Tahmini Okuma Süresi:
15 sa. 9 dk.
Sayfa Sayısı:
535
Basım Tarihi:
Ekim 2016
Yayınevi:
Everest Yayınları
ISBN:
9786051850382
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

“Durgun Hayat Kadını Nilgün”den Anılar, Mektuplar ve Günlükler: Defterler
Puan vermedi·535 syf.··
Beğendi
·
2021 206. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2021 02:36
Kağan: “Hayat yine de üzülmeye değer! Nilgün: “Hayatın neresinden dönülse kârdır!” 1. Kısa Süreli Bir Yaşam: Bu şekilde tanımlıyor kendisini Nilgün MarmaraNilgün Marmara : “durgun hayat kadını Nilgün”. Kısacık ömründe, eylemsiz bir şekilde yaşadığından olacak ki, kendisine bu sıfatı uygun görüyor. Durgun sularda yüzüp boğulmamak için çırpındı belki de hayatı boyunca. Nitekim o büyük eylemini, belki de tek büyük eylemini ise hayatını sonlandırarak gerçekleştirdi. Belki ki planlı bir ölümdü onunki. Bir süre düşünüp taşındı ve bu hayata tutunabilecek yeterince sebep bulamadı. Hoş, belki de yeterince sebebi olmasına rağmen onlara gerek duymamış da olabilir. İntihar eden kişilerin ardından ölümlerini yargılayacak değiliz. Kendi acılarını dindirdikleri için onlara kızacak da değiliz. Yapmamız gereken, varsa eğer ardında bıraktıklarını okuyarak onları anlamaya çalışmak. 2. İnsan, Yaşarken mi Anlaşılmalıdır? “-…Bir hayatın yaşanılarak anlaşılmasından önce pek çok başka hayatın yaşanması gerekiyor.” (sayfa 154) Oğuz AtayOğuz Atay, Tehlikeli OyunlarTehlikeli Oyunlar’da “Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum” dedirtir Hikmet Benol’a. Ama ne yazık ki çoğu zaman bu gerçekleşmez. Ölenlerin ardından anlamaya çalışırız hep onları. İşin ironik yanı anlarız da çoğu zaman. Yaşarken anlaşılmak istenen insanları ölürken tanırız. Nilgün Marmara da Defterler’de “TutunamayanlarTutunamayanlar’a nihayet tutunuldu, okundu bitirildi” yazıyordu ama o tutunduğu yerlerin ona artık çok ağır gelmeye başladığını anlıyoruz intiharıyla birlikte. Nereden geldiğimizi bilmediğimiz ve nereye gittiğimizden de bihaber olduğumuz ama “geçerken uğradığımıza” emin olduğumuz bir yer burası: Dünya. Nasıl bu kadar eminiz peki? Elbette diğer insanların varlığıdır bizim buna emin olmamızı sağlayan. Onların
Edebiyat
DefterlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 2016963 okunma
10/10
·535 syf.··
2025 105. kitabı
Şairin düşsel evrenindeki zenginliği, edebi derinliği ve özellikle de poetik kaygılarını, bu kitapta keşfediyoruz ve yine şairin birikimi, yaslandığı kaynakları, gündelik hayatı ve bu hayatın ürettiği şiirle kurulabilecek köprü konusunda bize sayısız ipuçları veriyor. Ölümle yaşam arasında ikilem..
