1000Kitap Logosu
Resim
Ali Lidar

Ali Lidar

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.0
4.590 Kişi
17,9bin
Okunma
3.133
Beğeni
115bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
Sponsorlu
Unvan
Türk Şair
Doğum
Eskişehir, Türkiye, 1976
Yaşamı
Ben devlet memuruyum. Eskişehir’de doğdum, büyüdüm, üniversiteyi burada okudum. Burada çalışmaya başladım. Sosyoloji mezunuyum ben. 1998’de mezun oldum. Ömrümün 30 yılını Eskişehir’de geçirdim. Babam Şeker fabrikasında çalışıyordu benim. İşçi çocuğuyum. Kastamonu’da ve Elbistan'da kısa bir süre kaldık ama ağırlıklı olarak hep Eskişehir’de yaşadık. Eskişehir Anadolu Lisesi’nde. 1998 yılından beri oradayım, tayin de çıkmadı. 17 yıldan beri okuldayım. 
168 syf.
·
2 günde
·
8/10 puan
Z Raporu - Ali LİDAR (Sizleri ön yargıları yıkmaya davet ediyorum!)
Hangi tür ile başlayan sorulardan nefret ediyorum! Kitap, film, müzik hiç önemli değil! İnsan sevdiği şeyin neden yalnızca bir türüne bağlı kalır ki? Neden polisiye ile sınırlı kalsın okuma yolculuğum? Ya da neden Klasikleri okurken güncel yazarları okuyamayayım? Neden amacım yalnızca edebi lezzet ya da felsefe, psikoloji bilgisi olsun? Erich Fromm okurken de büyük haz alıyor, Schopenhauer'i ilgiyle okuyor, Dostoyevski ile üzülüyor, polisiye ile heyecanın doruklarına çıkıyor, yeraltı edebiyatı ile samimiyeti kokluyor, şiir ile mest oluyorum. Eleştirdiğim yazarları da okumayı ihmal etmiyorum. Çok denk geliyorum: "Ben şu yazarı sevmiyorum." Hiç okudun mu, diyorum. Hayır, sevmiyorum. Peki nasıl karar verdin sevmediğine? Geçenlerde bir okur yazmış: "Gonçarov okuyup Çukur izleyen de ne bileyim." Eğer okuyorsa görüşüne son ana kadar saygı duyduğumu belirterek devam edeyim. Hayat farklılıklarla, farklılıkların tadını alarak güzel. Gonçarov okurken de böyle, Müslüm Gürses ile ağlayıp Jim Carrey ile gülerken de. Kısacası türünü iyi temsil eden bütün eserleri seviyorum. Konu edebiyat olsa da, sinema, müzik olsa da. Neden böyle bir giriş yaptım ve ne ilgisi var bu eserle? Eminim garip gelecek birçok kişiye Shakespeare'den sonra Ali Lidar. Bunu yadirgayanlar olacak belki de. Hep aynı türde devam etmek okuma sürecini oldukça yorucu, çetrefilli hale getirebiliyor. Araya farklı türler, şiir kitapları vesaire eklemek inanın hem dinlendirici hem farklı bir deneyim. Esere geçecek olursak... (E hadi geç artık zahmet olmazsa dediğinizi duyar gibiyim!) Kısa kısa bölümlerden oluşuyor. Kısa deyip geçtiğime bakmayın, öyle yerler var ki boğazınız düğüm düğüm oluyor, hiç de kısa gelmiyor size o anlar. Hele bir "Ramazan" bölümü var ki en son "Ayla" filmini izlerken gözlerim o kadar yaklaşmıştı yaşa. Buradan çok da duygusal bir imaj oluşturmayayım. Hani rahmetli Erdal Tosun diyor ya: Hüzünlü değilim, mizacım böyle. Hah, Ali Lidar da öyle işte. Yoksa yer yer gülecek, yer yer yalnızlık ve aşk acısı çekecek, başkasının yerine de bu duyguyu tadacak, küçük bir can için göz yaşına boğulacaksınız. Wittgenstein, "Üzerinde konuşamayacağın şey hakkında sus! " dedi. Beceremedim. Sokrates, "Kendini tanı! " dedi. Tanıyamadım. Annem, "Allah akıl  fikir versin!" dedi. Vermedi Allah akıl fikir. (s. 59) Yazarın üslubunda şu çok hoşuma gitti, en son Şükrü Erbaş için de söylemiştim: Olayın en can alıcı yerinde başla yazar ve düşünürlerin cümleleriyle anlatımı kuvvetli bir hale getirmiş. Kimi zaman Nietzsche olmuş bu kimi zaman Cüneyd El Bağdadi: Vakti zamanında bir zat yollara düşmüş