1000Kitap Logosu
Celal Şengör

Celal Şengör

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
8.5
2.075 Kişi
5,3bin
Okunma
952
Beğeni
24bin
Gösterim
Tam adı
Prof. Dr. h. c. (mult.) Ali Mehmet Celâl Şengör
Unvan
Türk Akademisyen, Yazar
Doğum
İstanbul, Türkiye, 24 Mart 1955
Yaşamı
24 Mart 1955'te İstanbul'da doğdu. 1973 yılında Robert Kolej'i bitirdi. 1978'de State University of New York at Albany'den jeolog olarak mezun oldu ve aynı üniversiteden 1979'da yüksek lisansını bitirdi. 1981'de İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi, Genel Jeoloji kürsüsünde asistan olarak görev yapmaya başladı. 1982'de de State University of New York at Albany'den doktora aldı. 1984 yılında Londra Jeoloji Cemiyeti'nin Başkanlık Ödülü'nü, 1986'da TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü aldı. Aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalında doçent oldu. 1988'de Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi'nden şeref bilim doktoru (Docteur ès sciences honoris causa) pâyesi aldı. Academia Europaea'ya 1990 yılında kabul edildi ve cemiyetin ilk Türk üyesi oldu. Aynı yıl Avusturya Jeoloji Servisi muhabir üyesi, 1991 yılında ise Avusturya Jeoloji Derneği şeref üyesi oldu. Yine 1991 yılında Kültür Bakanlığı'nın Bilgi Çağı Ödülünü kazandı. 1992 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalı'nda profesörlüğe yükseltildi. 1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisi en genç kurucu üyesi oldu ve Akademi konseyine seçildi. Aynı yıl TÜBİTAK Bilim Kurulu üyesi oldu. 1994 yılında Rusya Doğa Bilimleri Akademisi üyeliğine, Fransız ve Amerikan jeoloji dernekleri şeref üyeliğine seçildi. Ayrıca kendisine Fransız Fizik Cemiyeti ve École Normale Supérieure Vakfı tarafından Rammal Madalyası verildi. Şengör 1997 yılında, Fransız Bilimler Akademisi tarafından yerbilimleri dalında büyük ödül (Lutaud Ödülü) ile taltif edildi. 1998 Mayıs ayı içerisinde Şengör, Collège de France'da misafir profesör olarak bir kürsü işgal etti. Burada "XIX. Yüzyılda Tektoniğin Gelişmesine Fransız Jeologlarının Katkısı" konulu bir ders verdi ve 28 Mayıs 1998'de Collège de France'ın madalyasını aldı. 1999'da Londra Jeoloji Cemiyeti kendisine Bigsby Madalyasını tevcih etti. 2000 yılının Nisan ayında Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi yabancı üyeliğine seçilen ilk Türk oldu. Rus Bilimler Akademisi'ne Fuad Köprülü'den sonra seçilen ikinci Türktür. Ayrıca 2013 yılında Leopoldina Doğa Araştırıcıları Akademisi üyeliğine seçilmiştir. Şengör, jeolojide bilhassa yapısal yerbilim ve tektonik dallarındaki çalışmaları ile ün yapmıştır. Şerit kıtaların dağ kuşaklarının yapısına etkisini ortaya koymuş ve Kimmer Kıtası adını verdiği bir şerit kıta keşfetmiştir. Orta Asya’nın jeolojik yapısını ortaya çıkarmış, Kıta-kıta çarpışmasının ön ülkeleri nasıl etkilediği meselesini çözmüştür. Yücel Yılmaz ile birlikte, Levha tektoniği içinde Türkiye'nin yerini değerlendiren ve atıf klasiği haline gelen bir makale yazmıştır. Jeoloji ve tektonik konularında 6 kitap, 175 bilimsel makale, 137 tebliğ özeti, pek çok popüler bilim makalesi, tarih ve felsefe ile ilgili de iki kitap ve 300’e yakın deneme yazısı yayınlamıştır. 