Duygu Akın

Duygu Akın

Çevirmen
7.9/10
6,2bin Kişi
·
20,7bin
Okunma
·
16
Beğeni
·
1.813
Gösterim
Adı:
Duygu Akın
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
Diyarbakır, Türkiye, 1969
1969’da Diyarbakır’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İn­giliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Daha sonra British Council’in düzenlediği “British Cultural Studies” başlıklı yüksek lisans prog­ramına başladı ve burs kazanarak bu programı İngiltere’deki Warwick Üni­ver­sitesi’nde tamamladı. Neil Jordan, Robert Schnaken­berg, Bethanne Patrick, John Thompson, Paul Lunde, Andrew Robinson, Oscar Wilde, Mary Shelley, Peter Ackroyd gibi pek çok yazarın eserlerini Türkçeye kazandırmıştır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
336 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Psikoloji üzerine gerçek hayattaki hastalar ile ilgili yazılmış güzel bir eser. Dr. Small 'ın hastaları ile ilgili diyalogları ve teşhisleri sıkılmadan okuyacakları bir kitap...Tavsiye ederim..
336 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Dr. Gary Small'ın hayatı boyunca tecrübe ettiği en ilginç vakaları anlattığı bir kitap.Hasta doktor güvenirliğini ihlal etmemek için hastaların adlarını,mekanları değiştirmiş.Gray`in mesleğine ilk başladığı yıllardan bizde onunla kitaba başlıyoruz.Kitapta toplanan en ilginç vakalar okurken size pekte ilginç gelmiyor ama olayların yaşandığı yıllar göz ardına alınırsa o zaman için çok ilginç olan vakalar arasına girdiği belli.

Kitap çeşitli bölümlerden oluşuyor ve her bölümde farklı hikayeler anlatılıyor. Yazar 30 yıllık meslek hayatını kitapta anlatıyor.Dikkatimizi çektiyi en uç nokta insanların "kafalarında" sorun varsa bunu kolay kolay kabul etmemeleri, piskologu deli doktoru adlandırmaları. Ne yazıkki...

Oldukça akıcı ve eğlenceli kitap. Hem okuyorsunuz hem de düşünüyorsunuz...

15 hikaye var. Benim beğendiğim hikaye "Bebek aşkı" dı.Hikayede dikkatimi çeken,doktorun da yanılıyor ola bilmesi. Okursanız neyi anlatmak istediğimi anlayacaksınız :)

Bunu da belirtmeden geçemiyceğim. Kitapta böyle bir cümle vardı ve beni çok güldürmüştü. Dr.Gary`ın hastalarından biri başka bir psikiyatristin de yanına gidiyormuş ve Gary bunu öğrendiğinde ilk tepkisi :
"Brenda beni başka bir psikiyatrist ile `aldatıyordu`. Herhangi bir psikiyatristle de değil,yakın dostum Charlie`yle." idi. Böyle okuyunca komik gelmiyor belkide ama okursanız sizinde yüzünüze kocaman gülümseme yayılacaktır. Eminim :))

