Adı:
Niteliksiz Adam 1
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
552
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753639156
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Der Mann Ohne Eigenschaften
Çeviri:
Ahmet Cemal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Avusturyalı yazar Robert Musil'in (1880 - 1942) Niteliksiz Adam başlıklı dev romanı, günümüzde modernizmin roman alanındaki birkaç başyapıtından biri sayılmaktadır.

Kafka, Joyce ve Harmann Broch'la birlikte yirminci yüzyıl romanının kurucuları arasında yer alan Musil, 1921 yılından başlayarak ölünceye kadar Niteliksiz Adam üzerinde çalıştı. Romanın ilk iki kitabı 1930'da, üçüncü kitabı ise 1933'te yayımlandı. Tamamlanmadan kalan dördüncü ve son bölümün yayımlanması ise ancak aradan neredeyse yirmi yıla yakın bir süre geçtikten sonra gerçekleşebildi.

Niteliksiz Adam, gerçek anlamda bir çağ ve geçiş dönemi romanıdır. Yazar tarafından "İmpkralya" diye adlandırılan, gerçekte 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında artık çöküş sürecine girmiş olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nu simgeleyen bir ülkede Musil, modernizm sürecindeki bir toplumun ve bireyin tüm çalkantılarını sergilemeyi amaçlar.

Bu çalkantılar, romanın başkişisi, yani "niteliksiz adam" olan Ulrich'in kimliği aracılığıyla sergilenir. Ulrich, bir ayağıyla eski'de, öteki ayağıyla yeni'de durmaktadır. Bütün sorun, onun bu geçiş konumunun doğal sonucu olan çelişkilerin üstesinden gelip gelemeyeceği sorusunda odaklanır.

Bu roman üzerine çok önemli bir inceleme kaleme alan Virgil Newmoianu'ya göre Niteliksiz Adam, dikkatli bir okura yalnızca bir geçiş dönemini değil, fakat yakın geleceği de çok çarpıcı biçimde sergileyen başyapıtlardan biridir.
552 syf.
·16 günde·10/10
Bu kitap hayatımda en sevdiğim kitaptı. Çünkü : https://youtu.be/fAJGZH1rfg8

Oğuz : Oğuz
Niteliksiz Adam 1 : NA1

https://i.hizliresim.com/y0J3mN.jpg

NA1 : Beni neden buraya getirdin Oğuz?
Oğuz : Ben senin içindeki cümleleri bu kafede çizik çizik ettim NA1. İçindeki matematiksel bir düzenle kurulmuş, bilimsel formül gibi oluşmuş ve bugüne kadar hiç duymadığım betimlemeli cümlelerden bazılarını okurken işte burada sesli bir şekilde şaşırmış ve insanları kendime baktırmıştım istemeyerek de olsa. Hiçbir insan bana bugüne kadar böyle olağanüstü şeyler dememişti, çok ciddiyim. Bugüne kadar hiçbir kitaba yapmadığım şeyi sana yaptım 16 gündür beraber olduğum arkadaşım. Ben de bunun için sana çay ısmarlamaya geldim.
NA1 : Teşekkür ederim fakat bizim Viyana'da Melange adında bir kahve vardır, biraz daha niteliklidir sizin Türk kahveniz ya da çayınız gibi olamasa da. Onun için senin beni okuma cesareti gösterme niteliğine karşılık ben yine namıdiğer niteliksizliğimle bu çayı içmeyeceğim, üzgünüm dostum.

https://i.hizliresim.com/6JpXQ9.jpg

NA1 : Oğuz, kalk gidelim buradan... Beni kimse okumak istemiyor gibi bir duyguya kapılıyorum. Çetin bir kitabımdır ben, öyle hemen anlayamazsın içimdeki bazı şeyleri. 3-4 kere okusan da çözümlemekte zorlanabileceğin çetin cümleler içeririm.
Oğuz : Şurada bildiğim bir kahvehane var. Okumak nitelikli bir eylemdir, seni daha çok niteliksizleştirmemi ister misin?
NA1 : Bayılırım.

https://i.hizliresim.com/3EWqNp.jpg

Oğuz : Mutlu musun?
NA1 : Hiç olmadığım kadar. Zaten okunmuyordum, en azından dışarıdaki insanların bensizken ne yaptığını öğrenme fırsatı buldum. Oğuz, buradan da gidelim. Yalnızlığım bastırdı yine iyice.
Oğuz : Peki.

https://i.hizliresim.com/Rn8PXn.jpg

NA1 : Şu an şu salıncakta sallanıp nitelikli zevklerimi doyurmak yerine insanların göz ardı ettiği, giriş paragrafımda bile yazılan Atlantiğin üzerindeki barometrik minimumlarımın Rusya üzerinde biriken maksimuma dönüşünün bu salıncakta sallanışıma etki edeceği merkezkaç kuvvetini düşünüyorum. Böyle akıl dolu şeylerle rahatlayabilmek ve aklını kullanmak varken neden sallanayım Oğuz, ben manyak mıyım? Siz insanlar nasıl etrafınızda böyle şeyler olup bitiyorken hiçbir şey olmuyormuş gibi sallanabiliyorsunuz?
Oğuz : Ne desen haklısın NA1.
NA1 : Anne ve babamı özledim ben Oğuz, beni onların yanına götür.

https://i.hizliresim.com/p6MWjn.jpg

Oğuz : İşte geldik.
NA1 : Nasıl yani? Ben bu göğe uzayan uzamlar sayesinde mi okunabiliyorum yani?
Oğuz : Tabii ki de, ne sandın? Bak, sizin gibi kitapları okuyan insanlar böyle yeni yeni fidanlar diktiği için sen şu an yaşıyorsun. Fakat benden, seni meyve ya da sebzeymiş gibi toprağa ekip de yeni basımının çıkacağını da bekleme. Sen edebiyatın Elvis Presleyi gibi bir kitapsın. Aslında gövdeler senin yazarın Musil ya da Proust, Joyce, Dostoyevski, Broch gibi isimlerden meydana gelir ve sizden etkilenen diğer yazarlar da bu ağacın göğe doğru giden yemyeşil uzamlarına benzerler NA1.
NA1 : İşte buna gerçekten şaşırdım...

https://i.hizliresim.com/kO7WA9.jpg

Oğuz : Bak NA1, işte senin memleketin Viyana. Sen neredeyse 100. doğum gününü kutlayacaksın ve aslında oraya aitsin. İçinde bahsettiğin Avusturya Macaristan İmparatorluğu'nun en önemli kentlerindendir Viyana. Aslında Viyana, içinde bahsettiğin gerçeklik ile düşün olasılıkları arasındaki gidip gelişleri, beynin sağ ve sol lobunun iki ayrı kutbu gibi içerisinde hem tarihi bir dokuyu hem de modernizmi taşır. Aslında sen de içinde bunları anlatmak istemiştin, değil mi?
NA1 : Şu Viyana gözlerimde tütüyor Oğuz, ne yalan söyleyeyim. Burjuvazinin çöküşüne şahit oldum ben. Varmayı istemek ile kurtulmayı istemek arasında gittim geldim aynı senin gibi. Atonal bir müzik parçasıyım ben Oğuz. Düzensizlikler arasında bir düzen oluşturucuyum, zaten sen de beni okudun bunları görmüşsündür. Her zaman tercih edilen nitelikler arasında bir niteliğe sahip olmaya ihtiyaç duymayan bir sonrasızım ben. Akıl ve ruhun senteziyim. Barok üslubunda bir kitabım aslında, değil mi?
Oğuz : Evet, kesinlikle. Doğru kelimeler Barok, bulanıklılık ve sonrasızlık. Barok mimarisinin o göz alıcı süslü dünyasını hatırlıyorum da, gerçekten de senin kitabında boşluğun o göz alma ihtiyacı hissetmediği mistik Barokluğunu öğrendim ben NA1. Kendimin sahip olduğu bulanıklığa sende de şahit oldum. Sen Paralel-Eylem'i anlatırken burjuvazinin de bir bakıma toplumda tikel bazda rol alan bireylerin çöküşü gibi çökmesini izledim yavaş yavaş.

