Rotterdamlı Erasmus Zaferi ve Trajedisi

7,6/10  (7 Oy) · 
25 okunma  · 
4 beğeni  · 
888 gösterim
Her koşul altında iç özgürlüğünü koruma uğrunda çaba harcamak, kimsenin efendisi olmaya kalkışmamak, fakat kimseye de boyun eğmemek; hiçbir sav ya da düşünceye baştan düşmanca yaklaşmamak, ama buyurgan nitelik almaya başladığı anda her savın ya da düşüncenin karşısına dikilmek. Bütün bunlar gerek Erasmus'un, gerek Zweig'ın kişiliklerinde birbiriyle bütünüyle örtüşen niteliklerdir.
AHMET CEMAL

Stefan Zweig'ın, Kuzey Avrupa Rönesansı'nın büyük ustası, hümanist bilgin Desiderius Erasmus için kaleme aldığı bu yaşamöyküsü, bağnazlığın her türlüsüne karşı bir savaş ilanı niteliği taşıyor. Rotterdamlı Erasmus: Zaferi ve Trajedisi, son nefesine kadar bir hümanist, gerçek bir dünya vatandaşı olarak kalan Zweig'ın deneme türündeki başyapıtıdır.
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2011
  • Sayfa Sayısı:
    200
  • ISBN:
    9789750709401
  • Orijinal Adı:
    Triumph Und Tragik Des Drasmus Von Rotterdam
  • Çeviri:
    Ahmet Cemal
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
mustafa tamer akder 
12 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Güzel yorum yapayım deyi bekletirken araya birçok olayın girdiğinden dolayı biraz dibi tutmuş yorum yapacağım için değerli 1K sakinlerinden ve Zweig amcadan özür dilerim. Genel olarak biyografiyi işleyişindeki objektif davranması bakımından çok beğendim. Dönemi çok içine girmeden döneme damgasına vurmuş din adamı Martin Luther ile kıyaslayarak hümanizm doğuşunu, yükselişi ve neden birden yıkıldığını açıklamış. Erasmus, hümanizm kurucusunun neden tarihte bu kadar az yer aldığını çok güzel açıklamış. Şahsen bir kere tanışmak gerektiğini düşünüyorum. Erasmus amcayı sevdiğimden dolayı 2-3 yıl sonra bir daha okuyacağım. Dibi tutmuş yorumu yeni demlemeyle tekrar karşınıza geleceğim. :D

Erhan Kurupınar 
15 May 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · 7/10 puan

Erasmusu enine boyuna inceleyen güzel bir biyografi.Hümanizmin öncüsü Erasmusun Birleştirici ve uzlaştırıcı görüşleri Avrupa halklarının birleşmesi ideali zamanın şartları düşünüldüğünde gerçekleşmez.Ancak yazdıkları ve barışseverliği ile tüm Avrupa halklarının saygı duyduğu bir isim olur.Hatta katolik papa ve imparatorlar bile önünde saygı ile eğilir.Biyografide Erasmusun kişiliğindeki zaafiyetlerde işlenmiş.Her zaman ortayolu bulmaya çalışan,savaşmaktan kaçan,korkak yapısı çirkin suratı ve hastalıklı bünyesiyle devrim yapabilecek bir karakterde değildir.Dönemin ünlü ismi Martin Luther ise onun aksine kaba saba savaşcı ve atılgan bir kişiliğe sahiptir.Ancak Luther ise haklı olduğu savaşında bile yaptığı hatalar ile pişmanlıklar yaşayacaktır sonunda.Hatta Erasmus onun haklı olduğunu düşünse bile hep geri planda kalma içgüdüsüyle gittiği yolun kanlı olduğunu düşünerek açık destek vermekten hep kaçınacaktır.Erasmusun kişliğine baktığımızda hep tarafsız kalmaya çalışan hem katoliklere hemde Luther yanlılarına şirin gözükmeye çalışan ortayolcu silik bir karakter olduğunu anlıyoruz.O dönem hümanizmin yıklışının sebebi de belki bu yüzdendir.Ancak bu mücadelesi başarısızlığa uğrasa da Ondan sonra gelen Montaigne,Diderot Schiller gibi düşünürler hümanizmin ateşini yakmaya devam ettirmişlerdir.

HaKaN 
06 Mar 19:03 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bu kitabı Erasmus kimdir diye merak ettiğim için okumaya karar verdim.Çünkü oğlum Avrupa Birliği projesi kapsamında bu Erasmus amcanın adını taşıyan burstan yararlanarak bir dönem Avrupa’da bir Üniversitede misafir öğrenci oldu.