Cüneyd El Bağdadi'yi ziyaret etmek için. Mahalleye gelince kahvedekilere sormuş, evi­ni göstermişler. Gitmiş, kapıyı çalmış. Kapıyı açan Cüneyd El Bağdadi "Kimi arıyorsun?" diye sorunca adam "Cüneyd'i arıyorum" demiş. Cüneyd El Bağdadi'nin cevabı ibretlik: "Ben de... " (s. 59) Bazı cümleler var ki okurken alıp götürüyor uzaklara. Götürmese de bir gitme isteği uyandırıyor: "Havası ilaç, denizi kitap bir yerlere gidelim." (s. 2) Hep gitmek istiyoruz zaten. Daha gidebilenine denk gelmedim. Hani derler ya "ne varsa dilinde" diye. Ne varsa dilimizde. Ne diyor Marx: Zincirlerimizden başka kaybedecek neyimiz var? Farklı türlerde okuyun, dedim. Dedim demesine de, eseri okuyan biri diyecek: "Hocam, önerdiğiniz kitapta küfürler geçiyor." Bu nedenle okumadan önce küçük bir araştırma yapmanızı tavsiye ederim. Üslubunu samimi buldum. Okuduğum ilk kitabıydı ama Rabbim ömür verirse okuduğum son kitabı olmayacak diye düşünüyorum. Okurken hem duygulandırdı hem dinlendirdi. Bir meslektaşım ile oturup saatlerce sohbet etmiş gibi hissettim. Bitmesin istedim, bitti. Biraz uzun oldu sanırım ama samimi oldu diye düşünüyorum. Hacivat ile Karagöz misali; Sürç-i lisan ettiysek, keyfe keder verdiysek affola. Kitapla kalın kıymetli dostlar!
Z Raporu
8.1/10 · 3.005 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
128 syf.
·
1 günde
·
8/10 puan
Aslında Herkes Haklı - Ali LİDAR (Ya Rab! Beni dengimle sına!)
Bazı dizeleri vardır, samimiyet kokar. Anne kokar bazı dizeler. Özlem kokar. Ölüm kokar. Anılar kokar. Art arda aynı yazardan okumayı çok sevmem. Ama tür farklı olunca, yazarla da merhabalaştığım bir dönemdeyken bir de şiir kitabını okuyayım dedim. Yazarların kimi düzyazı türünde iyiyken şiirde aynı çizgiyi yakalayamıyor ya da tam tersi bir durum olabiliyor. Ancak Ali LİDAR'ı her ikisinde de belirli bir çizgiyi yakalamış gördüm. Hikayelerindeki samimiyeti şiirlerinde de kendini hissettiriyor. Bakın ben hayatımdan yola çıktım, kalemimden değil, yüreğimden yazıyorum mesajını okur alıyor dizilerinde. "Koruyorsa beni bir tek anamın duaları korur." (s. 11) Bazı dizelerde takılıp kalmazsınız bir oturuşta biter diyebilirim. Ben takılı kaldığım için akşamı buldu. Elde değil ne yapayım! Adam "Geldi, gördü, sıkıldı yazın mezar taşıma, italik." demiş. Ben nasıl takılıp kalmayım burada şimdi. Geldim, gördüm, sıkıldım. Geldim, gördüm, burnumdan geldi. Geldim, gördüm, görmez olaydım diye devam ettim kendi kendime. Başka yazar ve şairlerden, şarkı ve türkülerden şiirlerinde de yararlanmış. Öyle şiirler ki oturur hikayelerini yazarsın bazılarının. Oturur depresyona girersin. Belki ters bir etki yapar antidepresan etkisi görürsün. Yine de araya başka kitaplar koyarak okumak daha yararlı diye düşünüyorum. "Beraber kaybettik Ayrı ayrı üzülüyoruz." (s. 76) Bazı dizelerin doğrudan size hitap ettiğini düşünüyorsunuz. İnsanız, kimi yaralarımız ortak. Yaralarımız Yaradan'dan ve yar'dan armağan neticede. O yaralarını kabuk mu bağlatır yoksa kanatır mı okuyup siz karar vereceksiniz. Kendi adıma üslubunu oldukça beğenmekle birlikte farklı zamanlarda, farklı hissi durumlarda okumak adına bir süre ara verme kararı aldım. Önceki incelememde de söylediğim gibi, okumak bir derya, takılıp kalmamak tüm güzelliklerinden yararlanmak gerek. Keyifle okuyun kıymetli okurlar. Şiiri çok sevmeme rağmen çok beceremem şiir eleştirileri. O yüzden eseri okumak isteyenler ile başbaşa bırakmak daha doğru olacak.
