Mrs. Dalloway

Virginia Woolf
Çevirmen:
Duygu Akın
Editör:
Eda Okuyucu
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

5/10
·240 syf.··
2025 24. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2025 23:18
Anlam karmaşası yaşadığım kitaplardan biri de bu kitaptı. Aslına bakılırsa yazım tekniğini yazarımız çok doğru kullanmakla beraber okurun biraz kitap üzerinde durmasını istediği kesin. Bazı noktalar bende öyle iç içe geçti ki ne okuyorum diye sorguladığım oldu. Ama sonucunda şunu farkettim: Aslında saatin her vuruşunda farklı bir karakteri okuyoruz. Okuduğumuz karakterin kendi iç dünyası. Çarpıcı cümleleri ve ölümü vurgulayış şekliyle güzel ama dediğim gibi bu kitap benden tam not alamadı...
Edebiyat & Roman
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Can Yayınları · 20245,9bin okunma
Puan vermedi·%16 (40/240 syf.)·
Kitabı Virginia Woolf'u merak ettiğim için almıştım. Sanırım ilk kitaba göre yanlış bir tercih yaptım. Kitabın cümleleri öyle uzundu ki... Bazıları yarım sayfaydı ve okumakta çok zorlandım. Çevirisi güzel ama anlatım tarzı zihin akışı olduğu için kitaba bağlanamadım maalesef. Başka bir kitapla tekrar bir şans vereceğim yazara.
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Can Yayınları · 20245,9bin okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 20:27
Bilinç akışı tekniği ile oluşturulduğu için gerçekten anlaşılması zor oldu benim için ilk başta ama daha sonra o kadar beğendim ki su gibi akıp gitti. Bitmesine çok üzüldüm. İngiliz edebiyatı okumayı seviyorsanız şans verebileceğiniz bir kitap ve zaten daha önce Virginia Woolf okuduysanız böyle uzun cümlelere, gözlemlere alışıksınızdır ama eğer daha önce Virginia Woolf okumadiysaniz onunla tanışmak için seçilecek bir kitap değil. Aynı zamanda bazı kişiler tarafından neden Virginia Woolf'un başyapıtı dendiğini çok iyi anladım. Her cümlesi ama gerçekten her cümlesi o kadar güzel yazılmış ve her bir karakterin iç dünyası o kadar güzel anlatılmış ki bitirip ayrılmak çok zor oldu benim için 𐦍
1000Kitap
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Can Yayınları · 20245,9bin okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2025 14:12
Woolf da benim gibi Proust’tan etkilenme işini abartanlardan biri. Onunla tanıştıktan sonra edebiyat dünyasına hiçbir şey veremeyeceğine inanmış neredeyse, ama sonra Mrs. Dalloway’i yazmış. Proust’u okumak Virginia Woolf’u neredeyse susturmuştu. Woolf, Proust’un romanını sevmişti ama sevme işini biraz fazla kaçırmıştı. (Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir?, s.208) İlk önce kendini kaybetmiş ve yazarlığından vazgeçmiş, soluğu kesilmiş çünkü, bu dev yapıta ara vermiş bu nedenlerden dolayı. Daha sonra kendine gelip yazmaya devam etmiş. Proust ile yıldızı barıştıktan sonra eseri bitirmek için adım atmış ve Kayıp Zamanın İzinde’yi tamamlamış. Yine de hâlâ onun yanına bile yaklaşamadığını düşünürken yazın dünyasına harika eserler bırakmış aslında: Deniz Feneri, Kendine Ait Bir Oda, Aynadaki Hanımefendi okuduklarım arasındalar. İngiliz edebiyatında dönemin en önemli yazarlarından biri Woolf, çünkü kadının toplumdaki yerini eleştiren güçlü bir kalemi var. Yalnızca kadın kimliği ve kadınlar da değil meselesi: Kadın-erkek ilişkileri, savaşlardan gurur duyulması, savaş sonrası toplumun durumu, İngilizlerin aristokrat kibri, monarşiye bağlılık, travmaların görmezden