Adı:
Üvercinka
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750826757
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Cemal Süreya, ilk kitabı Üvercinka 1958’de çıktığında, 27 yaşında, ilk şiiri (“Şarkısı Beyaz”) daha beş yıl önce yayımlanmış genç bir şairdi. Bu kitapla çağcıl Türk şiirinin en çok konuşulan, en çok tartışılan akımlarından İkinci Yeni’nin öncülerinden biri olacağını ne kendisi ne de bir başkası bilebilirdi.

Lirik, erotik, ideolojik... Sıcak, tılsımlı ve ölümsüz. ;
Türk şiirinin kavşak noktasında, tek başına ayakta duran bir kitap.
KADIN DEDİĞİN PORTAKAL GİBİDİR, GÖRDÜĞÜN YERDE SOYACAKSIN.

Bilgisayarıma hiç kimseye okutmayacağım, sansürsüz yazılar klasörü açmaya karar verdim. Özgürce, karşıma çıkan ''kalıplara sokmaya çalışan'' insanların olmadığı, dolayısıyla benim için manasız ''ama''ların da olmadığı, zihnime dolan zehirleri kalemimle akıtacağım bir klasör... Çünkü ben ilk önce defterime yazarım.

Şairler, aydın kesimin bir parçasıdır. Onların zihnimize ve daha ziyade kalbimize paylaştıkları her fikir bizde bir iz bırakır, bizi değiştirir, bu az dahi olsa böyledir. Bu tür etsel şiirlere, zihin dünyamızın şekillenmeye daha açık ve müsait olduğu erken yaşlarda denk gelmek, iddia ediyorum kadın-erkek ilişkilerine bakışı değiştirip, bunu şekillendirecek kadar önemli ve korkunç. Kadını sevmeye bakış açısı... Kadının en çok etini, güzelliğini seven insan... Hani çok yerde, ''Cemal Süreya fiziksel aşkı en güzel anlatmış şairdir.'' denir ya, bir dakika, FİZİKSEL AŞK MI? Aşk kollara ayrılıyor muymuş? Hmm... Bunu duyduğum iyi oldu. Hiç kusasım yoktu, iyi geldi. Yüzüme çöreklenen ifadeyi görseniz, sanırım korkarsınız.

Ciddiyet çoğu zaman saygı uyandırır, bedeli de uzaklıktır. Samimiyet çoğu zaman yakınlık uyandırır, bedeli ise olmadık insanların, sizin gülen yüzünüzden aldığı cesaretle, size haddini aşmasıdır. Şimdi ciddi olma vakti. O yüzden silkelenin. Konu: KADIN.

Burada inceleme yazan arkadaşlara, kendisini bilirkişi ilan eden ve yorum yazanın kendi görüşlerini ifade edebilmesinin edebiyata kısıtlama değil, özgürlük getireceğini ve edebiyatın omuzlarda özgürlükle ve özgürlükte yükselebileceğini dilinin ucuyla kabul eden, ama iş eyleme gelince cellat kesilen arkadaşlar var. Hele bir soluklanın. Yorum hakkınızı, başkalarının hakkını da gözeterek kullanın. Mesela ben, neden bunları yazmak zorunda hissediyorum? Çünkü 1K tarlasında yeşerebilecek birçok çiçeği, varlığıyla sadece toprağı tutan nice ot darlıyor. Bazı arkadaşlar inceleme yapmıyor, bazıları incelemelerini gelen yorumlar doğrultusunda silebiliyor. Bunları görmek baskı olduğunun kanıtıdır. Ha benim umrumda değil kimse, olsa bu incelemeyi ve birazdan ejderha misali ağzımdan/ kalemimden çıkacakları yazmam. Gayem bir farkındalık oluşturmaya çalışmak. Kadın konusunu ele almak için bu tür kitaplar MÜKEMMEL. Herkesin bir şekilde kesiştiği, etkilendiği ama bir şeyler yapmak için ilk önce nazik, sonra idrakli olması gereken bir konu bu. Naziklikten kastım, arabasının kapısını açmak, sandalyeyi çekmek değil, BÜTÜN İNSANLARA KARŞI NAZİK OLMAKTAN bahsediyorum.

KADIN, MEME DEĞİLDİR. KADIN, KIVIRAN POPO DEĞİLDİR. KADIN, ONUN BUNUN BEDENİ ZEVKLERİNİ OYALAMAK İÇİN KULLANACAĞI BİR ET DEĞİLDİR. AYRICA BU DÜNYADA, GENELEV DİYE BİR ŞEY VARSA, BU İNSANLIĞIN AYIBIDIR.

