Adı:
Havva
Baskı tarihi:
2 Mart 2018
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750815737
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Türk edebiyatının önemli öykücülerinin seçme öykülerini gençlerle buluşturan Doğan Kardeş Dizisi'nden yeni bir seçki: Havva. Altmış yıla varan yazı uğraşında kendini durmaksızın yenileyen ve anlatımda sarp yolları göze alarak kısa öyküye biçim veren Vüs'at O. Bener'in olmazsa olmazlarını bir araya getiriyor Havva. Vüs'at O. Bener edebiyatına giriş niteliğindeki öykülerden oluşan Havva, yazarla tanışmak isteyen her yaştan gençler için ideal bir kaynak.
"Bu hüznün mesnevisi yazılmadı."
İlhami Çiçek

BAŞKA TÜRLÜ ANLATANLARI ANLAMAK İÇİN BAŞKA TÜRLÜ BAKMAK GEREKİR

Öncelikle yazarla tanışmama vesile olan Liliyar 'a etkinlik için teşekkür ederim.

Vüs'at Bey'in dilini çok sevdim. Farklı ve zorlayıcı evet, farklı bir dili olan ilk aklıma gelenlerden Bilge Karasu gibi.
Başını sonunu umursamadan hikaye yazanlardan, birdenbire sonlandıranlardan, tıpkı Kafka gibi bu yönüyle, onu da çok severim, en severim,pek severim, severim.

Bir çeşit duygu-durum anlatımı söz konusu. Hislerin yazıya dökülmekteki çaresizliğini yine yazarak anlatmak. Bu işler böyle işte, yazması da zor, okuması da, anlaması da.

Hüzün çok yakışıyor hikayelerine, neredeyse hep hüzün var zaten. Neşede bile hüzün. Anlamsızlığa anlam yüklemek bir çeşit hem de, öyle de,yani de,belki de,kesin mi de,bilemedim de,ne desem de..

"Dost" diye bir hikaye yazıp dostluğun olanaklarından girip olanaksızlıklarından çıkan bir adam. İnsanın her şeyden önce kendi kendiyle dost olmasının nasılına bakan, niçinine,nedenine,niyesine..

"Havva" diye bir hikaye yazıp bir kadının her şeyden önce sadece "bir kadın" oluşunun hikmetini anlamaya çalışan, tutup belki de farkında olmadan ilk kadın, ilk anne, ilk aşk, ilk maşuk, ilk yara, ilk günah, ilk bir şeyle bağlantısını da kurmuş mudur ki diye bunu da bilemeden böylece söyleyerekten sürünüp sürüncemede kalaraktan neyse işte..

Erkekleri de anlatan sonra elbette. Her erkek için bir sevda, bir arzu, bir telaş. Bir sünnet, bir askerlik, bir yoldaşlık, bir eşlik, bir baba, bir evlat, bir bir biri birilerine bakıp bakıp dururken kimilerine ne bilelim ki bunu da böylece..

Çocukları da tabi es geçemezdi. Çocuğu,çocukluğu,çocuksuluğu,çoktandır çokça bitmeyen çokları. Olanı,olmayanı,olabileni,olamayanı,olacağı,olamayacağı..

Aşkla yazmış,yazarak aşklanmış,aşka yazmış,yazıya aşıkmış bir adam mıydı ? Soru işaretleri fazla mıydı ? Az mı çok mu dere tepe düz mü yoksa yokuş mu?

Tanıştığımıza memnun oldum bayım. Tekrar görüşelim, isminiz gibi farklı ve nevi şahsına münhasır bir beyefendi olduğunuzu düşünüyorum öyleyse varım, varlıkta ve yoklukta yeniden buluşalım, karışalım okumalara yazmalara, saygılarımla..
Vüs'at Bener’in öz yaşamıdır yazdıkları. Yaşadığı, gezdiği coğrafyaları anlatır öykülerinde. Gerçekleri edebiyat hamuruyla yoğurarak sunar okuyucuya. Sanırsınız ki, öykülerindeki kahramanları aslında yıllardır tanıyorsunuz. Bazen de “acaba beni mi yazdı?” düşüncesi. Hiç te durağan öykü yazmaz. Hareketi esas alır, durağanlığa inat. Çabalamalısınız öykülerini okurken. Kendine has dilini anlayabilmek, öykülerini yorumlayabilmek için savaşmalısınız. İnanın her okuduğunuzda yepyeni dünyalar keşfedeceksiniz aleminizde.

