış. Ama kimse bu cins şairin ne olduğunu anlamamış. Şahsen ben çözemedim Cemal Süreya'yı. Yani şairlerin yazarların safı olur ama adam bir şiirde şarabı övmüş öbüründe namazdan bahsediyor. Başkasında Tanrıya ahkam kesiyor başkasında övgü yapıyor. Dedik ya canım en başta. Adam cins! Eee biz cins insanlara da bizden olan bu cins şairimizi okumak düşüyor. Keyifli okumalar...
Sevda Sözleri
8.6/10 · 21bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
56 syf.
İçindeki şiirler sizi alır götürür yalnız dikkat edin çokta uzaklaşmayın. Melankolikli okumalar :) Bir şey var şu bizim durumumuz ona benziyor Umarsızlığı yüceltmek mi desem? Renkleri beklemek belki... Makbule geçmeyen armağan Ya da Zindanda gökbilim öğrenimi. Ya da Satın alınmak Ezgiler tarafından.
Sıcak Nal
7.5/10 · 135 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
329 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
BİR SÖZDÜR SEVDA
YouTube kitap kanalımda Sevda Sözleri kitabını önerip en sevdiğim şiirlerden bahsettim: youtu.be/ZHFew7sBSeE Cemal Süreya ile tanıştığım kitap olmuştur. Tanışma ki ne tanışma hem de... Hayatımda ilk kez Cemal Süreya okuduğum için kitabın başlarında epey zorlandım açıkçası. Fakat sonra kendime göre bir yöntem geliştirdim. Evet... Cemal Süreya'nın beyninin içine girmek. Kitapta geçen o büyülü ve anlamları oldukça kapalı dizeleri başka türlü anlayamayacağımı düşündüm. İkinci Yeni akımını en iyi temsil eden bu alabildiğine özgür, alabildiğine serbest, alabildiğine İkinci Yeni olan ve şiirin anayasaya aykırı olduğunu söyleyen bu adamın beyninin hücrelerine kadar girmeye karar verdim. Turgut Uyar okurken anladığım satırları Cemal Süreya okurken anlayamıyordum ve bir insana böyle dizeleri yazdıran hücrelerin orada gerçekten neler yaptığına dair çok meraklandım. Ve başlıyoruz. Beynini alıp içine baktığımda herkes gibi Cemal Süreya'nın beyninde de 5 duyuya ait merkezler vardı. Bunlardan 1.si olan koklama merkezinde sigaraya karşı gelişmiş olan dehşet bir sinestezi vardı. Sanki Cemal Süreya sigarayla ve sigara içerek görüyordu dünyayı. Her ne kadar kendim olarak sigarayı sevmesem de bir insan sigarayı nasıl bu kadar sevebilir dedim ve beynindeki hücrelere baktığımda hepsi gerçekten de sigara içiyordu. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni. 2. merkezimiz olan duyma merkezinde "Ölüyorum tanrım / Bu da oldu işte. / Her ölüm erken ölümdür / Biliyorum tanrım." ve "Ama kadınlar, Tanrım, / Öyle sevdim ki onları, / Gelecek sefer Dünyaya / Kadın olarak gelirsem, / Eşcinsel olurum." gibi dizeleri Cemal Süreya'ya yazdıran ve Tanrı'yla arasındaki konuşmaları gerçekleştiren hücrelere bakmak zorundaydım. Evet, hücrelerin hepsi de namaz kılıyorlardı ve hepsinin de Tanrı inançları vardı. Onun dediği sözleri duymuşlardı ve bunlar artık Cemal Süreya'nın beyninde bir yakarış halini almıştı. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni. 3. merkezimiz olan görme merkezinde Cemal Süreya'nın dünyayı nasıl gördüğünü anlamaya çalışırken kitabında kullandığı ve hakkında hiçbir fikir sahip olmadığım katırtırnakları, Alucra, Ceylanı bahri, tuyuğ, talvek, dulda, Dorothy Lucy, Prudhon sosyalisti, çağanoz, pavurya, Peleponez, Kişverkişan, Ağu, muhannetlik, mekkare, svidrigavlov, astrakon, siraküza, cürmümeşhut, ürüzger gibi kelimelere rastladım. Cemal Süreya'nın yayınevlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redaktörlük ve çevirmenlik yaptığını bildiğim için bir insanın aslında bu kadar kelime haznesi olduğuna şaşırmıyordum. Çünkü beyninin içindeki görme merkezinde bütün hücreler gerçekten de kitap okuyordu. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni. 4. merkezimiz olan tatma merkezinde Cemal Süreya'nın dünyayı rakılarla, biralarla yani genel olarak alkolle tattığını gördüm. Hücrelerinde ise durum değişmiyordu. O merkezdeki bütün hücreler gerçekten de ölümüne içiyorlardı. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni. 5. merkezimiz olan dokunma merkezinde Cemal Süreya'nın dünyayı ve zamanı erotizmle, cinsellikle ve tensel temasla açıkladığının farkına vardım. "Seni kucağıma alıyorum / Tarifsiz uzuyor bacakların" ve "Yoksuluz gecelerimiz çok kısa / Dört nala sevişmek lazım" gibi dizelerin sahibinin dokunma merkezindeki hücreleri görmek zorundaydım. Evet, oradaki bütün hücreler de gerçekten sevişiyorlardı. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni. Ben, Cemal Süreya'yı bir Jazz müzisyenine benzetiyorum. Neden mi? Çünkü Jazz müzik türü de alabildiğine özgür, alabildiğine serbest ve diğer türler arasında sivrilen bir türdür. Hiçbir kuralı dinlemeden bazen hızlı, bazen yavaş, bazen acıklı, bazen sevinçli olur o da. Yani Jazz da aslında müziğin anayasasına aykırı bir türdür diyebiliriz. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni. İşte ben de blog'umdaki çizimle Cemal Süreya'yı bir Jazz müzisyeni edasında, saksafon olarak kullandığı enstrümanı kocaman bir sigara olarak, bu kocaman sigaranın tuşlarını da hayatında birlikte olduğu kadınlar olan Tomris, Seniha, Güngör, Zuhal vs. olarak, bu sigaradan çıkan dumanların oluşturduğu görüntülerin de Cemal Süreya'nın şiirlerinde kullandığı imgeler olan minareler, üçgenler, coğrafi terimler, Dünya, Türkiye'nin hali olarak düşünmeye çalıştım. Cemal Süreya dili ve dizeleri gerçekten özgür kullanıyordu çünkü. Ona Jazz müziğini yapma yetisini anca böyle verebileceğimi düşündüm. Ayrıca Cemal Süreya'nın, Mülkiye kantini gibi gürültülü bir ortamda yazı yazmakla kendine yazı yazarken gürültülü ortam isteği gibi bir duyguyu aşılamış olduğunu öğrendim. İşte ben de onu bu çizimle böyle gürültülü bir ortama kavuşturdum aslında. Çünkü o alabildiğine özgür, alabildiğine serbest bir adamdı. Keşke yalnız bunun için çizseydim seni. İncelememin çizimli versiyonu ve daha detaylı hali için blog'uma bakmanızı öneririm : kitapciziyorum.blogspot.com.tr/2017/04/sevda-sozle...
Sevda Sözleri
8.6/10 · 21bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
376 syf.
·
3 günde
·
8/10 puan
Her şiir kitabının ayrı bir havası ayrı bir kaygısı vardır. Ama Cemal Süreya bambaşka bir dünya. Bazı dizeleri o kadar anlaşılır ki “evet tam olarak bunu anlatmak istemiş burada” derken; bazı dizlerinde “ah Cemal ne dedin şimdi burada, ne anlatmak, ne hissettirmek istedin de böyle karışık kaldım ben” diyerek uykusuz kalabiliyorsunuz geceleri. Aşk şairi, sevda şairi Cemal Süreya.. On Üç Günün Mektupları kitabını okurken hissetmiştim o kalbinden çıkan ince hüznü ama şimdi tamamen ortak oldum bütün sevdalara. Hayatınızda biri olsun ya da olmasın, kitabı okudukça aşkı daha derinden hissediyor, hissettikçe aşık olmak istiyorsunuz. Bu noktada ise sizlere Louis Aragon’dan ‘Mutlu Aşk Yoktur’ şiirini hediye ediyorum:)) Keyifli okumalar, kitapla kalın
Sevda Sözleri
8.6/10 · 21bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
64 syf.
·
1 günde
Merhaba değerli okuyucular :) Öncelikle Üvercinka şiirinin hikayesini öğrenelim... :) Cemal Süreya eşi Seniha Hanım hamileyken “Üvercinka” adını taktığı genç bir kızla tanışır. Cemal Süreya ile bu kız arasında tutkulu bir aşk başlar. Ancak Cemal Süreya’nın 58 yıllık hayatında Üvercinka şiirini yazdığı bu genç kızın adını bilen ve yüzünü gören kimse olmamıştır. Şairin hayatında bir giz olarak kalan bu sır, Süreya'ya Üvercinka şiirini yazdıracaktır. Üvercinka şiiri aynı zamanda Cemal Süreya’ya da şöhreti getirecektir. Çalkantılı günlerde olan Cemal Süreya bir karar vermek zorunda kalmıştır. Eşi Seniha Hanım çocuklarını doğurmak üzeredir ve şair kararını verir. Cemal Süreya Üvercinka ile ayrılık kararı alırken bir Ağustos günü şu satırlar dökülür dizelere: “Acıların adını, ağustos koymalılar…” Cemal Süreya'nın soyadındaki y harfini de Üvercinka'nın anısına çıkarttığı rivayet edilmektedir. Cemal Süreya eşi Seniha Hanım’a dönmüştür. Geride ise bu aşkın izlerini taşıyan Üvercinka şiiri kalmıştır. Şimdi bu eseri incelmeye alayım :) Bu kitabı çok öven okuyuculara anlam veremedim. Ben beğenmedim hatta 30 sayfada bırakacaktım neredeyse... bir kadına salt beden üzerinde yaklasılıp vücudu üzerinden bunu dizelere dökmek bana günümüz aşklarının samimiyetsizliğini hatırlatıyor. “Üvercinka”yı cinsel çağrışımlarla yüklü dizeleri içeriyor kitap. Kadını adeta cinsel obje gibi görmesine hem şaşırdım hem üzüldüm hayal kırıklığı diyorum sadece... “Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra Sonrası iyilik güzellik.” İşte tam da bundan rahatsız olmaktan söz ediyorum. Bu tarz şeyleri okurken gerçekten irite oldum. Şimdi aşkın bu olduğunu düşünmüyorum... Aşk bu olmamalı Spoiler içerir. Okumasanız da olur bir şey kaybetmezsiniz :)
Üvercinka
7.3/10 · 13,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
120 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
Birhan Keskin çok ama çok güzel bir Cemal Süreya seçkisi hazırlamış. Henüz çok yeni, çiçeği burnunda, dumanı üstünde bir kitap Seviş Yolcu. Okuyucusu çok olsun. Seçki adını Cemal Süreya'nın Seviş Yolcu şiirinden alıyor. Adıyla, tasarımıyla, kapağıyla gerçekten muhteşem olmuş Seviş Yolcu. Birhan Keskin seçki için yazdığı sunuda şöyle diyor; "Bu kitap benim Cemal Süreya seçkim." Ve devam ediyor; "Herkesin Cemal Süreya'sına ben karışmam." Gerçekten herkesin kendi bir Cemal Süreya'sı vardır. Genel de şiirseverler şairin aşk şiirlerini çok severler, en çok paylaşımı yapılan şiirleri de yine aşk üzerine olanlardır. Ancak Cemal Süreya sadece aşk üzerine şiirler yazmamıştır. İnsanlara dair, memlekete dair, şehirlere dair de yazdığı önemli ve güzel şiirleri vardır. İşte bu seçkide bu şiirlerden güzel örnekler var. Cemal Süreya'nın şiirlerinden seçki oluşturmak hiç de kolay olmasa gerek. Ama Birhan Keskin bunu çok güzel başarmış. "Hatırı kalanlar için Sevda Sözleri cildi her daim raflarda. Dediğim gibi bu bir seçki. Benim Cemal Süreya seçkim." diyerek bitiriyor Birhan Keskin. Bu keyifli seçkiyi alıp okumanızı öneririm. Şiirlerden başka sürprizlerle de karşılaşacağınızı da şimdiden söyleyeyim. Keyifle okuyun...
Seviş Yolcu
8.5/10 · 85 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.