Ali Lidar

Ali Lidar

Yazar
8.2/10
2.724 Kişi
·
9.976
Okunma
·
2.205
Beğeni
·
90547
Gösterim
Adı:
Ali Lidar
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Eskişehir, Türkiye
Ben devlet memuruyum. Eskişehir’de doğdum, büyüdüm, üniversiteyi burada okudum. Burada çalışmaya başladım. Sosyoloji mezunuyum ben. 1998’de mezun oldum. Ömrümün 30 yılını Eskişehir’de geçirdim. Babam Şeker fabrikasında çalışıyordu benim. İşçi çocuğuyum. Kastamonu’da ve Elbistan'da kısa bir süre kaldık ama ağırlıklı olarak hep Eskişehir’de yaşadık. Eskişehir Anadolu Lisesi’nde. 1998 yılından beri oradayım, tayin de çıkmadı. 17 yıldan beri okuldayım. 
Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
- İnsan sevmiyorum ben. Gerçek insanları sevmiyorum. Fazla sıkıcılar. O yüzden kitaplarda bulduğum ve gerçek olmadıklarını bildiğim insanlar ruhumu dinlendiriyor..
Benim onu sevmemin nasıl bir mucize olduğunu bilmiyor. Belki de sıradan ve vasıfsız bir şey gibi görüyor bunu. O da haklı. Neredeyse tanıyan herkes sevmiş onu. Farklı boyutlarda elbet. Ama bir şekilde sevmiş. Zaten onu birazcık tanıyan birinin kayıtsız kalması, sıradan biri gibi davranması mümkün değil. Fakat ben ne yapabilirim? Anlatamıyorum. Anlatamamamın sıkıntısı içimdeki telaşı kat be kat artırıyor... Seni en çok ben seviyorum desem, en başka ben seviyorum ve en başta, herkesten çok, en çok, en... Ne en? İçimden geçenleri bilse koşup boynuma sarılır. Oysa sadece anlatabildiğim kadarını biliyor. Anlatabildiğim kadarını... Anlatabildiğim kadarıyla ne yapılabilir? Birer çay içilebilir belki..
Cehalet mutluluktur demişti ya Sokrates. Yeni anladım ne demek istediğini. Bazen bilmek, hayal kurmaya bile engel.
Söyleyecek şeyimiz olmadığından değil söyleyecek çok şeyimiz var aslında ama bugüne kadar anlattıklarımız hiçbir işe yaramadığından konuşmak istemiyoruz.
Anne...
Ben iyi değilim. Neyi tuttuysam elimde kaldı.
Atladığım her öğün için üzülen sen, ruhumdan akan kanı görsen, nasıl dayanırsın bilmem...
Yirmi yıl önce dünyayı değiştirebileceğimi zannederdim. On yıl önce dünyanın buna değmeyeceğine, çevremi ve kendimi değiştirmemin yeterli olacağına inandım. Birkaç yıl önce de iyice hedef küçültüp, sadece kendimi değiştirebilmek için harcamaya başladım bütün enerjimi.
Şimdi ise çoraplarımı değiştirmeye bile üşeniyorum.
...
240 syf.
·10 günde·Beğendi·7/10
Edebiyatta "küfür" e karşıyım !!! :)
Ali Lidar da değil :)

"Hayatımın özeti, düzeltilemeyecek kadar vahim bir anlatım bozukluğu" demiş zaten o kitabına .. edebi bir şaheser beklemeyin fekat :)
"Beni daha fazla konuşturma diyen bu adamı da "anlamadan _gömmeyin :)

#spoiler

Okuyan herkesin ortak noktası şudur ki her hikayesinden mutlak bir alıntı çıkabilen bir anlatı ..bütününde hiç bir işe yaramaz "adam kendini anlatmış yeaw" der gibi olurken o "satır arası cümleler " ile avlamış oluyor sizi :)

Hepimize benzeyen ama hiçbirimize benzemeyen hikayecikler ..oturup bu kitabı yazmam lazım diye değil de ,zaman içinde bunlar beni oluşturdu kalemlerim "donmadan" yazmalıyım demiş bence ..