https://i.hizliresim.com/NZ813L.jpg

NA1 : Şu an bana gösterdiğin şehir hayatı ve insanların burjuvazi tavırları sadece çok fazla gerçek. Anlıyorsun beni değil mi Oğuz? Ben bundan bunalıyorum işte. Yapmacık gerçekliklere hiç gelemem. 244. sayfada demiştim sana, bu kadar tamamlanmış ve eksiksiz gözüken bir dünyanın içerisinde, kiliselerin, binaların, üzerindeki gök kubbenin, bütün bu ağaçların, insanların içerisinde en ilgisiz kalan, en muhtaç soluk insandır. İşte bundan sonra Ulrich, niteliksiz adam olmayı istemişti, biliyorsun.

En azından beni okurken beyninin eski bir makine odası çalıştırıldığında o odadaki makinelerin tozlarından arındırılarak tekrar çalışmaya başlaması gibi çalıştığını biliyorum. İçimdeki fiziksel, düşsel, sosyolojik, etimolojik ve edebi dünyayı bu şehirde bulamazsın sen Oğuz.
Oğuz : Haklısın. Zaten ben seni okurken aklımda hep tek bir düşünce vardı : "1984 hamdım, Şibumi piştim ise Niteliksiz Adam 1 yandım seviyesidir."
NA1 : Beni evime götür Oğuz.

https://i.hizliresim.com/az8Gjg.jpg

NA1 : Oh my Ulrich! Bu kitaplıkta yer kalmamış bana Oğuz? Sen, bana verdiğin değeri böyle mi gösteriyorsun yani?
Oğuz : Şey, kusura bakma NA1. Sana daha özel bir yer düşünmüştüm.
NA1 : Nasıl yani?
Oğuz : Diyorum ki, sen beni bugüne kadar en çok etkileyen sadece kitaplardan değil "şey"lerden birisin NA1. Onun için artık benle dolaşmanı ve dünyaya da senin içindeki o kendini tekrar tekrar okutan cümlelerle bakmak istiyorum.
NA1 : Tamam, sen bilirsin.

https://i.hizliresim.com/Yg8NME.jpg

Oğuz : Artık damarlarımdasın NA1, hani iliklerime kadar işledin derler ya bizim Türkler, işte bunu hissediyorum. 316. sayfada altını çizdiğim alıntından anlamıştım bunu. En azından senden sonra gelen kitapları senin gözünle anlamlandırabilmek için bir başlangıç yapmış oldum senin sayende. Bunun için çok teşekkür ederim. Ama seni okumamı sağlayan Hakan S.'yedir en büyük teşekkürüm. Onun etkinliği olmasa seni de okuyamazdım belki.

Ulrich sana benim için en özel şarkılardan biri olan şu şarkıyı hediye ediyorum, çünkü hem senin bulanıklığını, hem de benim bulanıklığımı, ikimizin de gerçeklik ile düş arasında gidiş gelişlerimizi, ikimizin de insanları ve hayatımızdaki olguları matematiksel olarak anlamlandırabilme eşiklerimizi hatırlatıyor bana tekrar :

"Çünkü dünya benden ibaret
Öyle olmayaydı şayet
Kafatasımın içinde ne diye dolanıyo
Bütün bu güzellik bütün bu rezalet
Hepsi benim hepsi bana ait"

https://www.youtube.com/watch?v=ZXYaTnyaJok
552 syf.
·11 günde·10/10
Saçlarımı 'kaskatı ve kendi başına duran, mükemmelliğiyle bir yabanarısı kovanına benzeyen bir topuz' halinde toplamışım, kulağımda inci küpelerimle. Dile kolay yüzyılın romancılarından birinin kapısı önündeyim. Böyle insanı büyüleyen, hapseden, on kere okutan cümleleri yazan adamın karşısında ne yapılır? Ama ondan sonrası karanlık. Kapının deliğinden gördüğüm yüzeysel kesitlere ayrılmış parçaları hayal gücümle birleştirip tamamlayacağım bir konumda mıyım, kapı aralık kalmış da içeriğin bir kısmına hakim bir kısmına yabancı durumda mıyım, yoksa tüm çıplaklığıyla önüme serileni gözlerimle beynim kavradı mı bilmiyorum.

Bu kitabın türü felsefi kurgu olarak geçiyor. Ben olsam 'denemesel roman' olarak uydururdum Montaigne'in Denemeler ine atıfta bulunarak. Baş düşünür Niteliksiz Adam olan kahramanımız Ulrich'in 'hem gördüklerinin onu hep yeniden düşünmeye itmesi, hem de çok fazla düşünme karşısında ürkmesi' sebebiyle karşılaştığı, ucundan kıyısından ilintisi olan her konudaki eylemi çoğunlukla düşünmek olduğundan ve her şeyde iki ayrı yan keşfetmeye ilişkin bir yeteneğe sahip olduğundan felsefe, müzik, evlilik, yeni, eski, askerlik, gazetecilik, din, bilim, ruh, ekonomi, mantık, irade, bilinç, ahlak, aptallık, sanat ve hatta erkek gülümsemesi hakkındaki fikirleri 3-4 sayfalık kısımlar olarak romanın parçalarını oluşturuyor. Oku-koy kenara bir kitap değil anlayacağınız, rastgele bir sayfayı gözünüze kestirip bir süre dünyadan uzaklaşabilirsiniz.

1913'te Viyana'da başlar konu. "Hani o sıralar aynı anda Hitler, Stalin, Troçki, Tito, Freud ve Musil'in olduğu; Jung'un Kafka'nın, Picasso'nun, Rilke'nin Proust'un da o dönemlerde ara ara uğradığı şehirde".* 83 yaşındaki Avusturya-Macaristan (aslında ikili monarşinin hüküm sürdüğü, Avusturya Macaristan ortaklığı değil de, Macaristan'ın güç kontrolü yoluyla elde tutulduğu ve buna paralel olarak da halkların da aslında hiçbir şekilde sempati duymadığı, karmaşanın hüküm sürdüğü bir imparatorluk )imparatoru Franz Joseph'in 65 yıllık taht serüveninin 70 i dolduracağı yılı, Almanya'ya nispet olarak Avusturya Yılı olarak kutlamak fikri çıkar 'parlak' bir beyinden. Ve bunu halkı 'sadece pazarları gittiği kiliseden' tanıyan bir soylunun, imparatorluk sevgisiyle dolu olduğunu düşündüğü halktan gelme, yani tabandan gelme bir istek olduğunu tüm kalbiyle hissettiği ve tabii ki halk bu işlerden anlamayacağı için(!) soylular ile, burjuva ile, bilim adamları ve sanatçılar ile ileriki adımlar için bir komisyon kurulur. Ve olaylar gelişir. Birinci Dünya Savaşı, bir çöküşün öncesinde elit tabakanın arasında buluyoruz kendimizi.