Bu kitabı okuduktan sonra Erasmus’un ortalama 500 yıl önce bugünkü Avrupa Birliği düşüncesinin temellerini attığını, Stefan Zweig gibi bir ustanın kaleminden detaylı bir şekilde öğrendim.

Erasmus Katolik klisesine bağlı bir din adamı olmasına rağmen 500 yıl önce bağnazlığa karşı kalemi ve düşüncesi ile savaş açmış,hümanizmin gelişmesine öncülük etmiş bir bilim adamı.

Aslında Anadolu’da Avrupa’daki Rönesans aydınlanmasından 200 yıl öncesinde iki büyük sanatçı düşünür Mevlana ve Hacı Bektaş bu insancıl kavrayışı içeren tasavvuf felsefesinin öğretici önderleri olmuşlar,çok büyük eserler meydana getirmişler,Anadolu hümanizminin önderleri olmuşlardır. Anadolu’da saymakla bitmeyecek kadar daha nice hümanistler yaşamış.

İşte Erasmus’ta edebiyatı ve felsefeyi, kitapları ve sanat eserlerini, dilleri ve halkları sevmiş; bütün bunların ötesinde de, daha yüksek bir ahlak anlayışını yerleştirmek amacıyla hiçbir fark gözetmeksizin bütün insanlığı sevmiş bir kişi olarak bu eserde tanıtılmaktadır.

Erasmus, ister dinsel, ister ulusal nitelik taşısın ya da dünya görüşlerinin karşıtlığından doğmuş olsun, tüm anlaşma olasılıklarının ezelî ve amansız yıkıcısı saydığı bağnazlığın her türlüsüne karşı bir kişidir.

“Sırtlarında ister papaz, ister profesör cüppesi taşısınlar, at gözlüğü takanların ve tek yanlı düşünenlerin hepsinden, her yerde kendi görüşlerine boyun eğilmesini isteyen, kendilerininkinin dışındaki bütün görüşleri dinsizlik ve alçaklık diye nitelendirip mahkûm eden, her sınıf ve ırktan gelme bütün bencillerden, kendilerini bir düşünceye körü körüne adayıp çevrelerini görmez olanlardan nefret etti.”Erasmus’un çağında Avrupa, Kilise’nin kucağında uyumaktaydı.

Stefan Zweig usta Erasmus’un çok silik bir kişilik olmasına rağmen hümanizmin babası olduğunu, Luther’le aynı görüşü paylaşmalarına rağmen birbirlerinden Luther’in kaba saba kişiliğinden dolayı görüşlerinin ayrıldığını fakat Luther’in Erasmus’un çizdiği yoldan yürüyerek Protestan düşüncesini geliştirerek o dönemde Hıristiyan inancını ikiye ayırdığını anlatmaktadır.

O zamanın tarihinin bilinmesi ve Erasmus gibi hümanist bir kişinin tanınması için bu kitabın okunması gerektiği görüşündeyim.Çünkü her kitap insanda farklı ufuklar açıyor.

Kitaptan 18 Alıntı

sezgin 
15 Mar 01:10 · Puan vermedi

''Hayvanların birbirlerine saldırmalarını, bilgisizliklerine vererek anlayışla karşılayabiliyorum'' diye yakınır; ama insanlar savaşın başlı başına bir adaletsizlik olduğunu anlamak zorundadırlar, çünkü genel olarak savaşta yara alanlar, onu körükleyenler ve yürütenler değildir;savaşın bütün yükünü masumlar ve eline ne zaferlerden ne de yenilgilerden bir şey geçecek olan zavallı halk taşır. '' Savaşın en büyük yükü, bu savaşın hiç ilgilendirmediği kişilerin sırtına biner ve savaşta herhangi bir başarı söz konusu olsa bile, taraflardan birinin mutluluğu, öteki tarafın zararı ve yıkımı demektir.''

Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 96 - can yayınları)Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 96 - can yayınları)
Nisa Nur 
20 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Hayır, yapılması gereken, nasıl özgür yaşanmışsa, öylece özgür olmaktır! Özgür ve sıradan giysiler içinde, hiç bir işaret takmaksızın ve bu dünyanın sunacağı tüm onurlandırmalardan uzak, bütün yalnızlar gibi özgür ve bütün özgürler gibi yalnız ölmek."

Rotterdamlı Erasmus, Stefan ZweigRotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig
Nisa Nur 
 09 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Hayvanların birbirlerine saldırmalarını, bilgisizliklerine vererek anlayışla karşılayabiliyorum, ama insanlar savaşın başlı başına bir adaletsizlik olduğunu anlamak zorundadırlar, çünkü genel olarak savaşta yara alanlar, onu körükleyenler ve yürütenler değildir; savaşın bütün yükünü masumlar ve eline ne zaferden ne yenilgiden bir şey geçecek olan zavallı halk taşır."

Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 96)Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 96)
mustafa tamer akder 
14 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Yalnız o, evet yalnızca deliliği bağışlayan Stultitia, insanları mutlu kılmaktadır, her insan tutkusuna ne kadar körü körüne bağlı kalırsa, ne kadar akıldan uzak yaşarsa, o kadar mutludur. Çünkü kafa yormanın ve kendine acı çektirmenin her türlüsü ruhu karartır; zevk, hiçbir zaman zihin açıklığından, akıllılıktan kaynaklanmaz, ama yalnızca esriklikten, coşkulardan, kendinden geçmekten, delilikten doğabilir; gerçek anlamda yaşayabilmek, her zaman ancak bir tutam deliliğe de yer verildiği takdirde olanaklıdır ve adil olan, tutkuların eğemenliğine girmeyip her şeyi açık seçik görebilen, hiçbir zaman normal insan değildir, tersine, bir tür anormalliğin temsilcisidir: "Yaşamda ancak deliliğe yakalanmış olana gerçek anlamada insan denebilir."

Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 75)Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 75)
mustafa tamer akder 
13 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Somut olan, elle tutulup gözle görülebilen, her zaman kitleye soyut olandan daha kolaylıkla nüfuz eder; onun içindir ki bir ideal yerine somut nitelik taşıyan, yöneltilebilen, başka bir sınıfa, ırka ya da dine dönük düşmanlığı dile getiren sloganlar siyaset pazarında daha çabuk benimsenir. Çünkü bağnazlığın öldürücü ateşini körükleyebilecek en büyük güç, nefrettir.

Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 24)Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 24)
mustafa tamer akder 
14 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Özgür ve önyargısız bir kafanın hiç kimseye aldırmaksızın elini değdirdiği her şey, artık çoktan eskimiş tasarımların kafesinde yaşayan bir dünya için yepyeni bir görünüm kazanır. Çünkü bağımsız düşünebilen kişi, aynı zamanda başkaları için de en iyi ve en destekleyici biçimde düşünmüş olur.

Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 56)Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 56)
mustafa tamer akder 
13 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Bütün tutkuların kaderi, günün birinde gevşemektir; her türlü bağnazlığın varabileceği nokta, günün birinde kendi başını yemektir. Akıl ise beklemesini ve direnmesini bilir. Kimi zaman, çevresindekiler sarhoşluk içerisinde tozuttuklarında, susmak zorunda kalır. Ama onun sesini duyuracağı günün de geleceğini bilir; çünkü hep gelmiştir.

Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 30)Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 30)
mustafa tamer akder 
13 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Rotterdamlı Erasmus: Zaferi ve Trajedisi, tarihte dinsel bağnazlığın toplumları ne kadar kanlı uçurumlara sürüklemiş olduğunu gösteren bir belge olarak da büyük önem taşımaktadır.

Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 13)Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 13)
mustafa tamer akder 
15 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Başıbozuk bir sürü, ancak bir parolayla partiye, örgütlenmeye, orduya, dogmayla bir harekete dönüşür. İnsanlığın kaba güce dayanan tüm büyük çatışmaları, kana susamış bir zorbalık iradesinden çok, bu iradenin zincirlerini çözen ve insanlığın belli bir bölümünün üstüne yönelten bir ideolojiden kaynaklanır. İnsanların toplumunu dost ve düşman, yandaş ve hasım, kahramanlar ve caniler, inananlar ve dine karşı gelenler diye bölen şey, düşüncenin ve zorbalığın birleşmesinden doğma bir piç olan bağnazlıktır; bu bağnazlık, tek bir kişinin düşüncesinin diktatörlüğünü, egemen olmasına izin verilen tek inanç ve yaşama biçimi niteliğiyle tüm dünyaya benimsetmek ister. Yalnızca kendi sistemini tanıdığından ve yalnızca kendi doğru bildiğini gerçekleştirmek peşinde olduğundan, Tanrı'nın bir çeşitlikler dünyası olmasını istediği dünyada başka herkesi susturabilmek için kaba güce başvurmak zorundadır.

Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 99)Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 99)
sezgin 
15 Mar 00:50 · Puan vermedi

Erasmus
Savaş, yanlızca onun deneyimini yaşamamış olanlar için güzeldir

Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 96 - can yayınları)Rotterdamlı Erasmus, Stefan Zweig (Sayfa 96 - can yayınları)
2 /