Duygu ve Düşünce
DefterlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 2016963 okunma
Puan vermedi·535 syf.··
2019 149. kitabı
Birden fazla kez yazdım bu değerlendirmeyi, bilemedim çünkü; kırmadan dökmeden, kalemimi hoyratlaştırmadan nasıl izah edebileceğimi bilemedim. “Defterler” 535 sayfa, siz bunu peşinen ikiye bölebilirsiniz, zira orijinal metinleri de kapsıyor. Yani, yazanının elinden çıktığı şekli, kitaba dahil edilmiş. Raf fiyatı 43 lira. O kadar çok sorum var ki, maalesef bir kısmını törpülemem ya da yumuşatmam, çeşitli denemelerime rağmen mümkün olmadı, ben de içimden geldiği gibi soruyorum. Kimdir mesela Nilgün Marmara? Niçin günlüklerine kadar basılıp kitaplaştırılmış? Ölmeden önce edebiyatımıza hangi eserleri kazandırmış? Birebir tanışıklık ve arkadaşlık içinde olduğu ünlü yazarlarla nerede tanışmış, Cemal Süreya, Ece Ayhan, İlhan Berk liste uzayıp gidiyor. Ölüm yaşı 29 olan biri için biriktirilen bunca insanın menşeini merak ediyor, ama esaslı bir kaynak bulamıyoruz. Defterler, eşi Kağan’ın iş için gittiği Libya’nın Tobruk kentinde başlıyor. Marmara da eşinin yanında birkaç ay geçirip oradan eşe dosta bolca mektup gönderiyor. Temize çekilmeden önce de defterlere yazılıyor. İlk 200-220 sayfa bu mektuplardan oluşuyor (yine sayfa sayısını ikiye bölün) . Yazılan kişiden kişiye üslup farklılığıyla anlatılan şey hep aynı. Evin içine dolan kum, evdeki fareler, çöl ve onun birebir söylemiyle “şantiyedeki gerzek karılar”. (Diğer birkaç çalışanın eşi) . Mektubun adresi x kişi isimsiz bir arkadaşsa, dil “gerzek kelimesi Gerze’den mi gelir” şeklinde yuvarlanırken, ünlü bir şaire yazılıyorsa şu yazardan şu makaleyi okudun mu diyerek form buluyor. Elbette alıntıyı da ekliyor. :) Önce kolej sonra İngiliz Dili ve Edebiyatından mezun, dile yazarlara, yaşı tecrübesi elverdiğince hakim. Yine genç yaşta intihar eden Sylvia Plath üzerine yazıyor bitirme tezini. (Hayranı demeye gerek var mı bilemedim)
DefterlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 2016963 okunma
Kitap incelemesi değil, bir Nilgün hasretidir bu.
10/10
·535 syf.·
2018 2. kitabı
Nilgün... İç yangınım. Hüzün sebebim. Ruhuma bir anne gibi sahiplendiğim. Sahipsiz bırakılmış gibi hissedilme sebebim. Yıllar, yıllar önce bir yerde denk geldiğim bir söz vardı. Kısacık bir söz; "Hayatın neresinden dönülse kârdır." Okumakla bertaraf olmuştum sanki o an. O an varoluştan yok oluşa giden tüm yollar gözümün önüne serilmeye başlamıştı. Bu sözün kime ait olduğunu öğrenmek için internete yazdım. Eli çenesinde, yorgun, gülmeye yeltenmiş ama becerememiş, küçük bir kız çocuğu gibi kaşlarının hizasına kadar kesilmiş kahkülleri olan, yüzünde tanımlayamadığım anlamlar taşıyan bir kadın çıktı karşıma; - Nilgün Marmara. O an sahiplendim onu. İçime yerleştirdim. Hüznüme arkadaş eyledim. Beni anlayacağına emindim. Biraz araştırdıktan sonra, hüznüme arkadaştan ziyade, hüznümün sebeplerinden biri de o oldu. Sanki yıllar boyunca annesini arayan, bulduğu gün onu toprağa gömen bir evlat gibi hissettim o gün kendimi. Eli çenesinde olan, üzerinde "Hayatın neresinden dönülse kârdır." yazısı bulunan fotoğrafın çıktısını aldım. Odamda, yatağımın tam karşısına astım. Sonra oturup karşısına saatlerce ağladım. Anlatıp anlatıp ağladım. Sanki beni dinliyordu. Sanki beni hissediyordu. Baktım ağladım, konuştum