The Guardian'da yazılana göre en çok raflarda bulunup, en çok yarım bırakılan kitaplardan biri olarak tanınıyormuş, bizim Tutunamayanlar'ın makus talihine sahip anlayacağınız. Döneminin geçmiş gelecek çatışmasını evrensel değerlendirebileceğimiz bir kurguya sahip. Buram buram kalite kokuyor.

Musil'e gelirsek, ömrünün sonuna kadar bu kitapla uğraşıyor ve tamamlayamadan ölüyor. Önünde saygı ile eğilmekten başka bir eyleme girişemeyeceğimiz, kelime yelpazesi bu kadar geniş, zihinlerimizle dans eden cümlelerle haşır neşir olmak, bir yaşam gerektiriyor demek ki. Nasıl bir insanmış? "Musil bir çok niteliği olan bir adamdır. Bakımlıdır, idmanlıdır, ayakkabıları Viyana'nın bütün kafelerinin en parlak ayakkabılarıdır, günde bir saat halter kaldırıp diz büker. Muazzam kibirlidir. Kendini bir yandan çok küçük ve aciz hissederken diğer yandan da daha büyük bir iş için, yüzyılın romanını yazmak için yetenekli olduğunu düşünür."* O sırada felsefe doktoru ve mühendis, imparator ve krallık kütüphanecisi ünvanlarına sahip. Bütün birikimini aktarmış.

Musil ilk deneyimlerini hayat kadınları ile yaşamış ve ilk evliliğinde de karısı başkası ile evliyken tanışıp boşanmasını beklemiş. Acaba bundan mı bütün evli kadın karakterlerin sadakatsizliğe eğilimi var kitapta? Ve kadınların değerini kendisinin belirleyebileceğine işaret olarak mı, dişi karakterlerin çoğuna isimleri yerine Ulrich'in belleğindeki yansımalardan yeni tanımlamalar kullanıyor? Ulrich de kendini bulmuştur şüphesiz Musil, özdeşleştirmiştir. O da askermiş zamanında Ulrich gibi, bilimde de felsefede de birikimleri ortak. Neden birine ismiyle seslenmezsiniz de yeni ad takarsınız?

Bir de cinayet var tabi. Zebercet gibi sevilmemiş, toplumda yer edinememiş, 'görülmemiş' bir geçmişe sahip zanlı enine boyuna cezai ehliyet bakımından sorgulanıyor kafamızda. Aklamaya çalışmak mümkün müdür sınırlı ehliyet gibi kavramlarla, akıl hastalığı ve hukuğun kesişim alanlarında nasıl davranmalı gibi sorularla yönünüzü şaşırtıyor. Suçluyu neredeyse beraat ettirecek ve bizi ikna edecek Ulrich. Ulrich'in böyle bir karakteri var, düşünme eylemini bir çembere benzetirsek, o çemberin tüm noktalarına ayak basarak dolanıyor ve bizi de ardı sıra sürüklüyor.

Sayfalar dolusu not almışım, alıntılar yazmışım, toparlayabildim mi bilmiyorum ana hatlarıyla benim izlenimlerim bunlar. Zorlayıcı bir eser, sayfa atlamanın kolay olmadığı, derinlikle işlenen konularla birlikte. Ahmet Cemal 60 sayfalık bir önsöz yazmış, benimkine uzun demeden önce bir düşünün derim:) Metin Bey'in tavsiyesiyle önsözü pas geçmiştim, ona dönüş vakti geldi. Metin T./Duvar/ ve Hakan S./Duvar/ sayesinde mükemmel bir yazarla ve kitapla tanıştım. Çok teşekkür ederim. Ve devamını da merak ediyorum.

Yeterince vakti olup sabırla okuyanlara teşekkür ederim.

* Alıntılar 1913: Fırtından Önce den. Şahane ve üst düzey bir kültür sanat romanı. İlgililere kesinlikle tavsiye ederim.
552 syf.
·21 günde·Beğendi·9/10
Robert Musil yazar olmasının yanında aslında mesleğinde çok başarılı olan bir Makine Mühendisidir. Mühendislik harikası kelimelerle yazmış olduğu eserlerini gözlem yeteneği, eserlerindeki derin, etkileyici karakterler ve imgelemeler ustası ve okuduğum her metin eserleri ile bu nedenlerden dolayı zorlayan bir yazardır. Niteliksiz Adam eseri Musil'in aslen dört cilt olarak yayınlanmış, içinde yaklaşık 650 bin kelime bulunmaktadır. Musil hayatını adayarak bu kitabı yazıp, bir çok kez düzeltmeler ve eklemeler yaparak enflasyonla beraber kaybetmiş olduğu servetini ve yoksulluğu ile beraber aslında tam olarak bitirmeden vefat etmiştir. Ülkemizde bu eser iki cilt olarak yayınlanmış ve oldukça zor bir metindir. Fakat buna rağmen etkileyici ve başarılı bir şekilde ülkemizde Ahmet Cemal tarafından çevrilmiştir.

Edebiyatta bütün büyük yapıtların ya yeni bir tür kurduğu ya da önce yayınlanmış olan eserleri ortadan kaldırdığı söylenir. Bu eseri ile Musil yeni bir çağ başlatıp farklı bir çok unsurları ile gözler önüne seren dünyanın sorunlarını anlatarak eski bir çağın bitişini gözler önüne seriyor. Bu şekilde dünya edebiyatında haklı olarak özel bir yere mal olmuş bir eser ile karşı karşıyayız. Aynı anda hem kurmaca bir kurgu, hem kitabın baş kahramanı olan Ulrich'le otobiyografi ile Musil kendi yaşadığı döneme ait güncel değinmeler, toplum yapısında bozulan sistemi etkileyen bozukluklara, ahlak, din, edebiyat, insan ve toplum ilişkileri, adalet, bilim, kapitalist düzen sonucu yaşanan aksaklıklar ve eşitsizlik sonucunda oluşan haksız gelir paylaşımı sonucunda ciddi burjuvazim kendi iç dünyasındaki tüm çelişkilerine rağmen gözlem yeteneği ile toplumun sık yapraklı gölgeliğinin altında sağ kalmaya çalışan bir ruh yapısıyla okuyucusuna aktarıyor. Bu dünyaya aittir Musil'in, "Niteliksiz Adam" kitabında gerçekleşenler bu dünyadır... Ulrich ile tinsel yolculuğu esnasında hiç bir zaman yalnız kalmayan, duygusallık ya da öteyi görmekle de ilgisi olmayan her zaman özenle hazırlanan geleceği önceden sezdiren sağlam bir yapısıyla oluşturan tek başına doğru bildiklerini ifade eden bir insan gerçekliğinin yanında çağların da en derin, en özel hakikatlerini anlatıyor.