gelinmesi, kadının kadına ilgi duymasının ayıplanması, kadının her anlamda evliliğe giden yolu, çocuk sahibi olmak ve çocuk büyütmek gibi o dönemin sorunlarını günlük hayatın detaylarına girerek ele alıyor Woolf, fakat bunu doğrudan değil de karakterlerin içsel monologlarına sıkıştırarak gerçekleştiriyor. İnce bir eleştiri söz konusu, ironi ile yaklaşmış olgulara. Sadece görmek isteyene sunacağı çok şeyi var bu romanın diyebilirim. Joyce’un Ulysses’i gibi tek bir günü, haziranın bir gününü anlatan bu kitap, Ulysses kadar uzun ve katmanlı olmamasına rağmen, Woolf’un 236 sayfalık bir eserde bilinç akışı tekniğini
Edebiyat
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Can Yayınları · 20245,9bin okunma
İNSAN RUHUNUN DERİNLİKLERİ
6/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2025 15:47
Londra’nın sokaklarında gezinmenin güzelliğini yaşadım bu kitapta. Londra cemiyetinin önemli isimlerinden Clarissa Dalloway evinde parti verecektir. Bu sırada anıları ve geçmişi, pişmanlıkları aklına geliyor ve kendisiyle yüzleşiyor. Londra’nın bir başka bölgesinde eski asker olan Septimus ise 1.dünya savaşı izlerini silmeye çalışıyor. Hindistan’dan yeni dönen Peter ise Clarissaya duyduğueski hislerini yeniden yaşamaya başlıyor. Londra’da buluşan bu insanlar geçmişleri ile hesaplaşıyorlar. Bir günde akıllarından birçok yılı tekrar yaşıyorlar. Derinlere inen bu romanın yazarıiçsel hesaplaşmayı sürekli yapmış olacak ki hayatına son vermeyi tercih ediyor. Yer yer bitmesi için okuduğum bir kitap oldu.
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Can Yayınları · 20245,9bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2025 77. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2025 18:20
Mrs. Dalloway o sabah evden akşam vereceği parti için sipariş ettiği çiçekleri almak için çıkar , eve döner, geçmişten bütün dengesini bozacak bir misafir ağırlar, partiyi verir ve gece biter. Bu bir gün içinde zihni gördüğü her şey, karşılaştığı herkes ve hissettiği her duyguyla onu tabiri caizse daldan dala konarak geçmişten günümüze tüm hayaletlerini de canlandırarak meşgul eder. Kitap Mrs Dalloway’ın tam bir günü boyunca onun ve çevresindekilerin içsel hesaplaşmalarına tanık ediyor bizi. Zihinden zihine çok hızlı geçişler yaptığı, bir ağaç dalı hışırtısında başka birinin hayal dünyasına yolculandığımız için okumak çok kolay değil itiraf etmeliyim. Karmaşık, yorucu. Anlatım ise şahane. Upuzun cümleler öyle melodik öyle ahenkli ki bazı cümleleri tekrar tekrar okumak istiyorsunuz. Betimlemeleri, insan tasvirlemesi ve değişik ruh hallerini ve karakterleri mükemmelen yansıtması ise bilinç akışının daha anlaşılır olmasında çok etkili. Böylelikle de zorluklara dayanma hissi ve çabası yaşatıyor size. Yazar bir günü anlatırken savaş sonrası Londra’sının her karakter için portresini çizmiş, savaşın insan psikolojisi üzerindeki olası etkilerini tek tek her karakter üzerinden çeşitlemiş. Bir de ölüm kokusu var kitapta. Bariz bir ölüm kokusu. Bu kısım da yazarın tamamen kişisel olarak ölümle ilgili kaygılarını ve özlemini ve ölüme karşı yaklaşımını yansıttığı kısım, ki zaten yazarımız kısa hayatı boyunca sanırım 5 kez depresyon geçirip hepsinde de intihar etmiş. Bu kitap bir kadının ve çevresindekilerin geçmişiyle kendi içlerinde hesaplaşmalarını anlatıyor. Birbirinden bağımsız ama birbiriyle iç içe.. Tavsiyedir. Pişman etmez.