Keşkelerinden bahsetmiş biraz ..
çok güzel susabildiginden..
gülümsemekle surat asmak arasındaki ruh hallerinden ...
Beşiktaş formasından ...
Bira ve sucuğun ahenginden ..
"Sakın evlenme sucuk bile yedirmiyorlar adama " diye uyarı koymuş mesela :)

Samimi acılarından,sahte mutluluklardan
Rakıdan ,abilerden_kardeşlerden ..
çocukluğundan ,bol bol da sevdiği kitaplardan, özlemeyi bilmeyen Hamingway den ...
pembe ojeli kadınlardan ,anne kelimesinin içindeki fırtınasından ,yavas yavas hayatın elinden kayıp gitmesinden..
Öğretmen olup atanamamaktan ..
yazarlardan ,şarkılardan deep purple ile güne başlayıp ferdi tayfur ,orhan gencebay ile biten gecelerde..... çözdüğü
Nihilizmin anlamı KT Kırmızı ve Fuzuliden ...
hiç sevmediği "kadınlara benzeyen kedilerden _kedilere benzeyen kadınlardan "Soslu nutuklar atılan vedalardan ,can sıkıntısından, çaresizlikten,tükenmekten, tüketmekten ,oyuncak takıtısından ...
ve daha bizden..
ve daha kendinden...
ve daha dünyadan anlatmış ...anlatmış.. anlatmış ...

Bir yürek duyguyu bir tek ..
"Özledim lan !
Cümlesine öyle güzel sığdırmış ki :) ben onu sevdim :)

HER HALTI BILEN ADAM :)

"O benim diyor ..
her haltı bilmek için uğraşırken insanlarla nasıl anlaşılır ,insanlar birbirlerini nasıl idare eder öğrenemedim...
TESİRSİZ ne kadar söz varsa
Ruh cebimde biriktirdim
Ki zaten ben
Küçükken de meraklıydım
Suya yazı yazmaya.. ..

Dip not :)
Biraz sustum , biraz güldüm ,galiba biraz da ağladım. .
Farkında olmadan bilgisayarı da açmışım Cengiz Kurtoģluna eşlik ederken yakaladım kendimi. . :) diyen sevgili
.........ALI LİDAR :) a .. sevgiyle :)

En son Tatar Ramazan gerçek mi ? diye aratırken ...

https://youtu.be/tDWcxt64KEE ...



.bitti :)
184 syf.
·3 günde·8/10
ŞUNU OKUMA, BU FAZLA POPÜLER, ŞU ŞÖYLE SIĞ BLA BLA BLA...

ALİ LİDAR :
Öfkeli ama naif,
Keskin ama kırılgan,
İsyankâr ama hassas,
Kaplan görünümlü bir kedi :))
Huzursuzluğunda kördüğüm olmuş ve kimse onu çözmesin istiyor.
Biraz sadist
Biraz mazoşist
Biraz alengirli
Ama tesirli!
En çok da annesinin oğlu :))
Uykusuz gecelerin çarpan kalbi,
Türk edebiyatının absürt şairi, filozofu ve yazarı... :))
...
Zihne rağmen kalp,
Bana rağmen sen,
Şüpheye rağmen güven,
Gerçeğe rağmen hayal,
Günaha rağmen ihtiras,
Ölüme rağmen yaşam...
...
Sizi alıp başka diyarlara götürmeyecek bu kitap.
Bir aşkın içinde ayrılık acısı çekmeyeceksiniz.
Bir cinayete tanıklık etmeyeceksiniz.
Bir savaşın mağlubu olmayacaksınız.
Bir meyhanede sizi bekleyen bir rakı kadehi de yok.
Bir teselli verecek arabesk de.
Kan sıçrayan duvarlar da...
Sadece edebiyat var!
Hayata rağmen edebiyat...
...
Kitap geniş bir biyografik inceleme kitabı.
20 “sevdiği ölü”yazarı; yaşamlarını, eserlerini, eserlerinin konularını, sanata ve edebiyata kazandırdıklarını subjektif bir bakışla anlatmış.
Derinlikli anlatımlar ve geniş bir okuma birikiminin sonucu bilgi edinmek isteyenler keyifle okuyacaktır. Ulaşılmak istenen hedef kitlenin de belli bir okuma birikimine sahip olması gerek diye düşünüyorum.
Yazarların yaşadıkları dönemlerin sosyolojik yapısıyla ilgili tespitler de kitabın araştırma aşamalı bir sürece dahil olduğunu gösteriyor.
...
Ben de birkaçını seçeyim :