İNSANA, İNSAN OLDUĞU BİLİNCİYLE YAKLAŞIN, kendinizi insan görüyorsanız tabi. Bu sözlerim çok mu sert oldu? Ben, hemcinslerimin bu kadar ELLENDİĞİ satırlar karşısında öfkeleniyorum.

Bir ömre kaç aşk sığabilir? Lütfen, bu soruyu bir düşünün. Bir ömre kaç sevme sığabilir? Bir ömre kaç bedensel birliktelik sığabilir bilmem ama sevmek o kadar basit bir eylem değil. Aşk sözcüğünü atların ayaklarına serseydik daha az tepinirlerdi üstünde. Lakin bu sözcüğün üstünde insanoğlu tepindi, birbirinin üstünde tepindiği gibi. İnsanın ayağı, bir attan da, bir filden de, bir eşekten de iyi teper, daha ağırdır. Bu yüzden aşkın kolu kanadı kırık çağımızda. Öyle yaralı, öyle hırpalanmış ki. Güçlenip de bir türlü çıkamıyor karşımıza çoğu zaman. Üzdüler onu, anlamının, muhteviyatının içine ettiler.

Ülkemizin aydın dediğimiz insanları da, kadına bu şekilde bakıyorsa, bu edebiyatta başka soruları da doğuruyor: Aydın kimdir? Aydın, kimlere denmelidir? Aydın, gerçekten aydınlanmış ve ışık veren kimselerse, bu insanların ellerinden, kalemlerinden çıkan ışık nerede? Yahut bunlar feneri nereleriyle tutuyorlar?

Birçok gözü açılmış kadının ve insan olmanın bilincinde olan erkeğin umut ettiği dünya ile gerçek dünya arasındaki farka bakıldığında, bizim umut ettiklerimizin bir hayalden öte gidemeyeceği apaçık ortadır. İnsan elbette her türlü şeyi yaşar. Mevzu bu değil, çarpıtan olursa. Aşkı bedene hapsedenlere, her yatıp kalktığını aşk diye bize anlatanlaradır bu tepki. Bizler de insanız. Ne zaman farkına varıcaksınız bilmiyorum ama bizler İNSANIZ! Kadını bu kadar etselleştiren, onu döven, onu severken dahi değersizleştiren herkese +18'lik beddular gönderiyorum. Burada dahi profil fotoğrafı koymadığımız için özgüvensiz diye yaftalayan gerizekalılar var. Bırakın da bari burada etimizle, suretimizle değil, zihnimiz ve kalbimizle yer alalım. Ama siz ne anlarsınız?

Bu kitapta ''Seni kucağıma alıyorum, tarifsiz uzuyor bacakların'' var. ''Dörtnala sevişmek lazım.'' Misal atlar gibi. Hep kadının elleri var, gözleri var, dudakları var. Utancını duvara asana ve sabaha kadar- neyse. ''Bak çocuğum kolların işte çıplak işte'' Giyinik mi olacaktı bir de? Kadın dediğin portakal gibidir, gördün mü soyacaksın. ''Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün/ Gözlerin sabahın sekizinde bana açık/ Ne günah işlediysek yarı yarıya'' Neden, siz mi evliydiniz, kadın mı? Yoksa ikiniz de mi? ''Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların'' , ''Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde/ Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra/ Sonrası iyilik güzellik'' Şair, son satırda yeşilçamdaki bazı filmlerde kamera ''o sahne''ye gelince yukarı kaydırılır ya onu yapmış. İyi ki yapmış. Bütün şiirlerde zaten biz gerçek bir aşk gördük.

''Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?'' şiiri gerçekten güzel bir şiirdir. ''Aşk'' isimli şiirin yer yer bazı cümlelerini gerçekten beğendim. ''Kanto'' adlı şiiri yine ''garson bira getir, rakı getir satırları olmasa güzel bir şiir. ''Gözleri yüzünün tenha bir köşesine çekilmiş'' mısrasını seviyorum. Ama Cemal Süreya'nın benim gözümdeki yeri malumunuzdur. ''Bir sürü çiçek ama saydırmaya kalkma/ Ayrı ayrı kadınlardan koparılmış/ Kadınlardan ya hem de bilsen nerelerinden'' Valla bilmek istemiyorum.