Vüs'at Bener klasik öykü anlayışına hiç benzemek istemez. Modern hayatta modern öyküler yazılmalıdır çünkü. Her şeyin sürekli yenilendiği şu dünyada elbette öykücülük anlayışı da yenilenmelidir. Eleştirilmiştir hep “Gerçekleri çarpıtıyor ama efendim!” diye. Gerçekleri olduğu gibi anlatacaksak edebiyata ne ihtiyaç kalacaktı. Öyle ya! Kalemindeki mütevazilik, yeniliklere açık kapılar bırakması ve özgün bir yazım tarzı vazgeçilmez kılıyor okuyucuları. Aykırı yazıları asla yoktur. Aykırılıkların karşıt aykırılıklarla anlam kazandığı şu dünyada, sırf aykırı olmadığı için belki de çok tanınmadı eserleri.

Tanınmak dedim de aklıma geldi; bu sitede Vüs'at hocamı tanıtmak için çırpınan bir yürek var. Hem de ne yürek. Yüreğinin güzelliği yüzüne işlemiş nadir insanlardan biri. Tahmin ettiğiniz üzere Liliyar dan bahsediyorum. Daha önceki bir incelememde ZümrütGökce için “Fransız Edebiyatının 1k temsilcisi.” gibi bir deylem kullanmıştım. Liliyar içinse “Vüs'at Bener Sevdalıları Vakfı’nın Genel Başkanı” diyorum. İyi ki varsınız yüreği güzel insanlar, iyi ki burdasınız. Sahteliklere inat...

Saygılarımla...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.916 Oy)19.833 beğeni45.411 okunma3.481 alıntı191.948 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.704 Oy)9.654 beğeni27.105 okunma1.996 alıntı125.512 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.097 Oy)13.909 beğeni36.021 okunma3.754 alıntı153.068 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.906 Oy)9.180 beğeni30.098 okunma922 alıntı146.130 gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.6/10 (6.347 Oy)6.051 beğeni17.904 okunma2.288 alıntı95.768 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.882 Oy)9.421 beğeni26.499 okunma1.791 alıntı135.270 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.750 Oy)8.364 beğeni23.906 okunma947 alıntı95.249 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.601 Oy)4.087 beğeni13.597 okunma1.529 alıntı56.151 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.203 Oy)5.654 beğeni18.168 okunma1.138 alıntı63.584 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (8.218 Oy)9.207 beğeni27.483 okunma2.920 alıntı121.125 gösterim
Öncelikle Herkese Hayırlı geceler dilerim

İlk defa okuduğum kitabı yarım bıraktım
Çünkü Anlam veremedim yazarın hissetiğini ben hissedemedim açıkçası
Budamı gol değil dedim kendi kendime

Öykülerin içinde etkileyen Havva oldu
Havvanın yaşadıkları ve ölümü

Kızım Havva iyi misin evladım?” dedi. “Bak iyileştin artık. Canın bir şey istiyor mu? Ne pişireyim sana?” Havva baştan bir şey demedi. Sonra gözlerini iri iri açtı: “Baklava”, dedi. Sonra da öldü.

Finali böyleydi öykünün
Köyden alınmış bir kızın öyküsü

Evet pek açıklayıcı bir inceleme olmadı ama demem o ki yazarın hissiyatı bana işlemedi çok zorladım kendimi bitirmek için yok ben beceremedim...

Yazarın eserlerini bir daha okurmuyum
Zor çünkü çok kötü etkisi kaldı bende

Neyse fazla uzatmadan herkese iyi okumalar
Atom parçalamak için seminerlere başlayacağız, zamanım olmaz diye hemen okumak istemiştim.
Mustafa A. ile farketmeden aynı saniyeler içinde başladık okumaya, eminim benden daha güzel bir inceleme yapacaktır – burada emrivaki yapıyorum hocam, incelemenize başlayınız hemen –

Vüs'at O. Bener’i kpss dönemimden –daha doğrusu öabt- Buzul Çağın Virüsü ile tanıyorum, kimi kandırıyorum tanımıyordum sadece sınavda çıkar diye yazar eser ezberliyorduk.. Neyse ki Liliyar #32384995 etkinliği ile gerçekten tanışmış oldum.

