Üstü Kalsın (Seçme Şiirler)Cemal Süreya

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.687
Gösterim
Adı:
Üstü Kalsın
Alt başlık:
Seçme Şiirler
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750814440
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.
 
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.
 
Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir..
 
Üstü kalsın..
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar

Geçenlerde Cemal Süreya bir kez daha kurşuna dizildi, bizzat gözlerimle şahit oldum. Bu kurşunları atanların çoğu da arkadaşımdır, sevdiğim insanlardır. Hiçbirinin eli bile titremedi. Kör oldum. Onlardan ummazdım bunu kör oldum. Tam 254 kurşun…

“KADIN DEDİĞİN PORTAKAL GİBİDİR, GÖRDÜĞÜN YERDE SOYACAKSIN.”

“Şairler, aydın kesimin bir parçasıdır. Onların zihnimize ve daha ziyade kalbimize paylaştıkları her fikir bizde bir iz bırakır, bizi değiştirir, bu az dahi olsa böyledir.” Ey ahali duydunuz mu biz hayatın gerçekleriyle ilkin şairlerle, aydınlarla tanışıyormuşuz. İlkokulların sıra altlarında yahut çöplerinde bulunan erotik dergi modellerinin, yanağından makas aldığımız çocuğun telefonundan çıkan fotoğraflardaki çıplak kadınların da birer aydın olduğunu biliyor muydunuz? Bilmiyordunuz çünkü siz yazmaya gelince gerçekleri bertaraf edenlerdensiniz. Mesela buluğ çağına girmiş her bir çocuğun zihninde dönen fanteziler gerçeğini asla kabul etmek istemezsiniz.

Modellere aydın diyorum çünkü ülkemizde bu konular açıldığında kusası gelen öyle bir topluluk ve bu topluluğun öylesine katı bir baskısı var ki, bana da bu modellere aydın demek düşüyor. Buluğ çağına giren, girmeyen ve girmek üzere olan her bir bireyi bu modellerimiz aydınlatıyor. Neden? İşte bu baskı yüzünden. Cinselliği, fanteziyi ve buna bağlı aksiyonları bahsini ettiğim aydınlardan öğrenildiği gerçeği sizi de ürkütmüyor mu? Beni fazlasıyla ürkütüyor.

“Hani çok yerde, ‘Cemal Süreya fiziksel aşkı en güzel anlatmış şairdir.’ denir ya, bir dakika, FİZİKSEL AŞK MI? Aşk kollara ayrılıyor muymuş ya?” Aşk belki kollara ayrılmıyor ama her bireyde ayrı bir tanımı olduğunu açık etmek gerek. Daha kaçımız, ben asla fiziğe, güzelliğe, boya posa bakmam diye yalan söylemeye devam edecek. Hangimiz dışını beğenmediğimiz karşı cinsin, içini merak etmeyeceğimiz gerçeğinin üzerini yalanlarla örtmeye devam edecek? Sizi gerçeklerle yüzleşmeye davet ediyorum. Bir de şey vardı; “Bir insan kaç defa âşık olabilir?” diye hemen sözü CS’ye bırakıyorum.

Açılıp kapandıkça sevdam,
Kapanıp açılıyor bir mavi.

Gelelim Kadın konusuna. Ülkemizde dikkatin üzerinde toplanması en elzem konu belki de Kadındır ama böylesine hassas bir konuyu alıp, hayatın gerçeklerini bertaraf ederek üstüne üstlük çok değerli bir şair üzerinden algı yaparak değersizleştirmek, şairi kurşunlamak değil de nedir sorarım size. Özellikle bu husus zoruma gittiği için hemen bir kitabını alıp adından yorumlamak, içimdekileri kusmak istedim.

Kimi şairlerin yahut edebiyatçıların eserleri ile yaşadıkları arasında muhakkak bir bağ vardır. Bu ikisi adeta birbirine yapışık haldedir ve bu haliyle bağı görmezden gelemeyiz. Gelirsek şayet talihsiz yorumlarda bulunabiliriz. Bu sebeple CS’nin hayatına kısaca göz atmak gerek.

