mustafa tamer akder'in Kapak Resmi
mustafa tamer akder, Yol'u inceledi.
21 Nis 23:16 · Kitabı okudu · 16 günde · Puan vermedi

Etkinliğe katılıp yorum yapmayınca mızıkçılık yapmış gibi hissetmenin başımın bir kısmını tırmalaması ile Tuco'nun yorumları paylaşmasıyla bu tırmalama kısmının şiddetinin oynak olması nedeniyle başladığım yorumuma. Genel olarak Aziz babanın dili içten ve akıcı rahat okunuyor. Yalnız eskilerden örnekler verirken osmanlıca kısımları var çok az ben gibi tembelseniz okumadan geçmenizde bir sıkıntı oluşmuyor. En azından ben hissetmedim. :D Kurgu konusunda bana anıların sıralı zaman dilimiyle yazmamış gibi hissettirdi. Bazı noktalarda zaman karmaşası hissettim ama çok sıkıntılı bir durum değil. Konu olarak da ilk anısından başlayarak 13 yaşına kadar yaşadıklarını çok içten ve samimi objektife çok yakın bir şekilde okuyucuya aktarmış. O dönemin insan psikolojilerini incelemek için bile okunabilecek nitelikte bir kitap. Bu kitapta bende iz bırakan kısımlara gelirsek. İlk başta Galip amca vardı. Öyle kültürlü, bilgi, karakterli bir insanın kahvehane köşelerinde harcanmasına ve yoksulluk içerisinde ölmesine çok üzüldüm. İnsanlığın böyle değerli insanları harcamasına nefret ediyorum. Gerçi Aziz babanın gelişmesinde önemli bir rol oynaması azımsanmayacak bir durum ama daha büyük işler yapabilecekken kıyıya köşeye itilmesi kanıma dokunuyor. Ondan sonra gelelim Annesine. Benim gözümde melek gibi kadın. Öbür tarafta kesinlikle tanışmak isterdim. Öyle saf öyle naif öyle içten o kadar az bu dünyadan gelip geçiyorlar ki... Babasına gelecek olursak. Babanın sevip sevmediğim huylarını yarı yarıya bölsek(Her ikisi de çok benim için. Bende duygu karmaşası yaratan insandır kendisi.) Sevmediğim kısmını yolda görsem selam bile vermemeyi bırak günahımı bile vermem. Diğer kısmı için saatlerce konuşmak incelemek isterdim. Sevdiğim kısımları ağır bastığı için öbür tarafta tanışmak istediklerim listesinde Aziz babanın hatırı da giriyor tabi. :D Bir amca vardı adını unuttuğum ama ondan bahsetmezsem içim rahat etmez. Hayatının son döneminde köpeklerle geçirdiği için hayvansever amca diyeceğim. Çok enteresan bir saf iyiliği vardı. Çok iyi işi dönmesini sağlayan ekmek teknesini(Seyyar arabada simit gibi birşey satıyordu tam hatırlamıyorum ama o arabayı öyle güzel süslüyordu ki gözümün önüne gelince çok hoşuma gitmişti. Hatta gaza gelip bende süsleyesim gelmişti odamı ama bendeki gaz kısa ömürlü olduğu için hemen sönmüştü. :D) bir fakir benden daha ihtiyacı var diye direk vermesiydi. O fakire çok kızmıştım adam sana ekmek teknesini veriyor ve tek isteği süslerine bakılması onu bile uğraşmıyordu. Böyle yüzsüz insanlar beni deli ediyor. Darüşşafaka anılarında da çok enteresan hocalarla amcalarla tanıştım ama yazarken ben bile sıkıldım okuyanı düşünemiyorum bile ondan onlara toptan selam ederim. Uyuz olduklarımı ise çölde susuz kaldıklarında bile su vermem yada deniz suyu veririm bilemedim. :D Gelelim kitabın baş solistine Aziz Babaya. Bir yanım çok kıskandı o kadar doğal, içtenlikle ve Galip amca gibi bilgi deposuyla karşılaşmasıyla hem de bir yakın çok üzüldü yaşadığı dramlar, çocukluğunu tam yaşayamaması, kardeş ölümünü görmesi, sosyal statünün ezici baskını görmesi gibi birçok şey sayabilirim. Bu kitapla gözümdeki değeri bir kat daha arttı ve öbür tarafta tanışmada öncelikli isimlerden biri haline geldi. Son olarak beni bu kitabı almaya ikna eden Tuco'ya teşekkür ederim. O olmasa büyük olasılıkla almazdım ve büyük olasılıkla böyle kitabın varlığından haberim olmazdı. Birde son etkinlik bükücü çılgın okur Nigra'ya teşekkür ederim. Onun sayesinde bu kitabı okuyacaklar kısmında öne aldım. Büyük olasılıkla 3-4 yıl sonra Tuco'nun dilinden kurtulmak için okurdum. :D