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Can Yayınları · 20245,9bin okunma
7/10
·200 syf.·
2017 16. kitabı
İngiliz Edebiyatının feminist yazarı Virginia Woolf, her zaman ilgimi çeken bir yazar olmuştur. Gerek yazdıklarıyla gerekse hayatıyla dikkat çeken bir isim. Çocukluğundan itibaren psikolojik bunalımlar yaşayan Wollf, hayatı boyunca manik depresif ruh halinden kurtulamamıştır. 22 yaşından itibaren 3 defa intihara kalkıştı. Hayatının son zamanlarında iyice psikolojik bunalımlara yenik düşen yazar, yazma yeteneğini kaybettiği ve artık yeni bir fikir üretemeyeceği düşüncesiyle sık sık boğuştu. Bu düşünceler, bu stres onun ruhsal bunalımlara savrulmasına sebep oldu ve bu düştüğü buhrandan, bataklıktan çıkamadı malesef. “Canım, yine deliriyorum, eminim bundan. O berbat dönemlerden birine daha tahammül edemeyeceğimizi hissediyorum. Bu kez iyileşmeyeceğim. Sesler duymaya başlıyorum, dikkatimi toplayamıyorum. Bu yüzden en iyisi neyse onu yapacağım… Daha fazla mücadele edemem. Senin hayatını mahvettiğimi biliyorum, ben olmazsam sen çalışabilirsin. Çalışacaksın da, biliyorum bunu. Görüyor musun, şunu bile doğru dürüst yazamıyorum. Okuyamıyorum. Hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçlu olduğumu söylemek istiyorum… Beni kurtarabilecek biri olsaydı, o kişi sen olurdun. Her şeyimi yitirdim, bir tek senin iyi biri olduğuna inancım kaldı geride.“ 59 yıla sığdırılmış yaratıcı bir hayatın son cümleleriydi bunlar. Bu satırları yazan Wollf, 59 yaşındayken eşine hayatını daha fazla mahvedemem diye seslendiği satırları ardında bırakarak evinden ayrıldı. Evinin yakınındaki nehre ilerledi, cebini taşlarla doldurdu ve kendini soğuk nehrin sularına bırakıp, defalarca başarısız olduğu intihar eylemini bu defa başarıyla sonlandırdı. Virginia Woolf ' un bilnç akışını en iyi uyguladığı kitaplardan biridir Mrs. Dalloway. Bilinç akışı tekniği: Karakterlerin düşünme halini okuyucuya iç diyaloglarla
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
Hayata dair her şey
10/10
·200 syf.·
2021 52. kitabı
Mrs. Dalloway’in kendi iç dünyalarının insanı olan karakterlerin her biri bende Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna kitabında geçen şu alıntıyı hatırlattı. “Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım… Hakiki hayatım benim için can sıkıcı bir rüyadan başka bir şey değildir…” Bilinç akışı denilince akla gelen ilk yazarlardan olan Wirginia Woolf, tam olarak bu cümlede bahsedilen karakterler resmediyor okuyucuya. Hayatın kendisini didaktik bir saat olarak değil,sürekliliğiyle kendini yenileyen bir nehir gibi çiziyor. Geçmişle geleceğin,hayalle gerçeğin arasında gidip gelen bir sarkaç.Muazzam cümleleriyle, -çoğu deniz temalı- insanın ruhuna incelikler katan benzetmelerle yapıyor bunu.Sıkıcı ve değişmez gündelik yaşama adeta keskin kalemiyle renk katıyor.Viktorya dönemi İngiltere’sinin muhafazakar yapısını, savaşın insanların ruhlarında yarattığı yıkıcılığı, kadının toplumdaki yerini,pamuk ipliğine bağlı olan kırılgan ruh halini olanca derinliğiyle ele alıyor.Karakterleri hem kendi içsel dünyalarından,hem de dışardan bir göz olarak sunuyor bizlere. Bazı karakterleri anlamlandırma konusunda, önem arz eden bir yönü var sahip olduğu yazım tekniğinin. Eğer siz de benim gibi gerçek hayattan ziyade kafasının içinde yaşayan bir insansınız, okurken zorlanacağınızı sanmam.Ama eğer gerçek hayata konsantre olmuş bir kişiliğiniz varsa -ay çok sıkıcı- ,anlatım sizi yorabilir, hatta sıkabilir.Ama ben en azından denemek gerektiği kanaatindeyim. Nesnel ve sıkıcı gerçekliklerden insanın bilincinin derinliklerine yaptığı, dingin, benzersiz bir yolculuk. Sona gelirken, okuyucuyu ana dilinde okuyamadığı bu eseri teselli eder gibi, ustaca çeviren, Tomris Uyar’ın da hakkını teslim etmeden geçmek istemem. İncelememi kitabın yazarın ağzından kısa bir özet niteliği taşıyan