ağladım, sustum ağladım. Uyudum, uyandım yine ağladım. Onun dertleri yetmezmiş gibi bir de ben tüm derdimi sıkıntımı ona açtım. Mahzun mahzun eli çenesinde dinledi beni. İçselleştirdiğim oldu benim. Nereye gidersem gideyim, içimde taşıdığım oldu. Bu kitabı ise uzun süredir okuyup okumamak arasında kararsız kaldım. Defalarca elime aldım, defalarca geri bıraktım. Çünkü okumadığım son kitabı buydu. Bunu da okuduğumda sanki konuşacaklarımız tükenecekmiş gibi hissediyordum. Başlamaya cesaret edemediğim bu kitabı bugün bitirdim, konuşacaklarımız tükenmenin aksine daha
DefterlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 2016963 okunma
Puan vermedi·535 syf.··
Beğendi
·
2020 40. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2020 00:20
İlk olarak söylemek isterim ki sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın, çünkü yazıların orjinal halinin kopyası ve matbaa şekli olarak yayımlanmış bir kitap.. Ortalama okuyacağınız sayfa sayısı 217. Biraz ummakla orantılı olarak beklentimin aşağısında kaldığını söylemek yerinde olacaktır. İlk sayfalarda Marmara'nın eşe dosta yazdığı mektuplar var. Bunlar sürerli şekilde tekrardan ibari satırlar. Gönderilen kişiye göre şekillenmiş, kelimeler seçilmiş belki bir şiir eklenmiş fakat ana metin aynı. Sonrası Marmara'nın üzerinde çalıştığı bir oyun, alıntılar ve karalamalarla devam eden kitap intihar mektubuyla son buluyor. Kazanım olarak şair Nilgün portresinin haricinde felsefik açıdan da belli bir kazanıma sahip olduğu bilgisi yanımıza kâr kalabilir. Hayatın tutamadığı köşesinden dönüyor Nilgün, "hayatın neresinden dönülse kârdır" diyor.. Yaşama eklenmekden bahsederken çoğu cümlesinde, eksikliğimizin eklenme çabasında eridiğini hissettiriyor.. Bir şiir diyorum; "uyanıyorum küstah sözcüklerle: Ey, iki adımlık yerküre senin bütün arka bahçelerini gördüm ben!"
Edebiyat
DefterlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 2016963 okunma
9/10
·535 syf.·
2018 34. kitabı
Şimdi düşünüyorum da benim günlüklerim olsaydı ve ben ölseydim bunu başkasının okumasını ister miydim... Tabi ki hayır! Kitabı okumaya başladığımdan beri kendimi suçlu hissediyorum. "Nilgün'ün benden istediği son şeyi doğru dürüst yerine getiremedim. Bunun için gerçekten üzgünüm. Başta söylediğim gibi, keşke bu kitap hiç yayımlanmamış, bu önsöz hiç yazılmamış olsaydı."(6) Nilgün Marmara'nın eşinin önsözde kullandığı sözler o kadar üzücü ki, ona bu acısının üstüne bir de bu hüznü yaşatan Gülseli İnal'a çok değişik hisler hissettim hala adını koyamadığım. Bir başkasının anısını 25 yıl saklamak... Dile kolay 25 sene... Nilgün Marmara'nın ardından basılan bu kitapta; izinsiz ve eksik yayımlanan Kırmızı Kahverengi DefterKırmızı Kahverengi Defter lerin ele geçirildiği tüm sayfaları resimleri ile birlikte basılmış. DefterlerDefterler eşinin görevi için gittikleri Libya'nın Tobruk kenti yakınındaki çölden tanıdıklarına yazdığı mektupların örnekleri, yazdığı bir oyun, bir hikaye, çöl okumaları adı altında yapılan çölde okuduğu kitaplardan notları, İstanbul ve sonrası adında bölümlerden oluşmaktadır. Çöldeki yaşamı onu çok bunaltmış mektuplarından bu açıkça farkediliyor. "canım sıkıldıkça sözcüklerle oynarım yalnızca. BU KADAR!" (83) diyor ve kendine hiç adil davranmayarak "Ben iyi bir yazar falan değilim, olmak da istemiyorum, hiç ilgilendirmiyor böyle bir şey; ..." (80)diye devam ediyor. Notlarının arasında şiirlerinden dizeler var bunlar dipnot olarak yazılmış onun için Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987) ve KağıtlarKağıtlar kitapları da yanında olmalı insanın çünkü merak ediyor şiirleri bu kitabında burada sadece şiirlerinin karalamaları bulunmakta ven gibi yanılıp tüm kitapları
DefterlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 2016963 okunma
Puan vermedi·535 syf.··
2020 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2020 14:14
Günlükler, kişisel notlar, mektuplar, karalamalar... Bir yazarın ya da genel olarak bir insanın en mahremi sayılabilecek bu şeyler bir şahsiyeti tanıyabilmek için en iyi yollar olarak görülebilir. Fakat "Defterler" bittiğinde Nilgün Marmara'yı tanımaktan ziyade kafam ve hissim daha da karışmış halde buldum kendimi. Marmara, intiharı ve tam bir spekülasyon örneği olarak yayınlanan "Kırmızı Kahverengi Defter"den sonra insanların kafasında kalıplaşmış bir imgeye dönüştü. Ona addedilen vasıf hep naçiz, kırılgan hüznü olan bir kadın olmaktı. Sosyal medyada hemen herkesin muhakkak karşılaştığı bir yazı vardır. "İntiharından sonra eşi Kağan Önal "Nilgün'ün şiir yazdığını bile bilmezdim, bir kenarda pıtır pıtır bir şeyler yazardı" demiş. İşte bu kadar basit bazen her şey, anlaşılamamak iki insan arasındaki derin bir uçurummuş." Ne yazık ki bu tarz kalıp yargılar işi, Nilgün'ün yalnızca romantik ilişkisinde anlaşılmamış olmaktan mutsuz düşüp intihar ettiği sonuçlarını doğurdu. Hatta ben "yeterince sevilseydi belki intihar etmezdi" şeklinde itham edici fikir yürütmelere de denk geldim. Defterler sırf bu yüzden okunmalı. Marmara'nın yanısıra, Tomris Uyar, Leyla Erbil gibi kendi ortaya koydukları benlikleri, eserleri ile değil de özel hayatlarıyla -bilhassa yaşadıkları aşklarla- anılan kadınların hakları iade edilmeli. Defterler okunduğunda Marmara'nın edebiyattan sinemaya, sinemadan resme pek çok sanatla bir derdi olduğu, varoluşsal sıkıntılar çektiği, yani meselenin o kadar da sıradan olmadığı anlaşıldığı için çok memnun oldum. Derin bir depresyona sürüklendiğinde, doktorunun kendisi için “İşiniz çok zor, tedavi olması lazım ama çok zeki ve kültürlü. Yani en zor vakalardan” dediği de eşi Kağan Önal tarafından aktarılan bir mesele idi, ki bence bu her şeyi açıklamaya
Edebiyat
DefterlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 2016963 okunma
7/10
·535 syf.·
2023 13. kitabı
Defterler,Nilgün Marmara'nın adından da anlaşılacağı gibi ; mektupları,günlükleri,okuduğu kitaplar ve filmlerden alıntıların ve şiirlerinin yer aldığı kendince tutmuş olduğu notlardan oluşuyor. Eser ,Marmara'nın Trablusgarp'ta eşinin görevi sebebiyle bulunduğu dönemde yazılmış.Marmara, coğrafyası ve kültürü sebebiyle Trablusgarp'a bir türlü alışamıyor ve her ne kadar eşiyle birlikte birlikte gitmiş de olsa ,sürekli geri dönme özlemi yanıp tutuşuyor.Marmara ne yazık ki hayatına intihar ederek son vermiş.Ölümünden sonra yayınlanan eserinin sonunda intihar notu yer alıyor. Eser , Marmara'nın ölümünden sonra yayınlanmış ve notlarından oluştuğu için yer yer kopmalar yaşanıyor,belirli bir düzen takip etmiyor. Trablusgarp'ta yaşadığı sıkıntılar da göz önüne alınırsa oldukça buhranlı bir döneminde yazıldığı anlaşılıyor. Benim için değişik bir okumaydı.