86 ülkenin Bilimler Akademisine üye olan Şengör'ün yayınlanmış 1826 makalesi vardır ve bu makalelere 12658 atıf yapılmıştır. Bunların 1997-1998 yılları arasında Cumhuriyet Bilim Teknik dergisindeki "Zümrütten Akisler" köşesinde çıkmış olanları Yapı Kredi Yayınları tarafından 1999'da "Zümrütnâme" başlığı altında kitaplaştırılmıştır. Fransa, İngiltere, Avustarya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde misafir öğretim üyesi olarak çalışmalarda bulunan Şengör, Collège de France dışında İngiltere'de Oxford (Royal Society Araştırıcı bursuyla), ABD'de California Institute of Technology (Moore Distinguished Scholar olarak) ve Avusturya'da Salzburg Lodron-Paris Üniversitesi'nde misafir profesörlük yapmıştır. Şengör ayrıca pek çok uluslararası dergide editör, yardımcı editör ve yayın kurulu üyeliği yapmıştır ve yapmaktadır. Özel hayatı Jeolojiye olan merakının nasıl başladığı, "Bir Bilim Adamının Serüveni" adlı kitapta, Şengör'ün "Ben jeolojiyi küçük yaştan yani Jules Verne'in Arzın Merkezine Seyahatkitabını okuduğum günden itibaren sevmeye başladım. Hemen arkasından Denizler Altında Yirmi Bin Fersah 'ı okudum. Onu da okuduktan sonra kendi kendime, ‘Adam olmak demek, Jules Verne'in tarif ettiği gibi olmak demektir’ diye düşündüm. Bana jeolojiyi Jules Verne sevdirdi..." şeklindeki ifadeleriyle anlatılmıştır.[6] Bir röportajında kendisine ait kütüphanesinde 30000'in üzerinde kitabı olduğunu söylemiştir. Şengör 1986 yılında Oya Maltepe ile evlenmiştir. Tek çocuğu olan oğlu H. C. Asım Şengör 1989 yılında dünyaya gelmiştir. "Şengör Gayrimenkul Yatırım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi" adlı bir şirketi de vardır. Çalıştığı üniversiteler State University of New York At Albany, A.B.D - "Yüksek Lisans, Doktora" Collège de France, Fransa - "Misafir Profesör" Oxford Üniversitesi, İngiltere - "Misafir Profesör" Caltech, A.B.D - "Misafir Profesör" Salzburg Lodron-Paris, Avusturya - "Misafir Profesör" İstanbul Teknik Üniversitesi - "Öğretim Üyesi" Kitapları Kendi yazdıkları: "Zümrütname" (Yapı Kredi Yayınları, 1999) "Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması" (TÜBİTAK Yayınları, 2001) "Yaşamın Evrimi" (İstanbul Teknik Üniversitesi Yayınları, 2004) "99 Sayfada İstanbul Depremi" (İş Bankası Kültür Yayınları, 2006) "Zümrüt Ayna: Bilimsel Düşünce Üzerine Denemeler" (Yapı Kredi Yayınları, 2003) ''Bilgiyle Sohbet - Popüler Bilim Yazıları'' ( İş Bankası Kültür Yayınları, 2014) Hakkında yazılanlar: "Bir Bilim Adamının Serüveni - Celal Şengör Kitabı" (Söyleşi: Sefa Kaplan) (İş Bankası Kültür Yayınları, 2010) Katkıda bulundukları: "Pîrî Reis 1513 Dünya Haritası" (Boyut Yayıncılık, 2013) Ödülleri Yurtdışında birçok üniversitede bulunmuş olan Prof. Şengör, birçok uluslararası ödülün de sahibidir. Ayrıca, TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü kazanan en genç bilim adamıdır. Ödüllerinin bazıları: Londra Jeoloji Cemiyeti, Başkanlık Ödülü [1984] TÜBİTAK, Bilim Ödülü [1986] Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi, Şeref Bilim Doktoru (Docteur ès sciences honoris causa) [1988] Kültür Bakanlığı, Bilgi Çağı Ödülü [1991] Fransız Fizik Cemiyeti ve École Normale Supérieure Vakfı, Rammal Madalyası [1994] Collège de France Madalyası [1998] Londra Jeoloji Cemiyeti, Bigsby Madalyası [1999] Guztav-Steinman Madalyası [2010]
Dahi Diktatör
OKUYACAKLARIMA EKLE
Aptalı Tanımak
OKUYACAKLARIMA EKLE
Bilgiyle Sohbet
OKUYACAKLARIMA EKLE
Bilimin Büyüsü
OKUYACAKLARIMA EKLE
Zümrüt Ayna
OKUYACAKLARIMA EKLE
Zümrütname
OKUYACAKLARIMA EKLE
Yaşamın Evrimi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Jeolojinin Eduard Suess'e Kadarki Kısa Tarihi
OKUYACAKLARIMA EKLE
200 syf.
