1000Kitap Logosu
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)

Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.5
522 Kişi
1.735
Okunma
579
Beğeni
18,4bin
Gösterim
140 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 3 sa. 58 dk.
Adı
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)
Basım
Türkçe · Türkiye · Everest Yayınları · Mart 2018 · Karton kapak · 9789752893566
Diğer baskılar
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)
Nilgün Marmara, Ekim 1987 tarihinde, geride daktiloya çektiği şiirlerin yayınlanabileceği vasiyet ettiği bir mektup bırakarak aramızdan ayrıldı. Daktiloya Çekilmiş, Türkçe şiirin bu ayrıksı şairinin bizzat seçip bir araya getirdiği bir toplam olarak edebiyatımızın kalıcı kitapları arasında yer alıyor.
5 mağazanın 5 ürününün ortalama fiyatı: ₺23,74
8.5
10 üzerinden
522 Puan · 59 İnceleme
Kuş Yürekli
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)'i inceledi.
140 syf.
·
Puan vermedi
“Biliyorum, bir gün dayanamayacak küçük kalbim, arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim her şeye veda edeceğim.” diye yazmıştı Nilgün Marmara. O hayatın içinde bir gölge gibi yaşarken umutları hataları, kırgınlıkları, üzüntülerinden kimseye bahsetmedi. Daha güçlü görünmeye çalıştı belki o kadar güçlü değildi ve zamanla bu güçlü olma rolünden yoruldu ve hayattan yollarını ayırdı.. Eşi bile onu her daim cok severken en büyük yabancıydı ona karşı. Çünkü o öldükten sonra bir röportaj da şunları söylemişti: “Şiir yazdığını bile bilmezdim, bir kenarda pıtır pıtır bir şeyler yazardı.” Kocasının bu sözleri söylemiş olmasından onun bu dünyaya ne kadar yabancılaştığını görebiliyoruz. Düşünsenize aynı hayatı ve bir ömrü paylaştığınız eşiniz neler yaptığınızdan haberi yok.. Nilgün Marmara’nın kısa da olsa hayatını okumanızı tavsiye ediyorum. Ondan sonra şiirlerini okuduğunuz zaman daha iyi anlayabilirsiniz. Vasiyeti üzerine basılmış olan ‘Daktiloya Çekilmiş Şiirler’ kitabını severek okuyacağınıza eminim.
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)
OKUYACAKLARIMA EKLE
14
Mesut İlkay Yanık
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)'i inceledi.
183 syf.
·
7 günde
Türk edebiyatının başarılı ve yaşam öyküsü ile dikkat çeken kadın şairlerinden birinin kitabı. Şiirlerdeki kelime seçimleri gayet ince, duygusal ve mesajcı bir bilișsel reflekse işaret ediyor. Kronolojik olarak sunulan şiirlere bakıldığında son yıllara doğru anlamın daha kapalı, gerilim ve sıkışmıșlık hissinin ise daha yoğun olduğu görülebiliyor. Sylvia Plath ve Füruğ'un şiirlerindeki kaos çiçekleri romantizmine benzer bir auralı çağrıșımcılık ve albeni kitabın tamamına yayılmış durumda. Okuyacak olanlara keyifli okumalar diliyorum.
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)
OKUYACAKLARIMA EKLE
14
İnci Küpeli Kız
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)'i inceledi.
140 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Biraz buruk bir inceleme olabilir... Nilgün Marmara uzun zamandır okumak istediğim şairlerdendi. Fotoğraflarından gördüğüm kadarıyla nedense bana hep bir yerden tanışıyormuşum hissi veren bir kadındı. Sanki bir yerde oturup iki lafın belini kırmışız gibi... Kitabı bitirdiğimde anladım ki evet, biz çok önceden beri tanışıyormuşuz Nilgün Marmara ile... Bambaşka bir dünya karşıladı beni... Böyle şiirler beklemiyordum gerçekten... Tarif edilmez bir karanlık ve yine dile gelmez yalnızlıklar barındırıyor şiirleri... Kelimelerden öyle nefis yararlanmış ki hiç tekrara düşmeden... Bir karanlık labirent gibi şiirleri, tüm çekim gücüyle bu şiirlerin içinde buluyorsunuz kendinizi... Ve karanlık tüm bedeninizi ardından ruhunuzu sarıyor gibi... "Ey, iki adımlık yerküre Senin bütün arka bahçelerini gördüm ben!" Belki de bunları düşünerek ölüme atladı 29 yaşında evinin penceresinden... Yaşayacak bir şeyi kalmadığını düşünüyordu belki. Belki de acı dolu şiirler yazmaktan bıkmıştı kederli gözlerle bakan bu kadın... Kimseye göstermedi yaşamı boyunca bir şiirini bile. Hepsi o öldükten sonra çıkmış su yüzüne... Ah be Nilgün abla, kim bilir ne mücadeleler verdin zihninde ve eşsiz ruhunda... Ece Ayhan'ın dediği gibi "dünyayla yaralı Nilgün Marmara"... Kendi çıkmazlarıyla bana Hümeyra'nın diliyle şunları söyledi sanki Nilgün abla: Nasılsın kızım, anlat bana hikayeni kimler üzdü gözlerini? Nasılsın kızım, söyle bana derdini neler kırdı kalbini? O taze saçlardan kimlerin eli, yaşlanmış dumanlı nefesleri Hoyratça itişleri, görgüsüz asaletsiz üzüşleri... Sen neler neler çektin ben biliyorum, Dokunsam ağlarsın hissediyorum, Hüzün zamanı geçti onlar eskidendi bitti hepsi geçti.... youtu.be/z0RIZZPqWFk Sevgiyle...
