Odalarda

Erdal Öz
Yazar:
Erdal Öz
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 46 dk.
Sayfa Sayısı:
168
Basım Tarihi:
Nisan 2011
İlk Yayın Tarihi:
1960
Yayınevi:
Can Yayınları
ISBN:
9789755106670
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·168 syf.·
2023 12. kitabı
Annesi adam edemezse bir adamı, daha da kimse edemez! Adını bilmediğimiz kahramanın annesinin ölümü ile başlıyor kitap. Adam ne yapacağını bilemez, korkudan ışıkları açık bırakarak uyur hatta. Sünepe bir adam olduğunu en baştan altın tepside önümüze sunmaz da yazar, hep bir umutlandırıp umudu söndürür. Bir bakıma yetişememiş/yetiştirilememiş erkek çocuklarının psikolojik romanıdır. Öyle ki, kahramanı artık hayatın kendi cilveleri de adam edemez haldedir. Kahvehanede tanıştığı bir adamın yaşadığı evde oda tutma fikrine hemen ikna olur. Odaya yerleşir evin sahibi kadınla evlenir ama 9 gün ancak evli olduğunu ve aslında o arkadaşıyla karısına ortak kocalık ettiğini yavaş yavaş (hatta fazla yavaş) anlar. Olaylar sünepe kahramanın yaşadığı odalar ile zihninin odalarında geçtiği için kitabın adı “Odalar” olsa gerektir. Kahraman, çok iyi bir psikolojik tamamlayıcılık ile işyerinde de iyi tavırlara ve türlü iyiliklere hemen kanan bir insan havası çizer. Annesinin sünepe büyüttüğü erkek çocuğu hep sünepe erkek çocuğu olarak kalmaya mahkumdur vesselam. Erdal Öz’e saygıyla…
OdalardaErdal Öz · Can Yayınları · 2011366 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2020 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2020 16:37
Erdal Öz, ilk romanı olan Odalarda'yı yazdığında henüz 23-24 yaşlarındaydı. Romanı yazdıktan sonra bir umutla Yaşar Nabi'ye göndermiştir. Yaşar Nabi, romanı okuduktan sonra Öz'e bir mektup yazarak kitabın Dostoyevski ile Camus arası bir şey olduğunu ve kitabın kendini hem beğendirdiğini hem de insanı tedirgin ettiğini söylemiştir. Kitabın içerisinde yer alan müstehcen sahneler sebebiyle tekrar Erdal Öz'e göndereceğini söyleyen Nabi, Öz'ün ısrarları üzerine kitabı yayımlamayı uygun görmüştür. Erdal Öz, romanına Gogol'ün Palto adıyla çevrilen öyküsünden yola çıkarak yazdığını yıllar sonra kitabında buna yer vererek belirtmiştir. Ayrıca kitabı tam 35 yıl sonra tekrar okuyucusuyla buluşturmak için baştan sona tekrar gözden geçirmiş ve bazı düzeltmelerde bulunmuştur. Eserin diliyle oynamamış fakat Ataç'ın "ve" bağlacının Türkçe olmadığını, Türkçenin yapısına aykırı olduğunu söylediğinden Öz de kitaptaki tüm "ve" bağlacını kaldırıp yerine virgül ya da noktalı virgül kullanmıştır. Odalarda romanında, yazarın diğer eserlerinin aksine bireysellik teması ele alınmıştır. Annesini kaybeden bir adamın hayatından kesitler anlatılıyor. Gerçekten de yer yer Camus'un Yabancı adlı kitabından izler olduğunu görmek mümkün. Adını bilmediğimiz kahramanımızın gerek davranışlarını gerekse olaylara karşı tepkisini okurken garipsiyoruz. Açıkçası romanların başlarında olayın daha farklı bir gidişatı olacağını düşündüm fakat romanın sonuna kadar bu beklentim gerçekleşmedi. Durağan bir olay örgüsü vardı oysaki ben kahvehanedeki o ilginç adam sayesinde olayların daha karmaşık bir hal alacağını bekliyordum...