GEORGE PEREC : Yaşam kullanma kılavuzu sunan bir yazar
https://hizliresim.com/JZD1QW

GEORGE ORWELL : Bir diktatörlük düşmanı
https://hizliresim.com/GmDVPb

THOMAS MANN : Modernist edebiyatın ustası
https://hizliresim.com/ADzanB

SABAHATTİN ALİ : Hoffman’ın ve Benjamin’in içlerindeki şeytandan bizim içimizdeki şeytana
https://hizliresim.com/EmDogg

SUAT DERVİŞ : Cumhuriyet Burjuvazisinden toplumcu gerçekçiliğe dervişane bir yöneliş
https://hizliresim.com/v6P9br

UMBERTO ECO : Yüzyılımızın büyük entelektüellerinden biri yahut genç bir yazar
https://hizliresim.com/8azBdW

PEYAMİ SAFA : Doğunun ve duygunun savunucusu
https://hizliresim.com/ADzayq


BULGAKOV: Büyülü gerçekçilik akımının hakiki öncüsü
https://hizliresim.com/oXVv6R
...

Ali Lidar : Kendisinden söz ettiği nadir satırlardan biri :

Velhasıl en çok yaşadığım duygu hali bu; dünya ağrısı çekiyorum. Anlamını bilmediğim zorunluluklarım, sorumluluklarım var, kendi küçücük dünyama sığınmam mümkün değil; yaşadığım şehirde müthiş bir uğultu var, enerjilerinin ve mutluluklarının nedenini bir türlü anlayamadığım pek çok insan bilmeden yükleniyorlar omuzlarıma ama kaçış yok. Kaçışın olmadığını, yaşamımın ben istemesem de bu doğrultuda, bu sınırlar dâhilinde devam edeceğini, etmesi gerektiğini de yine Perec yüzüme vuruyor; “En yüksek tepelerin doruğuna ne diye tırmanasın ki, sonradan inmek zorunda kalacak olduktan sonra.”
...

Tanpınar yaşarken istedikleri değeri görmeyen yazarlar için “ sükût suikastı mağduru “ ifadesi kullanırmış, umarım ve dilerim ki Ali Lidar uzun yaşasın, çok yazsın, herkes tanısın, sessizliğe mağlup değil , edebiyata ses olsun...

Son söz :

“Bir insan nasıl sevilir hatırlamıyorum.
Öğret bana.
Tut elimden, gözlerimin içine bak, okula başlamış çocuğa alfabeyi öğretir gibi, kırk yıllık Budist’e namaz kılmayı öğretir gibi, sabırla öğret bana seni sevmeyi. Merhameti ve şefkati elden bırakma.
Öyle bir bak ki bana, hırçınlığım gözlerinin buğusundan utanıp kendi kendini yok etsin...”
104 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Bu kaçıncı sevmem seni..
..dört oldu sanırım ..
Dörtleri sevmem aslında ..
her sey üçte bitmeli .. 1..2..3
üç benim uğurlu sayım..
bir dünya safsata yazılmış üç üzerine numaralojide..
çok da umurumda değil...
merak da etmiyorum artık derinlerdeki anlamları.. ..
..yoruldum
..oysaki ki en büyük özelliğidir kedinin "merak" ..
..ta ki bir gün onu öldürene dek .. 1..2. 3

Ne diyordum ..
Ali Lidar .. Evet ..
..seni merak ettim ..
"Veysel gelsin beni alsın Şirintepe parkındayım" dediğinde merak ettim. .