Okuyun, inanın ki bir şey kaybetmeyeceksiniz :)
336 syf.
·7/10 puan
NTV Yayınları en başından beri takip ettiğim bir yayıneviydi. İsminin gerisinde kalmamak için çoğunlukla ilgi çekici, Amerika/Avrupa'da çok satan ve insana vakit geçirten kitaplara odaklanmışlardı. Hedef kitlesi de edebiyat aşıkları değildi zaten, sadece cebinde parası olup güzel görünen ve hoşa gidecek şeyleri almak isteyen insan güruhu yeterdi. Pazarlamayı da iyi yapıyorlardı. Haliyle ben de epey kitaplarını aldım:) (Şu anda bu misyonu Domingo Yayınları üstlenmiş gibi, ben de onları takip ediyorum ) Bir Psikiyatrın Gizli Defteri de NTV Yayınlarının döneminde çok satan kitaplarından biri.İngilizce adı Kanepenin Diğer Tarafı. Dr. Gary Small ve eşinin birlikte yazdıkları kitap, doktorun meslek hayatı boyunca yaşadığı ve ilginç olarak değerlendiği vakaları güzel bir dille, sıkmadan anlatıyor. Akıcı bir kitap ve çabucak bitiyor. Tabi psikiyatri deyince insan haliyle Irvin Yalom ile kıyaslamak zorunda hissediyor kendini. Daha önce Divan'ı, Nietzche Ağladığında'yı ya da en azından Günübirlik Hayatlar'ı okumuşsanız eğer; ne yazık ki bu kitap size "Herhangi bir doktordan aktarılan sıradan hikayeler"in ötesine geçmiyor. Yakın zamanda izlediğiniz "In treatment" dizisinde bile çok daha derin vakalarla karşılaştığınızı hatırlayınca da, güzel deyip geçiyorsunuz sadece. Dediğim gibi kötü ya da sıkıcı bir kitap değil. Okumak hiç bir şey kaybettirmez başka bir arkadaşın dediği gibi. Ama bir şey kazandırmaz da. Konu ilginizi çekiyorsa okuyabilrsiniz.
336 syf.
·2 günde·9/10 puan
Yaşantımızda çok defa anormal insanlarla yada anormal davranışlarla karşı karşıya kaldığımız olmuştur. Aniden delice davranışlarda bulunan, aşırı duygusallık gösteren, aşırı sinirlenen, histeri krizine giren vb. davranışlar karşısında ne tepki vereceğimizi, nasıl başedeceğimizi çoğu zaman bilemeyiz...
Bu kitabı okursanız eğer, bu gibi tuhaf anlarda ne tepki vereceğiniz, ayarı bozulan kişiye nasıl yardımcı olacağınız hakkında biraz fikir edinebilirsiniz...

Kitapta bir psikiyatristin meslek hayatı boyunca karşılaştığı en ilginç 15 vaka anlatılmış. Böyle söylenince okurken sıkılabileceğinizi düşünebilirsiniz ama birazcık psikojiye ilginiz varsa benim gibi bir günde okuyup bitirebilirsiniz. Anlatım sade ve akıcı, sizi sıkmıyor. Psikoloji yada tıp terimleri içinde kaybolmuyorsunuz. Her vaka kendi içinde ayrı bir merak uyandırıyor.
Vakalar kronolojik sırayla aktarılırken, psikiyatrist, dostlarını, aile hayatını , mesleki kariyerinide kısa kısa, vakaların içine serpiştirmiş.
Kesinlikle okunmasını tavsiye ettiğim bir kitap. Şunu da söyleyim 8+ puan alıpta hiç bir faydasını görmediğim çok kitap okudum, ama böyle bir kitabın 8+ puan alamaması beni üzdü biraz....
360 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
"Milkman" orjinal adıyla bilinen, 2018 Man Booker Ödülü, 2019 Ulusal Kitap Eleştirmenleri Ödülü ve Orwell Politik Kurgu Ödülü’ne layık görülen bir eser vardı elimde. Eseri Türkçe'ye İthaki kazandırdı ve bence çok da iyi yaptı. Duygu Akın'ın çevirisi neredeyse kusursuzdu.

Öncelikle kitap kapağından bahsetmek istiyorum. Ki ben kapağı gördüğüm an büyülenip kitapı edinenlerden biriyim. Duyduğum birçok kişi de Hamdi Akçay'ın kapak tasarımından etkilenerek okumuş kitabı. Hatta bence orjinal kapaktan bile daha iyiydi, dikkat çekiciliği 10 üstünden 8-9 olmuş bu sayede.

Gelelim konuya;
Kuzey İrlanda'da geçiyor romanımız. Ana karakter ise kendisini "ortanca kız kardeş" olarak tanımlıyor. 18 yaşındaki ortanca kız kardeş; spor yapmayı, koşmayı ve yürüyerek kitap okumayı çok seviyor. Yani yaşam tarzı basit ve kimilerine göre sıradan. Ancak ortanca kız kardeşin hayatına bakınca bir eksiklik var gibi görünüyor. Bu eksiği de semtin dedikoducuları bir 'söylenti' ile tamamlıyor. "Retçi" bir sütçü ile sevgili olduğunu yayıyorlar semtte. Peki bu doğru mu? Siyasetin gölgesinde yaşayan kutuplaşmış bir toplumda "diğer taraftan" bir sütçü ile sevgili olabilir mi ortanca kız kardeş?