OdalardaErdal Öz · Can Yayınları · 2011366 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2023 71. kitabı
Başlarken Erdal Öz'ün Yaşar Nabi ile bir ilk romanı yayımlatma sürecindeki mektuplaşmasından, Erdal Öz'ün bu kitabı için Dostoyevski ve Camus kokusu sinmiş yorumunu öğreniyoruz. Kendim için söylemem gerekirse bu ön bilgi ile kitapta kimden esinlenmiş ya da Dostoyevski ve Camu'dan etkilenmiş mi gibi bir arayışım oldu. Tabii haddim olmayarak acaba dpğru mu bu yorum demek için değildi bu. Daha çok ben de fark edebilir miyim düşüncesi vardı. Ayrıca Erdal Öz'ün kendisi için söylediği ise daha çok Gogol'un Palto eserinden etkilenmiş olduğudur. İşte bunu çıkarmak çok daha kolay. Çünkü kitap başlarken de biterken de buram buram Gogol kokuyor. Kitap önsözünde Yaşar Nabi mektuplarında Dostoyevski ve Camus etkisi var demeseydi dahi bu kitapran Dostoyevski'nin Yeraltı İnsanı'nı ve romanlarındaki o pansiyon odalarında geçen varoluşçu düşüncelere dalan karakterleri bulabilirdik. Bu arada bu varoluşçu düşüncelere dalan karakterden Camus etkisini de bulmuş oluyoruz. Özellikle Rus edebiyatının o basit, dokuzuncu derece memurlarını kitabın her tarafından çıkarabiliyoruz. Bu karakterin garip yalnızlığı, içindeki bu yalnızlıktan hem bir engi ile ayrışmak istemesi hem de bunun için oldukça pasif kalışı, karakteri hem bir akıl odaları oluşturmaya hem de eleştiri ve özeleştiriye yönlendiriyor. Bu odalarda kendini hem güçlü biri hem de atılgan görse de gerçek hayatta; başarısız, korkak biridir karakterimiz. Ayrıca bu yönüyle de okuyucuyu sinirlendiren bir karakter olur. Yapmasını istediğimiz şeyleri yapmadığını görünce sinirleniriz. Kitaptaki kadın karaktere biçilen rol ise ayrı bir konu olarak ele alınabilir. Yorumu ileriye taşımak olabilir belki ama bence buradaki kadın karakter sadece cinsel bir objedir. Erkeğin cinsel dürtüleri için vardır ve bu roldeki karakter ses çıkaramayan bir
OdalardaErdal Öz · Can Yayınları · 2011366 okunma
Odaların Mahremiyetinde Yaşananlar
7/10
·168 syf.··
2023 152. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2023 22:27
#Türk Edebiyatında Okunması Gereken 100 Kitaptan Biri İçinde "ve" bağlacı olmayan kitap. Yazarın yazdığı ilk kitap. Gençlik yıllarında çok sevdiği Nurullah Ataç'ın "Türkçede 've' yoktur." tezinin etkisiyle kitapta hiç "ve" kullanmaz. Annesini yeni kaybetmiş bekar karakterimiz ev sahibi tarafından kaldığı odadan çıkartılınca kahvede tanıştığı ilginç bir kişinin yardımıyla onun da kiracı olarak kaldığı dul bir bayanın evindeki boş bir odaya taşınır. Kadın dul, güzel ve çekicidir. Annesi ve akrabası dışında kadınlarla hiç irtibatı olmayan kahramanımızın bu kadınla arasında yaşanan ilginç ve gizemli olaylar kitabın ana temasını oluşturmakta. Hiçbir karakterin ismi verilmez. İsimsiz kahramanların eserini okuyoruz. Üslup itibariyle bir ilk eser havası vermeyip yetkin bir kalemden çıktığı etkisi altında okuyoruz. Belki de eserin yazıldıktan 35 yıl sonra yazarın düzeltmelerine tabi tutularak yayımlanmış olmasının da bunda etkisi vardır. Kitap çok akıcı. Elinize alıp bir günde bitirmeniz mümkün ki ben o şekilde bir pazar günü okuyup bitirdim. Ancak konusu itibariyle ilginç ve değişik bir bakış açısına sahip olmakla birlikte ilk sayfalardan tahmin edilebilecek durumların kitabın sonunda yeni fark edilmiş gibi verilmesi yazarın ya da karakterin hamlığına vermek gerekir. Yazar bilinçli olarak da karakteri o şekilde yazmış olabilir. O zaman bir sorun kalmıyor. Bakış açınıza bağlı. Okuyun kararı siz verin.