Çorabının tekini buldun mu acaba mütemadiyen düştüğün dalgınlıklarda merak ettim ..

"Ne eksikse sen tamamla" yorgunum dediğinde öpüp üstünü örttü mü beklediğin. ..
..merak ettim ..

Annen baban sustu mu "bağırmak tedavülden kalktı mı " mesela. .
Sana da "Sakin " diyen oldu mu?
Söylediler mi sorduğunda "neden seni sevmediğini " en son babana sormuştun cevap verdi mi ?
.. merak ettim

SEN ....
Asla başarısız bir proje değilsin ..
hiç bir yerin yanlışı ya da sokağın çıkmazı değilsin ..
ben seni sevdim ..
Apartman gölgelerinde sevdim ..
"Aranıza karışmaktan vazgectim" dediğinde sevdim ..
"Çırkinim dediğinde sevdim ..
Bu şiiri sana yazmadım dediğinde küsmedim..
Vasıfsız vuruşlarında incinmedim ..
"Herkes gider " dedim sen _dilinde :)
Sinir krizi de geçemiyorum ayrıca :) Niye?diye sorup durma:)
Evet şarkıyı dinlerken ağlamayı beceremedim ama bu şarkıyı hep sevdim ..

https://youtu.be/9KkAtcPku2k

Sen sağ ben selamet yağmura dikkat ettim ..merak etme
Vakitsiz yağıyor yapacak bir şey yok :)
Ayaklarım üşümüyor söylediğinin teknikle ısıtıyorum onları. .
Dün San Antonio kilisesine gittim Katedral bulamadım buralarda ..
bahçeye seni gömmeme izin vermediler ..
..üzgünüm
Acele gidişlerinin ve kayboluşlar ardından sallamaya mendil de yok hiç bir yerde ..
Yoksa seni ..
..yine
.....severim
Şu kedi beslemek işine aklım takıldı:)
Birde yüksek sesle "Kafka" okumak neyimize gerek..
Hayatın orta yerinde öptüğün o kadını düşündüm biraz ..
"Merhamet et...
... merhamet bir bakışınla mümkün " dediğin o kadındı yüksek ihtimal ..
Gövdeme iyi bakmak gibi bir fikir soktun aklıma komik oldu :))
Haklıydın ve bu can yaktı :)

"Ateşle buz neyse seninle ben oyduk"
Ayrı ayrı çok güzel ..
Birlikteyken ölümcül .."
....diye tekrarladım. .

Kuyuya beton döktüm ..
hatta üstüne bir de Thomas Bernard "Beton " okudum sağlam olsun diye ...

Ekinoks geldi geçti "bana ne " dedim ..
Ruhumda kir görmedim o yüzden çabucak geçme dediğin o noktayı "çabucak " geçtim ..

Dağınık sicimlere dönmüş "içim" i de toplamak gelmedi "içim " den _affet:)
Üşendim :))
Tıpkı kahin kargayı vurmaya üşendiğim gibi ..

Ay tutulması olsaydı izleyecektim _olmadi onun yerine Sebahattin Ali okudum ..
Anti_emperyalist ..
Mukavemetsiz ..
Narkotik. .siirlerle devam ettim ..

Yani demem o ki
Ottowa da bir yerlerde canım geyik kanı çekerken .
."Ben seni severdim sevmesine de toplum buna hazır değildi " dedim :)) güldüm :)
Kışa rağmen koştum :)
Gülümsedim ..
Denedim ..
Çok amin ..

