Bir Yazarın Günlüğü

7,5/10  (10 Oy) · 
53 okunma  · 
19 beğeni  · 
1.573 gösterim
Bir Yazarın Günlüğü, bizi 20. yüzyılın en büyük edebi dehalarından birinin özel dünyasında bir gezintiye çıkartıyor. Virginia Woolf'un ölümünden sonra eşi Leonard Woolf tarafından derlenen bu günlükler, 27 yıl boyunca yazarın en büyük sırdaşı olmuştu. Kendi sanatıyla fırtınalı ilişkisini, sancılı yaratma süreçleriyle utkulu zafer sarhoşluklarının birbirini izlediği kendi yazma eylemini, her daim uç noktalarda yaşadığı acı ve sevinçlerini hep bu defterlere dökmüştü Woolf. Günlükler Woolf'un yazı alıştırmalarına, yapıtlarının yapı taşını oluşturan kişi ve olaylara ışık tutarken, hem çağdaşlarının yapıtları hem de klasikler üzerine düşüncelerini de açıkça ortaya koyuyor. 1918 yılından başlayan günlükler, yazarın 1941'deki intiharının üç hafta öncesine dek sürüyor. 20. yüzyılda roman sanatını dönüştürmüş en büyük ustalardan birinin zihnine girmek, kuşkusuz yapıtlarını kavrayışımıza da ışık tutuyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2014
  • Sayfa Sayısı:
    464
  • ISBN:
    9786053320753
  • Orijinal Adı:
    A Writer's Diary
  • Çeviri:
    Oya Dalgıç
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Nurhan Işkın 
23 Şub 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · 10/10 puan

Virginia Wolf'un bu en özel anlarını kaleme aldığı eserde yazarın öncelikle iyi bir okur ve sanatına değer veren, bunun için neler yapması gerektiğini anlatan, gözlemlerini yaşanmışlıklarını eserlerinde nasıl bir araya getirdiğini ve kırılgan kişiliğini okurken sanki onun ile sohbet ediyormuşum gibi cevaplarımı aldım...

Kendisine yapılan eleştirileri ve yorumlar karşısındaki ruh halini o kadar içten ve yalın yazmış ki onunla birlikte üzülüp, sevindim. Yaşadığı dönemi, komşularını, sanat camiasını kendi yazdıkları ve yazacakları hakkında günlüğüne aldığı notların ne derece önemli olduğunu sıklıkla tekrarlamış...

Yazar 1918-1941 yılları arasında kaleme aldığı günlüklerinden oluşan bu eser; kendi hayatında neler yaptığını, kitaplarını nasıl ortaya çıkardığını, yazacakları hakkında ki öngörülerini, çevresinde gelişen olaylar, sanatçılar, aydınlar hakkında neler düşündüğünü, nasıl daha iyi ve verimli olabileceğini, kendini ne derece de acımasızca eleştirdiğini de yazdıklarına eklemeyi ihmal etmemiş...

Değişken ruh hali ise yıllar arasında fark göstermekle birlikte 2. Dünya Savaşı'nın başlaması ile daha sık şikayet konusu oluyor. Ruhsal çelişkileri sık sık göze çarpıyor. Bir yazısında kendini ve okuduklarını, yaşadığı çevreyi yeterli görürken, bir sonrakinde bayağılıktan, özellikle kendini sıradan ve acınası olarak tasvirliyor...

Hayatın içinde kendini arayan yazar bunu başaramayacağının ip uçlarını sık sık yazarak dile getiriyor. Kendini iyi hissettiğinde yazdıklarından dolayı memnuniyetini, başarısını dile getirirken bir sonraki yazısında kendisini ne kadar kötü hissettiğini ve baş ağrılarının etkisini sıklıkla vurguluyor...

Yazar yaşadığı hayatı sorgularken, hayatını eserlerine yansıtmaktan çekinmemiş ve bu eserinin de tuttuğu günlüklerinden ortaya çıkmasını sebep olmuştur...

Yaşardığı dönemde ki savaş, yeteneğini kaybettiği düşüncesi, ile birleşip dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma giren yazar, 28 Mart 1941’de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp eşi ve kız kardeşine birer intihar mektubu yazmış ve evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak, intihar etmiştir...

Bir yazarın hayatına kısa bir bakış atmak isteyen herkese tavsiye ederim...