Bu kitabı okurken kendinizi bir araştırma görevlisi veya tonlarca topraktan birkaç gram altın elde etmeye çalışan bir madenci gibi hissedebilirsiniz.
552 syf.
·29 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle bu kitap için bir inceleme yazmak haddime değil, biliyorum, ancak bunu bir inceleme gibi değil bir yorum gibi görürsek daha iyi olabilir.Bunu da belirttikten sonra yorumuma geçebiliriz

Bir yazarla tanıştığımda kendime keşfedilmesi beklenen yeni bu dünyada gibi hissediyorum. Bu sefer de Robert Musil ile tanıştık. Kendisi tam bir beyefendi olmakla birlikte, beni birazcık zorladı diyebilirim. Hatta şöyle söylersek daha güzel olabilir, yazdıklarıyla beni düşünmeye sevk etti ve bu beni birazcık yordu. Elbette her şeyin önümüze koyulup, gelmesine alışkın olduğumuz için tüm bunlar. Rahatlığı alıştık, efendim. Bu kitaplarda da böyle olur kimi zaman. Ancak Robert Musil, yazdıkları ile düşünmenize sağlıyor. Çoğu cümleyi sindirebilmek için en az iki üç kez okudum. Hayata karşı çok güzel tespitleri var.

Açıkçası ben kitabı bir matematik problemine benzettim,hatta bir fonksiyon problemine. Her cümle içerisinde büyük anlamlar içeriyordu. Her cümlenin, her düşüncenin, birbiriyle bir ilişkisi vardı.Cümlelerde derin anlamlar yüklüydü, anlamadığım sindiremediğim çoğu cümle olmuştur eminim. Ancak kitapta alıntı için işaretlediğim yerlere bakınca, kitabın bana bir şeyler kattığını söyleyebilirim. Ufkumu genişletti mesela konulara farklı yönlerden bakalabileceğini gösterdi, her şeye kuşkuyla yaklaşabileceğini...

Peki kim bu "Niteliksiz adam" derseniz, onu Robert Musil'in şu alıntısı en güzel şekilde anlatıyor."Ulrich'in görünüşünden hiçbir meslek tahmin edemezsin, ama yine de mesleği olmayan bir adam gibi görünmüyor. Şimdi, onun nasıl biri olduğunu düşün: Ne yapması gerektiğini her zaman bilir; bir kadının gözlerinin içine bakabilir; her an her şey üzerinde hararetle düşünebilir; boks yapabilir. Yeteneklidir, iradesi güçlüdür, önyargısızdır, cesurdur, dirençlidir, ataktır, düşüncelidir - bunları asla birer birer sınamak istemiyorum, bütün bu niteliklere sahip olabilir. Çünkü onlara sahip değil! Bu nitelikler onu olduğu adam yaptılar, yolunu çizdiler, ama yine de ona ait değiller. Öfkelendiğinde, içinde bir şeyler gülüyor. Üzüntülüyken bir şeylerin hazırlığı içinde oluyor. Bir şeyden ötürü duygulandığında onu reddediyor.Her kötü eylem, ona herhangi bir bakımdan iyi gözükecektir. Bir şeyi ne saydığı ona göre hep olası bir bağlama göre kesinleşecektir. Onun için kesin olan hiçbir şey yok. Her şey değişebilir, bir bütünün, sayısız bütünlerin parçasıdır ve bütün de muhtemelen onun hiç tanımadığı bir üstbütüne aittir. Bu yüzden yanıtlarından her biri ancak kısmi bir yanıttır, duygularından her biri, yalnızca bir bakış açısıdır ve onun için önemli olan, hiçbir konuda konunun ne olduğu değildir, onun için her zaman önem taşıyan, yalnızca öyle rastgele bir 'olduğu gibi'dir, bir eklentidir."
Siz de Ulrich'i yada Niteliksiz Adamı merak etmiş olabilirsiniz.

Kitabın önsözünde incelemesi bulunan Virgil Newmoianu'ya göre Musil, Ulrich tipiyle kendi düşüncelerini ait büyük ve bir biyografi vermeye çalışmış. Bir de bu açıdan bakın olaylara.

Sitede katıldığım ilk okuma etkinliği olması sebebiyle bu kitabın bende ayrı bir yeri var. Etkinlikte katkısı geçen herkese teşekkür ederim.

İyi Okumalar (İyi düşünmeler :))
552 syf.
·Puan vermedi
'Artık devam edemem . Kendim üzerine yazıyorum ve yazar olduğumdan yana bu ilk kez oluyor ' Robert musil
niteliksiz adam ve en az kitabin kendisi kadar yalin bir çarpıcılıkta olan ernest Fisher in Roberthe Musil hakkında yazdığı inceleme yazısı . inceleme yazisinı okurkenKendi kendime sadece şunu sordum böyle bir inceleme yapmak için kaç fırın ekmek daha yemem gerekir .
Robot musil ve niteliksiz adamdan bahsetmeme gerek yok.
Ve tabiki bir çevirmen olarak ustam Ahmet Cemali bir kez daha saygıyla anıyorum .
Her gün bilinçsizce bir yerlere doğru hareket ediyor , işe gidiyor , televizyon izliyor ama hiç düşünmüyoruz . Sanki böyle bir yetimiz hiç yokmuş gibi . Bir günüm diğer günümle tamamamen aynı . Yaşamıyoruz .Transta gibiyiz . Ve En korkuncu transa girmeye herkes hevesli . Sanırım düşünmek çok yorucu . Ya da yeterince materyalist değil . Robert Musil’in ünlü eseri “Niteliksiz Adam” (alm. Der Mann ohne Eigenschaften) da anlatılan materyalist bir insan olan Niteliksiz adam gibiyiz . Bu kitabı özgün kılan bir şeyler var . Mesela içinde bulunduğumuz durumu çok iyi anlatması gibi . Giderek kim olduğumuz , ne olduğumuz , benliğimiz önem kaybediyor . Niteliksizleşiyoruz . Bu kitapta bu süreci anlatıyor adım adım . Herkes aynı şeyi giymeye , aynı şeyi yemeye , aynı olmaya ve aynı düşünmeye o kadar hevesli ki ... Ah pardon , düşünmeye değil . Çünkü birileri düşünür , diğerleri kafa sallar.

Kafa sallayıcılar artıyor . Hiç kimse düşünmediği için de adalet yok . kıymet yok . Değer yok . Herşeyin bir fiyatı var . İnsan olabilmenin bir fiyatı var . Merhamete değer olabilmenin bir fiyatı var . Sanırım herkes kendi içinde bu durumdan rahatsız . Ama kimsenin baş kaldırıcak gücü yok . Bazılarıysa bu durumun suçlusu olmakla birlikte en çıkarlısı . Hayatımızın merkezine tüketmeyi , sahip olmayı koyarken ; değerleri , vicdanı , iradeyi çekip çıkarıyorlar içimizden . Bazıları da direniyor , elinden geldiğince Ama büyüyen karedeliğin bizi biz , insan , yapan şeyleri alması bize boyun eğdiriyor . Çünkü sağ duyumuz olmadığı sürece hiç bir şey baş kaldırmaya yeterli bir gerekçe değil . Sağ duyumuz yoksa anlamlı olan tek bir şey var eşyaya sahip olma . Niteliksiz bir adam , adamsız niteliklerden oluşur demiş Robert Musil . Niteliksizleşiyoruz , biz böyle niteliksizleştikçe ; insan olmaktan çıkıyor birer etiket oluyoruz . 