***EKLEME: Bu incelemede iki konu var. İlki: Aşk, dokunmayı da içine alan kutsal bir demdir. Sadece dokunmak, aşk değildir. İkincisi, kadını bu kadar etselleştirirsek, kadın daha çoook horlanır.

Güzel kitaplara, güzel günler eşliğinde denk gelmeniz dileğiyle...
Bi' insanı sevmek nasıl olur?
Ya da bu, yalnız ruhların dolaştığı dünyada, bir kalp bir kalbe nasıl dokunur?
Yalnızlıktan, umutsuzluktan ve yokluktan bahsederken herkes, bir insanı sevmenin nasıl olduğunu kim anlatabilir?
Onu bunu boş verin de AŞK'ı bize en güzel kim anlatabilir haa?
Cevap oldukça basit. Sizlere, güzel okurlara, aşıklara, sevenlere, sevip karşılık bulamayanlara, yalnızlara, mutsuzlara, üzülenlere sesleniyorum!! Evet bu inceleme, Üvercinka'nın incelemesi ve bu şiirler sizlere sesleniyor!
Cevap Cemal Süreya...
Öncelikle incelemeyi okurken buyrunuz güzel bir dinleme olsun :) https://www.youtube.com/watch?v=ymMYzb2HBsg
Hadi, o zaman başlayalım :))
Benim gökteki tek yıldızım, hayatımı, sevgimi, yalnızlığımı, acılarımı paylaşan, bana yol gösteren İNSAN'dır Cemal Süreya.
Peki şiirlerimde bile etkisi gözüken bu insan neden benim için bu kadar değerli?
Cemal Süreya'dan bahsedelim hadi biraz :)
...
ÖNCELEYİN
Önce bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda
Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar
Sonra yüzün onun ardından gözlerin dudakların
Sonra her şey çıkıp geldi
...
Süreya yalnız bir insan. Kalabalıkların arasında... 27 yaşında henüz, genç, hayatı yeni yeni tadan birisi...
Bir düşünün! o yaşlarda Üvercinka yayınlanıyor.
Ama yalnız birisi dediğim gibi
Ve de yalnızlığının arasına giren birisi olunca da kabul ediyor.
Yalnızlıklarla dolan bir genç, güzel bir kadını hayatına, kalbine, dostluğuna kabul ediyor. Geç köşeye otur diyor...
Sonra tabi sevdiğine şiirler yazıyor her aşık ve her şair gibi...
Kollarından bacaklarından ve vücudunun güzelliğinden bahsediyor. Doyamamasından... (Güzelleme adlı şiirinde)
"Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde"
diyor. Söyleyin bana hanginiz ilk öpüşmesini unutabildi?
Zaten her zaman unutulmaz olanlar ilkler değil midir?
Peki, SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?
Cemal Süreya'nın öldü... Peki o ne yaptı?
KÖR OLDU...
Hayatını aydınlatan, yoluna ışık olan insanı kaybedince, kör oldu. Karanlıklarda kaldı Süreya...
Sonra AŞK oldu sevdiği kadın.
Ve o da gitti...
...
AŞK
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun.Git.
Gözlerin durur mu onlarda gidiyorlar.Gitsinler.
...
Sonraları nerede bir çift göz görse ona tamamladı...(Kanto adlı şiiri)
Çünkü yalnızdı ve kör olmuştu.

Tabi Süreya da bir şair nede olsa. Her şair gibi aşkı başka kadınlarda aradı. Nazım misali...
Sonra noldu?
Bir sürü çiçek saydı başka kadınlardan
Ama ne kadar da denese diğer çiçekleri
Gül oluyordu onunki... (Türkü adlı şiiri)

Sonra birden ölmüştü.Aslında birden de değil yaşayarak ölmüştü...
...
HAMZA
Büyük bir ihtimalle ölmüştük ...
... Yaşıyanlar unutmuştu bizi
Biz öldüğümüzle kalmıştık
...