Ortanca kız kardeşin aklını çelen, onu etkileyen kişi başka biri aslında. Biz onu kitapta "belki-erkek arkadaş" olarak okuyoruz. Belki erkek arkadaş... Resmi bir ilişki yaşanmayan ama birlikte de güzel vakit geçirilen kişi. Toplumsal yozlaşmalar arasında 'dikkat çekmeden' ve 'adı çıkmadan' gizlice görüşülen erkek arkadaş ile onun siyasi görüşü hakkında uzun uzun anlatıyor ana karakterimiz. (Bence okuması en keyifli kısımlar buralardı.)

Işte konu kısaca böyle Sütçü'de. Kutuplaşan bir toplum, siyasetle perçinlenen hayatlar, günümüz kavgaları ve kaygıları... Yakından bildiğimiz şeyler yani. Yaşanılan coğrafyadaki baskıları ve gizli saklı hayatları çok etkileyici anlatıyor Anna Burns.

Bekâr genç kadınların yaşadığı korkuları, adlarının bir dedikoduda anıldığı erkeklerle olan ilişkilerini, dikkat çekmemek için perdelenmiş gizlenmeye çalışılan hayatlarını hiç yadırgamadan okuyoruz. Çünkü bunları bizler de yaşıyoruz. Bu nedenle daha çok dikkat çekiyor roman. Seni hep takip eden ve yaftalayan gözler, hakkında hiçbir şey bilmese de konuşma cesaretini gösteren diller, gündelik terör ve siyasetin yaşamımıza kattıkları en ince detaylarına kadar işlenmiş Sütçü'de...

Aldığı ödülleri sonuna kadar hak ediyor bu güzel roman. Siyaseti de anlatıyor kutuplaşmayı da. Kadınların yaşadığı baskıyı da aktarıyor, sokaktaki tehlikelere rağmen yaşamaya çalışmayı da. Her yerde karşımıza çıkan siyaseti, yediklerimizle gezdiğimiz yerlerle damgalandığımız siyasi fikirlerimizi okuyoruz.
Ithaki Modern'in 24. kitabı Sütçü ve bence en iyisi. Kesinlikle tavsiyedir...
360 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitap bizi 1970'lerde Kuzey İrlanda’nın çalkantılı, yanlış tarafta olmanın ölümcül olduğu yıllara götürüyor. Yanlış bir yerde düşüncesiz bir gülümsemenin bile şüphe uyandırdığı insanlar tehlikeli bir şekilde yaşarlar, özellikle kadınlar.
Burns, bir toplumun sadece diğer tarafa bakmakla kalmayıp bunun yerine cinsel taciz, istismar ve şiddet mağdurlarını başlarına gelenden sorumlu tuttuğunda neler olduğunu gösteriyor. Geleneksel rollerin olduğu ve erkeklerin güçlerini sergiledikleri bir toplumda, yürürken kitap okuyan ve paramiliter biriyle ilişkisi olduğu söylenen genç bir kız ana karakterimiz. Nefret ve güvensizliğin şekillendirdiği bir ortamda ailesi ve yakın çevresi tarafından takip edildiği için kendi sorumlu tutulan, hiçbir şekilde destek almayan, bireysellik ve özgürlüğü tehdit edilen bir mücadeleye tanıklık ediyoruz. Dedikodu, mahalle baskısı, kadın erkek eşitliği, ideolojik görüşler ve yüzyıllardır kadının bir şehvet ve günah sembolü olarak lanse edilmesine de eleştirisel yaklaşan muhteşem bir roman.
İlk Kuzey İrlandalı kadın olarak İngiliz edebiyatı alanında Man Booker Ödülünü kazanan Burns, kendi yaşadıklarından yola çıkarak böyle bir ortamın insanları nasıl şekillendirdiğini ve bir ömür boyu esir tuttuğunu çok ikna edici bir şekilde gösteriyor. Yazarın, inanılmaz derecede sürükleyici ve yoğun bir anlatım gücü var. Taciz mağdurlarının korku ve çaresizlik karşısında neden sessiz kaldığını okumak bir kadın olarak tabii ki canımı yaktı...
İsimsiz karakterler ve yeni bir okuma deneyimi için açık ve kabul etmeye hazırsanız bu kitap tam size göre.
272 syf.
·5 günde·8/10 puan
Kişiye sorulur;