23.02.2016


https://dahavakitvar.blogspot.com.tr/...iksizlesmek.html?m=1
552 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10
Thomas Mann bu romanin Kayıp Zamanin İzinde ve Ulyssesle beraber 20.yylın en büyük üç romani olduğunu söylemiş.
Bu yüzden kitaba başlamadan önce çok heycanlıydım.Kolay okunmayacagının farkındaydım.Ama bekledigimden de zordu okumak.
Kıtapta uç katman var.Birinci katmanda Bırinci Dünya Savasi ve İkıncı Dünya Savaşı arasındaki Avusturyada siyasi olaylar, toplumsal değısimler ve çatışmalar var.Yahudileri,koministleri,soyluları,köleliğın kalintilarini,toplumun alt tabakasindan insanları görüyoruz. Her ne kadar toplumsal elestiriler olsa da yazarın taraf tuttuğunu ya da bir tarafı kötüledigini hissetmedim.İkınci katmanda başkahraman Ulrich ve diger kisiler var.Kısiler hem bireysel olarak hem de toplumsal yönleriyle derinlemesine verilmiş.Özellikle zenci uşak Süleyman(yazara göre modern köle) ve nevrotik Clarisse çok dikkatimi çekti.
Son katmanda ise merkezde Ulrich olmak üzere felsefi düşünceler ve eleştiriler verilmiş.Neredeyse her cümle üzerinde düşünme(ki düsünme çok yorucudur)ve çözümleme ihtiyacı duyuluyor.
Keşke felsefi bilgim daha iyi olsaydı o zaman kitabi daha iyi özümseyebilirdim.Benim için unutulmaz bir okuma deneyimi oldu.
552 syf.
·69 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle yüzyılın en iyi romanları arasında gösterilen Niteliksiz Adam romanı toplamda 3 ciltlik bir roman. Son cildi Robert Musil beyin kanaması geçirip ölünce yarım kaldı. 3.cilt haric diger iki cilt Türkçe'ye Ahmet Cemal tarafından çevrildi.

Birinci cilt 864 ve ikinci cilt 1310 sayfa olmak üzere bitmemiş haliyle 2000 sayfadan fazla.

İnceleme baştan aşağıya SPOİLER!!! içermektedir. Uyarayım.
Hem kitabın bölüm bölüm özeti, hem de incelemesini birarada yazdım.
İncelemem 2 cilti de kapsamaktadır.

Musil sonradan Avrupa'da yükselişe gececek olan faşizmin ayak seslerini bu romanında öngörmüştür.

l-
Doğum ve Giriş

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ya da Kakanien'in başkenti Viyana'da dünyaya geliyor kahramanımız Ulrich.
Önce matematikçi, sonra orduda teğmen oluyor ve Napolyon gibi başarılı bir komutan olamayınca da ordudan istifa ediyor.

ll-
Bonadea ile Karşılaşma

İmparatorluk, çayın içine atılan şeker gibi erime sürecine girmiştir.
Birşeyler olmalı-birseyler yapılmalı diye düşünen Ulrich'i üç kişi dövüp cüzdanını çalarlar.
Oradan arabasıyla geçen ve yüksek mahkeme yargıcıyla evli olan soylu Bonadea, Ulrich'i arabasına alır.

lll-
Paralel Eylem

Almanya, İmparatorlarının otuzuncu yıl taht şenliklerine başlarken, Avusturya ise misilleme olarak 1918'i Avusturya Yılı ilan eder. Bütün halkın bu kutlamalara katılması için Kont Leinsdorf önderliğinde 'Paralel Eylem' grubu oluşturulur.
Toplantilar genelde Ulrich'in kuzeni Diotima'nin evinde gerçekleşir ve Ulrich de bu grubun genel sekreteridir.
Grubun önde gelenleri arasında General Stumm ile Alman Sanayici Arnheim de vardır. Amaç Almanya'nın kimliği altında ezilen Avusturya'nın gücünü tüm dünyaya göstermek.

lV-
Aşk Öğretmeni Diotima

Diotima, bakanlıkta çalışan Tuzzi ile evlidir.
Diotima'nın gerçek adı Ermelinda ikinci adı da Hermine'dir.
Diotima Platon'un aşk öğretmeni rahibe Diotima'dan gelmedir.
Diotima, bütün soyluları evinde topladığı ve ateşli/heyacanlı konuşmalar yaptığı için bütün soylular bu aşk ögretmenine aşıktır. Fakat Diotima'nın bedeni kocası Tuzzi'ninse ruhu da Arheim'ındır.
Diotima, toplumsal kuralların dışına çıkamadığından kocasını da boşayamaz.

V-
Moosbrugger Olayı

O sıralar en çok konuşulan Moodbrugger olayıydı. Bir marangoz olan Moosbrugger,gece Viyana sokaklarında dolaşırken, köprü üstünde bir fahişe görür ve fahişe onun peşine düşer. Moosbrugger ne kadar da kovsa gitmez, durunca kız da durur, koşunca kız da koşar ve bir parka geldiklerinde Moosbrugger kızı çılgınca tutar, boğazını keser, memelerini kopartır, karnını yarıp dışarı boşaltır bağırsaklarını. Otuzbeş yerinden bıçaklar kızı ve ancak rahatlar.
Defalarca akıl hastanesine girip çıkan bu dengesiz adam, o anda-olay esnasında bilincini yitirmiş miydi yitirmemiş miydi? Bu soru mahkemede de tartışılır ve hakim idama mahkum eder Moosbrugger'i.

Avusturya bu konuda ikiye bölünmüştür: bir kısım suçlu der, ötekilerse beden suçlu da olsa ruh suçsuzdur, o anda da cezai ehliyeti yoktur der.
Daha sonra avukatlar kararı temyize götürürler.

Vl-
Clarisse

Clarisse Ulrich'in arkadaşı Walter'le evli genç, güzel, piyano çalan, Nietzsche okuyan bir kadındır. İlk zamanlar kocasını çok seven Clarisse, daha sonra Ulrich'den hoşlanmaya başlar.
Walter içten içe Clarisse ile Ulrich'i kıskanmaya başlar ve Ulrich de bunu hisseder.

Walter ısrarla Clarisse'den bir çocuk istemektedir. Walter'in çocuk isteklerinden bunalan Clarisse ise bir gece habersiz Ulrich'in evine gider ve Ulrich'e der ki: Walter bir çocuk istiyor benden ama ben Ulrich o çocuğu senden istiyorum, sen de benim gibi tuhaf-gizli ve farklısın.

Ulrich ise Clarisse anında teşhisi koyar ve bu kadın bir delidir der.
Clarisse ani bir hareketle Ulrich'in dudaklarına yapışır, Ulrich ise Clarisse'i üstünden atar ve evden dışarı atar.

Vll-
Gerda

Gerda, Lloyd Bankası müdürü Leo Fischel'in yaramaz, güzel ve 23 yaşındakı kızıdır.
Leo Fischel herşeye karşı olan ve kendisine pis kapitalist diyen kızından yaka silkmiştir.
Ulrich ise Gerda'nın sevgilisi Hans Sepp ile aşk, evlilik ve mülkiyet konularında sık sık tartışır.
Gerda, Ulrich'e her zaman yakın ilgi göstermiştir.

