Resul, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 10/10 puan

Ey esbabperest insan!
Acaba garib cevherlerden yapılmış bir acib kasrı görsen ki, yapılıyor.
Onun binasında sarfedilen cevherlerin bir kısmı yalnız Çin'de bulunuyor.
Diğer kısmı Endülüs'te, bir kısmı Yemen'de, bir kısmı Sibirya'dan başka yerde bulunmuyor.
Binanın yapılması zamanında aynı günde şark, şimal, garb, cenubdan o cevherli taşlar kolaylıkla celbolup yapıldığını görsen; hiç şübhen kalır mı ki; o kasrı yapan usta, bütün Küre-i Arz'a hükmeden bir hâkim-i mu'cizekârdır.
   İşte herbir hayvan, öyle bir kasr-ı İlahîdir.
Hususan insan, o kasırların en güzeli ve o sarayların en acibidir.
Ve bu insan denilen sarayın cevherleri; bir kısmı âlem-i ervahtan, bir kısmı âlem-i misalden ve Levh-i Mahfuz'dan ve diğer bir kısmı da hava âleminden, nur âleminden, anasır âleminden geldiği gibi; hâcatı ebede uzanmış, emelleri semavat ve arzın aktarında intişar etmiş, rabıtaları, alâkaları dünya ve âhiret edvarında dağılmış bir saray-ı acib ve bir kasr-ı garibdir.
   İşte ey kendini insan zanneden insan!
Madem mahiyetin böyledir; seni yapan ancak o zât olabilir ki: Dünya ve âhiret birer menzil, arz ve sema birer sahife, ezel ve ebed dün ve yarın hükmünde olarak tasarruf eden bir zât olabilir.
Öyle ise insanın mabudu ve melcei ve halaskârı o olabilir ki; arz ve semaya hükmeder, dünya ve ukba dizginlerine mâliktir.

Mesnevi-i Nuriye, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 153 - Sözler Neşriyat. San. Tic. A.Ş)Mesnevi-i Nuriye, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 153 - Sözler Neşriyat. San. Tic. A.Ş)
İsmet Ayar, Tehlikeli Oyunlar'ı inceledi.
3 saat önce · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Tutunamayanlardan sonra sakin sakin anlayarak okumaya calistigim bi eser karmasalik belki ayni ama ben bu sefer hazirlikliyim oguz atay keske abim olsaydi acaba o kadarda zorlanirmiydim kitaplarinda

Tülay Abaza, İnsan Lekesi'ni inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

Irkçılıkla suçlanan bir profesörün hayatından bir kesit ele alınmış. İlk bakışta haksızlığa uğradığı, iki anlama gelen bir kelimeyi gerçek anlamda kullandığı halde aslında ikinci anlamını kastettiği ileri sürülerek iftira atıldığı ve mağdur taraf olduğu okuyucuya yansıtılmış. Ancak kitabın ilerleyen kısımlarında "Birdenbire öyle olmazsın ki. Olay şu ki; açığa çıkarılmışsındır, yani bütün hayatın öyle olmuştur. Sadece bir kere bir şeyi yanlış yapmış değilsindir. Eğer ırkçıysan, her zaman ırkçı olmuşsundur." alıntısıyla kafa karıştırmıştır. Zira (mağdur) profesörün küçükken bazı ırkçı söylemlerde bulunduğu da kitapta geçmektedir. Söz konusu kelimeyi ırkçı olarak kullanmadığına inansam da genel olarak bakıldığında acaba gerçekten ırkçı değil miydi diye sorgulattı.
Bir de kitap konusu itibariyle çok cezbedici ancak anlatım tarzıyla hayal kırıklığı yarattı. Gereksiz ayrıntılarla okuyucunun kafasını daha çok dağıtıyor gibi.. yine de önyargısız okumalar dilerim.

Akkadın Kevser, bir alıntı ekledi.
 5 saat önce

"Muhtardan çıkıp Akdoğan Sokağı'na giderken, bu memleketteki isim degisikliklerine takılmıştı kafam. Niye hiçbir sokağın, caddenin, köyün adı aynı kalmıyor, sürekli değiştiriliyordu acaba? Tarihten kaçmak için mi? Her şeye sıfırdan başlamak için mi?"

