Puan vermedi·535 syf.··
2019 149. kitabı
Birden fazla kez yazdım bu değerlendirmeyi, bilemedim çünkü; kırmadan dökmeden, kalemimi hoyratlaştırmadan nasıl izah edebileceğimi bilemedim. “Defterler” 535 sayfa, siz bunu peşinen ikiye bölebilirsiniz, zira orijinal metinleri de kapsıyor. Yani, yazanının elinden çıktığı şekli, kitaba dahil edilmiş. Raf fiyatı 43 lira. O kadar çok sorum var ki, maalesef bir kısmını törpülemem ya da yumuşatmam, çeşitli denemelerime rağmen mümkün olmadı, ben de içimden geldiği gibi soruyorum. Kimdir mesela Nilgün Marmara? Niçin günlüklerine kadar basılıp kitaplaştırılmış? Ölmeden önce edebiyatımıza hangi eserleri kazandırmış? Birebir tanışıklık ve arkadaşlık içinde olduğu ünlü yazarlarla nerede tanışmış, Cemal Süreya, Ece Ayhan, İlhan Berk liste uzayıp gidiyor. Ölüm yaşı 29 olan biri için biriktirilen bunca insanın menşeini merak ediyor, ama esaslı bir kaynak bulamıyoruz. Defterler, eşi Kağan’ın iş için gittiği Libya’nın Tobruk kentinde başlıyor. Marmara da eşinin yanında birkaç ay geçirip oradan eşe dosta bolca mektup gönderiyor. Temize çekilmeden önce de defterlere yazılıyor. İlk 200-220 sayfa bu mektuplardan oluşuyor (yine sayfa sayısını ikiye bölün) . Yazılan kişiden kişiye üslup farklılığıyla anlatılan şey hep aynı. Evin içine dolan kum, evdeki fareler, çöl ve onun birebir söylemiyle “şantiyedeki gerzek karılar”. (Diğer birkaç çalışanın eşi) . Mektubun adresi x kişi isimsiz bir arkadaşsa, dil “gerzek kelimesi Gerze’den mi gelir” şeklinde yuvarlanırken, ünlü bir şaire yazılıyorsa şu yazardan şu makaleyi okudun mu diyerek form buluyor. Elbette alıntıyı da ekliyor. :) Önce kolej sonra İngiliz Dili ve Edebiyatından mezun, dile yazarlara, yaşı tecrübesi elverdiğince hakim. Yine genç yaşta intihar eden Sylvia Plath üzerine yazıyor bitirme tezini. (Hayranı demeye gerek var mı bilemedim) Kelimelerle oynuyor, bazen bilinçli olarak deforme ediyor, kendince tekrar yoğurup şekillendiriyor, böylece kendine has bir dil yaratma gayreti de var. Libya onun için bi nevi inziva, kendini dinleme yeri. Dönebilir, kalabilir bu bir zorunluluk değil, yine bilinçli tercih. Hep aynı ortamda yapacak bir şey bulamadan, durağan bir hayat yaşananın sıkıntısını anlarım. Bir kişiye üç kişiye neyse artık, olduğu yerdeki rahatsızlıklarını, ortamı anlatmasını anlarım, fakat; defalarca defalarca aynı şeyi ufak tefek farklarla bu kadar çok kaleme almasını anlamakta yetersiz kaldım. Mektuplar bitince yazdığı oyun başlıyor, o da elli altmış sayfa kadar (ikiye bölün lütfen). Oyunun ismi, bir oyun yazıyorum söylemi, neredeyse oyunun kendinden daha uzun. İki kişilik oyunda, oyuncular çırılçıplak olacak, ismi “Sırttaki Mor Yürek, Sırtındaki Yürek, Sırt Kalp, Sırt Yürek, Sırtlan Yüreği” vs vs. Yaşasaydı oyunu sahnelenir miydi? Nasıl bir başarı sağlardı? Yine soru işareti. Oyun sonrası çöl döneminde okuduğu kitapları değerlendiriyor, notlar alıyor. Bazılarını ben de okuduğum için, tekrar okusam satır satır söyleyeceğim başka sözler de olacak. Hele okuduğum için net bildiğim Freud’un “Totem ve Tabu” kitabı, madde madde özet çıkarılmış, muhtemelen ezbere katılmak istenen kısımlar listelenmiş. Okuduğu her yazardan, her eserden etkilendiğini özgün kalmakta zorlandığını gördüm, kaldı ki onun kalemini, tesirinde kaldıklarından arındırmak için, bir okuma listesi oluşturup süzmek, karşılaştırmalarla mümkünsüz değil. Gençtir heyecanlıdır, çok okuyanın kendini çevresel faktörlerden ya da okuduklarından izole edip, ari bir dil oluşturması zordur, bu benim bile kitapları değerlendirirken çekindiğim durum. Nerdeyse anı anına okuduğu eserleri paylaşma konuşma, karşılıklı eleştirme arzusu belki onu her okuduğunu, yazdığına yansıtır hale getirmiştir. Ben bunu hep genel olarak, yeni öğrendiği kelimeyi olur olmaz her