·
20 günde
Türkiye'yi Tanımak
Celal Şengör, ülkemizde en çok tartışılan bilim adamlarından olabilir. Bunun başlıca sebepleri; dinlere karşı çok sert bir tavır takınması, bir programda kendi dışkısının tadına baktığını söylemesi ve pornografik içeriklere olumlu bir bakış açısıyla yaklaşmasıdır. Bilim adamları toplumun ne diyeceğini hiçbir zaman önemsemez, önemsememelidir de. İnsanların dünya hakkındaki bilgi seviyesini artırmak ve dünyaya olan yabancılığını azaltmak bir bilim adamının yegâne uğraşıdır. Bu yüzden inandığı doğruları; dobra dobra, eğilip bükülmeden söylediği için Celal Şengör'ü seviyorum. Bu, aslında Celal Şengör'ün oturup ''Hadi bugün aptal avlıyayım'' deyip yazdığı bir kitap değil. Yazar, önsözde ''aptal'' kelimesiyle neyi kast ettiğini anlatmıştır. Onun dışında tüm kitap Celal Hoca'nın daha önce dergilerde yazdığı yazılardan oluşmakta. Bunun hem olumsuz hem de olumlu yanları var. Bir yandan anlatımı birazcık tekrara düşürebiliyor. Bir yandan da her konu başlığı için birkaç sayfa ayrıldığından akıcı bir şekilde okuyabiliyorsunuz, ilgilenmediğiniz veya hoşlanmadığınız bir konuyu kolayca atlayabiliyorsunuz. İçerisinde gerçekten fazla konuya değinilmiş bir kitap bu. Siyasetten tut üniversitelere, üniversitelerden tut cinselliğe, evrime, türlü türlü tartışmalı konulara yer verilmiş. Bu yüzden okuduklarına harfi harfine katılacak bir kişi bile olduğunu sanmıyorum. Örneğin benim tamamen zıt düşündüğüm birkaç nokta: Celal Şengör:"Kanunî bize “Muhteşem Süleyman’ diye tanıtılırdı. Ben ise Viyana’da aldığımız mağlubiyeti, Hint Okyanusu’nda Portekizlilerden durmadan sopa yememizi, yetenekli Şehzade Mustafa'nın sarhoş Selim tahta geçsin diye babasının gözleri önünde boğazlanmasını, Anadolu’da softa şekavedinin başlamasını ve büyük coğrafi keşiflere katılamamamız bir yana, coğrafyaya önem vermemizi öğütleyen zavallı Pirî Reisimizin Muhteşem Süleyman’ın emriyle katlini bir türlü bu sözde ihtişamla bağdaştıramazdım." (benzer düşünceleri Fatih için de var.) Yazarın, bazı noktalarda olaylara subjektif baktığını düşünüyorum. Osmanlı; bilime önem vermemiş, bilim yapmak isteyen insanları da cezalandırmış veya isteklerini yerine getirmemiş. Gelişememiş ve bu yüzden de çökmüş. Bu kısım kesinlikle doğru. Fakat bunu, Kanuni ve Fatih'in askeri olarak iyi iş çıkardığını inkâr etmeye dayandırması garip. Her hükümdar bazı savaşları kaybetmiştir(sanırım Timur hariç, belki birkaç kişi daha). Kaybın ardında padişahın elinden bir şey gelmeyeceği birçok etmen olabilir. Kısacası Muhteşem Süleyman'ı, Fatih'i eleştirmekte haklı. Ama savaş sanatını iyi icra ettikleri gayet açık. Celal Şengör:"Ben de öğrencilik yıllarımdan beri porno filmleri seyretmeyi severim. Hatta bunların muhtelif kültürlerde yapılmış olanları arasındaki farkları düşünmek insana çok ilginç bakış açıları kazandırmaktadır." nE? "Kimse pornoyu hadi bakalım birazcık sevişmeler arası kültürel farkları izleyeyim!" deyip izlemiyor. Celal Şengör; bilim adamı olduğu için böyle şeyleri araştırmaktan zevk duyuyor olabilir ama bu pornoyu iyi bir şey yapmaz. Celal Şengör:"Porno sitelerinin ve filmlerinin ilk ve en önemli faydası bu eğitimi görsel olarak bireye vermeleridir. Bu eğitimi alamayanların ne haltlar ettiklerini her gün gazetelerimizde okuyoruz: Irza geçme, namus cinayetleri, çocuklarla cinsel ilişkiye girme gibi sapıklıklar adam gibi cinsel eğitim almamış ve bu nedenle tabiatın kendisine verdiği