Geri Bildirim
Adı:
Yaralısın
Yazar:
Baskı tarihi:
1996
Sayfa sayısı:
272
ISBN:
9789755100876
Kitabın türü:
Yayınevi:
Can Yayınları
İyi bir romanın yaşamdan daha gerçek olabileceğini, Erdal Öz'ün romanını okuduktan sonra bir daha anladım... Ve insan bu romanı okurken insanlığından, yaşamından, konuşmaktan, görmekten, soluk almaktan utanıyor. Bu romanı okuduktan sonra savaşsa savaşa eyvallah, ölümse ölüme eyvallah, ama işkence!.. Bu roman direnen adamın destanıdır. Kendi bedeninin güçsüzlüğünü yenen, aşağılanmayı yenen, iğrençliğini yenen, hastalıklarını yenen, gücün bile üstünde bir gücün destanıdır bu roman... Bir şey daha söylemeliyim bu roman için: anlatılan ne kadar gerçekse ya da gerçekten daha gerçek duygusunu veriyorsa, dil de o kadar güzel olur. Gerçeğin dili güzel oluyor. Erdal'ın dibe çökmüş, mayalanmış ustalığı burada...

"Yaralısın", romanımızın unutulmazları arasına girecektir.
-Yaşar Kemal-

(Arka Kapak)

Ödüller: Orhan Kemal Roman Armağanı, 1975
Çevrende güneşi alınmış bir sürü Nuri.
Bozkır mı? Bozkır bütün Nurilerin içinde.
Yoksa, yoksa sen de mi Nurileşiyorsun.

Kitabı tanımlayacak cümlelerden bir tanesi.
"Nurilerle doluydu koğuş." diye başlayan roman, 1975 Orhan Kemal Roman Armağanı almış. Kahramanımız, okuduğu kitaplardan ötürü Nurilerle dolu koğuşa atılan bir tutuklu ve işkence görüyor. Niye gördüğünü, sordukları soruları vs. "bilmiyor". Her türlü işkenceye maruz kalan kahramanımızın da bir "Nuri" olduğunu kitabın sonunda öğreniyoruz. Ne Nuriler var içerde:
Kıdemli Nuri, Sarışın Nuri, Terzi Nuri, Kadıköylü Nuri, Yozgatlı Nuri, Gılay Nuri, Ufaklık Nuri... Sanki hepimiz aynıyız, hepimiz bu memleketin çocuklarıyız der gibi yazar; ne yapıyoruz birbirimize diye haykırıyor sanki...

Benzer kitaplar

''Bit kadar küçük bir avluda, dört taş duvarın arasında, üzerinde mendil kadar küçük bir gökyüzü varken, hangi güneşin batışını, ne hakla, neresinden gözleyebilir, hangi bozkırın hangi güzelliğini yaşayabilirsin?''

