Victoria

Knut Hamsun
Çevirmen:
Dilek Başak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·120 syf.··
2025 52. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 21:14
Kısacık, kalbinizi kıracak bir kitap. Açlık kitabı da beni hüzne boğmuştu. Çok basit cümlelerle duygularını böyle karşıya geçirebilmek her yazarın harcı değil. Bu kitapta hayat mücadelesi değil, aşk anlatılıyor. Karşılıklı ama imkansız, imkanı olsa da imkansız olmaya devam edecek, naif insanların, naif ve sonsuz aşkları... Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitapla ve sevgiyle...
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,550 okunma
Ve aşk dünyanın başlangıcı...
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2025 12:47
İnsan olmanın getirdiği toplumsal roller üzerinden bulunduğu konum ile duyguların coşkunluğu arasında yaşanmış bir gelgit hikayesi. Sınıf farklılıkları üzerine birçok film yapılmış bir ülkenin bireyleri olarak sıradan bulabileceğimiz bir konu olabilir "imkansız aşk". Ama her sunum farklıdır elbette. Knut Hamsun kalemiyle şiirsel bir dille duygusal bir yolculuk yapmak isteyenler için sade anlatımıyla her yaş grubunun rahatça okuyabileceği bir metin...
Edebiyat
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,550 okunma
5/10
·120 syf.··
2024 12. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2024 20:42
VİCTORİA “ Aşk insanı mahvedebilir, tekrar ayağa kaldırabilir ve yeniden dağlayabilirdi; bugün beni, yarın seni ve ertesi gece onu sevebilirdi, işte böyle istikrarsızdı.“ Açlık romanıyla kalemine hayran kaldığım ama aynı etkiyi bu eserinde hissetmediğim bir roman oldu. Kitabın çevirisi bunda etkili miydi diye düşünüyorum çünkü başka yayınevinden okuyanlar çok sevmiş. Olaylar arasındaki geçişler, zaman akışı, cümlelerin çevirinden dolayı basit bir anlatıma kaçıyor olması kitabın günlerce elimde sürünmesine yol açtı. Velhasılı sevemedim ben bu romanı. Zengin kız fakir oğlan aşkı, birbirlerine kavuşamayışı, beni hiç etkilemeyen aşk hikayesi yirmi iki gün sonunda nihayet bitti. Başka yayınevinden tekrar okur muyum sanmam. Göçebe kitabını da okuyup yazara veda edeceğim. Kitapla kalın…
1K
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,550 okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2024 27. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2024 00:01
Kitap, okurken bana daha önce okumuş olduğum bazı kitaplardan ufak tefek esintiler getirdi; Martin Eden'i, Oblomov'u, Gurur ve Önyargı'yı gördüm gibi hissettim kitabın içindeki sayfalarda. Sanki eski bir dostla karşılaşmış gibi oldum okurken. Hem içerisinde barındırdığı o ufak özlem, hem de geçmişin geride kalmışlığını hissettiren o çaresizlik ve hüzün. Bu duyguların ikisi de karakterlerin de içinde vardı ve onların hikayesini yanı başlarından takip eden biri gibi hissettim kendimi. Hem tatlı bir his, hem de ikisinin özel hayatına giriyormuş gibi bir mahcubiyet. Az önce bahsettiğim kitapları okudunuz ve sevdiyseniz, bu kısa ama hüzünlü aşk hikayesini de beğeneceğinizi düşünüyorum ve öneriyorum. Eğer o kitapları okumadıysanız fakat yine de hüzünlü aşk hikayelerine kendinizi yakın hissediyorsanız yine şans verin. Bence her türlü şans verin, çünkü o şansı verdiğinize sizi pişman etmeyecek bir edebi eser.
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,550 okunma
7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2023 95. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2023 21:35
"Aşk insanı mahvedebilir, tekrar ayağa kaldırabilir ve yeniden dağlayabilirdi; bugün beni, yarın seni ve ertesi gece onu sevebilirdi, işte böyle istikrarsızdı." Knut Hamsun bu kitabında bize bir aşk öyküsü sunuyor. Bir değirmencinin oğlu ile aristokrat bir ailenin kızının arasında geçen aşk öyküsünü okuyoruz. Konusu okunduğu zaman klişe gelebilir. Ancak Knut Hamsun'dan bunu okumak benim için güzeldi. Sade, güzel, yalın bir anlatıma sahip. Doğa tasvirleri çok güzel. Her dönem karşımıza çıkan sosyal sınıf farklılıklarını burada da net bir biçimde görüyoruz.
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,550 okunma
7/10
·120 syf.··
2024 107. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2024 22:37
Sıradan bir aşk romanı diyebilirim. Çok etkileyici değil, beklenmedik son yahut sürprizler de yok. Boş zamanınız varsa kahve eşliğinde okuyup bitirebilirsiniz.
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,550 okunma
7/10
·120 syf.··
2025 19. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 23:10
“Gerçek hayat, insanın içinde olandır.” – Knut Hamsun Victoria, Açlık ve Pan ‘dan sonra bana göre Hamsun’un ve en lirik ama en acı romanı. Bu kez toplumsal sınıf farkı ve yaşamın acımasızlığı da sahnede ve Johannes ile Victoria arasındaki ilişki, içsel arzularıyla toplumun dayattığı sınırlar arasında sıkışmış durumda. Hamsun, insanın hem açlığını hem vahşetini anlattıktan sonra, bu kez odağını kalbin en yorgun hâline çevirmiş. Bu hikâyede de aşk gene gurur ekseninde, gene zaman zaman hırçın ama daha çok, bir bekleyiş, vazgeçiş ve dingin bir kabulleniş. Açlık’ta kahramanın onuru hayatta kalma içgüdünden bile güçlü. Açlık yalnızca fiziksel değil, ruhsal bir sınav. Pan’da doğa devrede. Glahn, medeniyetin zincirlerinden uzak, doğanın içinde yaşıyor ama huzuru yine de bulamıyor. Çünkü insan, doğaya dönse bile içgüdülerinden kaçamıyor ve doğanın saflığıyla ruhun karanlığı arasındaki gerilim, Hamsun’un kaleminde şiirsel bir vahşet kazanıyor. Victoria ise bu iki romanın ardından gelen dinginlik sanki. Tüm hikayelerde ortak nokta ise, insanın esas mücadelesinin dış dünyada değil, kendi iç dünyasında gerçekleşmesi. “Açlık”, “Pan” ve “Victoria” hepsi, insan ruhunun kıvrımlarına farklı bir pencere açıyor. 19. yüzyılın sonunda insanın iç dünyasını romanın eksenine oturtarak edebiyata yeni bir yön veren Knut Hamsun, bireyi toplumun kalabalığından çekip kendi iç sesinin merkezine yerleştirmiş. Hamsun’un etkisi İskandinavya’nın sınırlarını aşarak Türk edebiyatına da sızmış. Oğuz Atay’ın tutunamayanlarında, Sabahattin Ali’nin sessiz yalnızlıklarında Hamsun’un etkisini şimdi kavrayabiliyorum.
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,550 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2024 74. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2024 13:39
"Aşk insanı mahvedebilir, tekrar ayağa kaldırabilir ve yeniden dağlayabilirdi; bugün beni, yarın seni ve ertesi gece onu sevebilirdi, işte böyle istikrarsızdı. Ama kırılamaz bir mühür mumu gibi sağlam kalabilir, ölüm gelip çatana kadar sönmeyen bir ateş gibi yanabilirdi de çünkü bu kadar sonsuzdu işte. O zaman aşk nasıl bir şeydi?" Değirmencinin oğlu Johannes henüz 14 yaşındayken sevmeye başladı Victoria'yı. Fakat bu bir imkansız aşktı çünkü Victoria soylu bir aileye mensupta saraydan geliyordu. Mabeyincinin oğlu Otto ve diğer arkadaşlarıyla beraber ormana gezmeye geldiklerinde onlara yol göstermeye çalışan Johannes o yaştan itibaren dışlanmaya hor görülmeye başlanmıştı. Fakat Victoria öyle değildi, o da seviyordu Johannes'i. Johannes okumak için şehire gitti kendini geliştirdi ve şiirler yazmaya başladı, tabi ki hepsini Victoria için yazdı. Şehirden döndüğü zaman Victoria'nın Otto ile evleneceğini öğrenince bütün umutları tükendi, üstelik bir de bunu onu sevdiğini söyleyen Victoria açıklamıştı ve bu aşkın imkansız olduğunu söylemiş aradaki farkı insanların hoş görmeyeceğini ima etmişti. Aslında ikisi de birbirini severken acaba olaylar kavuşmalarına yardım edebilecek miydi. Akıcı üslubuyla Knut Hamsun Johannes ve Victoria üzerinden aşkın ne olduğunu sorgulayıp bir gencin aşk acısını onun için yaptıklarını, kendini edebiyata adayışını okuyoruz. Şiirler, kitaplar yazarak toplumda değer görmesinin sonucunda acaba toplum bu birlikteliğe onay verir mi? Toplumun tepkisi net olarak olmasa da Victoria'nın sözlerinden ve ailesinin tavrından hissediliyor kitapta. Okurken sinir olsam da dönemin zihniyeti bu olduğu için o döneme göre düşünmek gerekiyor kitabı da. Kitabı ortalama olarak bulsam da yer yer Johannes'e acıyarak, üzülerek okudum. Talihsiz bazı rastlantılar ile
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,550 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 2. kitabı
Victoria, bir aşk romanı gibi başlasa da, aslında aşkın imkânsızlığı üzerine yazılmış bir ağıttır. Klasik “aşıklar kavuşur” formülünü yıkarken, okuyucuyu sevmenin, sevilmenin ve kaybetmenin anlamı üzerine düşündürür. Aşkı tüm yönleriyle ele aldığı için de bu romanı daha da özel bir hâle getiriyor. Okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir kitap.
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,550 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2024 71. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2024 00:00
Herkese merhaba, Edebiyat’ta İskandinav yazarlarından olan Knut Hamsun “Göçebe” adlı romanıyla 1920 de nobel ödülü alıp 1890 da benim de okumuş olduğum “Açlık” kitabı ile adını duyurmasıyla yazmaya devam etmiştir.  Fakir bir değirmencinin oğlu olan Johannes ile aristokrat şato sahibinin kızı Victoria’nın çocukluk arkadaşlığından aşka evrilmesini okuyoruz. Johannes aşkından ilham alarak şiirler yazmaya başlar.  Sade, yalın bir anlatıma sahip kitapta zaman geçişleri kafamı karıştırtı biraz. Aslında en fazla iki saatte okunacak kitap olmasına rağmen biraz süründü, hadi başladın bitir dedim kendime. Keyifle okuyun, kitap ve sevgiyle kalın. 
Dünya Klasikleri
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,550 okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.