Hani diyorsunuz ya; “hemcinslerimin bu kadar ELLENDİĞİ satırlar karşısında öfkeleniyorum.” diye halbuki Ülkü Tamer CS’nin Kadın temalı şiirlerini okuduktan sonra ne demiş;

Tanrı
Bin birinci gece şairi yarattı,
Bin ikinci gece Cemal’i,
Bin üçüncü gece şiir okudu Tanrı,
Başa döndü sonra,
Kadını yeniden yarattı.

Cemal Süreya çocukluğunun ilk yıllarını geçirdiği Erzincan’ın Pülümür ilçesinde doğdu. Öldüğünde şimdi bile tüyleri diken diken eden adına şiir yazdığı babasının adıdır Hüseyin. Tüm kadınlarda aradığı anne şefkatine sebep olan olay Gülbeyaz Hanımın 23 yaşında hayatını kaybetmesindendir.

Kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
Karabasan ılık acemi
– uykusuzluğun sütlü inciri –
kovanlara sızmıyor.
Annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.

1938’de Dersim İsyanı sonrasında ailesi Bilecik’e sürgün edildi. Bilecik’te ilkokula başladı, İstanbul’da devam etti. Haydarpaşa Lisesi’nden mezun olup Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve iktisat Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli devlet kurumlarında çalıştı. Erzincan’dan sürgün edildiklerinde bindirildikleri sürgün treni, nereye götürüldüklerini bilmeyen insanlarla doludur… Yedi yaşında çıktığı bu yolculuk Cemal Süreya’nın bütün hayatını etkiler, şiirini besleyecek bir dönemin başlangıcı ve ‘bir doğum anı’ olur.

Seniha Hanım, Cemal Süreya’nın ilk aşkıdır ve ortaokul yıllarında başlayan bu aşk evlilikle sonuçlanır. Hatta Süreya, Seniha Hanım’dan bahsederken, o yıllarda sınıfın tahtasına yazdığı kızıl mısralar adlı şiirinde ‘Seni sevdiğim anda her şeyim kızıl oldu, Masmavi defterime kızıl satırlar doldu’ der. 1955 güzünde Eskişehir’den İstanbul’a yardımcı maliye müfettişi olarak atanır. İstanbul’a yerleşmesiyle edebiyat çevrelerinde ve etkinliklerinde daha sık görünmeye başlar; ancak bu durum ailesini ihmal etmesine yol açar.

Her şey biliyor her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi?
Üstüne titrediğimi?
Geldiğimi?
Gittiğimi
Hadi!

Aşkın onu bir menevşe kurusuna çevirdiği günler de Mülkiye yıllarına rastlar. Bu tutkulu âşığın yani şairin, karısına attığı tokadın pişmanlığı yüzünden, jiletle bileklerini kesecek kadar ileriye gitmesi, bu evliliğinin ömrü hakkında daha o günlerde ipuçları verir aslında. 1958 yılında ayrılan çift, yedi yıl sonra resmî olarak boşanır.

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.

İlk evliliğinden sonra ikinci evliliğini Zuhal Tekkanat’la, üçüncü evliliğini Güngör Demiray’la yapar, ondan ayrıldıktan kısa bir süre sonra tekrar Zuhal Tekkanat’la birlikte olur (tabii bu evliliklerin arasında sayısız gönül macerası, evlilikten dönen nişanlılıklar da vardır) ve bunlardan sonra Cemal Süreya Birsen Sağnak’la evlenir. işte bu şiir Birsen hanım için yazılmıştır.

Tomris Uyar, Ülkü Tamer ile evliyken âşık olur Cemal Süreya’ya… İkisi de evlidir, ikisi de birbirleri için boşanırlar eşlerinden ve bugün bile, ‘Türk edebiyatının en verimli aşkı’ tanımını hak eden üç yılı birlikte geçirirler. Tomris Uyar’ı “Aşkları Uğruna Yazılanlarla Edebiyatımıza Yön Veren Kadınlar” listesinden hatırlayacaksınız zaten.
Verimliydi aşkları, çünkü Cemal Süreya aşk dolu, cinsellik yüklü en güzel şiirlerini onun için yazdı.

Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yanlışı düzeltircesine açmış;
Gelmiş ta ağzımın kenarında
Konuşur durur.
Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Güverteleri uçtan uca orman;
Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Bastım ki yalnızlığımmış.
Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Tomris Uyar’ın Cemal Süreya ile olan ilişkisi hem enteresan, hem dillere destandır…
Her akşam işten çıkıp şıp diye eve damlardı Cemal Süreya. Bir gün Tomris Uyar, “Biraz gez dolaş, arkadaşlarınla falan buluş” der. Ertesi gün geç gelir Cemal Süreya, daha ertesi gün de, hep geç gelir. Bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan Tomris, apartmanın girişinde oturan Cemal’i görür ve gerçek ortaya çıkar. Her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup ‘gecikiyordu’ Cemal Süreya… Tomris Uyar tarafından durumun adı derhal kondu: Şahsiyet Rötarı…

Tomris Uyar Cemal Süreya ile ilgili: “Tanıdığı kaç kişi varsa, o kadar Cemal Süreya vardır. O yüzden ben bir tane Süreya biyografisi düşünmem. Üç tane yazılabilir. Üçü de apayrı.” demiştir.

Üvercinka, kızının doğumunu karşıladığı anda hastanenin kapısında bekler onu. Hani şu meşhur şiiri ve aynı adlı kitabı Cemal Süreya’nın…

Üvercinka, Cemal Süreya’nın eşi Seniha Hanım hamile iken tanıştığı ve adını bilmediğimiz genç bir kızdır. Süreya’nın hayatında her daim bir sır olarak kalan bu kızın adını bilen olmamıştır. Türk şiirinin en güzel örneklerinden biri olan ‘Üvercinka’, bu genç kızın güzelliği sayesinde Süreya’ya şöhreti getirmiştir.

“Üvercinka, güvercin kanadından kısaltılarak elde edilmiş bir sözcük; barışa, aşka, dayatmaya dönük bir kavram. Kitabımın adını Üvercinka koyarak , kelimeyi zorlayan şiirimden ufak ama anlamlı bir kesit vermiş oluyorum galiba.” der şair…

Ahmed Arif öylesine hayrandır ki Cemal Süreya’ya, yüzünü bile görmediği kız kardeşi Ayten ile evlenmek ister. Cemal Süreya’nın duyguları da ondan farklı değil. “Evlen kız, Türkiye’nin en iyi şairi!” der. Ayten önce şaşırır ama sonunda ağabeyinin sözünü dinler. Zafer çarşısında buluşmak üzere sözleşirler; gelin ve damat adayı tanışacak. Bekle bekle Ahmed Arif yok! Cemal Süreya ertesi gün öğrenir ki, temiz bir gömleği olmadığı için gelememiş Ahmed Arif…

Kırmızı bir kuştur soluğum
Kumral göklerinde saçlarının
Seni kucağıma alıyorum
Tarifsiz uzuyor bacakların
Kırmızı bir at oluyor soluğum
Yüzünün yanmasından anlıyorum
Yoksuluz gecelerimiz çok kısa
Dört nala sevişmek lazım

Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.
Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir…
Üstü kalsın…
“On yedi dergi, birkaç evlilik, bir meslek, bir banka batırdı.”

Cemal Süreya’nın, şair Süreya ve denemeci Süreya’yı yan yana koyup değerlendirme yaparken şair tarafı için kendi kendine sarf ettiği sözlerdir bunlar. Ama arkasına eklemeyi de unutmaz:

“Hayatımı başka bir hayatla değiştirmek istemediğime göre demek ki mutsuz değilim.”

Not: İncelemenin serzenişten sonraki bölümlerini hazırlarken Feyza Perinçek ve Nusret Duruel’in Can Yayınları’ndan çıkan “Cemal Süreya – Şairin Hayatı Şiire Dahil” adlı eserinden ve bir web sitesinden faydalandım.

Cemal Süreyya’yı yedirtmem. Herkese keyifli okumalar.
Eylem Okur ve Özlem iftiharla sunar...

Masmavi ve Dalgalı satırlardır yazdıklarımız.. Yüreğinizi yoklayarak okuyunuz..

Kelimelerin içinde bir yer, satırların arasındaki yağmur ve cümlelere sığmayan bir yaşam ve ardından gelen bir söz.. Siz, saatleri yaşadınız Henüz sözcük haline dönüşmemiş , ya da bir sözcük karşılığı oluşmamız durumlar yarattınız. Alçakgönüllüydü işte koparmıştı saatinin akrebini . Almıştı eline yüreğini bırakmıştı mürekkebinin son damlasını... Okudukça yaralar açtı kendince açılan her yarada bir kadın aradı belki de . Her sefernde keşke'lerle çoğalmıştı etrafı. Keşke bunun için sevseydim seni derken bilie Fazıl Hüsnü'ye bırakmıştı dizelerini.