Edebiyat
OdalardaErdal Öz · Can Yayınları · 2011366 okunma
7/10
·168 syf.··
2021 15. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2021 21:03
Çevremizde her şeye kayıtsız kalan, fikirlerini söyleyemeyen, dünya yıkılsa benim yüzümden mi yıkıldı acaba diye kendini sorgulayan, insanlarla kolay kolay iletişim kuramayan ve yarın olsun karnım doysun diyen zâtlar vardır ya hani, işte kitabın kahramanı böyle bir karakter. Tek bir arkadaşı olmayan kahraman günün birinde kahvede biriyle tanışır, onun tavsiyesiyle onunla aynı evde oda kiralar ve ev sahibi kadınla evlenir... Olaylar böyle gelişiyor. Kahraman öyle bir zât ki karısı ve dostunun onu aldattığını bildiği halde bilmezden geliyor kitabın son sayfalarına kadar taa ki dostu sıkılıp bunu ona söyleyene kadar. Bunu öğrendikten sonra da pek bir şey değişmiyor gerçi. İste kitabın kahramanı böyle bir karakter. Okurken kahramana sesinizi duyurmak, hatta onu yönlendirmek isteyeceksiniz. Kitabın biraz popüler olmasının sebebi, Erdal Öz'ün 160 sayfada hiç "ve" bağlacını kullanmamasından kaynaklanıyor zannımca. Okumasam da olurmuş denilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum ve tavsiye edemiyorum.
OdalardaErdal Öz · Can Yayınları · 2011366 okunma
Odalar’da Kapılar Kapalıdır, Ruh Açık
10/10
·168 syf.··
2026 2. kitabı
Sait Faik Abasıyanık’ın Semaver hikayesinde Ali, annesinin ölümünden sonra uzun süre ağlayamaz. Gözyaşı, yasın değil, zamanın içinden geçerek gelir. Sobanın üstünde usul usul kaynayan semaverle göz göze geldiğinde… İşte o an, Ali’nin içi sessiz bir yağmur gibi boşalır. Hikaye böylece biter. Erdal Öz sanki Ali’yi sürdürmüş bu eserinde adeta bir asır öncesinden Rus romanlarındaki insanı sarsan üslupla perçinleyip. Odalar, adını mütevazı koyar ama içeriği hiç de öyle değildir. Bu roman bir hikâye anlatmaz; bir zihnin içinde dolaştırır. Her oda, insanın kendine kapattığı bir kapıdır. Ben bu odaları okurken durmadan şunu düşündüm: “Burası Freud’un evi mi?” • İş yerindeki oda: Ego. Topluma uyumlu, düzenli, ahlaklı. Dış dünyaya verilen makul cevaplar burada üretiliyor. • Anneyle yaşanan eski ev: İd. Anılar, suçluluk, bastırılmış duygular. Çocukluk burada bağırıyor ama sesi duyulmuyor. • Son kalınan ev: Süperego. Üst ahlak, vicdan, yargı. Kişinin kendini bile affetmediği yer. Roman ilerledikçe odalar küçülmüyor, insan daralıyor.Bu romanda kadın ekseriyetle lâl. Konuşmaz. Çünkü burada kadın karakter değil, anlamdır. Anne, sevgili, kadın… Hepsi birer simge. Bu suskunluk bilinçlidir; çünkü Odalar’da asıl gürültü iç seslerdedir. Romanın başındaki yabancılık hissi ister istemez Yabancı’yı hatırlatıyor. Nitekim bu etki yazar tarafından da saklanmaz. Ama Erdal