Önsöz de Murat Yalçın,
“’Okuyun da görün, öykü nedir, iyi bir öykü ne yapar adamı’ dedim hep. Bugünse, ‘Okuyup da tutkunu olmayan okurluğunu gözden geçirmeli’ derim, gönül rahatlığıyla...
Okunup geçilecek bir yazar değil Vüs’at O. Bener: Okurunun dünyaya bakışını, yaşamı algılayışını etkiler, dönüştürür. Neredeyse zihnine sokulmak ister.
Hazırlıklı olun, derim.”
Diyor.. Bende kitaba başlamadan önce buna kendimi hazırlamakla iyi etmişim diyorum.

"Dost, Havva, Kibrit, Boş Yücelik, İlki, Sal, Leblebici, Kuş, Biraz da Ağla Descartes, Siyah-Beyaz, Nihavent Saz Denemesi, Bisiklet, Ergenekon, Kara Tren, Buluşma, Uçak Korkusu, Sünnet, Palto, Ya Herru Ya Merru, Yorumsuz, Bir Bardak Çay" adlı öyküler – 21 öyküymüş yazarken saydım kabul- değişik kitaplarından seçilerek bir araya getirilmiş. Bende iz bırakan bazı öyküler hakkında nacizane yorum yapacağım..

Kitapta genel olarak birinci tekil anlatıcı kullanılmış. Öykülerdeki anlatıcıların kendini sorgulaması, kendileriyle çatışmaları, içinde bulundukları ortama kendini yabancı hissetmeleri iç seslerinin aktarılmasıyla yansıtılmış. Kişilerin düşüncelerini ve iç seslerini tırnak işareti kullanarak ayırmış sürekli. Hemen her öyküde ayrıntıcılığı -kelimeyi telaffuz edemedim ama yazdım- sayesinde, yalın diyaloglar ya da iç konuşmalarla karakterleri, keskin hatlarla belirlemiş.

Bener, bir söyleyişi de şu cümleyi kurmuş: “Öykü yazmak için rahatsız olmaya, dahası hastalık derecesinde saplantıya gereksinim duyarım.” Gerçekten de “Ergenekon, Kara tren, Bir Bardak Sıcak Çay” hikayelerini okuyanlar bu cümlesini daha iyi anlar, yazar kendi yaşamından saplantılı anılar bırakmış.

“Batağa saplandım büsbütün. Sırtıma vurduğu yükü taşımalıydım. Vefa simgesiydim gözünde. Ne demeye kesmeye kalkıştım tutunduğu dalı?” (Ergenekon’dan)

“Ne kaldı geride? On dokuz yaşımda başlayıp otuz yaşımla kesintiye uğrayacağını sandığım çoğu kaygılı, korkulu, boğuntulu yıllar.” (Kara Tren’den)

“Kimsesizler mezarlığına gömdüm imgelerimi. İpileyen sarımsı ışık pırpırlandı, sönmek üzere, sönünce kurtulacağım kendimden –acınası avuntu!–, ödeşeceğiz, kristal yüreklerine sırt çevirdiklerimle.” (Bir Bardak Sıcak Çay’dan)

Kitabın ismini aldığı “Havva” hikayesi ise acımasızlık ve pişmanlık duygusundan çok ötekileştirmeyi en derinden gösterdi bana. Hatta ötekileştirme daha ilk cümlede başlamış: “Benim saçlarım yumuşak. Havva’nın saçları keçe gibi.”
Öykü Havva’nın, ama anlatımı evin kızı yapar. Kızın dilinden yazılmıştır, onun günlüğünden alıntıdır. Havva kızın üstüne kabus gibi çökmüştür, ona derinden bir beddua eder: “Allahım şunu öldür!” Kıskançlık varsa saflık da vardır. Havva’nın hastalığına üzülen kız aynı içtenlikle daha sonra ağlar: “Allahım öldürme onu!”

Diyarbakır da görev yapmış olan Murat Özyaşar hocamız öğrencilerine Havva hikayesini okuyor, onlardan Havva'ya mektup yazmalarını istiyor. Mektuplar Havva'nın en yakın arkadaşının, yanında kaldığı kızın ve annenin, hatta kendi elinden de yazılıyor. Mektuplardan etkilenen öğretmen hepsini bir zarfa koyuyor ve Bener'e yolluyor. Yazılanları görünce çok sevinen Bener, öğrencilere bir koli kitap göndermiş. Ayrıca mektuplar, yazıldıktan iki yıl sonra (2005) Norgunk Yayıncılık tarafından kitaplaştırılmış.