Ve sadece Fazıl Hüsnüye de bırakmamıştı o dizeleri.. Saçlarının bir tek teline bakışlarıyla dahi dokunmaya korkan bir adamdı Cemal Süreya ve tutkusu, kalbimizi bir okyanusun sonsuz dalgaları gibi alıp götüren yağmur taneleri.. Kağıtların o okyanusta damla damla gemiler gibi olduğu, verilmemiş keşkelerle dolu bir mektup gibi..
Zamanın tiktakları şaire bilmediği limanlardan ve çağlardan gelen insan yüreğinin selamları gibi…
Okyanusu gözlerinde biriken bir şair ve gözleri yağmur taneli şiir.. Gözlerinde İnsanlığın ve Yüreğin sonsuzluk çizgisi…

Kapatsak herhangi bir kitabın kapağını ve farzedelim Cemal Süreyanın yok burada dizeleri.. Kapanmış olur muydu insanın içinden, gözlerinden o kitabın kelimeleri…
Kelimeler ki yağmur tanelerinin mavi gölgesi..

Şimdi her kelime yeniden can bulmaktadır maviliğin sesinde. Bu ses ki iki dostun uzaktan bağlı kalması özgürlüğe ..

Sayfalar uçuşsun dokunduğu her kalbe ve kuşatsın yeryüzü toprağını şiir dost dizeli bir mühürle..

O zaman daha fazlası zarar bu gökyüzüne diyelim ve "ÜSTÜ KALSIN" dizelerin üzerinde... Kardeşliğin ve okumanın sembolü ile geldik size Özlem Ve Eylem adı ile seslendik herkese şimdi ise gerisi siz okuyan gönüllerde...

Mutlu okumalar...

Sevgiyle..

https://soundcloud.com/...n-nilsson-arons-drom
Öncelikle bu sitede hediye aldığım ilk kitap olduğu için bende Hayatım boyunca hep ayrı bir yeri olarak kalacaktır.. :)
Cemal Süreya’nın seçme şiirlerinden hazırlanmıştır.
Size bir dizide gördüğüm bölümden anlatmak istiyorum Cemal Süreya’yı...
Yedi güzel adam dizisinde Cahit Zarifoğlu’nun anlatımıyla.. yaşadığı onca sıkıntıya rağmen Cemal Süreya’nın asla ülkeye küsmediğini ve bu toprakların en büyük ‘aşk’ şairlerinden biri olarak adını edebiyat tarihine yazdırdığını söyledi ve “Sevgisizliğin dayatıldığı coğrafyalarda aşk şiiri yazmak bile başlı başına bir baş kaldırmaktır.’’ dedi.
Ne doğru bir cümle. Kim bu fikre yalan diyebilir? Sevmenin ayıp sayıldığı toplumlarda misal Neşet olup ‘‘gönülden gönüle gider yol gizli gizli’’ diyebilmek kolay mı? Elbette değil. O yüzden bir tane Neşet Ertaş’ımız var. Bir tane Nazım Hikmet’imiz, bir tane Abdurrahim Karakoç’umuz var. Sevgisizliğin dayatıldığı dönemlerde bu topraklardan ne kadar devrimci yürekli şair çıkabilirse ancak o kadar ‘aşk’ üzere konuşan kalemimiz var. Dünya döndükçe var olacaklar.


Okuyunuz efendim okuyunuz ne varsa okumakta var! Saygılarımla.. :)
Cemal süreya her anını şiirle yaşamış bunu çok güzel biçimde anlatmış okuduğum ilk şiir kitabı bazı şiirleri çok anlamlı çok dokunaklı bazı şiirlerinide anlamadım cemal süreya gibi yazarlarımızı öve öve bitiremeyiz yıllar geçsede şiirleri aynı değerde kalır tavsiye etmeme gerek bile yok usta yazarımızı.
Gün boyu elimde bu kitapla gezdim, otobüste,parkta fırsat buldukça açıp okudum bazen 3 sayfa bazen 10 sayfa. Duyguları, dizelere ilmek ilmek işliyor Cemal Süreya. Naifliği,yüreği şiir yoluyla okuyucuyu da içine alıyor. Her birinin anlamı,derinliği o kadar güzel ki. Ama tabi başka yönleri de var Cemal Süreya'nın.