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
97
Demet Eraslan
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)'i inceledi.
140 syf.
·
2 günde
Gevezelik ve özür yazısı
İlerlemeye çalıştıkça insanın yüzüne sert çarpan kötü bir kaderi var. Ama nasıl acımasız. Bir düşünün o tokat o yüze nasıl vurulur? Üstelik elleri kocaman bu kaderin, taşıyor parmak uçları yüzümden. İşin kötüsü, henüz darbeden kaynaklı uyuşukluğun geçmesini beklerken, demin yüzümden taşan ve tenime isabet etmeyen parmakların dışta kalan acısı da ekleniyor. Halbuki sadece boşluğa dokunmuştu o kısım, yoksa ben bilmeden yedek acılar mı biriktirdim kendime? "Kötü kader diye birşey yoktur, yirmi birinci yüzyıl vardır ve bu yüzyıl, yavrucuğum; bir kelebeği bile intihar ettirebilir" diyor bizim pek sevgili Jose Saramago. Tam bana destek birini buldum derken, 3 günlük yaşamı olan kelebeğe dahi ölüm biletini mantıklı gören Saramago' nun 87 yaşında öldüğünü hatırlayınca sinirim bozuluyor. Bu kötü kader bilinci ile 31 bin 755 gün boyunca intihar etmemesi şaşılacak iş doğrusu. Bilemiyorum belki de Cioran'ın görüşünü destekleyip, bu kötü kader karşısında, eli kolu bağlı olmayıp intihar seçeneğin de olması iyi geldi de yaşadı binlerce gününü. Yok yok ölmüş adamın arkasından yaşadığı günleri için konuşmayacağım canım, kaldırmayın hemen sol kaşınızı. Maşallah pek dolu yaşamış. Hem zaten ne ara intihara girdik onu da bilemiyorum. Şimdi böyle deyince aklımda Sylvia Plath ve hiç şüphesiz onun etkisi ile Nilgün Marmara canlanıyor.. Durduramıyorum yine. Nilgün Marmara'nın intiharını okumuş aklımda canlandırmıstım. Tıpkı Ayfer Tunç'un Dünya Ağrısı kitabındaki madencinin eşinin intihar sahnesi ile birebir aynı. Apartman boşluğunda gönlü kırgın ve yorulmuş bir kadın bedeni..Kaç ay oldu okuyalı, sindiremedim hala o kitabı. Yüreğime dert oldu sahiden.. Üzdü, çok üzdü. Ama Nilgün daha da çok üzdü. Bu dünyayı başka bir dünyanın bekleme odası gibi gören Nilgün Marmara da belki bundan sıkıldı gitti heralde. Hem de güzelim dostlarinı geride bırakıp. Zelda lakabı ile aklımızda kaldı hep, ona bunu Cemal Süreya takmıştı. Kitabı bana yakın bir dostum armağan etmişti, okurken görüşlerimi sorduğunda şey..yani iyi gibi dedim. Nasıl ya dedi , inanamadı. Demet saçmalama bu kitap için bunu diyemezsin, anlamamışşın sen demek ki deyip önce kızmış sonra biraz da gülmüştü. Haklıymış ___ anlamamışım. Bugün nihayet günlük işlerden sıyrılıp yeniden elime aldığımda anladım ki haksızlık etmişim. Bir kadın, bir erkek fark etmez, hepimizi tesiri altında bırakıyor kalemi. Hem dünya ağrısı çekiyor hem de onu düşünüyorum. Güzel ve üzgün çehresinı. Bazı yüzler sanki hüzün üzerine yerleşsin, kendini iyiden iyiye göstersin diye yaratılmış gibi geliyor bana. İşte kırılgan ve gölgeli bakışlar kalıyor ondan bize geriye. Söyleyecek çok şeyi olup hevesi kırılmış türden. Umarım bekleme salonundaki yerinden daha iyi durumdadır şimdi. Keyifli okumalarınız olsun.
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
49