Serenad, Zülfü Livaneli (Sayfa 333)Serenad, Zülfü Livaneli (Sayfa 333)

Ben birine baktığımda ‘’Bu insan birini öldürebilir mi’’ diye düşünmem; ‘’Acaba kimi ya da kaç kişiyi öldürmüştür’’ diye düşünürüm.''

Howl, Grapon Kağıtları'ı inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

İnceleme yazmayı beceremedim. Bende şiir yazdım.

lkokula gidiyordum daha, sakın suçlama beni
Şiir sevmediğimden mi yaptım sanki
Grapon kağıtlarından kedi merdiveni
Hem ben zaten hiç görmedim
bu merdivenlerden çıkan bir kedi
Zoraki güzellikler
Yasaklanmış güzelliklerden bile beterdir belki

"Susamlı yoksul şiirler" yazıyorsun ya sen
Şehadet parmağımı ıslatıp ıslatıp dilimle
Susam topladım sayfalarda
Yoksullağa da kiracıyız zaten.
Muc'ta ucuz bir daire.

"Ben belki denizden eski biriyim" diyorsun ya abla
Bende denizi hep bir yunan tanrıçasının
ağlaması zannettim
Korkarım o zamandan beri bir kadına ilişmekten
Hemen boğulma korkusu dolar boğazıma
Ama belki sen bilirsin abla
Erkeklerin gözyaşıda suyu kurutan ateş
Acaba az ağlıyoruz diye mi
dünyanın dörtte biri kara

"İstersen iki kalp çizer altına imzamı atarım."
Bende bu sözün altına imzamı atarım.
Zaten benim imzam evde kalmış.
Allah affetsin bende sevdim abla
"Rakamlar büyür, şehirler küçülürdü" demişsin ya birde
Nasıl sevdiysem koca istanbul bir kişiydi sanki
15 milyon kişi yüreğime gömüldü bu yüzden
Bizi en çok değer verdiğimiz yerden kırıyorlar ya abla
Galiba benim kırıldığım yere metropol dikmişler.


Hiç susasım yok bu akşam
Susamlı bir şiir olmuş mudur benimki de abla ne dersin
Neyse ben yarın akşam da uğrar sana yazarım.
"Şimdiden bir hatırasın."

Tesadüfmüydü acaba her sevdiginin yaraları olması ve iyileşme umuduyla senin güçlü kollarında kendini bulması?

°Yağmur M°, Ekmeğimi Kazanırken'i inceledi.
 6 saat önce · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Maksim Gorki'nin otobiyogrofik üçlemesinin 2.kitabı.

Hayatının 10 yaşına kadar ki bölümünü anlattığı Çocukluğum'u okurken bu kadar ayrıntıyı ,nasihatleri nasıl  hatırlayabiliyor diye düşünürken,  10 -15 yaş aralığını anlattığı bu kitabının hacminin, öncekinin 2 katı olması pek şaşırtmadı. Ayrıca Çocukluğum'a yaptığım incelememde acaba dini yönünü çok mu abarttım diye düşünürken, bu kitabın ilk sayfalarında, bir marksist olan ve arası Lenin'le iyi olan Gorki'nin, dine verdiği önem ve hristiyanlıkla marksizmi bağdaştırma çabası, "Marksizmden sapma" olarak görülüp eleştirildiği ve zamanla araya soğukluk girdiği bilgisiyle karşılaştım.

Kitap genel olarak Gorki'nin, gençlik çağına adım atarken Tanrı, teslis inancı , Rus toplumunda kadına verilen değer, ölüm, sömürülen ve itibarsizlastirilan işçiler konularına yoğun bir sekilde değinerek ,karşılaştığı insan tiplemeleriyle, yaşadıklarını anlamlandırarak bir mantık kurma çabası  üzerine.Şöyle ki:

*Kadınların; Tanrıyı bile kandıran Havva Ana'nın soyundan geldiğine inanılır, her türlü kötülüğün kaynağı olarak görülür, dövülür, hakaret edilir, eğlence aracı olarak görülürler. Kadınlar da artık bu durumu kabullenmiş ,kendileri dahi hemcinslerine acımasız davranır,alaya alır,hesapsızca dedikodular yapılır,küçümsenir.

Ve Gorki sorar:Peki annem...ya büyükannem?
Onlara bu değeri yakıştıramaz.

*Kendini tüm maddi şeylerden soyutlamasını, dünyayla bağını koparmasını ve Tanrıya adaması gerektiğini söyleyen rahibin, beyaz bakımlı elleriyle, kendi parçalanmış ellerini karsılaştırır ve sorar:

Peki ya Emek...Geçim...Alınteri?

*Gününü gün et, hayatı ve insanları pek kafana takma, eğlenmene bak diyenlere sorar:
Peki ölüm?Ya sonrası?

*Dilinden tanrı kelimesi düşmeyen, ahlaklı görünüp hırsızlığı karakter olarak benimsemiş sürekli birbirinden çalan işçiler ve patronları görür.

Peki ya ahlak?..Hak?...Hukuk diye sorar.

Zamanla Dostoyevski'nin  Budala'sına dönüşür.Öyle de muamele görür.

"Hayat, ruhumdaki en iyi şeyleri inatla ve kabaca siliyor, onların yerine alay edercesine birtakım çirkinlikler koyuyordu. Hayatın bu zorbalığına karşı kızgınlıkla ve inatla direniyor ve herkesle aynı ırmakta yüzüyordum, fakat su benim için daha soğuktu ve diğerleri gibi su üzerinde kolayca duramıyor, ara sıra suyun dibine battığımı sanıyordum."

Ve kitaplarla tanışır.
"Bir kitabı bitirdikten sonra kendi hayatımıza döneriz; ancak artık farklı biriyizdir" diyen  Alain de Botton'u bir kez daha haklı çıkartır.

Olayları anlatırken Gorki, arada kesip  hayat felsefesine değiniyor, yaşadıklarını yorumluyor.Bunu yaparken,çocukken çektiği bedeni acılara artık düşünce sancıları da eklendiği için ,kimi zamanlar hüzünlü kimi zamanlar da muzip betimlemeler yapıyor.Gerçekten O'nu tanımak istiyorsanız sıkılmadan okuyabileceginiz bir kitap.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Kitabi bitirdikten sonra aklımda birçok soru işareti oluştuğu için "Rus toplumunda kadın" konulu bir araştırma yapma gereği duydum.

Kitabin sonunda fihrist bölümünde şöyle bir bilgi yer alıyor.

*Hıristiyanlık, Rusya’ya Yunan papazları tarafından sokulmuştur. Ülkede yaygın ve yürürlükte olan din kitapları, Yunanca’dan çevrilmiş elyazması kitaplardı. Bu din kitaplarını, çoğu cahil olan Rus papazları Rusça’ya çok kötü çevirmişlerdi. Bu yüzden Hıristiyanlıkla hiçbir ilgisi olmayan birçok saçma sapan inançlar ve gelenekler, Rus Kilisesi ve Rus halkı arasında yayıldı. Nihayet 1655 yılında Moskova Patriği Nikon, bütün din kitaplarının çevirilerini, Yunanca metinlere göre düzelttirdi."

Bu çok önemli bir bilgi.Çünkü ortada din adı altında cok büyük bir yanılmışlığın olduğu aşikar. Bu bilgi üzerine Eski Yunan Medeniyetlerinde Kadın konusunu araştırınca şunu gördüm.

( http://blog.kavrakoglu.com/...anda-kadina-siddet-1)

Hristiyanlığın zaten değiştirilmiş şekli olan teslis inancının bir de Yunan mitolojileriyle harmanlanmasıyla ortaya cıkan olgu zaten bir din degil ve her sağlıklı bünyenin karşı çıkması ve çözüm üretmesi gereken bir durum .

Son olarak şu haber,bizim ülkemizde oldugu gibi Rusya' nın da  "Kadın' ın Degeri"konusunda sınıfı geçemediğini gösterdi.

(http://www.medyagunlugu.com/...dinlarin-cilesi.html)

Buraya kadar okuyabildeyseniz ayrıca teşekkür ediyor ve konuya daha hakim arkadaşların bu konudaki yorumlarını merak ediyorum.

İyi okumalar dilerim:)

Fatma Çatal, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?

Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay (Sayfa 196 - İletişim Yayınları)Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay (Sayfa 196 - İletişim Yayınları)
Yasin Türkday, Amazon'da Bir Serüven'i inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İlkokulda okuduğum belki de ilk kitaplardan birisi bu kitap. Kitap okumayı sevmemde çok büyük rolü var, o yüzden buraya eklemek istedim. :)
Hikayesi öyle eğlenceli, öyle güzeldi ki hala ne olup bittiği aklımda. Merak ediyorum acaba benim dönemlerimden bu kitabı okuyup hala hatırlayanlar var mı? :)