‘Tek başıma kaldıramayacağım kadar çok insan vardı içimde.’
Paris’in en yoksul mahallelerinden birinde, Belleville’de geçiyor hikaye. 10 yaşında, Arap bir çocuk var, adı Momo yani Muhammed.
Annesi onu terk etmiş, eski bir hayat kadını olan ve Auschwitz toplama kampından sağ kurtulmuş yaşlı Yahudi kadın Madame Rosa bakıyor ona. Ama bu öyle sıradan bir bakıcılık değil. Madame Rosa, Yahudi soykırımından sağ kurtulmuş, geçmişinden büyük acıları var. Momo da onun için bir evlat gibi. Kitap, bu ikilinin, yani kan bağı olmayan ama birbirine delicesine bağlı bu anne-oğulun hikayesini anlatıyor. Momo’nun gözünden, yoksulluğun, dışlanmışlığın, ama aynı zamanda insanlığın ve sevginin en saf halini görüyorsunuz.
Madame Rosa yaşlandıkça, hastalandıkça, Momo ona nasıl sahip çıkıyor, onu nasıl korumaya çalışıyor…
hele ki kitabın sonu..
insan olmanın ne anlama geldiğini tekrar anlıyorsunuz. acı ve umut kalbinizde kalıcı bir iz bırakacak ve yaşamın tüm zorluklarına rağmen insanlık onurunun ve sevginin her zaman bir yol bulabileceğini göreceksiniz.
muhteşemdi