Öz’ün farkı şuradadır: Camus’de yabancı dünya iken, burada insan kendine yabancıdır. Ve sonra… Ruslar devreye girer. Nikolay Gogol, Lev Tolstoy, Fyodor Dostoyevski, Anton Çehov… Bu yazarlar okuru rahat bırakmaz. Çünkü hepsi insanın içini karıştırmayı meslek edinmiştir. Erdal Öz de bu baş belası geleneğin Türkiye’deki en sessiz ama en derin temsilcilerindendir. Bazı yazarlar ilk romanını yazar, sonra yazarlığı öğrenir. Erdal
OdalardaErdal Öz · Can Yayınları · 2011366 okunma
10/10
·168 syf.·
2020 14. kitabı
Son zamanlarda okuduğum en özgün, en sürükleyici, en hoş roman diyebilirim! Erdal Öz, Can yayınlarının kurucusuymuş ben yeni öğrendim. Can isminde bir oğlu var, adı sanırım oradan geliyor. 'Odalarda' ise yazarın ilk romanı. 23-24 yaşlarında yazmış tabi o zamanlar müsveddeyi Yaşar Nabi'ye göndermiş 'Varlık Yayınları' arasında çıkmasını istediği için. Uzun yazışmalar sonunda ikna etmiş ve Yaşar Nabi tanıtma yazısında şöyle bahsediyor; "...iç sorunları açış ve işleyiş tarzı da Dostoyevski'leri Camus'leri hatırlatan bir klasik analiz yolunda ilerliyor. Yani yadırganmayan bir yeni. Özenti olmayan bir yeni." Ben kitabı çok beğendim, diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım. Ayrıca yazarın Nurullah Ataç'ın 've'nin Türkçe olmadığı, Türkçe'nin yapısına aykırı olduğu üzerine yazdığı yazılardan etkilenerek romanında tek bir 've' kelimesi kullanmamış olmasını çok takdir ettim. Kitap yalnız, kişiliği tam gelişmemiş bir adamın öyle yalın, samimi iç dünyasını ve gününü anlatıyor, serüven romanı olmamasına rağmen oldukça sürükleyici. Etkilenmemek mümkün değil. Benden 10 yıldız.
OdalardaErdal Öz · Can Yayınları · 2011366 okunma
Türk edebiyatının özel bir romanı
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2022 40. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2022 00:00
Odalarda, Türk edebiyatında ayrıksı bir yere sahip özel bir roman Belirgin bir olay akışına sahip olmayan romanda, kahramanımız tüm tuhaflıkları, korkuları ve hayal gücüyle öne çıkıyor. Roman kahramanı, annesini kaybettikten sonra içinde onulmaz bir boşluk duymaya başlıyor. Bu boşluk hissi anlatının tam merkezine oturuyor ve okuru sıkıca yakalıyor. Tüm anlatı boyunca, aslında bu boşluk hissi ve bir tür can sıkıntısı ile mücadele ediliyor. Roman kahramanı ve ana anlatıcısı bu hissi yenmeye çalışıyor. Odalarda, Camus'nün Yabancı'sını anımsatan, varoluşçu esintiler taşıyan romanı. Romanda geçen şu cümleler onu güzel özetliyor: "İnsanın bir sıkıntısı olmalı dostum. Sıkıntısız insanları sevmem ben. Sıkıntı, tedirginlik insanı sürüden ayırıyor. Rahat, düşüncesiz, dört ayağını gerip oturan insanlar, sıkıntısız insanlar pek çok çevremizde."
