Bizim Köy

9,3/10  (9 Oy) · 
23 okunma  · 
11 beğeni  · 
690 gösterim
1950′de ilk baskısı yapılmış, Varlık dergisinde “Bir Köy Öğretmeninin Notları” adıyla yayınlamış, sonradan bu adı almış. Köy gerçeğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyan notlar, anlatılar, öyküler… Bu çıplaklık bazılarını utandırmış, bazılarını utandırmakta hala, ayıp şeyler kimseye söylenmemeli düşüncesinden mi bilmem, zamanında da şimşekleri üzerine çekmiş, günümüzde de ismi bile yüz kırışıklığına(kibarca söylemek istedim) neden oluyor. Köyde doğdum, 1977, ilkokulu köyde okudum, 1988, “Bizim Köy”de anlatılanlar hiç de yabancı gelmedi bana, bizim köy…. Öğretmenlere, özellikle edebiyatı hala çiçek, böcük, din-hamaset, ahlak vb. görenlere, okutulmalı. ÖSS savsatasını edebiyat sanan zavallılar, ki öyle de belletiyorlar ÖSS-zede öğrencilere, aşağıdakilerden hangisi olarak yaşayan, yaşamları belirli seçeneklerin dışına çıkamayan, o seçeneklerde verili, oku, korkma, cıs değil bu anlatılanlar… Gözlem gücü, doğal anlatın, acımasız-gülünç-trajik gerçekçilik… İyi ki yazmışsın “Mamıt Hoca”….
  • Baskı Tarihi:
    2009
  • Sayfa Sayısı:
    195
  • ISBN:
    9750404443
  • Yayınevi:
    Literatür Yayıncılık Dağıtım
  • Kitabın Türü:
mısra 
 18 Mar 01:40 · Kitabı okudu

Mahmut Makal köy enstitülerinin* karanlık köylere ışık olmaları için yetiştirdiği köy çocuklarından biridir. 17 yaşında İvriz Köy Enstitüsü’nden mezun olur ve kendi köyüne yakın bir köye öğretmen olarak atanır. 20 yaşında Varlık Dergisi’ne yazdığı Köy Notları’nı Bizim Köy kitabında toplar. Kitap çeşitli dillere çevrilir, iç ve dış basında yankı uyandırır. Köy gerçeğini anlatan ilk yazarlardandır. Köyü olumsuz tanıttığı gerekçesiyle tutuklanır. Yaşamı boyunca düşünceleri yüzünden birçok soruşturma geçirir.

Yazar öğretmenlik yaptığı köydeki insanların yaşamını anlatır. Çeşitli başlıklar altında sade olduğu gibi anlatılanlar bir Orta Anadolu köyünün acı bir çığlığıdır. Ahırdaki hayvanının yere pisliklerin içine döktüğü buğdayı toplayacak kadar muhtaç olan, yakacak tezeği yoldan gerektiğinde birbirleriyle kavga ederek toplayan kadınları, yaz kış yalın ayak dolaşan, soğuktan, hastalıktan ölen, okula aç gelen, fişlerde okudukları balın ne olduğunu bilmeyen çocukları ve köy yaşamına dair izlenimlerini, bazen iğneleyici, alaycı, kızgın bazen çözüm bulmaya çalışan iç sesini, çaresizliğini tüm içtenliğiyle yazmış. Bilgisizliğin, fakirliğin, yokluğun, sömürülmenin insana yansıması o kadar acı ki. Mahmut Makal da yazmış, seslerini duyurmaya çalışmış. Duyurmuş da 1967‘de Unesco tarafından dünya gençliğine örnek insan olarak seçilmiş. Ancak kendi ülkesinde yazdıkları bazı çevrelerin, köydeki insanların ve ailesinin olumsuz eleştirilerine hedef olmuş, eleştirilmiş. Kendisine cephe alınması onu yıldırmamış, doğru bildiği yolda yürüyüp insanların acısını dindirmek için mücadeleye devam etmiş. Yazarın bu davranışı övgüye değer.