''Güneş bile yok sayılır burada; ne doğan, ne batan güneş.''
İşkence... Okuduğumuzda bile sesi yüreğimizde ne kadar nefret uyandırıyor. İğrençlik adına her şeyi barındırıyor sanki. İşte bu kitap tam anlamıyla bu kelimenin yeryüzünde barınmaması gerektiğini anlatıyor. Ölümse ölüm, savaşsa savaş ama "işkence" değil! Okunması gereken bir dil ve alınması gerekenler mesajlarla yüklü bir kitap.
Türk Edebiyatında, bir insanlık suçu olan işkenceyi bu kadar etkileyici anlatan başka bir roman var mıdır?
Okunmalı ve okunması tavsiye edilmeli...
Erdal Öz'ün 1973'te yazdığı, ilk kez 1974'te Cem Yayınevi ve
1983'ten itibaren Can Yayınları tarafından basılan eseri "Yaralısın",
1975 Orhan Kemal Roman Armağanı ile ödüllendirilmiştir.
İşkence üzerine kurulu çarpıcı bir romandır.
"Yaralısın" adlı kitap yazarın ilk okuduğum kitabı. 1970'li yıllar da işkence görüp mahkum edilen bir adamın hikayesini anlatıyor. Bir insanın bedeni, ruhu daha fazla aşağılanmazdı diyerek sayfaları cevirdim. Yazar öyle bildik cümleler kurarak anlatmıyor işkenceden geçmiş adamın hikayesini sessizce anlatıyor. Ve bir de hapishanedeki mahkumlar var hepsinin adı Nuri idi. Hepsi birbirinin aynası gibiydi. Okuyacak herkese simdiden keyifli okumalar.
Kitap 12 Mart dönemini anlatan ve kurgusal anlamda kahramanın edilgen kılındığı ve yaşadıklarını değil, yaşadıklarının sonucunda yaşadığı hapishane hayatını ve işkenceleri anlatıyor. Romanda bütün kahramanların isimlerinin Nuri olması, benzer özelliklere büründürmeleri dışında, her Nuri'nin birbirine benzemeyen hayat hikayeleri neticesinde dahi aynı kesitte buluşmaları, soru işaretleriyle dolu diyalogları ile ilgi çekici bir kitap.
Roman, kahramanımızın cezaevine getirilişi ve koğuşa yerleşmesiyle başlıyor. Kendisinin bir “siyasi” suçlu olduğunu öğreniyoruz. Bir tutuklamanın ve tutuklama süresince korku ve endişe dolu bekleyişlerle geçen kısa ama yıllar geçmiş gibi gelen bir süreden sonra götürüldüğü bilinmez bir yerde işkence gördüğünü öğrendiğimiz kahramanımızın geçmişi ile ilgili pek fazla bilgimiz yok. Bir takım kişileri tanıdığı veya bazı şeyler bildiği ve bir takım oluşumların içinde yer almış olduğunu sadece tahmin edebiliyoruz. Tabii en büyük suçu “sakıncalı” bazı kitapları okumuş ve bulundurmuş olmak ve düşünmek.

Kahramanımız bulunduğu koğuşta tek siyasi suçlu; Kahramanımız haricinde hepsi birer Nuri olan diğer suçlular kişiliksizleştirilmiş; Sarışın Nuri, Efendi Nuri, Gılay Nuri... Zaten Nurilerin hepsi “adi” suçlu. Romanda da bu husus Gılay Nuri tarafından kahramanımıza aktarılırken şöyle ifade ediliyor:

“…Sen siyasisin. Ayrısın… Kafan suçlu senin, kafan. Kafanı beğenmemişler anlaşılan, kafanı suçlu bulmuşlar… Bak açık söyleyeyim: Çoğumuz burada boktan suçlar yüzünden yatıyoruz. Yani işlediğimiz suçun övünülecek bir yanı yok anlatabildim mi?....Bak ne diyorlar? Ayırmışlar. Size siyasi suçlu diyorlar, bize adi suçlu. Adımızı biler ayırmışlar. Dahası var mı bunun be arkadaşım.”

Yaralısın kimi edebiyat eleştirmenleri ve uzmanlarınca bir dönem romanı olarak nitelendiriliyor; bahsi geçen bu dönem 12 Mart 1971 dönemi. Kitabın tanıtımını okuduğunuz zaman da 12 Mart dönemindeki baskıları ve bu baskılara karşı direnişi anlattığı ifade edilmekte.

Gerçekten böyle adlandırmak mümkün mü, bilemiyorum. Çünkü bir “dönem” ifadesi geçtiği zaman romanda bariz veya geri planda o döneme ait net ve açık bazı tarihsel bilgilerin veya yaşanmışlıkların olmasını –Vedat Türkali buna örnek olabilir-bekliyorum. Belki Yaralısın 1973 yılında yazıldığı ve henüz 12 Mart Döneminin izleri ve yaraları hafızalarda çok taze olduğundan olsa gerek kimilerince 12 Mart Dönemine dair bir roman olduğu ileri sürülebilir. Ama 2010 yılına yakın bir zamanda ve geç kalmış bir biçimde okuduğunuz zaman bu romanda bir döneme ait izleri yakalamak çok kolay değil. 

