Adı:
Odalarda
Yazar:
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755106670
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Düşünüyorum da, Odalarda l960'ta yayınlanan ilk biçimiyle de, bu son biçimiyle de bir serüven romanı değil, hem hiç değil. Roman, sürükleyiciliğini olayların şaşırtıcı akışından almıyor. Öyle okunup bir başkasına kolayca özetlenip anlatılacak çarpıcı bir konusu da yok. Roman, başından sonuna, dingin bir anlatımla sürüp gidiyor. Romanın bitişi de öyle. Tıpkı başladığı gibi. Bilmiyorum, bazıları için sıkıcı gelebilir, ama ben, bu dingin anlatış biçimi içinde, okuyanın ilgisini asıl ayrıntılarla ayakta tutmaya çalıştım. Bu da -bütün usta yazarlarda gördüğüm- müthiş bir yalınlığı gerektiriyordu. Bu yalınlığı başarabildim mi, bilemem. Bu kararı okurlar verecek.
-Erdal Öz-
Erdal Öz'ün genç yaşlarda yazdığı (23-24) yayımlanan (Varlık Yayınları) ilk romanı. Önsözde Yaşar Nabi'nin Erdal Öz'e mektuplarından kesitler var.

Kitapta hiç "ve" kullanılmamış. Nurullah Ataç'a göre "ve" Türkçe değilmiş. Erdal Öz'de diyor ki "Biz Türkçemizi Ataç'tan öğrenmiştik. Bizim kuşağın Türkçesi her zaman iyi olmuştur."

Kitap güzel, Yaşar Nabi kitap hakkında "Dostoyevski ile Camus arası bir şey." diyor. Kitabı okurken sanki çeviri bir roman okuyormuş gibi hissettim ben. Akıcı, etkileyici. Dilinin sadeliği sayesinde elinizde sözlük vs. olmadan rahatlıkla okuyabiliyorsunuz. Altı çizilecek çok cümle var. Konu bakımından ilk olarak sıradan bir şekilde gidiyor. Sonradan, karakterlere bağlı olarak durum biraz değişiyor. Önsözünün de okunması gereken kitaplardan biri bence. Genel olarak değerlendirirsek; güzel kitap, etkileyici, sürükleyici. okuyun derim.
"insanın korkusu olmalı beyefendi," dedi. "korkmalı insan, ama korkusunun üstesinden gelmeyi de bilmeli. korkusu olmak, korkak olmak değildir. bakın şu kahvede oturan bu insanların hemen hepsi korkaktır. bir korkaklar sürüsünün içinde yaşıyoruz. bu insanların elinden bugünkü işlerini alın, hepsi de bir anda paniğe kapılırlar, dünyaları söner. sanki onlara uygun tek bir iş vardır dünyada, onlar da onu nasıl olduysa bulmuşlardır. aslında o edindikleri işlerini de doğru dürüst yapamazlar ya, neyse, onları işlerinden koparın, ölürler, inanın ölürler, korkudan ölürler, açlıktan ölürler ya da sürünürler."
Erdal Öz
Sayfa 41 - can yayınları
"bir adım atsam, ırmağın bulanık sularına kapılıp gidecektim. anlık bir işti bu. bu kararla gitmiştim oraya. tepede ay vardı. akan karanlık suyun ağır sesi beni çağırıyordu. her şeye bir anda bir son verebilecektim. böylece bu beni boğan sıkıntılardan, içimde yeşerip büyüyen kin tohumlarından bir anda kurtulabilecektim. benim elimdeydi bu. kendimi öldürecek kadar da aklım başımdaydı. yapmadım. çok kolay bir çözüm gibi geldi bana. o anda, benim durumumda olan bir insanın yapabileceği en kolay şeydi kendini sulara bırakmak. ölüm, gerçekten, bütün çilelerin, bütün sıkıntıların, bütün kederlerin üstünden geçirilebilecek ıslak bir süngerdi, en kolay çözümdü, onunla her şeyi bir anda silip yok edebilirdim. her şeyi aydınlık bir yürekle düşünebilecek kadar da kendimdeydim. insan olarak, yaşama hakkını elinde tutan bir varlık olarak ölümü yakıştıramadım kendime orada. zor olanı seçtim: daha büyük sıkıntılara, acılara dayanabilecek bir yüreğim olduğunu fark ettim. işin kolayına kaçmadan, savaşa savaşa çözümü yaşayarak bulmalıyım diye düşündüm. ırmağın beni çağıran sesine karşı gülmeye çalıştım. geri çekildim. oracığa oturup nedense küçük bir çocuk gibi ağladım."
Erdal Öz
Sayfa 125 - can yayınları
"çok yalnızım, biliyor musunuz," dedim. "küçük yaşta alıştım bu yalnızlığa. kişi bir kere yalnızlığın tadına varınca bir daha yakasını kurtaramıyor ondan."
Erdal Öz
Sayfa 89 - can yayınları
odamın ortasında, yerde, yaygının üstüne oturmuş düşünüyorum. sanki bir yerlerim delinmiş, bir yerlerimden kanım sürekli akıp gidiyor, altımdaki döşeme tahtalarının aralıklarından sızıyor. ölüyor gibiyim.
Erdal Öz
Sayfa 162 - can yayınları
sanki herkese kırgınım, küskünüm. sanki bütün ordularım bozguna uğramış, bütün silahlarım elimden alınmış, bütün cephelerde yenilmişim, tek başıma kalmışım. kaçıp bir kovuğa gizlenmişim.
Erdal Öz
Sayfa 161 - can yayınları
bedenim bir an sarsıldı. unutmaya çalıştım. gidip camı indirdim, perdeyi çektim. ah, işte yalnızlıktı beni böyle yapan. alıştığım bir şeydi yalnızlık, seviyordum yalnızlığı, onsuz edemezdim.
Erdal Öz
Sayfa 84 - can yayınları
"o da öyle işte. konuşmaz pek. ama susmasıyla çok şey anlatır. hiç fark etmediniz mi?"
Erdal Öz
Sayfa 73 - can yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Odalarda
Yazar:
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755106670
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Düşünüyorum da, Odalarda l960'ta yayınlanan ilk biçimiyle de, bu son biçimiyle de bir serüven romanı değil, hem hiç değil. Roman, sürükleyiciliğini olayların şaşırtıcı akışından almıyor. Öyle okunup bir başkasına kolayca özetlenip anlatılacak çarpıcı bir konusu da yok. Roman, başından sonuna, dingin bir anlatımla sürüp gidiyor. Romanın bitişi de öyle. Tıpkı başladığı gibi. Bilmiyorum, bazıları için sıkıcı gelebilir, ama ben, bu dingin anlatış biçimi içinde, okuyanın ilgisini asıl ayrıntılarla ayakta tutmaya çalıştım. Bu da -bütün usta yazarlarda gördüğüm- müthiş bir yalınlığı gerektiriyordu. Bu yalınlığı başarabildim mi, bilemem. Bu kararı okurlar verecek.
-Erdal Öz-

Kitabı okuyanlar 34 okur

  • Seyhbani
  • Cansu Jackson
  • Ayça Selin
  • NERGİS ALTAN
  • ssy
  • Elif
  • Nildem Dursun
  • Tuğçe
  • Dnz cmn
  • asil yaşayan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (2)
9
%14.3 (1)
8
%28.6 (2)
7
%14.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%14.3 (1)