Aslında Herkes Haklı
7.9/10 · 1.720 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
240 syf.
·
2 günde
·
8/10 puan
Tesirli Parçalar! (İnsan insanın hayal kırıklığıdır!)
"Bu gece hangi numarayı arasam annem açacakmış gibi bir gece ..." (s. 27) Bir alıntıyla başlamak istedim. Ben buraya ne yazarsam yazayım, tesirine ulaşamayacağım bir alıntıyla... Her okuyanda derin bir yara açacak bir alıntıyla...
Tesirsiz Parçalar Süregelen
İsmine de hastayım. Sen bir de okuyanlara sor tesirini! Okurken bir dostunuzla sohbet ediyor gibi hissediyorsunuz. Samimi, rahat bir üslubu var. İğreti durmayan bir samimilik. Ali Bey her ne kadar "dostum yok" dese de bir dostuna anlatır gibi anlatmış tüm hislerini. Yazmak da bir nevi onun dostuymuş gibi. Hem edebiyatçılara bu konuda güven olmaz, dostumuz yok derler, hepimizden çoktur yüreklerindeki kişiler. "Okumayı öğrendiğim günden beri dünyanın bütün kitaplarına sahip olmak istiyorum." (s. 125) Biraz hayatından bahsetmiş, çokça yaralarından... Sevdiği yazar ve şairleri görünce kendisinin ne kadar dolu bir insan olduğunu hissediyorsunuz. Benim için en kıymetli tarafı da ülkenin kanayan yaralarına, insanların acılarına parmak basmış olması. Bu yeri geliyor atanamayan bir öğretmenin dramı oluyor, yeri geliyor bir hayvana yapılan eziyet... Kısa, etkili yazılar, konuşur gibi yazmış, karşısında saatlerce dinlemek istiyorsunuz. Tüm dünyada uzun yıllar tartışma konusu oldu: "Bir kitap değerlendirilirken yazarı hesaba katılmalı mı yoksa eser kendi içinde mi değerlendirilmeli?" Ben kendi adıma yazarını hesaba kattım. Anlattığı her şey daha çok işledi bu nedenle. Çok az yazar var ulaşmak, merhaba demek, kitaplarını konuşmak istediğinizde ulaşabildiğiniz. Kendisine ne zaman yazsam gördüğü anda döndü, imza gününe gittim bir merhabayla tanıdı. Gerçekten keyif alıyorum böyle karakterlerin eserlerini okurken. Bir solukta okunabileceğiniz bir eser. Uzun tutmak istemiyorum incelememi. Ağır kitaplardan yorulur, keyifli bir sohbetle dinlenme ihtiyacı hissederseniz gönül rahatlığıyla okuyabileceğiniz bir eser. Daha yazmak isterdim ama heyecanla okunmayı bekleyen başka bir eserle karşı karşıyayım. Daha fazla ayrı kalamam. Kitapla kalın kıymetli dostlar. Ha, dost sohbeti demişken, bir yaranız olduğunda dinleyecek biri olarak ben de buradayım.
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.