Bu bağlamda roman aslında biraz boşlukta duruyor. Böyle olunca da sadece işkencenin ve direnmenin hikâyesi haline geliyor. Fethi Naci 100 Yılın Yüz Romanı adlı eserinde (Adam Yayınları 1999,sayfa 543) bu durumu;

“…Hani gazeteler, tanımadığımız uzak, küçük bir ülkede bütün dünyayı ilgilendiren önemli bir olay olunca o ülkenin haritasını basarlar, sonra da o ülkenin yeryüzünün neresinde olduğunu anlayabilmemiz için o ülkeyi bulunduğu kıta içindeki yeriyle gösteren küçük bir haritayı basarlar ya, Erdal Öz’de yalnız o küçük ülkenin haritası var, o ülkeyi bütünü içindeki yeriyle göstermiyor; yani Yaralısı’nı 12 Mart bağlamı içinde vermiyor, neredeyse soyut bir işkence olayı gibi veriyor….” şeklinde ifade ediyor.
Ah bir tek sigara bile o anda, o ortamda, o koşullar altında dünyayı biraz olsun sevdirebilirdi sana.
Erdal Öz
Sayfa 55 - Can Yayınları
“İçinde bir yerlerin çürüyor gibiydi. Şuracığında bir çukur büyüdü durdu.”
Erdal Öz
Sayfa 24 - Can Yayınları
Ölmezsen, öldürmezler, sakat bile bıraksalar, buradan çıkarsan, gün gelir de bir gün buradan çıkarsan, toprağın üzerinde, güneşin altında, insanların arasında bir alçak gibi yüzün eğik dolaşmamak isteğindesin. Kesin, kesin bir istek bu. Basılmış, ezilmiş de olsan, bir papatya gibi yaşamak kararındasın, ezilmiş, yaralı bir papatya. (Siyasi suçtan mahkum birinin düşünceleri)
Hazırsındır insanları sevmeye. Hep birilerine güvenmek, birilerine yakınlaşmak, bir şeyler vermek isteğiyle dolusundur. Güzel bir görüntüyü, güzel bir ezgiyi, güzel bir şiiri, bütün güzellikleri bölüşecek, paylaşacak birileri olsun istemişsindir. Senin yapında vardır bu sevecenlik. Yakınlaşmalarının çoğu yıkımlarla bitmiş olsa da böylesindir.
Erdal Öz
Sayfa 59 - Can Yayınları
"Şuramda benim hastalığım," diyor.
Yüreğini gösteriyor. Bu kadar büyük bir sevdayı şuncacık yüreğin nasıl çektiğine, nasıl dayandığına kendi de şaşıyor.
Erdal Öz
Sayfa 169 - Can Yayınları
Bu insanları insanlıktan bu kadar uzaklaşmış görmek yaralıyor seni. İnsanlığından iğreniyorsun. İnsan olmaktan utanıyorsun.
Erdal Öz
Sayfa 222 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaralısın
Yazar:
Baskı tarihi:
1996
Sayfa sayısı:
272
ISBN:
9789755100876
Kitabın türü:
Yayınevi:
Can Yayınları
İyi bir romanın yaşamdan daha gerçek olabileceğini, Erdal Öz'ün romanını okuduktan sonra bir daha anladım... Ve insan bu romanı okurken insanlığından, yaşamından, konuşmaktan, görmekten, soluk almaktan utanıyor. Bu romanı okuduktan sonra savaşsa savaşa eyvallah, ölümse ölüme eyvallah, ama işkence!.. Bu roman direnen adamın destanıdır. Kendi bedeninin güçsüzlüğünü yenen, aşağılanmayı yenen, iğrençliğini yenen, hastalıklarını yenen, gücün bile üstünde bir gücün destanıdır bu roman... Bir şey daha söylemeliyim bu roman için: anlatılan ne kadar gerçekse ya da gerçekten daha gerçek duygusunu veriyorsa, dil de o kadar güzel olur. Gerçeğin dili güzel oluyor. Erdal'ın dibe çökmüş, mayalanmış ustalığı burada...

"Yaralısın", romanımızın unutulmazları arasına girecektir.
-Yaşar Kemal-

(Arka Kapak)

Ödüller: Orhan Kemal Roman Armağanı, 1975

Kitabı okuyanlar 180 okur

  • Engin Abalı
  • Hasan TAŞDELEN
  • Dilan Aydın
  • Nildem Dursun
  • Hilal Ku
  • lefévre
  • Tuğçe
  • Şeyda
  • çiğdem as
  • Pelin Kımız

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%0.9
18-24 Yaş
%10.3
25-34 Yaş
%28
35-44 Yaş
%42.1
45-54 Yaş
%13.1
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.8
Erkek
%30.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.8 (20)
9
%27.9 (17)
8
%27.9 (17)
7
%4.9 (3)
6
%3.3 (2)
5
%3.3 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0