On dakikada deliğinin çağına erdim. .
Sümbülteber çiçeğinin nasıl bir şeye benzediğini merak etmedim "çiçek sevmem" ..
Ağaç severim ben "Sedir ağacı "
bir de "Sakura" ...
'Bir ağaç bize yeter dedim ikincisini mavi saplı bir baltayla "yok ettim " ..

Yukarısını "konmaktan vazgeçmiş kuşlar"a bıraktım belki "pes" ettim bilmiyorum "melek " de değilim ..
Eflatun bir at hiç değilim. .
Ağustosta doğdum ama ağustos böceği de değilim. .
o yüźden #sustum

"Susarız ve ..
Ne derlerse o
Bundan sonra ..ne
..derlerse
..o

Peki ..demenin kaç kilo duygu barındırdığı öğrendim bolca. .
Çok acayip değil "çok acaip" in farkına vardım. .

Bütün bu okuduklarımı"gazete kağıdına " sardım sonra :)) ...
ruh halimi çekmeceye kaldırdım ...
Arzın merkezine bir bilet aldım ama yine Nemo ile okyanusa daldım :)
Sarı rengi hiç sevmedim ..
Haksızlık bu ! ..diye isyan da etmedim
Biterken..
..dedim sadece
Giittim...

Dip Not ..
"Bu incelemeyi sadece kitabı okuyanlar anlayacaktır "

Şiir le kalın ..
168 syf.
    Merhabalar..

    Belirtmeliyim ki Z Raporu, Ali Lidar'a ait okuduğum 8.kitap.. Hani öyle alelâde de okumadım hiçbirini. Sindire sindire okudum ve bu kitaba kadar da aslında olumlu fikirlerle geldim. Fakat Z Raporu beni biraz geriye itti diyebiliriz. Yazarın genel üslûbu bütün kitaplarında samimi, fazla bizden ilerlerken bu defa fazla zorlama geldi. "Hadi bu anı da olsun, dur şunu da ekleyeyim, aman bu yaşadığım olayda eksik kalmasın" gibi... eklemelerle dolu 'hatıra ya da günlük' diyebileceğim bir kitap olmuş. Şöyle ki, birinin günlüğünü satın alıp okumuş hissi oluşturdu bende. Peki mutlu muyum? Hayır! Hani birinin günlüğünü okumak hoşumuza gider, nedense yaşadıklarını öğrenmek bizi gereksizce mutlu eder ya, hah işte hiç öyle bir şey olmadı. Mental olarak pek iyi hissetmediğim bir dönemde bu kitapla denkleşmem mi kitabın talihsizliği yoksa kitap sahiden mi talihsiz pek emin değilim..
     Tamamen beğenmedim, tü kaka, aman ne kötü kitaptı gibi manasız triplere girecek değilim elbette.. Çünkü bu hem kitaba ayırdığım zamana, hem de yazarına yapılmış bir saygısızlık, haksızlık olur.. Sadece umduğum gibi olmadığı için kitapla enerjimiz maalesef pek tutmadı. Bu sebeple çok değil de az beğendim demek daha doğru olur sanırım.
     Gelelim tavsiye eder miyim, etmez miyim konusuna.. Hoş tavsiye verecek konumda mıyım bilmiyorum, naçizane fikrim diyelim.. Eğer birinin anılarını okumak hoşunuza gidecekse şayet, mutlaka okumalısınız.. 'Aman yook yeaa ben zaten baştan aşağı iyi veya kötü anı doluyum' diyorsanız hiç bu kumda oynamayın, darlanmaya gerek yok. Herkes kendi kumunda oynasın..
     Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.. Keyifli okumalar olsun.. ⚘⚘⚘
240 syf.
·5 günde·3/10
Küfür, kusmuk, alkol, sigara…Kitabın neredeyse yarısının oluştuğu tekrar. Vaktimi daha fazla israf etmeyi göze alıp yazılan küfürleri saysam çok rahatlıkla diyebilirim ki her sayfada küfür. Bazı arkadaşlar şirin göstermek ya da görmek için argo demiş ancak argo falan değil bu bildiğiniz en aşağı seviye kallavi küfür. Herkese- her şeye küfür… kediye küfür, balığa küfür, kendisiyle çorba içmek istemeyen kadına küfür…..????? Yani nezaket takıntım falan yok da … Ya bu kadar zor mu okura saygı duymak??? Ya da moda bir yazar olmak için illa gerek mi küfür?? Bel altı şakalarla gündemde olan komedi filmleri gibi mi mantık?? Ya da tepkilerimizi hakkını vererek taşıyabilecek zeka ürünü cümlelerden bu kadar mu yoksunuz??

