Merve

Toltek Bilgelik Kitabı Üzerine
Puan vermedi·122 syf.··
2025 3. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2025 14:50
Don Miguel Ruiz’in kaleme almış olduğu Dört Anlaşma kitabını okurken diğer kişisel gelişim kitaplarına benzediğini düşünmüştüm ve önyargı ile yaklaşmıştım fakat okudukça anladım ki onlardan çok daha farklı ve özgün. Kitap tam da ihtiyacım olduğu anda bana bir şeyler söylüyor ve öğüt veriyor gibiydi. Sanki içinde olduğum durumu anlamış ve benimle konuşuyordu. Kitap, insanların kendi içlerindeki dünyalarıyla ve çevreleriyle iletişimlerinde nasıl daha iyi olabileceklerini, bu dünyada nasıl cenneti yaşayabileceklerini aynı zamanda nasıl da cehennemi yaşayabileceklerini anlatıyor. Kurdukları ilişkilerin ve kendi rüyalarının da daha sağlıklı olması için dört temel ilkeyi hayatlarına dahil etmelerinin onlar için bu dünyada cenneti yaşatacağını söylüyor. Bu ilkeler şunlardır: Kelimelerini özenle seç, hiçbir şeyi kişisel alma, varsayımda bulunma ve daima yapabildiğinin en iyisini yap. Bunları tek tek açacak olursam kelimelerini özenle seç ilkesi şuradan geliyor, kelimelerin ve sözlerin büyü etkisi yarattığını söylüyor kitap. Bu nedenle sözün gücünü ve büyüsünü olumlu yönde kullanmamamız gerektiğini bunun bizim için ve başkalarının yaşamı için daha sağlıklı olacağını söylüyor çünkü söz o kadar etkilidir ki bir insana olmayan bir şeyi bile varmış gibi hissettirebilir. Kitapta bunun için verilen örneklerden biri kadının birisinin o gün başı çok ağrıdığı için aslında sesi güzel olan kızının sesine tahammül edemeyip sesinin kötü olduğunu söylemesi ve susması gerektiğini söylemesi üzerine kızının bir daha şarkı söylemediği, sesinin çok kötü olduğuna inandığını ve daha çok içine kapandığı örnek verilmiş. Bu örnek beni derinden etkiledi çünkü ben de insanların benim hakkımda ne düşündüğünü fazla önemsiyorum yani en azından bu kitabı okuyana kadar fazla önemsiyordum diyebilirim.
1000Kitap
Dört AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 202316,3bin okunma
Reklam
Bataklıkta Açan Beyaz Zambaklar
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2024 02:43
Atatürk’ün askeri okulların müfredatına konulmasını emrettiği kitap Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Fin halkının Finlandiya’yı ya da kendi deyişleriyle Suomi’yi (bataklık araziyi) Beyaz Zambaklar ülkesine çevirmeye çalışmalarını anlatıyor. Finlandiya altı asır boyunca İsveç yönetimi altında, resmi dil olarak İsveççe kullanılıp Fince küçümsen bir ülkedir. Finler kendi ülkelerinde ikinci sınıf vatandaşı muamelesi görmektedirler. Atatürk’ün nasıl bir lider ve kurtuluş önderi olduğunu biliyoruz. Bu kitabın neden okutulmasını istediğini, kitabın ele aldığı konular bakımından anlayabiliyoruz. Yukarıda bahsettiğim gibi Finlandiya’da ya da Finlerin kendi tabirleri ile bataklık olan Suomileri her bakımdan oldukça geri kalmış bir ülkedir. İnsanlar hastalıktan kırılıyor, ortalıkta salgın hastalıklar kol geziyor, okumuş aydın insanlar işlerini düzgün yapmıyor halkı aydınlatmak için hiçbir girişimde bulunmuyorlardı. Büyük bir bilim adamı, derin bir filozof, ünlü bir siyasetçi ve en önemlisi bir halk öğretmeni olan Snelman halkı aydınlatmak ve çok sevdiği vatanını daha iyi bir konuma getirmek için halkla ilgilenmiş, onlarda yeni ufuklar açmış, ülkeyi ileri götürmek için önce tabandan yani halktan başlamak gerektiğini herkese göstermiştir. Bunu da şu sözleriyle anlatıyor kitapta. “Ben karanlık köşelerde canlı kandiller yaktım ve daha iyi aydınlatmaları için onlara yağ takviyesi yaptım." Snelman böyle bir hareketi başlatır ama buradaki tüm başarı ona ait değildir. Kitapta da geçtiği üzere “Evet, kahraman büyük adam şimşek gibidir ama kitleler bir kil veya saman yığını değildir. Halk kitleleri şimşeklerin oluştuğu buluttur. Eğer bulut yahut bulutlar elektrikle yüklüyse yıldırım oluşturur. Eğer bulutta elektrik yoksa sadece nemli bir sis. İnsanlar da öyle; eğer halk kendi içinde büyüklük ve
Alıntı
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025124,7bin okunma
Sevgiliye...