Gerda bir akşam Ulrich'in evine gider, Ulrich buna çok sevinir. Hemen öpüşmeye başlarlar. Ulrich, Gerda'yı soymaya başlarken Gerda der ki: henüz hazır değilim, durumu anlayışla karşılayan Ulrichse hemen geri çekilir.

Vll-
Alman Sanayici Arnheim

Arnheim, doktor, yazar ve büyük alman sanayiciydi.
Ruhtan söz ederdi sürekli.
Ruh ve kömür fiyatlarını(para ve imanı) özel şahsında birleştirmişti bu adam ve paralel eylem'in içindeydi.
Galiçya'daki petrol yataklarını satın almaktı amacı ve ayrıca Diotima'ya körkütük aşıktı.
Arnheim, Diotima'yı kocasından istemeyi düşünse de toplumsal kurallardan çekindiğinden bunu yapamıyordu.

lX-
Tarih ve İnsan

Tarih ki yazarsız oluşur büyük bölümü,
bir merkezden gelişerek değil fakat çevreden oluşur.
O insan ki, hem yamyam hem de moderndir.
Yine o insan ki, alışkanlıklardan-ön yargılardan ve topraktan oluşur.
Ne rahattır şu insanlar,
tarih ilerlerken kendileri ve imparatorlukları, yerinden sayarlar.
Ne çöküşü algılarlar ne de geçişi.

X-.
Paralel Eylem'in Çöküşü

Büyük bir protestoya neden oldu Paralel Eylem hareketi.
Parael eylemi almanlar alman karşıtı, slavlar slav karşıtı, halk da kendine karşı bir eylem olarak gördü.

Sarayında olanları seyreden Kont çok üzgündü ve bir yerde hata yaptık Ulrich dedi.

Xl-
Babamın Ölümü

Senatoda olan Ulrich'in hukuk uzmanı babası hastanede ölünce, Ulrich'e ölüm telgrafı çekilir. Annesini daha çok küçükken kaybeden Ulrich, babasını da kaybedince dünyada yapayalnız kaldım der.
Ulrich babasının cenazesinde büyük bir sürprizle karşılaşır: çocukluğundan beridir görmediği kızlardeşi Agathe'yi görür.
İki kardeş birbirine sıkıca sarılır, hasret giderirken Ulrich, seni bulmuşken bırakmam der Agathe'ye.
Artık Agathe Ulrich'in herşeyidir.

Xll-
Matematik ve Hayat

Bir bütündür matematik,
kuralları sabit
sonuçları değişmezdir.
ne acı ne hayalkırıklığı ne de sürpriz vardır matematiğin doğasında.
ama hayat
ne kadar toplarsan topla
asla ulaşamaz bir bütüne.

Xlll-

Agathe/Yasak Aşk/Evrensel Tema

Ulrichle Agathe el ele Tuna nehri kıyısında gezer, ağaçlar altında oturur ve kuşların ötüşlerini dinlerler.
Ulrich giderek kızkardeşi Agathe'ye aşık olur ve onun o çekim merkezinden çıkamaz, Ulrich toplum ve onun kurallarını hiçe sayar bu noktada ve bu yasak aşktan kendini geri çekmez.
Agathe ise Ulrich'in tersine toplum kurallarına ve toplumsala büyük önem atfeder.

Ulrich, topluma ve işe yaramaz insanlığa şöyle seslenir:
- Kimi sevdiğim sizi ne ilgilendirir.
Eğer benim için başka her kadından daha hoşsa neden aşık olmayayım kızkardeşime? Yasak olduğu için mi?Tehlikeye soktuğu için mi soyun devamlılığını? Peki ya bundan vazgeçersek, sizler ayıp diye adlandırdığınız için mi?!
Oysa bu ayıp YASALDI eski zamanlarda.
Büyük Goethe der ki:
ah sen simdi kapanmış zamanlarda
kızkardesim ya da karımdın.

XlV-
Birey Üzerinde Kapitalizm

Neden sonuna kadar gidemiyordum
sevgilim ve kızkardeşim Agathe'yle.
Neden toplumdan korkuyorduk bu kadar.
İnsan toplumsal bir varlık diye: nedir bu birey üzerindeki kapitalizm.
Neden sürekli bireyi engelliyor, kolları arasında sıkıyordı bu toplum kapitalizmi.
Neden bana aşık olduğu halde, bu lanet toplum yüzünden, ileri gidemiyor-kendini bana tam bir teslimiyetle bırakamıyordu Agathe.
Neden aramızda bir duvar gibi,
süreklu duruyor-yükseliyordu
bu toplumsal kapitalizm.
Neden evlenemiyordum Agathe'yle
neden bir çocuğum olamıyordu ondan
neden neden neden!!!

XV-
Agathe ile Aşk/Devam
(bu son bölümü şiirsel bir özet halinde yazdım.)

Bir gece dışarıya operaya gidecektik Agathe'yle.
Güzel ve serin bir geceydi.
Şeftali gibi olgun ve parlak bir ay yükseliyordu Viyana üstünde.
Aşkım Agathe hazırlanırken o kadar güzeldi ki,
dayanamadım ve onu pencerenin kenarına-ayın altına çektim
o güzel göğüslerinin hareketini ta içimde hissettim
ve onu öptüm
sonuna kadar gidip
uçurumdan düşmek istedim
ama Agathe yine ürktü
ve engel oldu bana yine
olmuyor işte Ulrich dedi
------aslında bizler korkunç eylemsizleriz
bir yaşama biçimi değildir sınırsız bireycilik
unutma ki insan toplumsal bir varlıktır.
Toplumsalla bütünleşmeyen bütün bireycilikler yokolmaya mahkumdur.

Agathe'yle aşkımız, tutkulu/melankolik bir çıkmaza girmişti.

- Roman tamamlanamadığından bu yasak aşk acaba nasil sonuclanacakti diye merak etsem de bütün ömrünü bu kitaba veren Robert Musil beyin kanamasından ve İsviçre/Cenevre'de büyük bir yalnızlık ve yoksulluk ve unutulmuşluk içersinde öldü.

Ünlü yazar Thomas Mann şöyle yazmış günlüğüne Niteliksiz Adam için:

“Işıltılar saçan bu kitap epik komedi ile deneme arasındaki hassas dengeyi çok iyi muhafaza ediyor. Tanrı’ya şükürler olsun ki bu artık bir roman değil alışılmış mânâda. Goethe’nin dediği gibi her mükemmel eser kendi türünü aşar ve mukayese kabul etmez yeni bir şey olur. Alaycı tarzı, zekâsı ve maneviyatı ile bu eser son derecede dini, çocuksu ve şiirsel”

Niteliksiz Adam romanı, bir modernite eleştirisidir. Bir çöküş ve geçiş romanıdır. Adına modern insan denen o çalkantılı dönemin aslında bir gerileme dönemi olduğunun dışavurumudur.
%22 (120/552)
·Beğendi·10/10
Muhteşem bir dil kullanmış
Emile Zola gibi dallandırmadan ve dolandırmadan doğrudan cümleye girerek vurucu cümleler kulanmış. Tabi çevirinin de katkısı göz ardı edilmemesi lazım.
552 syf.
·29 günde·Puan vermedi
Bu kitabın yorumlanması çok su kaldırır. Bırakın anlamayı okuyup bitirmek bile her babayiğidin harcı değil. Bu tip felsefi kitapları anlayabilmenin yolu felsefe tarihini biraz olsun bilmekten geçiyor. Felsefeyi ve insanları etkileyen akımların (makineleşme, modernizm, postmodernizm vb.) ne olduğunu bilirseniz bu tip romanları anlamak daha da kolaylaşır kanısındayım.
Şahsi düşünceme gelince ; günümüzün çok hızlı akan teknolojik dünyasında uzun müddet, sadece bir kitabın sadece bir sayfasına odaklanıp çıkarımlarda veya kazanımlarda bulunmaya çalışmak pek akıl karı gibi gelmiyor bana açıkçası. Zira okunacak çok kitap var.
Kitabın önemi; yazıldığı dönem itibariyle romanda yeni bir üslup kullanmasından ve farklı bir yazım tarzı geliştirmesinden kaynaklanıyor. Kendisinden sonra gelecek romancıları etkilemesi diyebiliriz. Yaşam koşulları değişen insanın, varoluş sancısı bu romanda ve bu romanın etkilediği kendisinden sonra gelen yeni nesil romanlarda üzerinde durulması gereken nokta.
Robert Musil de farklı birisi. Çocuklardan nefret eden, hayvanlardan hoşlanmayan, insanlar arasına karışmayı sevmeyen birisi olduğu farklı platformlarda paylaşılmış. Bu saydığım nitelikler zaten modernist insana ait. Roman kahramanı Ulrich ile kendisini özdeşleştirmiş Musil.
İyi Okumalar.
552 syf.
·Puan vermedi
Robert Musil, 1880-1942 yılları arasında yaşamış Avusturyalı bir yazardır. Musil askeri lisede okur, üniversite eğitimi mühendislik üstünedir, sonrasında ise psikoloji üstünde yüksek lisans yapar. 1921 yılında yayımlamaya başladığı Niteliksiz Adam romanına hayatını adamıştır.
Eserin orijinalı 4 cilt ve 2159 sayfadır. Musil'in başyapıtı olan Niteliksiz Adam eseri yarım kalmasına rağmen James Joyce'nin ''Ulysses'', Marcel Proust'un ''Geçmiş Zaman Peşinde'' romanlarıyla birlikte 20.yy'ın modern romanın zirvesini oluşturur.
Türkçeye ise Yapı Kredi Yayınları basımıyla Ahmet Cemal tarafından yaklaşık 900 sayfası çevrilmiştir. Ahmet Cemal çok yavaş bir şekilde bu romanı Türkçeye çeviriyor diyebiliriz. Fakat 2018 yılının muhtemelen ekim kasım aylarında [ben şuan (21.12.2018, 21:27) bunu farkettim] Aylak Adam yayınevinin basımıyla M. Sami Türk tarafından tamamıyla çevrildiğini görüyorum. Ama burada ben Ahmet Cemal'e yavaş çevirmesine hak veriyorum çünkü kitap baya ağır, öyle boş bir kitap değil ve benim incelemem de pek profesyoneldir diyemeyeceğim.

Eserin ismi ile kitap doğru orantılıdır. Nitelik TDK imla kılavuzunda:
1.Nitelik yönünden kusuru olan, herhangi bir üstün yönü olmayan, özelliği olmayan, degersiz
2.Ayırt edici bir özelliği olmayan
anlamlarına gelir.
Başkişi olan Ulrich ise bize Niteliksiz Adam olarak verilir.

Musil bu romanı ile bize İmpkralya ülkesinin çöküş nedenlerini anlatır. Başkişisi Ulrich öncelikli olmak üzere karakterler üzerinden çöküş bize anlatılır. Kitabın en başında bize bunun sinyalleri verilir. Kitabın başında Ulrich'in adını söylenmez, Niteliksiz Adam olarak geçer ve adının sonradan Ulrich olduğunu anlarız. Ayrıca diğer olay ise 2 kişi bir trafik kazasını görür, 2'sinin de önce içleri parçalanır bu duruma ve üzülürler. Fakat yaşlı adam, yaşlı teyzeye istatistikler aracılığıyla bunun çokça meydana geldiğini belirtir ve içleri direkt olarak rahatlar. Bu olayla birlikte olayların içine daha girilir.
Romanda tek nitelikli kişi Ulrich'in babasıdır. Ulrich'in babası fakir bir hayat sürmesine rağmen eldeki eğitimden en iyi şekilde yararlanarak en üst zümrenin içine kadar girer ve saygı görür. Yazar İlahi bakış açışı ile bize tüm bunları verir.
Ulrich'e baktığımızda aslında çok yetenekli, bilgili, yürüyen bir deha olduğunu görüyoruz. Askerlikle ilgilenmiş, matematik alanında ise ileri derece bilgisi vardır tüm bu bilgilerine rağmen yozlaşmış kişi olarak verilir bize. Ulrich'in bize böyle gösterilmesinin nedeni Musil'in kendi fikrini benimsetmesidir diyebiliriz. Böyle nitelikli gibi görünen insanlar bile aslında işe yaramaz, bir işte tutunamayan, ahlaksızlıklar içinde boğulan birer kişilerdir vurgusunu yapar ve bunu bize diğer tüm karakterler üstünden gösterir.

Ulrich'in sevgililerine baktığımız zaman Leona bir fahişedir, Ulrichle sevgili olmasına rağmen başkalarıyla ilişkiye giren. açgözlü ve bu açgözlülüğü pekiştirmek için fiziksel özelliği şişman olarak bize verilir.
Bonadea'ya bakıldığı zaman evli olmasına rağmen Ulrich'le ilişikisi vardır. Duygusal boşluğunu Ulrich ile doldurmaya çalışır.
Evli insanların sevgilisinin olması kitapta bize normal bir şeymiş gibi gösterilmiştir fakat eski Avrupa sosyal toplumunda bu çok normaldir.

Paralel Eylemi başlatan Kont Leinsdorf'ta tüm karakterler gibi yozlaşmış bir kişidir. Bu eylemi başlatır fakat içerikten yoksun ve nelere sebep olacağını dahi düşünmez. Musil bu karakter ile de bize ''Kont gibi bir rütbede, belli bir kapasiteye sahip olsa bile bir işe yaramadığını" bize gösterir.
Paralel Eylem'de büyük ve önemli görevleri varmış gibi görünen Dr. Arnheim ve General Stumm ise çıkarcı kişilerdir. Dr. Arnheim sanayisi için petrol alabilmek uğruna bu paralel eyleme katılır, General Stumm'un amacı ise orduya destek cıkabilecek para almaktır. Avusturya için önemli görünen sanat ve bilim hareketi olan Paralel Eylem'de bulunuş amaçları sadece budur.
Diotima ise Ulrich'in kuzinidir. Evli olmasına rağmen Dr.Arnheim'e karşı duygular besler. Tuzzi ile evlenmesinin nedeni saygıdeğer bir rütbeye ulaşmaktı ve evlerini bu eyleme açma nedeni tarihe adını yazdırmaktır. Böyle huyları olmasına rağmen devlet işlerinde yetkili kişilerin ondan akıl olduğu görülür.

