1000Kitap Logosu
Resim
Robert Musil

Robert Musil

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.2
756 Kişi
2.353
Okunma
437
Beğeni
14,7bin
Gösterim
Tam adı
Robert Edler Von Musil
Unvan
Avusturyalı Yazar
Doğum
Klagenfurt, Avusturya-Macaristan, 6 Kasım 1880
Ölüm
Cenevre, İsviçre, 15 Nisan 1942
Yaşamı
Tam adı Robert Edler Von Musil'dir. 1880 yılında Klagenfurt'da doğdu, 1942 de Cenevre'de öldü. Öğrenim hayatı, tıpkı Kafka'da olduğu gibi, babasının isteği doğrultusunda geçmiş, babasının istediği okullarda okumuş ve yine onun isteği üzerine makine mühendisi olmuştur. Daha sonra Berlin Üniversitesi'nde felsefe, psikoloji, matematik ve fizik okuyarak psikoloji alanında doktora yaptı. Henüz 26 yaşındayken yayımladığı "Genç Törless" adlı romanı ile birden bire eleştirmenlerin dikkatini çekmiş, kendini tamamen yazarlığa vererek dönemin önemli üniversitelerinden gelen asistanlık tekliflerini geri çevirmiştir. Edebiyatta, özellikle biçimi ön plana çıkaran yazarları eleştirmiş "sanat sanat için değil, sanat hayat içindir" anlayışını savunmuştur. Tüm edebi yaşamı boyunca sosyal ve toplumsal sorunlarla uğraşmış, bunları romanına ustalıkla yerleştirmesini bilmiştir. 1930 yılında ilk cildi yayımlanan başyapıtı "Niteliksiz Adam" ile hayatı boyunca uğraşmasına rağmen çeşitli sebeplerden dolayı bir türlü bitirememiş, özellikle üsluba verdiği önem nedeniyle bazı bölümlerini defalarca yazmıştır. Bu eserinde, I. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasının kültürel uyuşmazlığını, güvensizliklerini, kırgınlıklarını büyük bir ustalıkla yansıtır. Gerek eserlerinin derinliği, gerek sanata bakışı ve gerekse yapıtlarının sanatsal nitelikleriyle Robert Musil, 20.yüzyılın en büyük Alman romancılarından biri olmasının yanında, modern romanın da temel taşlarından biridir. Adı okurlar tarafından pek duyulmasa da eleştirmenlerce genellikle Franz Kafka, James Joyce, Marcel Proust ve Virginia Woolf gibi modern romanın önemli isimleriyle birlikte anılır. En önemli eseri olan "Niteliksiz Adam" yarım kalmış olmasına rağmen dünya edebiyatının anıt romanlarından biridir. Çağdaş romanın oluşumunda önemli katkıları vardır.
552 syf.
·
6 günde
·
10/10 puan
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1 KİTAP
YouTube kitap kanalımda hayatımda en sevdiğim kitap olan Niteliksiz Adam'ı yorumladım: youtu.be/QspgH8phl2k Oğuz : Oğuz Niteliksiz Adam 1 : NA1 i.hizliresim.com/y0J3mN.jpg NA1 : Beni neden buraya getirdin Oğuz? Oğuz : Ben senin içindeki cümleleri bu kafede çizik çizik ettim NA1. İçindeki matematiksel bir düzenle kurulmuş, bilimsel formül gibi oluşmuş ve bugüne kadar hiç duymadığım betimlemeli cümlelerden bazılarını okurken işte burada sesli bir şekilde şaşırmış ve insanları kendime baktırmıştım istemeyerek de olsa. Hiçbir insan bana bugüne kadar böyle olağanüstü şeyler dememişti, çok ciddiyim. Bugüne kadar hiçbir kitaba yapmadığım şeyi sana yaptım 16 gündür beraber olduğum arkadaşım. Ben de bunun için sana çay ısmarlamaya geldim. NA1 : Teşekkür ederim fakat bizim Viyana'da Melange adında bir kahve vardır, biraz daha niteliklidir sizin Türk kahveniz ya da çayınız gibi olamasa da. Onun için senin beni okuma cesareti gösterme niteliğine karşılık ben yine namıdiğer niteliksizliğimle bu çayı içmeyeceğim, üzgünüm dostum. i.hizliresim.com/6JpXQ9.jpg NA1 : Oğuz, kalk gidelim buradan... Beni kimse okumak istemiyor gibi bir duyguya kapılıyorum. Çetin bir kitabımdır ben, öyle hemen anlayamazsın içimdeki bazı şeyleri. 3-4 kere okusan da çözümlemekte zorlanabileceğin çetin cümleler içeririm. Oğuz : Şurada bildiğim bir kahvehane var. Okumak nitelikli bir eylemdir, seni daha çok niteliksizleştirmemi ister misin? NA1 : Bayılırım. i.hizliresim.com/3EWqNp.jpg Oğuz : Mutlu musun? NA1 : Hiç olmadığım kadar. Zaten okunmuyordum, en azından dışarıdaki insanların bensizken ne yaptığını öğrenme fırsatı buldum. Oğuz, buradan da gidelim. Yalnızlığım bastırdı yine iyice. Oğuz : Peki. i.hizliresim.com/Rn8PXn.jpg NA1 : Şu an şu salıncakta sallanıp nitelikli zevklerimi doyurmak yerine insanların göz ardı ettiği, giriş paragrafımda bile yazılan Atlantiğin üzerindeki barometrik minimumlarımın Rusya üzerinde biriken maksimuma dönüşünün bu salıncakta sallanışıma etki edeceği merkezkaç kuvvetini düşünüyorum. Böyle akıl dolu şeylerle rahatlayabilmek ve aklını kullanmak varken neden sallanayım Oğuz, ben manyak mıyım? Siz insanlar nasıl etrafınızda böyle şeyler olup bitiyorken hiçbir şey olmuyormuş gibi sallanabiliyorsunuz? Oğuz : Ne desen haklısın NA1. NA1 : Anne ve babamı özledim ben Oğuz, beni onların yanına götür. i.hizliresim.com/p6MWjn.jpg Oğuz : İşte geldik. NA1 : Nasıl yani? Ben bu göğe uzayan uzamlar sayesinde mi okunabiliyorum yani? Oğuz : Tabii ki de, ne sandın? Bak, sizin gibi kitapları okuyan insanlar böyle yeni yeni fidanlar diktiği için sen şu an yaşıyorsun. Fakat benden, seni meyve ya da sebzeymiş gibi toprağa ekip de yeni basımının çıkacağını da bekleme. Sen edebiyatın Elvis Presleyi gibi bir kitapsın. Aslında gövdeler senin yazarın Musil ya da Proust, Joyce, Dostoyevski, Broch gibi isimlerden meydana gelir ve sizden etkilenen diğer yazarlar da bu ağacın göğe doğru giden yemyeşil uzamlarına benzerler NA1. NA1 : İşte buna gerçekten şaşırdım... i.hizliresim.com/kO7WA9.jpg Oğuz : Bak NA1, işte senin memleketin Viyana. Sen neredeyse 100. doğum gününü kutlayacaksın ve aslında oraya aitsin. İçinde bahsettiğin Avusturya Macaristan İmparatorluğu'nun en önemli kentlerindendir Viyana. Aslında Viyana, içinde bahsettiğin gerçeklik ile düşün olasılıkları arasındaki gidip gelişleri, beynin sağ ve sol lobunun iki ayrı kutbu gibi içerisinde hem tarihi bir dokuyu hem de modernizmi taşır. Aslında sen de içinde bunları anlatmak istemiştin, değil mi? NA1 : Şu Viyana gözlerimde tütüyor Oğuz, ne yalan söyleyeyim. Burjuvazinin çöküşüne şahit oldum ben. Varmayı istemek ile kurtulmayı istemek arasında gittim geldim aynı senin gibi. Atonal bir müzik parçasıyım ben Oğuz. Düzensizlikler arasında bir düzen oluşturucuyum, zaten sen de beni okudun bunları görmüşsündür. Her zaman tercih edilen nitelikler arasında bir niteliğe sahip olmaya ihtiyaç duymayan bir sonrasızım ben. Akıl ve ruhun senteziyim. Barok üslubunda bir kitabım aslında, değil mi? Oğuz : Evet, kesinlikle. Doğru kelimeler Barok, bulanıklılık ve sonrasızlık. Barok mimarisinin o göz alıcı süslü dünyasını hatırlıyorum da, gerçekten de senin kitabında boşluğun o göz alma ihtiyacı hissetmediği mistik Barokluğunu öğrendim ben NA1. Kendimin sahip olduğu bulanıklığa sende de şahit oldum. Sen Paralel-Eylem'i anlatırken burjuvazinin de bir bakıma toplumda tikel bazda rol alan bireylerin çöküşü gibi çökmesini izledim yavaş yavaş. i.hizliresim.com/NZ813L.jpg NA1 : Şu an bana gösterdiğin şehir hayatı ve insanların burjuvazi tavırları sadece çok fazla gerçek. Anlıyorsun beni değil mi Oğuz? Ben bundan bunalıyorum işte. Yapmacık gerçekliklere hiç gelemem. 244. sayfada demiştim sana, bu kadar tamamlanmış ve eksiksiz gözüken bir dünyanın içerisinde, kiliselerin, binaların, üzerindeki gök kubbenin, bütün bu ağaçların, insanların içerisinde en ilgisiz kalan, en muhtaç soluk insandır. İşte bundan sonra Ulrich, niteliksiz adam olmayı istemişti, biliyorsun. En azından beni okurken beyninin eski bir makine odası çalıştırıldığında o odadaki makinelerin tozlarından arındırılarak tekrar çalışmaya başlaması gibi çalıştığını biliyorum. İçimdeki fiziksel, düşsel, sosyolojik, etimolojik ve edebi dünyayı bu şehirde bulamazsın sen Oğuz. Oğuz : Haklısın. Zaten ben seni okurken aklımda hep tek bir düşünce vardı : "1984 hamdım, Şibumi piştim ise Niteliksiz Adam 1 yandım seviyesidir." NA1 : Beni evime götür Oğuz. i.hizliresim.com/az8Gjg.jpg NA1 : Oh my Ulrich! Bu kitaplıkta yer kalmamış bana Oğuz? Sen, bana verdiğin değeri böyle mi gösteriyorsun yani? Oğuz : Şey, kusura bakma NA1. Sana daha özel bir yer düşünmüştüm. NA1 : Nasıl yani? Oğuz : Diyorum ki, sen beni bugüne kadar en çok etkileyen sadece kitaplardan değil "şey"lerden birisin NA1. Onun için artık benle dolaşmanı ve dünyaya da senin içindeki o kendini tekrar tekrar okutan cümlelerle bakmak istiyorum. NA1 : Tamam, sen bilirsin. i.hizliresim.com/Yg8NME.jpg Oğuz : Artık damarlarımdasın NA1, hani iliklerime kadar işledin derler ya bizim Türkler, işte bunu hissediyorum. 316. sayfada altını çizdiğim alıntından anlamıştım bunu. En azından senden sonra gelen kitapları senin gözünle anlamlandırabilmek için bir başlangıç yapmış oldum senin sayende. Bunun için çok teşekkür ederim. Ama seni okumamı sağlayan
Hakan S.
'yedir en büyük teşekkürüm. Onun etkinliği olmasa seni de okuyamazdım belki. Ulrich sana benim için en özel şarkılardan biri olan şu şarkıyı hediye ediyorum, çünkü hem senin bulanıklığını, hem de benim bulanıklığımı, ikimizin de gerçeklik ile düş arasında gidiş gelişlerimizi, ikimizin de insanları ve hayatımızdaki olguları matematiksel olarak anlamlandırabilme eşiklerimizi hatırlatıyor bana tekrar : "Çünkü dünya benden ibaret Öyle olmayaydı şayet Kafatasımın içinde ne diye dolanıyo Bütün bu güzellik bütün bu rezalet Hepsi benim hepsi bana ait" youtube.com/watch?v=ZXYaTnyaJok
Niteliksiz Adam 1
8.6/10 · 738 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
224 syf.