Biz onu şiirleriyle,dizeleriyle tanıdık.Aslında çok önemli bir yanı daha var. Öğrencisi bilirsiniz, Sunay Akın'dır. Hatta Sunay Akın ''Cemal Süreya Kültür ve Sanat Derneği'' de kurmuştur anısına. Sunay Akın onu çok daha güzel anlatır ama internette bahsedeceğim konu ile alakalı video,bilgi var mı bilmediğim için, yine onun anlattığı hikayeyi ben yazmak istedim.

1915 Çanakkale Savaşında Gülbeyaz adında bir kız vardır Erzincan'da. Babası da savaşta şehit olmuş, yetim kalmış. Bir gün ''Süslü Hüseyin'' adında bir adam kamyonla geçer bu köyden ve Gülbeyazı görür.Ondan çok hoşlanır,gönlünü ona kaptırır. Hüseyin'e süslü lakabının takılmasının nedeni, her zaman takım elbise giyiyor olmasıdır.Zamanla,Gülbeyaz'a karşı duyduğu aşk,karşılık bulur. Evlenirler,dört tane de çocukları olur. Bir tanesi hastalıktan,fakirlikten ölür. İkisi kız bir erkek çocukları kalır sadece.Erkek oğullarının adı Cemalettin Seber'dir. Cemallettin Seber, okulunu okur,çok başarılı bir öğrencidir ve Mülkiye'yi kazanır.

1965 yılında müfettiş olmuştur artık. Ve bir gün, Çanakkale defterdarlığını denetlemek için Çanakkale'ye gider.Kaldığı otelin lobisinde beklerken etrafta bir sürü insan görür,merak eder kim bunlar,şüphelenir.Kulak misafiri olur ve anlar ki Çanakkale'den kalan o silahlar hurdaya veriliyor, o kişilerde hurda tüccarı.

Amaçları Çanakkale'den kalan silahları,tarihi eserleri,anıt eserleri satmak. Bunu duyan Cemalettin Seber tam 2 ay boyunca onlar bu milletin değerleridir,satamazsınız diye uğraşır. Tehdit edilir, ''Sanane,sana mı kaldı'' derler.O vazgeçmez işini gücünü her şeyi bırakır bu işin peşine düşer ve sonunda başarır.Çanakkale'den kalan o silahları,anıt eserleri tek başına savunmuştur.Ve Cemalettin Seber adında ki o kahraman insan karşımıza Cemal Süreya olarak çıkar.
Cemal Süreya...
En sevdiğim şairsin be...
Bana mutluluğu, sevmeyi, aşkı, hüznü, mücadeleyi ve en önemlisi de şiiri sevdiren Adam!
Seni ne kadar çok seviyorum,
Bir bilsen...
Beni benden alıyorsun
Derin derin hayallere kapılıyorum
Yahut aşklara
Ne desem eksik kalır
Biliyorum.
Nedendir bilinmez aylardır elime şiir kitabı almadım, ama şiir okuyordum yine de sağdan soldan.
Artık anladım, elimizde bir Cemal Süreya ile dolaşmak şart.
Herkese iyi okumalar demiyorum.Çünkü Cemal Süreya'nın şiirleri okunmaz.
Herkese iyi aşklar ve hissetmeler...
Öyle insanlar vardır ki sizin için özeldir, çok ayrıdır yeri.Keşke tanışabilseydik, oturup konuşabilseydik dersiniz.Benim için tüm bu cümlelerin karşılığıdır Cemal Süreya.
Hani herkesin illaki ezbere bildiği bir şiiri olur sevdiği şaire ait.Bende bu durum öyle uç noktada ki, tüm şiirlerini ezberleyebilmek, tüm kitaplarını, onu anlatan tüm yazıları okumak, tekrar okumak, beynimde yer etmesini sağlamak istiyorum bu adamın.Benim için bir şairden çok çok daha ötededir yeri.Hayranlığım sadece dizelerdeki ustalığına değil, kişiliğine, karakterine, duruşuna, hayatına.
Herkesin hayatına sızmış, yer etmiş bir şiir yahut bir şair vardır yüreğine dokunan.Cemal Süreya ''şiir'' denince aklıma gelen ilk isim yıllardır.Tek bir şiirinde bütün şiirler vardır sanki, bütün dillerde yazılmış bütün şiirler.Dili, imgeleri, seçtiği sözcüklerinin ahengi bambaşkadır.
Her ne kadar ikinci yeni şairleri arasında sayılsa da hiçbir kalıba dökmez ne kendisini, ne de şiirlerini.
''Bir kuşak şairini arıyordu, galiba buldu'' cümlesinin öznesidir Cemal Süreya.
Kitabın 65. ve 94. sayfalarında Cemal Süreya'nın el yazısı ve imzasıyla iki küçük şiiri de yer alıyor.
''Daha nen olayım isterdin, onursuzunum senin!'' syf65
''Hayat kısa kuşlar uçuyor.'' syf 94