Kitabın çoğunda tepkisini kusmak eylemi ile ilişkilendiriyor ya yazar. Afedersiniz ama gerçekten kusmak istedim kitap bitene kadar. Ben mi yaşlandım?? Yeni nesilin beyinlerindeki edebi bölüm mü farklı kodlanıyor artık bilmiyorum.. Zira artık bu tarz kitapları yeni nesil okurlar çok seviyor. Kabul ediyorum yazarın bazı cümleleleri takdir edilesi..Favori duvar yazısı albümü ama keşke küfürle öldürmeseydi o güzelim cümleleri. Ve her bölüm dram??. Dram da anlatılanlar çoğunun yaşadığı rutin hayat. Algıda hassasiyet bence, duygu eşiği fazlasıyla düşük yazarın. Kitapta belirttiği manik depresif hastalığının tesiri muhtemel.

Kitabın arka kapağında yazıyor ya’’ Donmuş insanlığımıza ateşle yaklaşıyor yazar ’’ diye…Elbet okuyana, yazana, sevene saygım ..Ancak benim düşüncem şu ki; kitabı okuduktan sonra (özellikle de -balığına yem vermeyip bir hafta içindeki ölümünü gözlemlediğini anlattığı bölüm ve çöp karıştıran komşusuna duyduğu ve diğer tüm insanların duyduğunu iddia ettiği kayıtsızlığı yazdığı bölüm- ) insanlığım donmasın diye okumayacağım yazarlar listesine ekledim üzülerek yazarı…
168 syf.
·Beğendi·8/10
Ali Lidar benim için özel bir isim. Bizzat tanımak çok keyifliydi. Bu kadar egosuz ve samimi bir insanın satırlarını okumak harika. Şöyle der Ali Lidar Z Raporu'nun ilk satılarında: "Gidelim buradan... İlaçlarını yanına alma. Kitaplarımı almayayım ben de. Biraz da onlar çıldırtmıyor mu bizi? Havası ilaç, denizi kitap bir yerlere gidelim."
240 syf.
Dikkat!!!
Bu bir inceleme değil tam da Ali Lidar'ın anlatılarında belirttiği gibi 'iç döküntüsü'dür. Sebep mi? Kitaptaki tek bir anlatı...En çok o etkiledi beni. Hadi bakalım, başlayalım...

Bazen bazı şeyler yarım kalıyor. Ne yaparsak yapalım elimizden gelmiyor yarım olanı tamamlamak. En çok da anne-babalarımızla!

Yazdığım, yazacağım bütün cümlelerin sorumlusu 161.sayfadaki anlatı. Bu sayfaya kadar her şey stabil ilerliyordu. Yani kitap, bundan evvel okuduğum Z Raporu ile eşit ilerliyordu gözümde, ta ki bu anlatıya kadar. Burada işler değişti. Ha, belki çoğunuz için bu sayfa hiçbir şey ifade etmemiştir ya da etmeyecektir, bilmiyorum... Fakat ben ağladım. -baya(ğı) salya sümük ağladım-

Ali Lidar, Z Raporu'ndaki bir anlatısında, bir okurunun mektubundan bahsederken sonuna 'yemin ederim seni anladım' yazmıştı. Ben de bu anlatısında Ali Lidar'ı anladım. Tepeden tırnağa, bütün hücrelerimle anladım. Hatta onun üslubuyla yazacak olursam, 'vallahi billahi anladım'.