Edebiyat
OdalardaErdal Öz · Can Yayınları · 2011366 okunma
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2019 69. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2019 10:43
Erdal Öz ile tanışmam 1992 yılında liseyi bitirdiğim yaz ' Gülünün Solduğu Akşam ' kitabı ile olmuştu, belki de o yıla kadar okuduğum en derin en anlamlı kitaptı, yetişkinliğe geçişimin ilk kitabı , işte bu yüzden de anlamı çok büyüktür Erdal Öz'ün benim için. Geçtiğimiz günlerde yazarın bir başka yapıtından bahsederken ne kadar uzun zamandır kendisini okumadığımı farkettim ve elime aldım Odalarda'yı...  O ince görüntüsünün altında çok derin bir deniz yatıyor bu romanın, en önemli özelliklerinden biri Erdal Öz'ün yayımlanan ilk eseri olması 1960 yılında yazar henüz 25 yaşındayken o yılların en büyük yayınevi Varlık tarafından basılmış. Çok başka bir özelliği daha var bu romanın, Can Yayınları tarafından yapılan yeni baskısında  've' hiç geçmiyor. Nurullah Ataç'ın 've' Türkçe değildir demesinden etkilenen Erdal Öz roman boyu bu bağlacı hiç kullanmadan yeniden düzenlemiş cümle yapılarını.  Gelelim konusuna; aslında hiç de ilgi çekici bir konu değil, sıradan silik, bizim şu an daha çok kullandığımız tabirle 'ezik' bir adamın altı yedi ayını anlatıyor. Ama elinize alınca bıraktırmayacak kadar muhteşem bir dil , muhteşem bir edebiyat şöleni var bence. Roman boyunca adını hiç söylemeyen bir kahraman anlatıyor bize tüm hikayeyi, kahvede tanıştığı yabancı ve taşındığı evin sahibesi bu romanın kahramanları... Okuma süresi boyunca adını hiç bilmediğim bu kasabada  adını hiç bilmediğim kahramanın yerine koyarak dolaştım ben, kahramanın yerinde düşündüm , adım attım, onun söyleyemediklerini söyledim diğerlerine. 2019 yılı içinde okuduğum en iyi 5 romandan biri oldu Odalarda kesinlikle. Can Yayınlarını bize armağan eden Erdal Öz'ün bu romanı edebiyat lezzeti almak isteyen herkes tarafından okunmalı.. Sevgiler Sevim
1000Kitap
OdalardaErdal Öz · Can Yayınları · 2011366 okunma
Bu kitabından Uzak Durun! Yaralısın ile başlayın!
1/10
·168 syf.··
2020 64. kitabı
23-24 yaşlarında amaçsız, ergence ve özenti dolu yazdığı ilk kitabı. Erdal Öz kendi yazdığı önsözde de "O yaşlarda roman yazılır mı?" diye soruyor ve genç yazarların umutlarını kırmamak için "bu soruya açık bir yanıt vermenin doğru olmayacağını düşünüyorum." diye aslında cevabını veriyor. Aynı önsözde yazdıklarının basılması için Yaşar Nabi'ye ısrarlarından dolayı, onu nasıl üzdüğünü ve bıktırdığını da anlatıyor . Yaşar Nabi , Erdal Öz'ün yazdıklarını Dostoyevski ve Camus özentisini olduğunu incelikle belirtiyor mektuplarında. Daha ne desin adam , tabi sonunda illallah ediyor sanırım:) ve basıyor. Sonuç: Basılmaması gereken, abuk sabuk bir israf! Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve tam bir hayal kırıklığı oldu. Ama az çok hayat hikayesini görüşlerini bildiğim için aldığım diğer kitabını okumaktan vazgeçmedim: "YARALISIN". " YARALISIN" okurken sizi yaralayan bir roman.. "Odalarda" ne kadar yabancı, ne kadar bizden uzaksa "Yaralısın" bir o kadar bizden, bizim ülkemizden, bizim hikâyemizden ,ortak geçmişimizden.. Bu topraklarin öyküsü olmasi nedeniyle ,romandaki karakterle bütünleşip, ona yapilan zulmu iliklerinize kadar sizde hissediyorsunuz! Bu kadar etkilemesi , bu yüzden. Erdal Öz " Yaralısın" eserinde "ÖZÜNE" dönmüş. Diğer eserlerini okuyacağım mutlaka!