yerde kullanan çocuk literatürü olarak değerlendiriyorum. Yaşamı boyunca yayımlanmış eseri yok, eşi şiir yazdığından haberim yoktu demiş (kimler neler demiş? Ölümü dahil pek çok spekülatif şey var) Oysa mektup yazdığı şahıs şairse, şu şiirimi de ekliyorum diyerek, onlara şiirlerini göndermiş. Aldığı notlar arasında rüyaları da var, tutulan bir günlük dahi olsa, rüyamda babamla ilişkiye giriyordum diye “ensest” ilişkinin neden kişisel kalsa bile, kayıt altına alındığını yine anlamlandıramadım. Çok mu yazdım acep :) Neyse sona geliyorum. İntihar mektubunun da yer aldığı kitapta, eşine şiirlerini yayımlatabileceğini söylüyor. Sevdiklerinden, canından geçmiş birinin, ölmeden önce şiirlerini daktilo edip, intihar notuna iliştirmesi yine yeni bir soru işareti. Daha da yazmamak için tutuyorum kendimi. Son iki sorumdan ilki, neden kitapların eşinin soyadı ile basılmadığı. Edebiyat camiasında en az bir kitabı olsa ve o kitapla tanınırlık kazansa? İkinci ve son sorum verdiğim 43 lira nereye gidiyor? Marmara kitaplarının geliri nasıl değerlendiriliyor. Kitabı tavsiye listeme almadım. Sevenlerini üzmemek için de, birçok düşüncemi içime attım. Ama şunu anladım ki, gerekli çevreye sahipsen, edebi başarın/başarısızlığın ne olursa olsun, öldükten sonra bile ünlendirilebilirsin. Saygılarımla..
DefterlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 2016964 okunma
··
6,6bin Gösterim
10 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
"Uçurumlar var diyorum insanla insan arasında, kendiyle kendi arasında." Bu sözler siz de "tasdik ederseniz" şayet Nilgün Marmara'ya ait, bir sürü sorularınız mevcut evet; hayatta olmayan bir yazarın eseri hakkında sorulacak bir sürü olumsuz sorunuz mevcut. Lakin ilk cümleye dönersek "uçurumlar var diyorum, insanla insan arasında." Nilgün Marmara ile aranızda uçurumlar olabilir, ben bu metnin benzerini iki gün önce Tezer Özlü'ye ağır eleştiri getiren biri için yazdım, o kişi incelemeyi kaldırmış haliyle yorumum da silindi, o yüzden üşenmeden benzer duyguları sizin incelemeniz için de yazacağım. İncelemeyi okudum birkaç fanınızın da yorumlarını okudum, Şahsi algılamayın bu tarz incelemelerin hepsi için aynı şeyleri söylerim sadece sizin özelinizde değil. Benim edebi geçmişim (akademik ve normal hayatta edebiyat alanımdır)bana yazarın dönemini ve hayatını araştırmayı öğretti, Nilgün Marmara'nın da hayatı, edebiyat tarzı ve kitap alıntıları mevcut neden kitabına 43 lira vermeden önce - ki bu kitabı kendisinin özelidir, basılması annesi ve arkadaşı yüzündendir- sizinle arasında uçurum olan bir yazarı derinlemesine incelemediniz? Çok belli ki bu kitap maddi bir rant için ölmüş bir yazarın ardından gelir sağlamak için basılan bir kitap, defterler başka bir yayınevinden basıldı, benim yaptığım gibi sahaflardan alabilirdiniz. "Edebiyat otoritesi" olmak için Instagram'da 150 bin takipçinizin olması yeterli bir neden değildir bana göre, bu sitede her ne kadar az sayıda olsa da ciddi birikime sahip çok iyi okurlar var akademik eğitim katkısı da olsun ya da olmasın incelemelerinde mütevazı haller gerçekten takdir edilir düzeyde lakin sizin incelemenizde yazar hakkında küçümseyici ifadeler var 29 yaşında Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu ve Sylvia Plath bitirme tezine sahip kendi iç dünyasında var olan bir kadın yazarımız Nilgün Marmara, yaşasaydı şöyle olur mu? Oyunu tutar mı? Ya da ne yapmış da bu kadar ünlenmiş, benim demek istediğim eleştirinin de şahıstan ziyade edebi kişiliğe değinmek gerekir. Bu ülkede eline beş on bin lira para geçiren kitap basar oldu ama hâlâ biz gencecik yaşlarda ölen, intihar eden yazarları aşağılayıcı tavırlar takınma peşindeyiz, bu insanların ne hayatını biliyor ne yaşadıkları zorlukları biliyoruz lütfen biraz kendimize gelelim.