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
8/10
·208 syf.··
2018 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2018 21:53
"Mrs.Dalloway çiçekleri kendisinin alacağını söyledi." Kitap işte bu meşhur cümleyle başlıyor ve bütün bir gün boyunca Mrs.Dalloway'in gününe, saatlerine tanıklık ediyoruz. (Kitabın ismi bu yüzden zaman kavramında geçtiği için saatler olarak kalacakmış ama sonradan değiştirilmiş.) Anlatimi bakimindan karışık ve biraz da zor bir kitap Mrs.Dalloway. Yapilan yorumlardan anlayacagimiz üzere tam olarak zaman, mekan, karakter kavramı oturmadigindan, farklı zamanlarda geçtiği ve bir diğer zamana geçişte belirgin herhangi bir sey olmadığından sanırım pekte sevilmemiş. Evet bazi noktalarda hak veriyorum ama tam olarak da öyle düşündüğüm söylenemez, Mrs.Dalloway'in düşüncelerine paralellik gösteren düşüncelerim ve hareketlerim beni kitaba bağlamakta hiçte zorlamadi:) Her okur bir olmadigindan dolayi kitap benim icin gayet de akiciydi. Kitap bittikten sonra araştırma yaparken de karşıma bir film çıktı. Virginia Woolf'un Mrs.Dalloway kitabını yazarken ki sürecini anlatan bir film:The Hours(Saatler). Kitabı okuduktan sonra üzerine bu filmi izlemek kitapla ilgili sahip olduğum boşlukları doldurmada bana oldukça yardımcı oldu. Yanlış anlaşılma olmaması için tekrar belirteyim kitabın filmi değil,bu kitap yazılırken ki Virginia Woolf'un yaşamını anlatıyor, düşüncelerini ve hislerini yansıtıyor. Ama eğer kitabı okursanız ardından mutlaka filmi izleyin derim çünkü kitapta farklı zamanlarda geçen konu kafanızda tam yer etmediyse, bazı taşların yerine oturması açısından film çok çok yardımcı oluyor. Size tavsiyem kitabi okudum ama anlam veremedim diyorsanız mutlaka filmi izleyin.. İzleyin ki Virginia'yı anlayın.. Virginia.. Virginia ve kitabı bitirdikten sonra ki o hazin sonu... Ceplerine taş doldurup kendini göle bırakması... Kocasına bıraktığı o mektup... Ben burada noktalıyorum. Benim
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 20185,9bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2023 41. kitabı
”Mrs Dalloway çiçekleri kendi alacaktı“ cümlesiyle başlayan bu kitap evden hangi amaçla çıktığını unutan ,giderken binlerce düşünceye dalan insanları hatırlattı bana …Yani kendimi …İnsan bazen bir sokakta yürürken geçmişin en kırılgan ve en dönüştürücü anlarına ışınlanıveriyor . öyle değil mi ? Yaşamını ,başkalarının yaşamını , yaptığı seçimleri ,arkadaşlıklarını, ilişkilerini sorguluyor … .Roman bir davet gecesini anlatıyor . Bilinç akışı sayesinde zihinden zihnine geçebiliyoruz. Bu o kadar akıcı ve güzel bir şekilde kaleme alınmış ki hayran olmamak elde değil . Davet gecesinde Clarissa’nın yıllar sonra ilk aşkı Peter Wals’le karşılaşmasına tanık oluyoruz ve Clarissa’nın geçmişini ve diğerlerinin geçmişini yaşıyor ve izliyormuş gibi hissediyoruz … .Zaman ,ölüm ve seçimler hakkında sorgulatacak bir kitap olan Mrs . Dalloway öznel konuların yanısıra 1.Dünya Savaş ‘ı sonrası Londrası’na ve toplumsal düzene de bir eleştirel niteliğindedir …
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma

Yazar Hakkında

Virginia WoolfYazar · 55 kitap
Virginia Woolf, İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmendir. 1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir. Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır. Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder. Bloomsbury Grubu 1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır. Evliliği Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu. Ölümü Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a. "Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."