Eveti biz öldüğümüzle kalmıştık!
Peki, Üvercinka'nın içindeki şiirlerden örnekler vererek yazdım buraya kadar. Ama Cemal Süreya'yı beni kendisine aşık ettiren elbet sadece şiirleri değildi.
Neydi onlar?
Siz hiç DOSTOYEVSKİ okudunuz mu?
Süreya okudu biliyor musunuz?
Sonra da ne oldu biliyor musunuz, "O gün bugün huzurum yoktur..." dedi.
Annesini kaybetmesinin ardından dedi bunu Cemal Süreya.
İşte bu sözlerle diyor ki ben de yalnızım ben de mutsuzum. Ben de kitap okuyorum ve ben de aşklar yaşıyorum.
İşte o sözleri:
https://www.youtube.com/watch?v=AT4Fndf8Paw

Peki, başka?
Şairliği değildi tek aşık olduğum nokta! Konuşmalarıydı, ses tonuydu, oturuşu kalkışı ve her şeyiydi...
Şu konuşmayı bir dinler misiniz? Bu kadar güzel Türkçe konuşan kim var beeee!
https://www.youtube.com/watch?v=r4yCbKQbfco

İşte Cemal Süreya benim için bunlardı demek isterim ama olmaz. Neden mi?
Çünkü ne Cemal Süreya iki satıra sığar
ne de benim sevgim kağıda dökülür...
Benim Üvercinka ve Cemal Süreya için anlatacaklarım bu kadar.
Neden ve niçin kendisini sevdiğimi belirttim.
Son olarak da belirtmek isterim ki Güzellik, gören gözdedir.
Kimileri çok sever kimileri de nefret eder.
Kimileri büyük bir şair der kimileri de sapık...
Siz ne dersiniz bilemem ama ben ona ADAM derim.
Herkese keyifli okumalar dilerim :)

Haydi o zaman Süreya'nın da dediği gibi:
Bu ülke, bu topraklar ve bu Dünya,
Kendisine yetmeyen Güzel İnsanlar için,
"Laleli'den Dünyaya doğru giden bir tramvaya" atlayalım!
Hadi, tramvay kaçıyoooor!!
Hayatınız her zaman güzel olsun ve her zaman şiir yazabilecek aşklar yaşayınız...
Herkesin bildiği, öve öve bitirilmeyen şair, Cemal Süreya. Abartıldığını düşündüğüm, tavsiye ederken iki kere-üç kere düşüneceğim isim... Seni neden bu kadar sevdiler? Neden ilk akla sen geliyorsun? Diğer şairlere yapılan çok büyük haksızlıktır bu... Acılarını anlamak, sevdanı paylaşmak istedim de anlatamadın be Cemal. Aşk yalnızca karşı cinsi öpmek, onunla ilişkiye girmek değildir. Kadınlıkla, dişinin sosyal kimliğini birleştirmek bu değildir, böyle olmaz. Sevda, kuş, börtü böcek kelimelerini ekleyince de kaliteli şiir yazılmış olmuyor, bil istedim. Hayatı bölüşmeni, yüreğini paylaşmanı anlatabiliyor musun ondan haber ver... Ne "işte bu!" diyeceğim bir şiir vardı içerisinde ne de alıntı yapmaya değer bulduğum bir cümle. Bir tek herkesin bildiği "Sizin hiç babanız öldü mü?" adlı şiir vardı beğendiğim o da site sağolsun sürekli görmekten gına geldi zaten.

Sadeydi dizelerin, yormadın. "Sokak köpeklerinden öğreniyordum

Sevgisizliğin açık yarasını." der Şükrü Erbaş, bu da yalındır ama hissederim, canımı yakar ben bu kitapta bunu göremedim malesef. "Üstü Kalsın" kitabını da okudum, bundan daha güzeldi ama çok çok iyiydi diyemem yine. Bu kadar övgüyü hak etmediğini düşünüyorum 5 puanım da ondan.

Ne kadar doğru bilmiyorum bu da "Üvercinka" isminin hikayesiymiş. Bırakayım şuraya.
http://erkintura.blogspot.com.tr/...ayesi-cemal.html?m=1
Cemal Süreya diyince fazla söze gerek yok sanırım. Zaten çoğu şiirinin her mısrasını, sözlerini her yerde görürüz, görürüz de ben neden bu kadar geç kalmışım bu kitaba, sanırım kızmalıyım kendime. Bir saaten az bir sürede bitirdim kitabı okudukça okuyasım geliyor. Nasıl güzel bir kitapsın sen böyle, ne akıcı... Ne çabuk bittin ya bu kadar da çabuk bitilmez ki ama :/
Kaleminden parmaklarına, parmaklarından içtiği cigaraya kadar sevilesi Cemal Süreya. "Y" sini attıracak kadar soyadından, girdiği iddaa üzerine; delikanlı...
Neşet Abi' nin dediği gibi kurban olunası ve okunası kitaplarından satır satır, harf harf...

