Penceremizden,
Gündüzün akşamı doğurmasını göster
Güneşin kızılllığı dokunsun kirpiklerinden gözlerine
Üstüme düşsün gölgen; kıskanayım güneşi defedercesine
Biraz soğuk girsin içeri.
Önce dudakların üşüsün sonra ellerin
Saçlarının arasından buselerimi işleyeyim
Boynundan kalbine
O akşam ben çekerim perdeleri güneşin gözlerine
Ayı doğursun gözlerim, gözlerinden gökyüzüne.
Karşılıklı kahve içelim, karanlığın içinden simanı görürcesine.
Birkaç ateşböceği taşısın başını göğsüme
Avuçlarımdan yanaklarına işlesin
Göğsümde mühürlensin
Ömrümün sıcaklığı bedenine
Boynumda doğsun güneş
Gecenin sabahı şiir olmuş dercesine.
Yavrum, mazlum bakışlım, niye akşamız
Niye böyle
Binicisiz at gibi
Göçün ucu saplandı karanlığa
Göçün ardı görünürde yok
Kim geçmiş bu dağlar kargaşasını
Kar kokmuş güneş kokmuş türküsü kimin
Kim dökülmüş Kızılırmaklara binlerle
Ne zaman bir ak güvercin konsa dalıma
Ak boynundan kanlar sızsa boynuma
Ne zaman tuza batsam Fırat kıyılarında
Yezitler doldursa akşamlarımı
Dolaşır kesik başım Şamlarda
Ürkerim büyük tutsaklığımdan