O da annesiyle yarımdı. Fakat o annesini kardeşleriyle paylaşmak zorundaydı bense ev işleriyle... Evet ev işleri! Bitmezdi o işler hiç. Hiç anlamadım ama onun hep yapması gerekirdi. Birlikte oyun oynadık mı hiç hatırlamam mesela... Ama şimdi bitti. Annemin işleri bitti!!! Peki şimdi tamamlandık mı? Hayır. Çünkü artık annem de yarım.. Ameliyat, kronik hastalıklar vs... Yine yarımım... Şimdi de birlikte hiçbir şey yapamıyoruz. Ben birlikte bir çok şey yapmak isterken yapabildiğimiz en can alıcı aktivite çay-kahve falan içebilmek.

Hayatımın son 15 yılını anneme kızarak geçirdim. Beni ihmal etti diye. Anlamadım onu hiç. Hep kızdım. Çünkü sadece bir tane çocuğu var ve onunla ilgilenmeli diye düşündüm hep. Ama yaklaşık 1 yıl evvel onu da kendimi de azad ettim bu ızdıraplı süreçten. Artık daha iyi anlaşıyoruz. Ikimizinde aldığı yaşlar bizi iyileştirdi sanırım. Annemle çay içmek keyifliymiş aslında... Var olsun..

Vaktinizi çalmış olabilirim, kitapla ilgili bir şey yazmamış olabilirim fakat içimden gelenleri de mi yazmayaydım?! Ne diyordu Gülşen, içine ata ata ne hale düştün, tuta tuta çatlayacaksın be adam...

Sabır gösterip okuduysanız teşekkürler...⚘
112 syf.
·Beğendi·10/10
Çok karışığım.
Aslında buraya kendime ve kendiminkilere dair bir şeyler yazmak istiyorum. Ama hangi konuyu nereye bağlasam hangi kelimeyi ne niyetle yazsam, yazarken orman yangınlarını ve nesli tükenmekte olan çizgili sırtlanları düşünsem mi bilemiyorum.
Ne güzel bilmiyorum.

Ne geldiyse başıma bu bilmekten gelmedi mi zaten?

KMA.

Dük yine yapmış yapacağını. Bu adamı ne zaman okusam kendi içime yokuş aşağı koşuyor gibi oluyorum. Koşuyorum, koşuyorum da bir ayağım takılır da düşersem dükün yakasına yapışacağım.
Okuyup okutturalım yeterince sığlaşıp hatta yetmeyip işi abartıp sığırlaştığımız yaşamlarımıza bir ara verelim. Bu garip adamı tanımadan ölmeyelim.
168 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
HAYDİ DAĞILALIM ÇÜNKÜ BİZ BİRBİRİMİZİ ACIDAN ÖLDÜRÜRÜZ!

İri bakışlı, sarkık dudaklı, kepçe kulaklı , bükük boyunlu, hüzünlü bir çocuk adam...

Dünyayla kavgali ALİ, hayatla da kaderle de ve en çok da kendiyle kavgalı...
Bir savaşın ortasında sanki; herkes ölmüş, cesetler yerde ve o ayakta dikilmiş yaralarından kan sızarak ve ağlayarak seyrediyor etrafı.
Çaresizlikten geberiyor, yalnızlığında acı çekiyor ve susuyor.
Konuşsa anlaşılacak belki ama anlaşılmak da istemiyor.
Simsiyah gecenin ortasında gökyüzüne asılı kalmış, saplamış göğsüne hançeri....
Ölümü bekliyor.
Dünya ağrısı çeken insanlardan sadece biri o, yalnız sanıyor kendini ama öyle çoğuz ki!..

HAYDİ DAĞILALIM ÇÜNKÜ “ CEHENNEM BAŞKALARIDIR!”

O kendine “asosyal manyak” dese de ruhu küskün, ayrıntılarda boğulan, iç döküntüleriyle kendi sarsıntılarından devrilen kırılgan bir çocuk adam ALİ.