Okulu yeni bitirdiğinde öğretmene söylenen “Okumuşleyin ya vali ol, ya kaymakam. Sen de bizimnen köy yerinde süründüktengilli ne hayrını görecen.” sözü köylülerin gözünde öğretmenin saygın bir yere sahip olamadığına dair bakış açısını gösteriyor. Çocuklarının okumalarına pek taraftar değiller ancak erkeklerin askerde mektup yazacak kadar okuma öğrenmelerinin yeterli bulup daha fazlasını istemiyorlar. Bize öte dünya lazım diyerek çocuklarını okul yerine Hoca, molla gibi insanların yanına gönderiyorlar. Soğukta, yağmurda ders yapamadığı damı olmayan okulu onarmaya kimse yanaşmamakta ancak bu hoca denilen kişilere köylülerden cumalık adı altında para, tütün, sigara, yiyecek, eşya gibi elinde ne varsa bu kişilere vermektedirler.

Köylülerin ise öğretmene olan tutumları belli onu istememektedirler. Hatta bir gün köye yolu düşen birinin dua okuyup da maddi yardım isteyen birine kendilerini dolandırmalarını önlemek isteyip de sorular sorması üzerine köy odasından açık bir şekilde kalkıp gitmesi söylenince çok üzülür. Böyle bir zihniyet karşısında Mahmut Makal bazen ağlayacak duruma gelir, kendisine şu soruyu sorar: “Nasıl savaşmalı bu kara kuvvetle? Hangi dilden anlar bunlar?”

Bu karanlık sömürünün yıllar geçtikçe daha gelişmiş, sistemli, örgütlü bir şekilde devam ettiğini görüyoruz. Yaptıkları yolsuzlukların tarihe geçmiş isimleri var. Güncelliğini koruyan sorular ne yazık ki. En basit şekliyle düşünecek olursak madem “ öte dünya önemli” diyen kişiler neden bu dünyada bitmez tükenmez para, iktidar, şan, şöhret peşinde koşarlar. Bunlarla savaşmanın yolu okumak, düşünmek, sorgulamak, özgür düşünebilmek, kendimizi ifade edebilmektir. Cumhuriyet, laiklik, demokrasi, bağımsızlık, hukuk, sosyal adalet kavramlarına önem verip ilke edinmektir.

Yazarın Bizim Köy kitabının yanında daha önce okuduğum Kuru Bir Sevda-Kalkınma Masalı kitabını da okumanızı öneririm.

“Köy Enstitüleri uygulaması, eğitim yoluyla köyü canlandırmak, toplumu etkilemek, yetiştirilecek yeni insanların çabalarıyla çağdaş uygarlık kervanının ardından yetişmek ereğine dönüktür. Köy Enstitülerinde, insanoğlunun erdeminin ve yaratıcılığının, elleriyle beyni arasında kurabileceği uyumla doğru orantılı olduğu gerçeğine uygun biçimde yetişiyordu yeni insan. Eğitimin gerçek ereği, halk kaynağını harekete geçirmek, üstündeki karanlık perdeyi, yetişen çocukların eliyle kendisinin yırtıp atmasını sağlamaktır. Böyle eğitim kurumu, böyle yetişmiş insan istenmiyor. Bu yüzden de Atatürk’ün Türkiyesi eğitimsiz, işsiz, yönsüz-yöntemsiz, idealsiz insanların, din tüccarlarının ülkesi oldu. Öğretmen yetiştirmekten bile korkuyoruz. Dünyasal, çağcıl, bilimsel ve laik bir eğitim uygulanmasına geçemeden, düşünen, konuşan, ülke sorunlarının çözümü için didinen insanı yetiştirmeden ve de bu insanlardan yana davranacak yöneticilere kavuşmadan hiçbir yere varamayız. Geriye geriye giderek gericiliğin çıkmazına girdik. Köy Enstitüleri uygulamasının günümüz koşullarına göre işletilmesi bir seçenek olabilir.” Mahmut Makal

*Köy enstitüleri 1940 yılında köylerdeki çocuklarının eğitilerek Anadolu köylerinde öğretmen olarak görev yapmaları için kurulmuş okullardır. Elverişli geniş arazileri olan yerlerde açılan eğitim enstitülerinde arıcılık, modern tarım, inşaat, marangozluk, terzilik bilgileri veriliyordu. Ayrıca kültür ve sanat eğitimine de önem veriliyordu. Her öğrencinin yılda 25 klasik roman okuması ve en az bir müzik aleti çalması sağlanıyordu. Yine yıl içinde çeşitli tiyatro eserleri çalışılıp sergileniyordu. Köy enstitüsünü bitiren öğretmenler köyü tanıyan, kültürlü, görev aşkıyla dolu, aydın kişilerdi. Atandıkları köylerde eğer okul yoksa -büyük olasılıkla olmazdı ya da yıkılmış olurdu- önce okul inşa edip, köy çocuklarına okuma yazma, temel bilgileri öğretmelerinin yanında, ziraat, tarım alanlarında da bilgi birikimlerini köylülere aktarırlardı. Köyün kalkınması, köy insanının yaşamının iyileşmesi için çaba sarfederlerdi.

Sabriye Yabancı 
 23 Mar 01:26 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Henüz on sekiz yaşında olduğunuzu düşünün ve bir köy okulunda öğretmensiniz mesela, yıl 1950 köylerde açlık, sefalet, ilgisizlik, hastalıklar kol geziyor.Çalıştığınız okul,okul bile denemeyecek kadar derme çatma ve sizden beklenenler...ve yoksulluk ve çaresizlik ne yapadınız?
Makal tüm bu çaresizlikler içinde, bir köy öğretmeninin notları şeklinde o yıllardaki köy yaşamını tüm çıplaklığı ile sermiş gözler önüne.
Kendisi de bir köy çocuğu olan Makal'ın anlattıkları iğreti durmuyor kitapta çünkü bunları yazarken hüznünü, isyanını, çaresizliğini ta yüreğinizde hissediyorsunuz siz de..
Dışarıdan eleştiren, küçümseyen bir göz değil yazar eserde, bilakis anlattığı tüm sıkıntıları yaşamış, insanların çaresizliğinin sesi olmak istemiş anlattığı insanların bile tepkisini çekmiş bir yazar.
"Efendim, bizim arkadaşlar Hacı Ahmet’in Memiş'ine de duyurmuşlar: "Senin güdük eşeği yazmış. Eşek koşar çifte demiş."
Yakalamış Memiş, babamı:
"Söyle oğluna, edebiyle otursun oturduğu yerde. Bak bi, millet onu ne kadar sayıyor. Söylediğini bilmeli bi adam. Nesine gerek benim eşek? Eşek koşarım, kedi koşarım, o benim bileceğim iş. Kapısına varıp ekmek istersem, virmesin."
Babamı doldurmaya yetmiş bu söz:
"Sen adam olman, oğlum. Tobeler ki, olman. Ben açık söylevim. Ulan, el kendisini büyütmeye çalışır, sen de gider milletin durumunu dillendirirsin."
"Bizim evde hele, hiç dirlik yok bu yüzden. Anamla, babamla pençeleşmediğimiz dakika olmuyor. Gülüp geçeyim diyorum; "Bize gülüyor, bizi hor görüyor" diye kızıyorlar bu tanesi gelmiş, anamı kışkırtmış: "Atike Nine, tandırınızı yazmış Mahmut, ocağınızı yazmış. Pencerenizi, evinizi, hep yazmış."
Anam başlıyor ilenmeye bu kez de:
"Allah ellere evlat vermiş, bana da kara kara taş vermiş. Seni bana vereceğine, kenefe bi fazla gideydim keşke. Köylü de irezil oldu senin yüzünden, biz de."
Derdini anlatamazsın. Gülüp geçsen olmuyor. Bu yoksulluklarından utanmanın onlara düşmediğini ne bilsinler... Bir fasıldır gidiyor.Sonra okul işi...
"Yazmış, onu da yazmış. Hökümetin duymadığı ne kaldı da, o kalsın!
Akıcı yalın bir anlatım ibretlik bir kitap nereden nereye diye düşünmeden edemiyor insan .

Her şeyden önce tek bir kelimeye, eğitime, verilen değerin ne denli önemli olduğunu anlatan bu kitap derslerle okulla ve kitaplarla yoğun bir zaman geçireceğimi daha ilk günlerden bana gösteren 2017 senesinin ilki olduğu için çok mutluyum. Çünkü sadece bir köy öğretmeninin notları olmaktan çok insanı motive eden ve öğrenmek öğretmek adına harekete geçiren bir kitap Bizim Köy.

Orta Anadolu'daki bir köydeki yaşamı dört ana bölüm altında anlatıyor kitap. "Geçim Derdi" "Köy Yaşamından Sahneler" "İnanışlar" ve "Okul ve Okuma" adlarına sahip bu dört ana bölüm de bazen sadece bir paragraftan bazen de bir iki sayfadan oluşan bölümlerle kendi içlerinde ayrılıyorlar. Bu ayrımın yazarın isteğiyle mi yapıldığını yoksa yayınevinin çalışması sonucunda mı olduğunu bilmiyorum fakat kitabın, döneminde ses getirmiş, komünizm propagandasından yasaklanmış olduğunu ve herkesin okuması gerektiğini biliyorum. Kitap, köy yaşamındaki zorlukları anlatan kendisi de bir köy insanı olan öğretmen Mahmut Makal'ın notlarından oluşuyor. Gerçekdışı olduğuna dair bir yazı okumadığım bu notları okurken köy yaşamında başta yemek, içmek olan pek çok konuda yaşanan sıkıntıları görüyoruz. Yazar, tüm bu sıkıntılardan; soğuktan ve hastalıktan ölen çocuklardan, yoksulluktan temizliğine bile dikkat edemeyen köy insanından öte eğitim konusunda yaşananlardan dolayı acı çekiyor. O da bir köy öğretmeni olarak aç kalıyor, hastalanıyor, soğukta tir tir titriyor ama her şeye rağmen, bazen bir tarikat mensubunu öğretmenden yüce gören köy insanının ona yaptıklarına kırılması bile var bu her şeyin içinde, üstüne düşen vazifeyi yerine getirmeye çocuklara eğitim vermeye devam etmeye çalışıyor. İşte bu noktada kitap okunması gereken bir kitap oluyor bence. Eğitimsizlikten öğretmeni eleştiren köylü insanına sırt çevirmek bu ülkedeki pek çok bilgili insanın yapacağı bir işken Mahmut Makal bunu yapmayı bir kez olsun bile aklına getirmiyor. Ülkemizi sevmeyi bilmemekten sevmek için öncelikle bu ülkeyi tanımanın gerekli olduğundan bahsediyor. Bu tanımak, bununla beraber sevmek sevebilmek her şeyiyle tanımakla olacak ülkemizi. Sadece kendi acılarınızı, kendi yaşadıklarınızı, kendi çektiğiniz çileleri bilerek hissederek tanıyamazsınız bu ülkeyi. Sevemezsiniz haliyle. Sahiplenemezsiniz. Sahiplendiğiniz şey 'siz' den başkası olamaz. Bir ülke olamazsınız.

Köy hayatını hem eğitim açısından hem de ekonomik açıdan değerlendirdiği gibi köylü insanın dine bakış açısını da anlatıyor kitap. Öyle ki "İnanışlar" adı altında bir bölüme sahip. Köy hayatını düzenleyen şeyin din olduğunu görmek beni şaşırtmadı ancak şimdi olduğu gibi o zamanda tarikatlar, 'din adamları' ile halkın sömürüldüğünü görmek canımı sıktı. Halkın din adamına gösterdiği saygıdan yararlanarak hayatını geçindiren şarlatanların hikâyeleriyle doluydu bahsettiğim bölüm. Bir adam sırf bir başka adamın cebinde kibrit taşıdığını bildiği için keramet gösterdiğine inanacak kadar bağnaz olan halkın, bazı ön yargılarını kırmaya çalışan Mahmut Makal, şu yazısıyla #12287651 din sömürüsünün sadece halkın içindeki birkaç kurnaz herifin değil siyasetçilerin de yaptığını göstermiş oluyor.

Bu kitabı okurken çok sık karşılaştığım bir kurum vardı: Köy Enstitüleri. Daha önce karşılaşmış olsam da ilk kez bu kadar merak ettim. Çünkü bu kurum, bizim ülkemize Mahmut Makal gibi bir yazarı ve öğretmeni kazandırmış. Bundan sonra Köy Enstitülerine dair birkaç kitap da okumaya çalışacağım. Benim gibi okumak isteyen varsa şöyle bir liste buldum; http://www.hurriyet.com.tr/...yi-10-kitap-40017541 Ayrıca söylemeden yapamayacağım ben bu kitabı okurken yine öğretmenliğin ne kadar güzel bir meslek olduğunu gördüm. Bununla beraber insanlar tarafından o zaman da ne kadar hafife alındığını... Öğretmen olacak Mahmut Makal'a vali ya da kaymakam olmasını -demek ki o zamanın doktoru, avukatı bunlar- söyleyip öğretmen olup da yine köyde süründükten sonra okumanın ne faydasını göreceğini soruyorlar ya aklıma annem, babam ve coğrafya öğretmenim geldi.

Okumamış olanlara üstelik ülkesini de sevdiğini söyleyenlere şiddetle tavsiye ediyorum bu kitabı. Bugüne kadar hiçbir kitap için bu tabiri kullanmadım ama bu kitap, benim başucu kitabım. Bundan sonra görevimdir, okuyacak kitap isteyen herkese ilk bunu önereceğim. İyi okumalar dilerim.

Dila Manga 
07 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bizim köy harika bir başyapıt unutulmuş olan bir köyde bir ogretmenin zorlu eğitim savaşını anlatıyor bu kitap bir roman değil bu kitap gerçekleri tokat gibi yüzünüze çarpan bir Türkiye raporudur. Cumhuriyet sonrası koy okullarının ve köy insanının eğitime bakış açısını tüm ciplakligiyla görebileceğiniz harika bir eser.

Seval Güler 
07 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Köyden yükselen yoksulluk çığlığı kulaklarını ve gözlerini her türlü olumsuzluğa kapamak isteyenlere köyleri yemyeşil,bereketli,güzel köylü kızlarının berrak pınarlardan su taşıdığı yerler olarak gösterme çabasında olanlara atılan bir tokat.Daha ilk sayfalarında bir gübre,sefalet ve pislik kokusu yapışıyor gırtlağınıza. Kitabın sonuna kadar da bırakmıyor. Bu güzelim yurdu hapishaneye çevirenler insan haklarını hiçe sayanlar, Anayasa'yı çiğneyenler kimlerdir? Ama Fikret'in özlediği sabah bir gün olacak. Sabah olacak..

Mustafa Erdi ATILGAN 
20 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Adnan Menderes'in idamından yıllarca haberleri olmayan köylüler ve aynı günlerde, kırsalda keskin ve yeni bir şekilde yaşanmaya başlayan; toplumsal değişim...

İlker Uzun 
13 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsanı gerçekten etkileyen bir kitap Bizim Köy. Kendi köyünde ögretmenlik yapan, köy yaşamını anlatan yazar, bizleri Anadolu köylerinin gercekleriyle yüzleştiriyor ve bunu sade ve süslemesiz bir dille yapıyor. Okurken kelimeler adeta içinize işliyor, düşündürüyor bir yandanda.. Bizim köyü okuduğunuzda halâ bazı yönleriyle kitabın güncelliğini koruduğunu göreceksiniz..

Kitaptan 22 Alıntı

Öyle ki, çok akşamlar, işimi gücümü bırakıp, onlar için yazı bulup okuyorum. Çağırıp dört gözle bekliyorlar. Sesli okumaktan, az çok dil damak yorulsa da, onların beğendiklerini, bir şeyler öğrendiklerini gördükçe, yorgunluğumu unutuyorum.

Bizim Köy, Mahmut MakalBizim Köy, Mahmut Makal
İlker Uzun 
13 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yaşama can katan kadınlar... Ayakları çıplak, başlarında kara yazgı, ellerinde çingil..

Bizim Köy, Mahmut MakalBizim Köy, Mahmut Makal
İlker Uzun 
13 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kadınlar geceden kalkarak hamuru yoğurur, daha erkekleri yataktayken, yani şafak sökmeden o günün ekmeğini yapıp yerine koyarlar. Biraz geç kalacak olursa, kocasından yiyeceği dayağın haddi hesabı olmadığı gibi, adı Ayyar diye anılır ki, bir kadını küçük düşürmek için bundan kötü söz olmaz..

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 30)Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 30)
mısra 
18 Mar 01:37 · Kitabı okudu · İnceledi

“Şık efendi ermiş kişi. Bugün bir dova etse gökten nimet yapar.”
Öyle olduğu halde, neden yokluktan bir türlü kurtulamadıklarını hiç düşünmüyorlar.

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 93)Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 93)
mısra 
18 Mar 01:36 · Kitabı okudu · İnceledi

Kadının gizli yeri ağzıdır. Kadının ağzı başını örttüğü yemeninin ucuyla sarılıyor. Açsa açsa yemek yerken açabilir. Onu da erkekle yemez. Bir ailenin erkekleri ayrı, kadınları ayrı yerler yemeği. Bundan başka sesi de gizlidir kadının. Rasgele herkesle konuşamaz kadın.. Hele genç bir kız ya da gelin, kendinden büyük erkeğe, kadına, özelllike akrabaya el ve baş işaretiyle bile meram anlatamaz. Yüzüne bakamazl. Eğer, “dünyada harcadığımız soluğun hesabını öbür dünyada vereceğimiz” doğru ise, köy kadını mutludur, kazançlıdır.

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 72)Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 72)

Ah her şeyin en acısı ve en büyük dert olan yokluk, gözü kör olsun...

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 133 - "Hastalık Sorunu")Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 133 - "Hastalık Sorunu")

Okuyup yazmak, öğrenip öğretmek için yine de savaşır dururmuş. Zaten her teselliyi okumakta bulurmuş.

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 146 - "Masal Gibi")Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 146 - "Masal Gibi")

Yüreğimin bir köşesini de, bu bozuk düzen yakıyor. “Bu işleri sen düzelteceksin. Köyü kalkındarmaya kendi evinden başla. Bunu da yapmazsan, ne anladım ben senin okumuşluğundan” diyordum kendi kendime.

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 45 - Çorbalık)Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 45 - Çorbalık)

Kadın hangi yaşta olursa olsun, yedi yaşından yukarı bütün erkeklerin sakalını gözetir. Yolda giderken iki yüz adım geride de olsan, sen geçinceye kadar bekler, yüklü olsun, boş olsun. Çünkü herkesin dilinin ucunda hazır olan bir söz var. Hele yanılıp da erkeği geçmeye görsün; beriki hemen yapıştırır: "Makası amma da keskinmiş be!" Kadının gözü öylesine yılmıştır ki, bu sözü işitmekten. "Biz ağır yürüyeceğiz, sen bekleme, geç" desen bile geçmez. Ağır ağır arkadan yürür. Tıpkı Hindistan'daki paryalar gibi.

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 79 - "Kadının Önemi")Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 79 - "Kadının Önemi")

Her acıyı sevinç kovalıyor, yoksa katlanılmazdı bu yaşamın acılarına. Öyle mutlu günlerimi bilirim ki, hemen bir rastlantıyla acıya çevrilmiştir. Yine öyle üzüntülü zamanlarım oldu ki, beklenmedik bir olayla bir anda aydınlanmıştı.

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 50 - "Sevinç")Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 50 - "Sevinç")
3 /