1K
DefterlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 2016963 okunma
Puan vermedi·535 syf.··
2023 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2023 17:22
Herkesin anlattığı gibi süslü kelimelerle yazıyı süslemeyeceğim. Kitaptan çok bahsetmeyeceğim. Tek diyeceğim şey kendinizi bu dünyaya, bu çağa, bu insanlara ait hissetmiyorsanız, sizi bir türlü anlamadıklarını düşünüyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız. Nilgün Marmara içindeki birçok şeyi etrafındaki kimseye aktaramadığı, eşine dahi anlatamadığı için hissettiklerini deftere yazmaya çalışmış, hatta bir bu kadar şeyi de yazmaktan korkmuş. İyi dayanmış o yaşına kadar. Nilgün Marmara'da kendimi görüyorum. Bu dünyada olanlar bu yaşanmışlıklar, yaşanan olayları insanların nasıl sindirip kaldırdıklarını asla anlamıyorum. Ben onun kadar güçlü olup o kadar uzun süre dayanabilir miyim bilmiyorum. Sanki benim içimdekileri kaleme dökmüş gibi. Herkes Nilgün Marmara'nın zayıf biri olduğunu düşünüp intihar ettiğini söylese de ben bir o kadar güçlü olduğunu düşünüyorum. Umarım o kadar güçlü biri olabilirim.
DefterlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 2016963 okunma
Türk edebiyatının Sylvia Plath’ı
Puan vermedi·535 syf.··
2024 3. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2024 18:13
Nilgün Marmara… Toplumun bir çoğu tarafından pek benimsenmemiş fakat gördüğü ilginin daha da fazlasını hak eden cok değerli yazarımız. Kendisini belki ilk defa duyuyorsunuz belki şanslıysanız daha önce ismi kulaklarınıza çalınmıştır. “Defterler” adlı eserinde hayatının yanlış bilinen yönlerini tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Türk Edebiyatının Sylvia Plath’ı. Aramızdan ayrılalı 36 yılı aşkın bir süre olsa da benim gönlümde varlığı hep bâki.Ruhu şad olsun
Edebiyat
DefterlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 2016963 okunma

Yazar Hakkında

Nilgün MarmaraYazar · 8 kitap
Nilgün Marmara, Balkan göçmeni olan bir ailenin iki kızından biri olarak, 13 Şubat 1958'de İstanbul, Moda'da doğdu. Bir Marksist olan babası Fikri Marmara, muhasebe müdürüydü. Babası, Bulgaristan'ın Plevne şehrinden, annesiyse Vidin'den İstanbul'a göç etmişlerdir. Liseyi Kadıköy Maarif Koleji'nde okudu. Üniversite hayatına İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden başladı ancak siyasi sebeplerle burada devam edemeyip tekrar sınava girdi ve Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı. Okulu, "Sylvia Plath'in Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi" tezi ile 1985'te bitirdi. Mezun olduktan sonra Marmaris'te bir tatil köyünde çalışmaya başladı. Farklı şirketlerde sekreterlik, Mısır Konsolosluğunda memurluklarda bulunsa da iş hayatı çok uzun süreli olmadı. 1982'de, arkadaş ortamında tanıştığı endüstri mühendisi Kağan Önal ile evlendi. Eşinin işi dolayısıyla 16 ay Libya'da yaşadılar. 