Yaşamak şiir okuyarak mümkündür derler ya, ben Cemal Süreya'yı okurken yaşadığımı hissediyorum.


''Fotoğraf çektirmek için yan yana getirilmiş iki nesne değiliz biz
Güvercin curnatasında yan yana akan iki güverciniz
Mesafeler birleştirdi bizi bir de sözler
Razı olma hiçbir sessizliğe
Biliyorsun seni seviyorum
Pencereden bakmayı öğreteceğim sana
Sesin
Balkona asılı çamaşırcasına havalansın, havalansın dursun
Sokakta değil, balkonda;
Dışarı çıktığın zaman
Romanını yastığın altına sakla;
Şiirini mutfağa koy
Boş bir deterjan kutusu vardır nasıl olsa,
Öykünü yanına alabilirsin elbet
Müziğini de, resmini de
Niçin güvenemiyorsun bana?
16 Mayıs 1973
............................Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.........
.................................................
Sevmedim. Puan veremiyorum, yani belki haddim değil şiir konusunda hâlâ çok bilgili görmüyorum kendimi. Ama bana göre şiir bu değil yani benim aradığım bu değil. İki üç tane şiir hoşuma gitti toplasan beş değil koca kitapta. O yüzden olmadı sevemedim. Çok ümitliydim ama Cemal Süreya sevemedim. İyi ki e-kitap okumuşum diyorum hatta.
Okuyorsunuz, sonra tekrar okuyorsunuz ve belki yine okuyorsunuz... Bunu istiyor bence de Cemal Süreya. Satırların arasındaki dünyayı sezmenizi, hissetmenizi istiyor en çok, anlaşılmayı belki daha sonra. Onun için şiir,imgeler ve çağrışımlar dünyası, siz neyi yüklerseniz onu algılıyorsunuz sadece. Toplumsal bir amaç gütmeden sadece sanat için yazıyor,şiiri bir amaç olarak görmüyor hiçbir zaman . Onun çalkantılı, karmaşık dünyasının bir göstergesi şiir. Yazarken beslediği kaynaklardan uzaklaşıp, kendine özgü bir anlatım benimsiyor.
Hayat kısa
Kuşlar uçuyor...
Telif hakları nedeni ile tam yayınlanamayan şiirleri için değer... Bazı şiirleri çabucak bitirmek istesem de bazı şiirler hiç bitmesin istedim. Şiirlerden öğrenecek çok şeyimiz var.
O kadar güzel şiirleri var ki; insana o duyduğu anlatmakla kalmıyor, yaşadığı aşkı içimizde hissediyoruz sanki. Gerçekten türkiyenin en iyi şairlerinden biri

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üstü Kalsın
Alt başlık:
Seçme Şiirler
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750814440
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.
 
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.
 
Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir..
 
Üstü kalsın..

Kitabı okuyanlar 1.435 okur

  • İzdüşüm
  • İrem Hatırnaz
  • Dilara ceylaner
  • Umrudışında kendisi
  • Wasp
  • vesile çelik
  • Drkitapsever
  • Ng
  • M. Kağan Will Şahinoğlu
  • August

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.7
14-17 Yaş
%13.7
18-24 Yaş
%30
25-34 Yaş
%31.2
35-44 Yaş
%11.8
45-54 Yaş
%5.7
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71
Erkek
%28.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.3 (172)
9
%17.1 (73)
8
%19.4 (83)
7
%13.1 (56)
6
%5.2 (22)
5
%2.6 (11)
4
%1.2 (5)
3
%0.7 (3)
2
%0.2 (1)
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları