Yaşamak ile sorgulamak arasında bir seçim yapmam gerekirse her defasında yaşamayı seçerim. Açıklama iletinden itina ile sakınırım. Bunu Sana da tavsiye ederim. Bir şeyleri açıklama dürtüsü modern düşüncenin salgın hastalığıdır. Bu virüsü En çok da çağımızın terapistleri taşır. Görüştüğüm her terapistte bu bağımlılık yapan bulaşıcı hastalık vardı. Açıklama bir yanılsamadır bir serap, bir kurgu, teskin eden bir ninnidir. Açıklama herhangi bir varoluşa sahip değildir. Hatta gerçek adını da söyleyelim ödleklerin, varoluşun rizikosunun fütursuzluğunun ve değişkenliğinin yarattığı o insanın betini benzini arttıran korkuya karşı geliştirdikleri bir savunmadır.
“Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.”
Kendimizi ne kadar sevmeliyiz ve başkalarını ne kadar sevmeliyiz?
...
''kendim için var değilsem , o zaman ben kimim? Sadece kendim için varsam , o zaman ben neyim?
Şu benzetme hoşuma gider :" Her çocuğun içinde sevgiyle doldurulması gereken bir 'duygu deposu' vardır. Çocuk gerçekten sevildiğinde, doğal olması gerektigi gibi gelişir. Sevgi deposu boş kaldığında, Çocuk yanlış davranışlara yönelir. Çocukların yaramazlıkları genellikle bu sevgi deposundaki boşluktan kaynaklanır. "