13 Ekim 1987'de 29 yaşındayken kaldığı evin balkonundan atlayarak intihar etti. İntiharının ardından Ece Ayhan, "Meçhul Öğrenci Anıtı" şiirinde "Aldırma128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında.." mısralarıyla kendisine seslendi. Ferda Erdinç, “üstü ağır oturaklı bir kadın, altı ayak parmakları birbirine bakan bir çocuktu”, Cemal Süreya 841. gün eserinde, "Nilgün ölmüş. Beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış, Ece Ayhan söyledi. Çok değişik bir insandı Zelda. Akşamları belli saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. Yüzü alarır bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi. Çok da gençti. Sanırım otuzuna değmemişti daha.. Bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu. Dönüp baktığımda bir acı da buluyorum Nilgün’ün yüzünde. O zamanlar görememişim. Bugün ortaya çıkıyor." demiştir. Ayrıca Seyhan Erözçelik, Nilgün Marmara'nın intiharının ardından Nilgün'ün Göztaşı isimli şiiri yazmıştır. Ölümü Ardından Tartışmalar Nilgün Marmara'ın intihar etmediği, öldürüldüğü ve Nilgün Marmara'nın ölümünde eşi Kağan Önal'ın ihmali olduğu söylenmiştir. Kağan Önal, kendisine yöneltilen suçlamalara yönelik, "Oysa Nilgün’ün tedavi olması gerekiyordu ama o doktordan kaçıyordu. Doktor, geldiğinde evde olması gerekirken evde değildi. Doktor beklemişti. Gelince de konuştular... Doktor bana “İşiniz çok zor, tedavi olması lazım ama çok zeki ve kültürlü. Yani en zor vakalardan” demişti. Çünkü iyileşmesi için entelektüel faaliyetlerde bulunmaması gerekiyordu. İlacı dayayacaklar ve uyuşacaktı. Orta kültür ve zekalı durumlarda bu hastalık genelde 20’li yaşlarda ortaya çıkarmış, Lityum tedavisi ile başarılı olunurmuş. Ancak Nilgün bu tipte değildi. Tedavi olması, buna ikna olması, tedaviden memnun kalması hepsi ayrı bir dertti. Dolayısıyla tedavi olmadı. Öldüğü gün bana tedaviye tekrar başlayacağına dair söz vermişti." şeklinde açıklamıştır. Nilgün Marmara'nın, ölümünün ardından basılan Kırmızı Kahverengi Defter isimli kitap büyük bir tartışma yarattı. Kitap, Nilgün Marmara'nın günlüklerini yayımladığını söylüyor olsa da Libya'da geçirdiği zamana dair tek alıntıyı "Kağan eteğine pis bir herif oldu, her gün barlarda sürtüyor." şeklinde yapmıştı ve kitabın en büyük sorunu "baskının kesilip biçilme tarzı nedeniyle, Nilgün Marmara, ıstıraplar içinde, sadece ölümü ve arada da şiiri düşünen, asık suratlı, sinik ve sonuç olarak intiharından ibaret birisiymiş, yaşamamış, yani aslında intiharına kadar bayağı varolmamış biri gibi" sunmasıydı. 2016 yılında Everest Yayınları'nca Nilgün Marmara'nın arkasında bıraktığı “günlüklerinin ‘Kırmızı Kahverengi Defter’ adıyla izinsiz bir şekilde yayımlanmasından itibaren başlayan yanlış anlamalar, yersiz kuşkular, haksızlıklar, aşırı yorumlar silsilesine bir son vermek amacıyla eksiksiz olarak yayımlanan ‘Defterler’, Nilgün Marmara ile ilgili soru işaretlerini ortadan kaldırıyor. ‘Defterler’ ile Nilgün Marmara adı etrafında dönen spekülasyonlar, yalan haberler, yanlış iftiralar sona eriyor. ‘Defterler’ gündelik yaşama, çevresine, ilişkilerine bakışını yansıtarak şimdiye kadar bilinenden, varsayılandan farklı bir Nilgün Marmara portresini de gözler önüne seriyor.” arka kapak yazısıyla günlüğün tıpkıbasımı da içerir şekliyle yayımlandı. 2017 yılında günlüklerini tuttuğu iki defterinden başka notları da yine Everest Yayınları'nca Kağıtlar ismiyle yayımlandı. Eserleri Şiir Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1988) Metinler (1990) Günlük Kırmızı Kahverengi Defter (1993, Gülseli İnal tarafından hazırlandı) Defterler. (2016) Kağıtlar. (2017) İnceleme Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi (1985, Dost Körpe tarafından 20 yıl sonra Türkçeye çevrildi) Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Nilgün_Ma...