OdalardaErdal Öz · Can Yayınları · 2011366 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Erdal ÖzYazar · 23 kitap
Erdal Öz, 26 Mart 1935'te Sivas, Yıldızeli'nde doğdu. Devlet memuru olan babasıyla birlikte Türkiye'nin değişik yerlerini dolaştı. Tokat Lisesi'ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi'nde başladığı Hukuk eğitimini, Ankara Hukuk Fakültesi'nde tamamladı. Türk Dil Kurumu Yayın Kolu'nda, Türk Sinematek Derneği Ankara Şubesi'nde çalıştı. Sergi Kitabevi'ni kurdu. 12 Mart 1971 müdahalesiyle başlayan ara rejim döneminde siyasal görüşlerinden dolayı üç kez tutuklandı ama yargılanma sonucunda aklandı. İstanbul'da üniversite çevresindeki arkadaşlarıyla a dergisini çıkardı. İlk öykü kitabı Yorgunlar'a (1960) dergisi yayınları arasında çıktı. İlk romanı Odalarda, aynı yıl Varlık Yayınları'nca yayımlandı. 1975-1981 yılları arasında Cem Yayınevi'nin Arkadaş Kitaplar adlı çocuk edebiyatı dizisini yönetti. 1981'de Can Yayınları'nı kurdu. Çok sayıda yazarı Türk edebiyatına kazandırmanın yanı sıra dünya edebiyatını saygın yazarlarının kitaplarını yayımladı. Edebiyat yaşamına şiirle başlayan Erdal Öz'ün Rasgele başlıklı şiiri, Kaynak dergisinde çıktı (1952). Yağmurlu Hikâye adlı öyküsü, Seçilmiş Hikâyeler dergisinde yayımlandı (1954). Varlık, Yenilik, Yeditepe, Pazar Postası, a, Değişim, Emek, Cumhuriyet gibi dergi ve gazetelerde çeşitli öykü ve eleştirileri çıktı. Erdal Öz, yapıtlarında toplum yaşamının bireyin iç dünyasındaki etkilerini duygusal bir üslupla dile getirdi. 1970 sonrasında toplumsal gerçekçi çizgiye yöneldi. 1970'lerde ve 80'lerde yayımladığı yapıtlarında 12 Mart döneminin hukuk dışı uygulamaları ve baskılarıyla karşılaşan tutukluların yaşantılarından kesitler verdi. Bireyin baskı, korku ve acı karşısındaki yalnızlığını, ezikliğini, direncini, umudunu etkin bir duyarlılık çerçevesinde işledi. Bunun başarılı bir örneği olan Yaralısın (1974) adlı romanıyla Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazandı. Kanayan (1973) adlı öykü kitabında; Deniz Gezmiş Anlatıyor (1976) ve Gülünün Solduğu Akşam (1986) adlı anı-romanlarında Deniz Gezmiş ile arkadaşlarının idam kararı öncesi ve sonrasını, kendi izlenimlerini de katarak anlattı. Gülünün Solduğu Akşam'a girmeyen notlar ve izlenimlerini 2003'te Defterimde Kuş Sesleri kitabında topladı. SSCB gezisini içeren Allı Turnam (1977), 1998'de Bir Gün Yine Allı Turnam adıyla yeniden yayımlandı. Dedem Korkut Öyküleri (1979), Beyaz Yele (1981), Alçacıktan Kar Yağar (1982) ve Babam Resim Yaptı (2003) adlı çocuk kitaplarını çıkardı. Havada Kar Sesi Var adlı öykü kitabı, 1987'de basıldı. Sular Ne Güzelse adlı kitabıyla 1998 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı, Cam Kırıkları adlı yapıtıyla 2001 Sedat Simavi Öykü Ödülü'nü aldı. Erdal Öz, yakalandığı akciğer kanseri hastalığından kurtulamayarak 6 Mayıs 2006 günü İstanbul'da vefat etti. Şile Mezarlığı'na defnedildi.