"Ne istersen yap, dilediğin gibi yap!" demekten çekinmiyoruz -çünkü çocuğun, yalnızca insan soyuna ait ana babadan doğduğu için bir gün dört ayağı üzerinde değil, iki ayağı üzerinde yürüyeceğine önceden emin olmamız gibi, geniş insanlık kitlesinin de giderek aydınlandığı ve ayaklarında bugün var olan bağlardan kurtulduğu ölçüde, daima topluma yararlı yönde yürüyeceğine ve davranacağına eminiz.
İlkellik mıknatıs gibidir. Dev bir mıknatıs. Biz istemesek de, vücudumuzdaki demir ona doğru gider. Beynimize işlenmiş bir ilkel insan dövmesiyle doğarız. Yemek, uyumak, bağırsaklarımızdakileri çıkarmak dışında yaptığımız her şey fazladandır. Üremek dahil. Geriye kalan her şey uydurulmuştur. Dünya uydurulmuştur! Caddeler, evler, giysiler... Her şey. O üç eylem dışındaki her şey! Aşk, siyaset, tıp, savaş. Bunların hepsi insanoğlunun boynuna astığı aksesuvarlardır. Teker teker hepsinden kurtulunur ve üç ana eyleme dönülürse insanlık kendini hatırlayacaktır. Bunların yerine getirilebildiği dev bir yatakhane olmalıydı dünya... İnsandan ve bütün canlılardan iğreniyorum. Kendimdense nefret etmekten yoruldum ve bu konuda hiçbir şey hissetmiyorum. Oksijenle alışverişi olan her yaratık midemi bulandırıyor. Gözkapaklarımı derime kaynak makinesiyle yapıştırmak istiyorum. Bir canlı daha görmemek için! Ellerimden, ayaklarımdan korkuyorum. Kalabalıklardan korkuyorum. Tek isteğim bütün düşündüklerimi içinde barındıran beynimi bedenimden yırtıp uzay boşluğuna fırlatmak. Bedenim olmadan, sadece ve sadece var olduğumu bana hatırlatacak olan zihnimin uçmasını istiyorum. Buna ruh diyenler de var. İlgilenmiyorum isimlerle. Sadece hiçliğin içinde bedensiz bir zihin olmak istiyorum. Sadece bir düşünce olarak var olmak!
Ölmek! Bunun anlamı nedir! Ölümden söz ettiğimizde bir düş görüyoruz. Kaç kişinin öldüğünü gördüm; ama insanlık o kadar dar görüşlü ki varoluşun başlangıcına ve sonuna bir anlam veremiyor. Hâlâ kendime aitim, sana aitim. Sana aitim, sevgilim! Ölümden sonra birbirimizden ayrı, birbirimizden uzak mı olacağız - belki sonsuza dek? - Hayır, Lotte, hayır; bir an için bile ayrı olmayacağız - ben nasıl yok olabilirim? Sen nasıl yok olabilirsin? Biz var değil miyiz! - Yok olmak! - Bunun anlamı nedir? Yine öylesine bir sözcük işte! - Boş bir ses! Yüreğimde hiçbir şey duyumsamıyorum bu sözcüğü işitince! - Ölü, Lotte, soğuk toprakta gömülü, öylesine dar, öylesine karanlık bir yerde.
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
;