İnanın üzülerek okudum .Bir kitabı beğenmeyebilirsin ama yazarı hakkında özellikle de ölmüş bir yazar hakkında bu kadar katı davranamazsın.Burada benim aklıma gelen ilk şey sadece ,giden 43 tl’ ye olan kızgınlık.Üzgünüm ...Bunun dışında bana hiç bir şey katmadınız .
Bu eleştiriyi yazan hanımefendiyi tanısaydınız, takip etseydiniz, kitaplığını görseydiniz kitaba verdiği para için kızgınlık duymayacak bir insan olduğunu bilirdiniz. Kişisel duygularını yazmış ve sonunda da belirtmiş okuyucusuna saygı duyduğunu.
Anladığım kadarıyla ölümü bile taklit. Özgün olmayan kitap özetleriyle dolu bir eseri okumak isteyeceğimi düşünmüyorum. Beni aydınlattığınız için teşekkür ederim.😊😊 ve bazı eserler yıkıcı eleştiriyi hak ediyor her ne kadar siz kendinizi engellemiş olsanız da ben okusaydım yıkıcı eleştirilerimi sakınmazdım. Siz yine de yazıya saygı duymuş açıklamışsınız
Sizi instagramda da takip ediyorum ve düşüncelerine saygı duyduğum birisiniz. Bu kadar yıkıcı eleştiriyi hak edecek ne yaptı sizin beğenmediğiniz tarafı düşünceleri mi? Kitabı almak istiyordum ama eleştirileriniz beni durduruyor. Sylvia plath'ı örnek alıp yaşamını onun gibi bitirmiş olan bir kadının ruhundaki dengesizlikleri mi sevmediniz yoksa taklitçi olduğu için mi? İntaharının ruhi bunalım değil de ruhi özdeşleşme mi yoksa rant sağlamak için yapılmış olduğunu mu düşündürttü size? Cevabınız benim için önem arz ediyor çünkü kitabı alıp almamak arasında git gel yaşıyorum.
Kitapzede
Gönderi Sahibi
İnanın yıkıcı eleştirinin yanından bile geçmedim. Eşe dosta anlatılan prefabrik fareli çöl evi, aynı şantiyedeki diğer kadınları her vesile gerzek diye aşağılayan üst perde hali, bir yazar ya da şaire mektuplarında direkt olarak şu şiiri yazdım demesi dışında, ilk 200 küsür sayfayı yazan, en sevdiğim yazar olsa “bu neden basılmış ki derdim”. İpe sapa gelmez çıplak oynanmasını istediği oyunu, kitaplardan kullanmak üzere çıkarılmış “özetleri”.. Çok özenli okudum, edebi başarısını belki ben farkedemedim. Manik depresif tanısı olan bir kadının, özgünlükten uzak, kalemini “esinlenmekten” diyelim, kurtaramadığını gördüm. İntihar notuna dahi, şiirlerimi yayımlatabilirsin diyerek eklemesi, evet bir soru işareti, kendini ölümsüzleştirmenin çabası. Sonrasıysa kişisel günlüklerini basanların kazançları vs vs. Ben okur, kendimce değerlendiririm. Elbette siz okuyup farklı şeyler bulup, beğenebilirsiniz. Edebiyat demokrat ve müstakil bir çatı. Aldığımız keyif de hep şahsa münhasır. Saygılarımla🙏🏻
Çok güzel yorum olmuş. Ellerinize kaleminize sağlık. "kuş koysunlar yoluna" dizesi onun muymuş?Onunla ilgili bir şey var mı diye baktım ama yazmamissiniz. Eğer bir fikriniz varsa incelemeye de ekler misiniz?Saygılar
Kitapzede
Gönderi Sahibi
Hayır onun değil, anonim. Hatta defterler senelerce arkadaşında kalmış ve o da üzerine notlar düşmüş. Onun diye etrafta dolanan bir çok satır onun değil. Defterlerin de ne kadarı arkadaşının yazdıklarından arındırılabilmiş şüpheli.
Reklam
Gerçekten kitapları bu kadar derinlemesine incelemeniz beni çok aydınlatıyor. Emeğinize sağlık.💜🤗
Kitapzede
Gönderi Sahibi
Öyle gayretliyim ki, kısa yazmak için, yine de bazen ucunu kaçırıyorum :) 🙏🏻💕