10/10
·46 syf.··
Beğendi
·
2023 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2023 17:06
Sayın 1k halkı çok heyecanlıyım sanki ilk incelemem olacak. Bir sene önce düşünsem benim için şiir yazılacağı, benim birisi için şiir yazacağım hele bir de bu şiirleri sevgilimle bir kitapta buluşturacağımız aklıma gelmezdi gelemezdi doğrusu. Kitabı elime ilk aldığımda hissettiklerimi anlatmam mümkün değil. Ne yazarsam yalın kalır. Bizim ellerimiz kitaplarla birleşti, kitaplar sayesinde. Bu uygulamanın bana kattığı en güzel şey bu sevgi. Seninle, uzaktayken yan yana olmayı öğrendim, sevmeyi öğrendim yalansız, saf, güzel bir şekilde. Tanışmadan önce bilmezdim kalbimin neresinde boşluk var neresi yaralı, kırık dökük. Sen geldin boşlukları doldurdun, kırıkları onardın ve kalbimin en güzel köşesine yerleştin. Meğerse ne çok ihtiyacım varmış sana, senin sevgine. Seni düşünmenin zamanı olmadığında anladım bunu. Hayal ediyoruz, umut ediyoruz, güzel dileklerimiz var yarınlar için. Severken, özlerken kalbimizden bu satırlar döküldü kalbimize ve aklımıza kazınırcasına. Kitap haline geldi en sonunda. Aşk’i, kendinizden izler bulacağınız bir şiir kitabı tahminimce. Kalbinize dokunur, güzel duygular uyandırırsa ne mutlu bize. Sade bir dille yazıldı kalplere dokunmak, anlaşılmak için. Önce kişiye yönelikti şimdi kişilere yönelik oldu, sizlere ulaştı. Aşk’i ilk göz ağrımız, bizim için her zaman çok özel ve anlamlı kalacak. Çağrı Pınarbaşı gurur duyuyorum seninle ve kalbinden dökülenleri seviyorum. Bu yolun içinde olduğum için çok mutlu ve şanslı hissediyorum kendimi. Yolumuz uzun, nice kitaplara...
Edebiyat
Aşk’iÇağrı Pınarbaşı · Cinius Yayınları · 202365 okunma
Livaneli'nin Penceresinden Bakmak
10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2023 22:09
Yaşar Kemal bu roman için "Edebiyatta görkemli bir söz vardır, büyük kapıdan girmek. Bu, büyük bir eserin yazarı demek. Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir." demiştir ve doğru bir yorumda bulunmuştur kanımca. Son ada, gerek yazım şekli gerek konusu olmak üzere benim çok sevdiğim bir eser oldu. Cennetten bir köşe gibi tasvir edilen Son Ada da yazar; toplumun bir tehdit karşısında zaman zaman içinde bulunduğu durumları, bu güzelim adada 40 dairede unuttugumuz insan iliskilerini yani sevgi içinde yaşayan ada sakinlerini, adanın asıl sahibi olan martıları, ve yüreği kendinden büyük bir çocuğu anlatır. İnsanlar varlıklarını tehdit eden bir durum olduğunda başlarına kötü bir şey gelmesin diye var olan kötü durumda bile tehdidin sahibini dinlerler çoğu zaman. Konfor alanını bozmak istememekten kaynaklanır bu bir de önlerini göremediklerinden. Ha bir de "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın!" mantığından sayfa 52. Ama hani Celâl Şengör'ün "Senin cahilliğin benim hayatımı etkiliyor." diye bir cümlesi vardır. Bu işte bu durumlar için tam uygundur. Bu konfor alanından çıkmak istemeyen insanlar yüzünden önünü görebilen, farkındalık bilinci yüksek, hatta bu başlarına ne gelirse (gözlerinde büyüttükleri kişiler tarafından) kabul eden kişileri bile uyaran insanlar da zarar görür. Çünkü bilirsiniz ki "Kurunun yanında yaş da yanar." İşte böyle toplumlarda senin bilinçli olmanın, kendini geliştirmiş olmanın hiçbir önemi kalmaz onlarla birlikte sen de aynı kadere mahkum olursun. Tabi bu kendimizi gelistirmeyecegiz anlamına gelmiyor herkes kendinden sorumludur bireysele baktığımızda benim anlatmak istediğim toplumsal yönüdür meselenin. Romana tekrar dönecek olursak tavsiye ederim eğer siz de diktatör edasıyla güzelim adanın nasıl günden güne solduğuna şahit olmak isterseniz. Keyifli
Edebiyat
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma
Ruhun Derinliklerinin ve Labirentlerinin Romanı
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2022 44. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2022 14:12
Fiziksel bir acı ve ruhsal bir bunalımla insan nasıl baş eder? Okurken o kadar zorlandım ki bazı yerlerde. Bir insanın çektiği acıya bu denli şahit olmak bana çok zor geldi. 15 yaşından beri aynı hastalıkla mücadele eden bir insanın neredeyse imkansız denecek bir aşka düşmesi, derin fiziksel ve ruhsal acılar çekmesi, ona ister istemez acımayla bakılması içime oturdu diyebilirim. Peyami Safa'nın bu ikinci okuduğum romanı birinci Fatih Harbiye idi. Ve ikisi arasında bir mukayese yapacak olsam bu romanı tercih ederdim. Otoboyografik bir yönü var romanın. Bunu bilmeseniz bile okurken anlarsınız çünkü yazarın dediği gibi "Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler." eğer yazar böyle bir hastalık geçirmese idi bu acıyı bize bu denli hissettiremezdi diye düşünüyorum. Keyifli okumalar...
Edebiyat
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
Reklam