Victoria

Knut Hamsun
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·133 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
O zamanlarda okuduğum en iyi aşk kitabıydı. O kadar saf ve temiz duygularla yazılmış ki insan okurken derin derin nefesler alırken buluyor kendini. son derece akıcı etkileyici bir kitap. Eğer bir aşk kitabı okumak istiyorsanız mutlaka ona bir şans verin...
Aşk
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 19901,551 okunma
8/10
·133 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
Yazarın salt gerçeklik duygusuyla yazılan Açlık kitabından sonra Victoria kitabını da okumak güzel bir deneyimdi... Açlık kadar etkileyici bulmamış olsam da aşk konusunda çıkarımlar ve doğayla iç içe geçmiş aşk sahneleri kısmi olarak bana Çılgın Kalabalıktan Uzak pastoralitesini anımsattı. Kahramanlar arasında yaşanan aşk duygu durumları nabzı bir nebze olsun yükseltse de bence yazar son bölümde zirveye oynamış :)) Victoria bence okunmaya değer aşk romansları tadında.
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 19901,551 okunma
Puan vermedi·133 syf.··
2019 338. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2019 00:00
Kitaba adını veren karakter Victoria, Johannes tarafından çok sevilen ve aşık olunan bir kız. Sınıfsal fark, çevresel etmenler ve kişisel tercihlerle ilerleyen bir aşkın hikayesi denilebilir.
Edebiyat
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 19901,551 okunma
8/10
·133 syf.··
Beğendi
·
2022 385. kitabı
Bu yeryüzünde tek başıma ve meçhul dolaşıyorum. Benim kaderim de böyleymiş. İçimde neler olduğundan kimsenin haberi yok; benim de bir şeyler mırıldandığımı kimsecikler duymadı. Kumruları bilir misiniz? Berrak, pırıl pırıl kaynaktan, bulandırmadan su içmeyen kumrudur, bu dertli kuştur, değil mi?
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 19901,551 okunma
Puan vermedi·150 syf.·
2021 18. kitabı
Küçük yaştan itibaren kaç kez okuduğumu bilmediğim, her seferinde yeniden hatırlamak için unuttuğum bir eser. Çok sevmemden kaynaklı, her okuduğumda ilk kez okuyormuş gibi hissetmem o yüzden sanırım. Knut Hamsun'dan okuduğum ilk eserdi. Gözyaşlarımı tutamadığım her okuyuşta sona yaklaşırken okumakta zorlandığım bir kitap. Bu incelemeyi yazarken de ağlıyorum, bir kurgu ancak bu kadar gerçekliği hissettirebilirdi bence. Yazar baş karakter üzerinden öyle iyi deneyimler gözler önüne seriyor ki tartışılmaz, kısa ve çıkarımı bol kıssalar... Konusu bakımından kendi türü içerisinde bence çok etkileyici bir kitaptı. Genelde insanlara göre bu tarz eserler "klasik" denilecek türde ama kendi klasiği içerisinde bence sonu hüsranda olsa ölümsüz bir aşk hikayesi. En azından benim için öyle. Kalın, sayfa sayısı göz korkutacak bir kitap değil ama "az ve öz" tadında bir eser. İmkansız gibi görünen ama gayrete bağlı bir aşk hikayesiydi. Tabi her zaman mutluluk vermiyor her satır, her an güldürmüyor karanlık içindeki aydınlığı. Kitap bitince her seferinde keşke sonunu değiştirebilseydim diyorum ama sonu değişse belki de bu kadar tesirli olmazdı. Yazarın en sonunda bize bıraktığı sessizlik yüreğimi konuşturuyor istemsizce ve düşündürürken üzüyor. Belki de bir gerçeğin kurgusuydu çok da olağan aslında. Kendi içinde akıcı, derin ve sessizliğin aşkı konuşturduğu tamamen temiz duygularla yazılmış ve acı gerçekleri daha doğrusu toplumun "ön yargılı" düzenini de ele almış görüyorum. Bize sunulmak istenen sadece "iki bakış, iki yanış" değil bence. Çok fazla çıkarım yapılacak yerler var, bunlarıda ileride okuyacaklara bırakıyorum. Bu alıntı bir nebze anlatır diyorum bazı şeyleri. "Aşk bir insanı yıkabilir, onu tekrar ayağa kaldırabilir, onu yeniden rezil edebilirdi. Bugün bakarsın beni
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,551 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
• 19. yüzyılın sonları. Norveç'in taşrasındaki bir sahil köyünde, değirmencinin oğlu Johannes şair olma hayalleri kurmaktadır. İlhamını ise "sarayın efendisi"nin kızı Victoria'dan alır: Bu genç kadın sonunda arzuladığı genç adam ile yoksullaşan ailesine olan bağlılığı arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. • Tutucu bir toplumun gerçekliğini ve yasaklarını konu eden Victoria, şiddetli bir rüzgârın karşısında ayakta durmaya çalışan iki genç fidanın çarpıcı ve lirik romanı. • insanların sevdiklerine karşı acımasız olmalarının zararını yine kendilerinin çekeceklerini çok güzel anlatmış Hamsun, çünkü, sevgi çok sınanmaya gelmez. Aşkı bir insan ancak bu kadar güzel anlatabilir, Bu kadar kısa bir zaman da , seven sevdiğine sevgisini anlatabilmeli vakit daha varken ..! •Çok tanıdık geldi bana bu aşk hikayesi : Ö&G • Herkese keyifli okumalar diliyorum ..!
Roman
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,551 okunma
7/10
·160 syf.··
2022 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2022 01:10
Evet, neydi aşk? Güllerin arasında esen bir rüzgâr hayır, kanda bir sarı fosforlaşma. Hatta ihtiyarların gönüllerini bile danslara uyandıran, cehennem sıcağı bir müzikti aşk. (Sayfa/ 47) Aşk bir insanı yere yıkabilir, onu tekrar ayağa kaldırabilir, onu yeniden rezil edebilirdi. Bugün bakarsın beni sevmiş, yarın seni, öbür gün onu! Böyle kararsızdı aşk. (Sayfa/ 47) Böyleydi aşk... Victoria; şato sahibinin biricik kızı ve değirmencinin oğlu Johannes'in aşk hikâyesi... Tutku, hayalkırıklığı, bekleyişle örülü masalsı bir hikâye... Nobel ödüllü büyük usta Knut Hamsun'un 1899'da yazdığı bu naif eser, Türk edebiyatının usta kalemlerinden Behçet Necatigil'in şiirsel çevirisiyle daha da kıymet kazanıyor. "Açlık" eserinden sonra okunduğunda aynı beklentiyi karşılamasa da farklı olay örgüsüyle, tasvir ve betimlemeleriyle çok özel olduğunu düşünüyorum. Okumalarımda yazarın biyografisiyle esere başlamayı seviyorum. Önsöz kısımlarını çok seviyorum. Zira yazılan eserlerde yazarların hayatlarından parçalar olduğunu bilmek o eseri daha da önemli kılıyor. Knut Hamsun'un, çoğu yazarda da olduğu gibi, idealleri uğruna yaşadığı zorlukları göz önüne alırsak bu esere bakış açımız değişebilir... Hüzünlü bir aşk hikâyesi Victoria... Victoria mı? Johannes mi? Kalbim ikisinde de kaldı... Sizce nedir aşk? Aynı pencereden bakabilmek değil midir hayata?... Sevgiyle...
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,551 okunma
9/10
·120 syf.··
2025 52. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 21:14
Kısacık, kalbinizi kıracak bir kitap. Açlık kitabı da beni hüzne boğmuştu. Çok basit cümlelerle duygularını böyle karşıya geçirebilmek her yazarın harcı değil. Bu kitapta hayat mücadelesi değil, aşk anlatılıyor. Karşılıklı ama imkansız, imkanı olsa da imkansız olmaya devam edecek, naif insanların, naif ve sonsuz aşkları... Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitapla ve sevgiyle...
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,551 okunma
Ve aşk dünyanın başlangıcı...
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2025 12:47
İnsan olmanın getirdiği toplumsal roller üzerinden bulunduğu konum ile duyguların coşkunluğu arasında yaşanmış bir gelgit hikayesi. Sınıf farklılıkları üzerine birçok film yapılmış bir ülkenin bireyleri olarak sıradan bulabileceğimiz bir konu olabilir "imkansız aşk". Ama her sunum farklıdır elbette. Knut Hamsun kalemiyle şiirsel bir dille duygusal bir yolculuk yapmak isteyenler için sade anlatımıyla her yaş grubunun rahatça okuyabileceği bir metin...
Edebiyat
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,551 okunma
5/10
·120 syf.··
2024 12. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2024 20:42
VİCTORİA “ Aşk insanı mahvedebilir, tekrar ayağa kaldırabilir ve yeniden dağlayabilirdi; bugün beni, yarın seni ve ertesi gece onu sevebilirdi, işte böyle istikrarsızdı.“ Açlık romanıyla kalemine hayran kaldığım ama aynı etkiyi bu eserinde hissetmediğim bir roman oldu. Kitabın çevirisi bunda etkili miydi diye düşünüyorum çünkü başka yayınevinden okuyanlar çok sevmiş. Olaylar arasındaki geçişler, zaman akışı, cümlelerin çevirinden dolayı basit bir anlatıma kaçıyor olması kitabın günlerce elimde sürünmesine yol açtı. Velhasılı sevemedim ben bu romanı. Zengin kız fakir oğlan aşkı, birbirlerine kavuşamayışı, beni hiç etkilemeyen aşk hikayesi yirmi iki gün sonunda nihayet bitti. Başka yayınevinden tekrar okur muyum sanmam. Göçebe kitabını da okuyup yazara veda edeceğim. Kitapla kalın…
1K
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,551 okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.