-Frankenstein kimdir nedir?
- Hani var ya şu çizgi filmlerde bi yaratık kafasının iki tarafnda bi şeyler , dikişler , yıldırım filan , yoksa o değil mi

pat küt çat çut bam bum pata küte...
--
kişiye sorulmaz;

-bilinenin aksine Frankenstein canavarın ismi değildir , o doktorun ismidir...


Mary Shelley'in 19 yaşında yazdığı Frankenstein romanı, canavarın yaratılması bilim-kurgusal bir temelde olduğundan, tam anlamıyla ilk bilim kurgu çalışması olarak tanınır.

Kitap ne kadar bilim kurgu olarak görünse de kitabın özü felsefi mesajlar temel alınırak oturtulmuş. Yalnız kalan birinin nasıl saldırganlaştığı, güzelliklerin manevi olmayan sınırlar içinde aranması vs...

Bazı eleştirmenlere göre Frankenstein, bilimin küstahlığına atılan bir tokattır. Bir haddini bildirme çabası. Her şeyin akla dayandığını söyleyen bir anlayışa insanoğlunun sadece akıldan ibaret olmadığını haykıran bir çığlığı
anlatmıştır...
337 syf.
·Puan vermedi
Gary Small ve Gigi Vorgan tarafından yazılmış eğlenceli bir kitap. toplam 15 vaka anlatılıyor, bir çoğu oldukça "eğlenceli". yazarın amacı o anlatırken bir yandan sizin de olayı çözmeye çalışmanız. bazen beklemediğiniz sürpriz sonlar çıkabiliyor.
vaka analizlerinde ufuk açıcı bilgileri çok barındırmasa da keyifli bir kitap. Hele ki ilgili bir alandan geliyorsanız; her vakada kendi teorilerinizi geliştirme imkanı buluyorsunuz, her vakanın sonunu daha kolay getiriyorsunuz.

değişik vakaları tanımak ve psikiyatri alanına ilgililer için birebir kesinlikle. 2-3 günde bitiyor zaten.
336 syf.
·3 günde·7/10 puan
Öncelikle kitaba karşı tarafsız olmadığım kesin. psikoanalitik yaklaşım ve benzerleri bende biraz önyargı oluşturuyor. Yine de kitabı pek beğenmememin başka sebepleri de var. Basit yazılmış, tedavi süreçleri de basite indirgenmiş. Psikoloji ve psikiyatri hakkında fazla bilgisi olmayanlar için yazılmış olduğundan olabilir. Üstelik sıradışı vakalar denilse de bana pek de öyle gelmedi. Kitapta sevdiğim şeyler de yok değildi tabi. Yazarın yaptığı işteki hataları sıkça belirtmesini sevdim. Oldukça akıcı yazılmıştı. Konuya ilgisi olan insanlar için ilginç bilgiler sağlayacağı da kesin.

Yazarın biyografisi

Adı:
Duygu Akın
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
Diyarbakır, Türkiye, 1969
1969’da Diyarbakır’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İn­giliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Daha sonra British Council’in düzenlediği “British Cultural Studies” başlıklı yüksek lisans prog­ramına başladı ve burs kazanarak bu programı İngiltere’deki Warwick Üni­ver­sitesi’nde tamamladı. Neil Jordan, Robert Schnaken­berg, Bethanne Patrick, John Thompson, Paul Lunde, Andrew Robinson, Oscar Wilde, Mary Shelley, Peter Ackroyd gibi pek çok yazarın eserlerini Türkçeye kazandırmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 16 okur beğendi.
  • 20,7bin okur okudu.
  • 969 okur okuyor.
  • 12,8bin okur okuyacak.
  • 765 okur yarım bıraktı.