HAYDİ DAĞILALIM ÇÜNKÜ KİMSE KİMSENİN UMRUNDA DEĞİL!

Dağılın lan!
Kimse kimseyi anlamıyor zaten!
Yalnızız!
Kimse güvenmiyor kimseye!
Bakmıyor, görmüyoruz!
En çok da kendimize uzağız!
Ve
Masum değiliz hiçbirimiz!

Z RAPORU

Z raporuyla gün biter, hesap da dükkan da kapatılır.
Gece saat 24’e kadar alınan bu raporla hayatımızı sıfırlar, günü temize çekeriz, ertesi günü yeni isyanlar biriktirmeye ve sil baştan başlayabilmek için.
Ama her gün bir önceki günün aynısı değil mi?
Yine aynı...
Hep aynı...

Bir iç döküş kitabı bu...
Onun içinin, benim içimden farkı yok...
Muhtemelen herkes onun gibi...

HAYDİ DAĞILALIM ÇÜNKÜ BU KADAR BOKLUĞA ANCAK YALNIZKEN TAHAMMÜL EDİLEBİLİR!
240 syf.
·Beğendi·10/10
Kitaba dün başladım ve dün bitirdim. Yazara olan hayranlığımdan dolayı uzun bir süredir bu kitabı merak ediyordum. Merak ettiğim kadar da varmış.

Sizde de kitabın böyle bir etkisi olur mu bilmem ama yazar sanki kulakları, beyni boş vermiş de direk ruhuma hitap ediyormuş gibi geldi. İnsanın içinde bir şeylere dokunduğu kesin.

Kitap farklı farklı konular üzerine deneme ve anılardan oluşmuş. Yazarın anılarının çoğu yürek burkan türden, beni çok etkiledi. Tabi ki birazda merak oluştu içimde. Keşke otobiyografi türünde bir şeyler yazsa da okusak. Kitapta yazarla ilgili bir çok bilgi mevcut; sevdiği şarkıcılar ve şarkılar, beğendiği yazarlar ve karakterler, ailesi...

Sade, içten, konuşma havasında, argolu bir üslupla yazılmış. Okurken bir duygudan diğer bir duyguya sürükleniyor insan. Ve o kadar akıcıydı ki okumaya başladım ve bir baktım kitabın sonuna gelmişim. 5 saat aralıksız okuyup bitirdiğim bir kitap. Tekrar okuyacağım.

İçindeki yazılardan en beğendiklerim " Neden Beşiktaşlıyım?" "Çok konuşma" "Canım insanlar" "Bazı kitaplar" "Değer Yüklemesi" "Mucizelere İnanır Mısınız?" "İyi Kitaplar Dışında" "Edebi ve Ebedi Sitem" "Yenilgi". Ama 'Neden Beşiktaşlı Oldum' başlıklı anısının yeri diğerlerinden de ayrı, uzun bir süre unutamam.

Elinizdeyse hemen okuyun benim başucu kitabım oldu.
Keyifli Okumalar..=))

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Lidar
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Eskişehir, Türkiye
Ben devlet memuruyum. Eskişehir’de doğdum, büyüdüm, üniversiteyi burada okudum. Burada çalışmaya başladım. Sosyoloji mezunuyum ben. 1998’de mezun oldum. Ömrümün 30 yılını Eskişehir’de geçirdim. Babam Şeker fabrikasında çalışıyordu benim. İşçi çocuğuyum. Kastamonu’da ve Elbistan'da kısa bir süre kaldık ama ağırlıklı olarak hep Eskişehir’de yaşadık. Eskişehir Anadolu Lisesi’nde. 1998 yılından beri oradayım, tayin de çıkmadı. 17 yıldan beri okuldayım. 

Yazar istatistikleri

  • 2.205 okur beğendi.
  • 9.976 okur okudu.
  • 212 okur okuyor.
  • 3.972 okur okuyacak.
  • 64 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları