Dört amcası ve bir erkek kardeşi sanat eseri ticaretiyle uğraşıyordu, ama o hayatı boyunca sadece bir tablo satmayı başardı. Beğendiğinden ya da acıdığından ötürü bir arkadaşının kız kardeşi, Arles’te yapılmış “Kırmızı Üzüm Bağı” (4 Kasım 1888) adlı yağlıboya tabloyu 400 frank ödeyerek satın aldı.. Bir asırdan fazla bir süre sonra resimleri, yaşarken hiç okumadığı gazetelerin finans sayfalarında haber oluyor, asla adımını atmadığı sanat galerilerinde en yüksek fiyattan değer biçiliyor, onun varlığını görmezden gelmiş müzelerde en görülen eserler oluyor ve ona başka bir işle ilgilenmesini tavsiye eden akademilerde en büyük hayranlığı uyandırıyor.. Bugün Van Gogh, ona yemek vermeyecek restoranların duvarlarını, onu akıl hastanesine kapatacak doktorların muayenehanelerini ve onu hapse tıktıracak avukatların yazıhanelerini süslüyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ursula Poznanski'nin daha önce Erebos kitabını okumuş ve beğenmiştim (çok keyifli bir kitaptı ayrıca öneririm onu da), o yüzden bu kitabı da beğeneceğim düşüncesiyle yola çıkmıştım. Sürprize uğramadım; oldukça akıcı, heyecanlı ve her sayfasında merak uyandırıcı keyifli bir kitaptı. Olaylar bazı noktalarda çok abartılmış ve bazı noktalarda çok basit geçilmiş izlenimi veriyordu ama yine de çok dert etmedim ben. Sonunda olacakların çoğunu tahmin etmesi de pek zor olmadı, yani bu kitabın sonu buraya bağlanacak diye bekliyordum zaten. Bu iki minik sıkıntı haricinde oldukça hoşuma giden bir kitap oldu. Kalınlığına rağmen hızlıca okunabilir, akıcı ve merak uyandırıcı bir kitap arıyorsanız bence listenizde bulunabilir bir kitap.
Yalnızca şunu söylemek isterim, Pegasus gibi görece büyük ve pahalı bir yayınevinden çıkan bir kitapta yazım yanlışlarının bu kadar çok olması beni bir okur olarak rahatsız etti belirtmek zorundaydım.
Tüm dünya zamanın yetmediği konusunda şikayetçiydi ancak daha kötü olan şey, fazla zamanın içinde boğulup gitmekti. Dorian bunu artık öğrenmişti. Hiçbir şey yapmadan geçen zaman geçmek bilmiyordu.