·
9/10 puan
Genç Törless’in Buhranları, ailesinden uzakta bir yatılı okula gönderilen, yazarın tabiriyle ruhsal ve zihinsel güçlerini yönlendirecek bir hedef bulamayıp boşluğa düşen bir gencin birkaç arkadaşının etkisinde kalarak birtakım hatalar yapmasını ve kendi benliğini sorgulama sürecini anlatıyor. Ruh, filizlenmek için bir sürü tohumu barındıran bir toprak gibidir Musil’e göre. Bahçesini her gün sulayan, ona özenle bakan bahçıvan gibi insan da gücünü, enerjisini ruhunu beslemek, doyurmak, onu geliştirmek için çalışmalıdır. Bazen kimi tohumların filizlenmesi için ruhsal sarsıntılar geçirmesi gerekir, ki bu sarsıntıların hayatımızdaki konumu baktığımız perspektife göre değişir. Önemli olan bu sarsıntıyı doğru konumlandırabilmek, bu sarsıntılardan hasarlı çıkmakla güçlenerek çıkmak arasında ince bir çizgi olduğunu fark edebilmektir. Okuduğum en güzel bildungsromanlardan biri kitap; hem edebi açıdan oldukça zengin bir dille yazılmış hem de yazarın muhteşem psikolojik tespitlerinin felsefi çıkarımlarla sunulduğu çok derinlikli bir metin. Musil’in insan psikolojisine dair hakikaten çok güçlü ve çarpıcı tespitleri var. Kendi yaşadıklarından yola çıkarak kitabı yazmış; yazdığı dönemde bu kadar gerçekçi bir şekilde geriye dönüp geçmiş yıllarına bakabilmesi, bu berraklıkla hislerini hatırlayabilmesi ve bu kadar dürüstçe aktarabilmesi hayranlık uyandırıcı. Bir çocuğun ruhsal ve zihinsel büyüme hikayesiyle birlikte aslında biraz da kendi çocukluğunuzla, gençliğinizle, yaptığınız hatalarla yüzleşiyor, belki hissedip adını koyamadığınız belki de bilip kabul edemediğiniz duygu ya da durumlarla yüzleşiyorsunuz. Yer yer de bildiğiniz ve barıştığınız durumların bu kadar güzel cümlelerle ve zekice benzetmelerle anlatılmasına hayran kalıyorsunuz. Ruhun beslenmesi ve olgunlaşması üzerine kafa yorarken, sonsuzluk, perspektif, anılar, duygular ve hatalar gibi pek çok konuda da sorgulamaya sevk ediyor Musil. Bu ilk romanıyla adetâ bize dünyasının kapılarını, en filtresiz haliyle zihnini açmış. Ruhsal gelişim meselesi içinde edebiyat ve bilimi konumlandırmasını ayrıca sevdiğimi belirtmeden geçmek istemem. Favori kitaplarımdan biri oldu.
Okuyacaklarıma Ekle
102 syf.
·
1 günde
·
7/10 puan
“Bir dönem gelir, hayat sanki devam etmekte tereddüt ediyormuş ya da akışını değiştirmek istiyormuş gibi belirgin biçimde yavaşlar. Böyle bir dönemde insanın başına kolayca bir felaket gelebilir.” İnsanın bir fərd olaraq içində yaşadığı topluma qarşı vəzifələri və məsuliyyətləri yaranır. Zaman içində qaçınılmaz olaraq fərqli rollara girmək məcburiyyətində də qalınır. Daima başqaları adına yaşamaqdan öz mənliyini unudan fərd bir boşluq içinə düşür və həyatını sorğulamağa başlayır. Bu yaşanan dövr içində zaman və məkan məhfumu da mənasını itirir. Fərd içində olduğu çevrədən uzaqlaşaraq özünü tapmaq axtarışına çıxır. Robert Musil bu mövzuları üç hekayənin obrazlarının həyatlarından anlatmağa çalışır. Onların alışmış olduqları rollardan sıyrılıb varoluşunu sorğulamağı və daxili bir çevrilmə yaşadığı, varlığının fərqli yönlərini kəşf etməyə çalışdığı müşahidə olunur. Adı “Üç Kadın” olsa da, əslində hər hekayədə anlatılan qadınlar üzərindən kişilərin həyatları və qadın-kişi münasibətləri olduğunu görürük. Kişilərin keçmişi, davranışı və gələcəyə yönəlik düşüncələri əsərdə əsas yeri tutarkən, qadınlar susqun siluet təsiri bağışlayır. Bəlkə də bu qeyri-müəyyənlik onları daha vacib nöqtəyə gətirir, çünki bu xüsusiyyət kişi obrazları sadə həyat tərzindən varoluş sorğulamasına aparır və nəticədə ətrafında formalaşdırdığı dünyadan uzaqlaşır. Hər üç hekayə qadın-kişi münasibətləri üzərindən irəliləsə də, bu obrazlar bir-birinə yaddır və hər biri əxlaqi imtahandan keçirlər. Bir hekayədən digərinə keçdikcə qadınların varlığını daha çox hiss edirik. Hekayələrin kişilərin üzərindən getməsi, əxlaq və varoluş problemlərini ələ alması ilə yanaşı mənlik arayışı və sədaqətsizlik kimi mövzulara da toxunulur. “İnsan hayatı, hayatın her bir sesini iyice işitip her birine yanıt bulabilmek için fazla hızlı akıp gitse de.”
Üç Kadın
7.9/10 · 158 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.