Kitapta pek çok karakter vardır fakat hepsinden söz edemeyeceğim fakat bu romanda iyi gösterilen tek karakter Ulrich'in Babasıdır. Onun dışında olan herkes yozlaşmış birer kişidir ve İmpkralya'nın çöküşü onlar yüzündendir. ''Bir insanın rütbesi veya bilgisi olsa bile bunu kullanmadıklarında ya da kullanamadıklarında birer niteliksiz kişi olur, bu bilgili ama niteliksiz olan kişiler kendisini geliştiremezse ise bir devlet bile sona ulaşır'' fikrini bize aşılar. Yani Ulrich'in babası hariç diğer kişiler nicel bir karakterdir ve nitelikli kişiler değillerdir.

Bu kitap yaşanılan her çağa ışık tutacak bir olaydır çünkü dünyada bilgili görünen ama herhangi bir vasfı varmış gibi yaşayan ve iyi yerlerde olan pek çok insan var :)


Musil kısaca bize bu romandaki karakterler gibi olmayın der.
552 syf.
·Beğendi·10/10
1.dunya savaşı öncesi Avusturya Macaristan İmparatorluğu kitaptaki adıyla imperialya adlı ülkede yaşananlar anlatılıyor roman kahramanı Ulrich bir burjuva ailesine mensup nitelikli bir adamın oglu
Sanki bütün dünya bizden birtakım şeyleri düzeltmemizi beklemekte, ve bu insanların yarısı söze "...kurtulmak istiyoruz" diye başlarken, öteki yarısı "...varmak istiyoruz" diye başlıyor!
Robert Musil
Sayfa 433 - YKY, 11.Baskı, Çeviren: Ahmet Cemal
Hakiki insan, sadece eylemde bulunan insandır - içimizde bunun dışında bulunan, asla "hakiki" diye bilinemez, asla yeterince belirgin biçimde algılanamaz. "
Robert Musil
Sayfa 65 - YKY - Önsöz
Nietzsche’nin deyişiyle “hakikat uğruna ruhsal açlık çekemeyen” insanlardan nefret ediyordu; hep yarı yoldan geri dönen, duraklayan, zayıflıktan kurtulamayan bu insanlar, ruhlarını ruha ilişkin gevezeliklerle avuturlar ve, akıl ruha sözde ekmek yerine yalnızca taş verdiğinden, sütte yumuşatılmış çöreklerden farksız dini, felsefe ve kurmaca duygularla beslerlerdi.
Robert Musil
Sayfa 128 - undefined
Bu arada her şey ne kadar anlaşılır ve kendi içerisinde bir bütün oluşturur gözükürse gözüksün, yine de bunlara ortada sadece yarım bir şeyin bulunduğu yolunda, bulanık bir duygu eşlik eder. Dengeden yana eksik bir şeyler vardır, ve insan, tıpkı bir ip cambazının yaptığı gibi, sendelememek için ağırlığını öne verir. Bu arada yaşamın içinden geçtiği ve ardında yaşanmışı bıraktığı için, ortaya daha yaşanacak olan ve yaşanmış olandan meydana gelen bir duvar çıkar, ve sonunda insanın yolu bir kurdun tahtanın içinden geçen, gelişigüzel dolanan, hatta geriye de gidebilen, fakat boş bir uzamı hep arkada bırakan yoluna benzer. Ve her türlü doluluğun ardında yatan kör ve her yerle bağlantısı kesilmiş uzama ilişkin bu korkunç duygudan, her şey artık bir bütün olmuş olsa bile, eksikliğini hala sürdüren bu yarımdan yola çıkışla insan sonunda ruh denenin ne olduğunun ayırdına varır.
Robert Musil
Sayfa 316 - YKY, 11.Baskı, Çeviren: Ahmet Cemal
Filozoflar, emirlerinde orduları bulunmayan, bu nedenle de dünyayı bir sistemin içine hapsederek onun üzerinde egemenlik kuran zorbalardır.
İnsan bir talepte bir sonuç almaksızın uzunca bir zaman direndiğinde, beyin de tıpkı uzunca zaman havada kalan bir kol gibi uyuşur, ve düşüncelerimiz de yaz mevsiminde askerlerin geçit için uzun zaman güneş altında duramamaları gibi, sürekli ayakta kalamaz; uzun süre beklemek zorunda kalan askerler düşüp bayılırlar.
Robert Musil
Sayfa 411 - YKY, 11. Baskı, Çeviren: Ahmet Cemal
Bugün bir şey uğruna ya da bir şeye karşı savaşmakta olan birinin, yarın bir mucize sonucu dünyanın tek hakimi olması durumunda hemen o gün yaşamı boyunca yapılmasını talep ettiği şeyi yapacağına inanıyor musunuz hanımefendi? Ben, onun bu işi birkaç gün erteleyebileceğinden eminim.
Robert Musil
Sayfa 435 - Ulrich, YKY

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Niteliksiz Adam 1
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
552
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753639156
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Der Mann Ohne Eigenschaften
Çeviri:
Ahmet Cemal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Avusturyalı yazar Robert Musil'in (1880 - 1942) Niteliksiz Adam başlıklı dev romanı, günümüzde modernizmin roman alanındaki birkaç başyapıtından biri sayılmaktadır.

Kafka, Joyce ve Harmann Broch'la birlikte yirminci yüzyıl romanının kurucuları arasında yer alan Musil, 1921 yılından başlayarak ölünceye kadar Niteliksiz Adam üzerinde çalıştı. Romanın ilk iki kitabı 1930'da, üçüncü kitabı ise 1933'te yayımlandı. Tamamlanmadan kalan dördüncü ve son bölümün yayımlanması ise ancak aradan neredeyse yirmi yıla yakın bir süre geçtikten sonra gerçekleşebildi.

Niteliksiz Adam, gerçek anlamda bir çağ ve geçiş dönemi romanıdır. Yazar tarafından "İmpkralya" diye adlandırılan, gerçekte 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında artık çöküş sürecine girmiş olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nu simgeleyen bir ülkede Musil, modernizm sürecindeki bir toplumun ve bireyin tüm çalkantılarını sergilemeyi amaçlar.

Bu çalkantılar, romanın başkişisi, yani "niteliksiz adam" olan Ulrich'in kimliği aracılığıyla sergilenir. Ulrich, bir ayağıyla eski'de, öteki ayağıyla yeni'de durmaktadır. Bütün sorun, onun bu geçiş konumunun doğal sonucu olan çelişkilerin üstesinden gelip gelemeyeceği sorusunda odaklanır.

Bu roman üzerine çok önemli bir inceleme kaleme alan Virgil Newmoianu'ya göre Niteliksiz Adam, dikkatli bir okura yalnızca bir geçiş dönemini değil, fakat yakın geleceği de çok çarpıcı biçimde sergileyen başyapıtlardan biridir.

Kitabı okuyanlar 95 okur

  • alev
  • Çağatay Mert Arslan
  • Richard Wagner
  • Hozan AL
  • K
  • uygar
  • OKTAY
  • Helen Damla
  • Pera Başak (Salt)
  • Levent V.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%6.1
25-34 Yaş
%63.6
35-44 Yaş
%18.2
45-54 Yaş
%6.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%6.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.5
Erkek
%54.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%43.6 (17)
9
%28.2 (11)
8
%12.8 (5)
7
%7.7 (3)
6
%0
5
%2.6 (1)
4
%2.6 (1)
3
%2.6 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları