’’Aynı sokaklardan birkaç kere geçmeniz gerekebilir hatta bazen dönüp dolaşıp aynı yere çıktığınız hissine kapılırsınız. Telaşlanmayın, bunlar kaybolduğunuz anlamına gelmez.’’
Hikmet Hükümenoğlu bu kitapta üstkurmaca dediğimiz tekniği harika kullanmış. İki ayrı hikaye okuyorsunuz: Biri gemide geçen ‘şimdi’, diğeri ise yazılan bir romanın içindeki ‘geçmiş’. Bu iki hikaye bir noktada 47 Numaralı Kamara’da bir kesişiyor.
tam bir zihin oyunu. Bir gemi yolculuğu düşünün; ünlü bir yazar, onun her şeyini yazan gizli bir asistan ve bir de yazarın o an yazdığı romanın kahramanları… Kitap ilerledikçe kim gerçek, kim kurgu, kim kimi yazıyor birbirine karışıyor. ‘Yazar mı karakterini yaratır, yoksa karakter mi yazarı ele geçirir?’ sorusunu sorduran, elinden bırakamayacağınız bir psikolojik gerilim.
ama yine de her zaman söylüyorum favorim tabiki, Körburun