İyi okumalar!
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
                           Afrika hariç değil
Evet ben bir şiir kitabı bitirdim. Ve Üvercinika'dan bu dizeler favorim. Öncelikle beni şiire yönlendiren Yaren kardeşime teşekkür ederim. Şiire karşı önyargılarım tamamen bitmiş değil ama bir yerden başladım yıkmaya tabuları. İyiki Cemal Süreya ile başladım okumaya. Tam bir aşk adamı bence. O mısraların altında daha derin anlamlar var. Bence herkes aşka, sevgiye, dünyaya bir şairin gözüyle bakmalı der incelememi burda bitirim
Çok güzel, hatta okuduğum en güzel şiir kitabı olduğunu söyleyebilirim. Yaklaşık yarım saat içinde okuyup bitirdim ama o kadar nefis şiirler vardı ki kitapta, gidip yeni baskısını almayı düşünüyorum. Bendeki kitabın eski baskısı olmasından dolayı kütüphaneye koyasım gelmedi. Umarım en kısa zamanda alıp bir daha okurum. İçerisinde müthiş şiirlerin olduğuna emin olabilirsiniz ve siz de bu şiirleri seveceğinize göre; gidin, alın ve okuyun, derim. İyi okumalar...
Son zamanlarda şiirlere, şiir kitaplarına merak salmış, birkaç kitap okuduktan sonra romanlardan sıra gelmemiş, devam edemez olmuştum. Cemal Süreya'da aklımda olan şairlerdendi. Üvercinka'ya kütüphanede rastlayinca şiir okuma hevesim depreşti ve ince olmasından da mütevellit hiç düşünmeden aldım.
Okumaya başladığımda yine, neden daha önce okumadım diye kendime kızdığım kitaplardan oldu benim için. Çoğu şiiri çok beğendim, usta şair iyiki böyle doludizgin aşklar yaşamışta bize bu güzel şiirlerini miras bırakmış. En kısa zamanda diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Şiir meraklıları muhtemelen okumuştur ama okumamış olanlara tavsiye ediyorum. :)
Normalde şiir kitaplarını okumayı çok tercih etmiyorum. Ama son zamanlarda biraz tarz değiştirmeye karar verdim. Ve tercih ettiğim ikinci kitapta cemal Süreyya oldu. Biraz dikkatle okunması ve üzerine düşünülmesi gereken şiirler olduğunu söyleyebilirim. Bu tarz bi kaç kitap daha okuduktan sonra tekrar dönüp okuyacağım belki o zaman daha farklı etkiler bırakabilir bende.
Yazan Cemal Süreya olunca fazla söze gerek kalmıyor ama yine de bizde birşeyler söyleyelim. :)
Çok ince bir kitap olduğu için bir günde okunacak türden ama şiir kitabı olduğu için etkisi bir günde geçmez.
Bazı şiirleri sevmedim, sevemedim ama yinede iyi şiirler olunca beğenmediklerini unutuyor insan.
Ben kitabı pdf formatında okumama rağmen olumsuz bir etkisi olmadı üzerimde. Okumak isteyenler için öneririm, şiir severler okumalı.
Hadi Üvercinka'dan bir mısrayla bitireyim yorumu.

Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Şiir okumak yeni hevesim. Şimdiye kadar böyle bir merakım hiç olmamıştı ve bu kitapta okuduğum üçüncü ya da dördüncü şiir kitabı.Yazarın dilinin kolay anlaşılır olması, kitabı kolay okunabilir kılmış. Zaten kısa bir kitap. Hemen bitti.
Bu kitaptaki şiirleri ben sevemedim. Yazar çok güzel iki üç cümle kuruyor, ardından bana anlamsız gelen cümlelerle devam ediyor. Oysa o iki üç cümlenin ardından da öyle güzel cümleler gelse, şiirler unutulmaz olur. Yine de okumak zevkliydi.
Ayrıca üvercinka ne demek merak edip araştırdım.
Üvercinka Cemal Süreya'nın güvercinine verdiği isimdir..
Güvercin kelimesinden türetilmiş, g harfi düşerek üvercin olmuş, devamında Anadolu'da kadınlara "ka" denilirmiş onunla birleştirilerek üvercinka olmuş. Güvercin kanatları anlamına da gelir.
Ben inceleme yerine, kitabın hikayesini paylaşmak istiyorum, zaten pek inceleme yazabileceğim bir kitap değil sanki.
Eveet, başlıyoruz.
Cemal Süreya’nın ilk aşkıdır Seniha. Orta ikide, sınıfın en güzel kızı Seniha ya aşık olur, derslerde onun kızıl saçlarından gözlerini alamaz. Ve bir gün tahtaya Kızıl Mısralar diye bir şiir yazar Süreya: “Seni sevdiğim anda her şeyim kızıl oldu, Masmavi defterime kızıl satırlar doldu…”
Bütün okul öğrenir Süreya’nın aşkını artık. Yaşça büyük arkadaşlarından Abdullah Macit uyarır hemen Süreya’yı : “Yahu ne yapıyorsun sana komünist derler!” Ve şiir şöyle değişir sonra:
“Seni sevdiğim anda her şeyim yeşil oldu, Masmavi defterime yeşil satırlar doldu.”
Cemal Süreya bir röportajında da dediği gibi aşkı “aynı masada mektuplaşmak” olarak tanımlayacak kadar özdeşleştirmişti Seniha ile yıllarca süren mektuplaşmalarını ve aşkını.
Ve Seniha ile ilk evliliğini yapar Süreya, birlikte dostlarına mektuplar yazarlarmış hemde nasıl biliyor musunuz, bir kelime Süreya yazar,bir kelime Seniha yazarmış farklı renkte kalemlerle.Düşebiliyor musunuz güzelliklerini ve uyumlarını. Zaten Süreya Seniha ya “gibisi olmayan yar” der, Seniha da ona “gibisi olmayan bir adam” yani yasaklarlar birbirlerine “gibi” sözcüğünü.

Burada hikayenin ilk kısmı biter ve ikinci kısmı başlar: “Üvercinka”.

Cemal Süreya eşi Seniha hamile iken kendisine “Üvercinka” adını taktığı genç bir kızla tanışır ve aralarında tutkulu bir aşk başlar. Fakat Süreya’nın 58 yıllık hayatında bu genç kızın ne adını bilen ne de yüzünü gören kimse olmayacaktır. Süreya’nın hayatında bir giz olarak kalan bu sır, Türk Şiirinin en güzel ve gizemli şiirlerinden birini ortaya çıkaracak Süreya’ya da şöhreti getirecektir getirmesine de Süreya bir karar vermek durumundadır. Çok sevdiği eşi Seniha o çok istedikleri çocuklarını doğurmak üzeredir ve Süreya kararını verir Üvercinka ile ayrılık kararı alırken bir Ağustos günü şu satırlar dökülür dizelere:
“acıların adını ,ağustos koymalılar…”

Süreyya,soyadındaki bir harfi de Üvercinka nın anısına çıkarttığı rivayet edilir.

Ve ardından Süreyya eşi Seniha’ya dönmüştür.Geride bu aşkın izleri olan dizeler kalmıştır.
...
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
...
...Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil...
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil...
Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalsa seninle yatmak günah daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil...
Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Bir çok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil...
Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan aksama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil...
Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajı'nda akşam üstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil...
Cemal Süreya
Yapı Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üvercinka
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750826757
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Cemal Süreya, ilk kitabı Üvercinka 1958’de çıktığında, 27 yaşında, ilk şiiri (“Şarkısı Beyaz”) daha beş yıl önce yayımlanmış genç bir şairdi. Bu kitapla çağcıl Türk şiirinin en çok konuşulan, en çok tartışılan akımlarından İkinci Yeni’nin öncülerinden biri olacağını ne kendisi ne de bir başkası bilebilirdi.

Lirik, erotik, ideolojik... Sıcak, tılsımlı ve ölümsüz. ;
Türk şiirinin kavşak noktasında, tek başına ayakta duran bir kitap.

Kitabı okuyanlar 1.500 okur

  • Gözde kurt
  • Aslı Büber
  • Ferit Ayhan
  • Doktor C.
  • Muhtesim Yiğit
  • Melissa Tansu Cetin
  • Turna
  • Gülseren Yolcu
  • Devran SAKA
  • Hamuş  Hanım

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%8.8
18-24 Yaş
%33.6
25-34 Yaş
%33
35-44 Yaş
%12.4
45-54 Yaş
%3.6
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.4
Erkek
%33.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.2 (148)
9
%19.2 (83)
8
%20.1 (87)
7
%12.7 (55)
6
%5.3 (23)
5
%4.8 (21)
4
%0.9 (4)
3
%1.2 (5)
2
%0.7 (3)
1
%0.9 (4)

Kitabın sıralamaları