çiftleşme dürtüsünü kontrolden âciz erkeklerin yarattığı vahşet örnekleridir." Porno sitelerinin eğitimi görsel olarak bireye vermesine gerek yok, eğer cinsellik eğitimi okullarda düzgünce verilirse buna gerek kalmaz. Hatta daha da iyi olabilir, çünkü cinsellik hakkında daha az bilgi sahibi oldukları zaman bunu birlikte keşfetmeleri onlar için daha zevkli olur. Celal Şengör:"Bazı porno filmlerinin kendileri seyircilerini ikaz eden ibareler taşırlar: “Burada seyrettiklerinizi evde denemeye kalkışmayınız'’. Bu da porno film endüstrisinin öğretici görevlerinden biridir." Yuh be adam. Buna öğretici görev demek de ne? Kişi orada görüyor," aa çok güzel la ben de yapcam bunu" diyor. Ee, sonra o kıçı kırık uyarıyı görünce vazgeçecek mi yani? Vurdulu kırdılı filmleri eleştirmiş sonrasında, o filmlerde de yapmayınız diyor. Öğretici mi yani onlar da? Celal Şengör:"Daha evvel de olduğu gibi, türban dinsel bir simge olduğu için 'inanç' adı altında topladığımız 'değişemez önyargıları' temsil eder. Üniversitede ise doğası gereği 'hiçbir önyargı tartışmasız kabul edilemez.' önyargısı dışında hiçbir önyargıyı kabul edemez... Bu nedenle türban yasağı bir özgürlüğün kısılması değil, serbest düşünce ve tartışma özgürlüğünü tehdit eden bir düşünce sisteminin üniversite kapıları dışında tutulması demektir." Türban, insanların inançlarına bağlı olarak takındığı bir aksesuardır. Kişi türban takarak herhangi bir serbest düşünce veya tartışma özgürlüğünü tehdit etmez. Türbanlı insanların hepsinin kendi isteğiyle taktığını mı sanıyor acaba hoca? Gerçekten çok fazla insan gördüm, aile evinden çıktığı an saçını açan. Ailesinin yanında görüşünü açıklayamıyor bile bazı insanlar. Ölüme kadar varabiliyor çünkü bunun sonu. Bu konudaki sığ düşüncesi gerçekten beni şaşırttı. Ülkenin durumu ve sorunları hakkında bilgi almak için iyi bir kitap diyebiliriz.
Aptalı Tanımak
8.1/10
· 1.075 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
82
192 syf.
·
Puan vermedi
Hasan Ali Yücel sanırım en sevdiğim Türk aydın, zaten klasiklerine edebiyat katması "Klasik" kavramını doğru anladığını gösterir.Klasik toplumdaki her ferdin okuması şart olan eserlerdir. Herkesin, Bilim klasiklerini okuması şart değildir, az buz felsefe az buz psikoloji ve sosyoloji ve en çok da edebiyata ihtiyacı vardır toplumun. İnsan olay üzerinden öğrenen varlıktır ve kabul etsek de etmesek de düşünceden çok duygusal bir varlıktır. Celal Şengör'ün kendisi kurgu okumayı pek sevmiyor, eh bu da çok doğal, bir otistiğin kurgu sevmesi anormal olurdu zaten. Ancak sonuç olarak ortalama bir fert, Hasan Ali Yücel Klasikleri'nin tümünü okumalıdır. Bir de şöyle bir tespit yapmak gerektiğini düşünüyorum, Atatürk de Hasan Ali Yücel de inanılmaz entelektüel adamlar, yani gerçekten de devletin başına geçmeyi hak edecek olan iki insan. Bir de şu gündeki siyasetçilerin tümünün vizyonuna bakıyorum, bu iki şahıs kadar etmezler kesinlikle. Aslında ülkedeki sorunların kolaylıkla çözülebileceğini gösteren iki insan bunlar. Atatürk döneminde yaşamış olsaydım ülkenin o halden kurtarılabileceğine asla inanmazdım, ancak şu andan o tarihe bakabiliyor olduğum için ülkenin kurtulmasının birkaç düzgün adam ve düzgün çalışmaya baktığını fark edebiliyorum. Yalnızca artık birilerinin göz boyamak istemeyi bırakıp, gerçek icraatlerin peşinden koşmaları gerek diye düşünüyorum.
Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması
Okuyacaklarıma Ekle
2
72