“İlki” öyküsün de ise evin ilk çocuğunun evden ilk ayrılışından sonra eve ilk dönüşü anlatılmış. – ne çok ilk dedim- Öykünün adının "İlki" olmasının nedeni bu olabilir mi? Olabilir. Geride bırakılmış olanla geri dönüşte bulunan belirgin fark öykünün merkezinde yer alıyor. Asıl dikkat çeken, anlatıcının aile bireylerine karşı sevgiye benzer bir duyguyla hareket etmiyor oluşuydu. Aileden bir daha geri dönmemecesine ayrılışın ilk fark edilişi diyebilir miyiz? Diyebiliriz. Ailenin parçası olan çocuk gitmiş, yerine bir yabancı gelmiş artık. Bu da o yabancılık duygusunun ilk ayırt edilişi..

“Sal” öyküsünde yaşanılan ikilem.. can kurtarmaya giderken canından olmak. Şerif denizin ortasında yüzme bilmeyen anlatıcıyı kurtarmaya çalışırken bi anda nasıl canının derdine düştü anlayamadım bile. Geçenlerde bi alıntı paylaşmıştım “Ölümü bir gören yaşama deli gibi sarılır.” Yaşanılan, bu herhalde dedim.

“Biraz da Ağla Descartes” de anlatıcının arkadaşı “Descartes” lakaplı kişidir. Bu kişi aracılığıyla Descartes'a göndermeler yapılır, öyküdeki Descartes, çok düşünen ama saf biridir. Anlatıcı sık sık onun üzerinden tartışmalı diyaloglar yaratır.

“Öldü mü?”
“Belki.”
“Ölür. Bak bu kesindir bana göre. Çözemezsin de. Onun için mi, belki dedin?”
“Galiba. Ama her şeyi çözüyorum.”
“Çözüyorsun da anlayamıyorsun.”
“Doğru.”
“Denemeli. Denemedikçe olmaz. Deneyelim. Deneyelim mi?”
“Bilmem. Denersem anlar mıyım?”


“Kuş, Siyah-Beyaz” öyküleri “kapalı” sayılabilecek nitelikte, okurun çabasına bırakmış. “Sünnet, Uçak korkusu, Ya herru ya merru” öykülerinde ise yine yazarın bir geçmişine dönme hikayesi var.. “Yorumsuz ve Palto” ise kısacık öyküleri - o kadar kısa ki 1-2 sayfa-

1k ‘da gözlemlediğim kadarıyla yazar pek keşfedilmemiş, etkinlik sayesinde kitabı bitirdiğimde “iyi ki” dedim. Birçok okur tarafından geç keşfedilmesi bir kayıp değil, olmamalı da bana göre.. Herkese keyifli okumalar diliyorum.

Edit. İlk baştaki Dost hikayesine değinmek dahi istemedim. En başarılı sayıldığı edebi öyküsü de olsa kadının itilip kakılması kanıma dokunur oldu. -öyle de içselleştirmişim öyküyü-
Edit2. İncelemeyi baştan sona okudum da galiba bende Bener'in bir karakterini canlandırmışım sürekli iç konuşmalarla...
Vüs'at Orhan Bener. İyi ki tanımışım diyorum şu an.Evet okumak için geç kalmis olabilirim ama önemli olan tanımış olmam. Tabi buna vesile olan, okuma etkinliğini başlatan @Liliyar arkadaşımıza teşekkürü bir borç bilirim. Kendisi etkinliği başlatmasaydi kim bilir ne zaman tanişacaktim yazarimizla.
Kitaba gelince, 21 tane kisa öyküden oluşuyor kitabımız.Her öyküsünün tadı farkli. Ben en cok Dost, Havva ve Bisiklet hikayelerini beğendim.Yazarin insani tebessüm ettiren bir dili var, öykü sonlarında ise buruk bir gülümseme bırakıyor-özellikle bisiklet öyküsünün sonu-.
Öykü güzel şeydir hele ki Vüs'at O. Bener yazmışsa daha bir güzeldir.
Herkese keyifli okumalar.
"Havva" 2005 yılında kaybettiğimiz Vus'at Orhan BENER'in;YKY tarafından derlenmiş,yirmi bir öyküsünden oluşan kitabı.Her biri dolu dolu;roman ağırlığınca,içe işleyen öykülerle dolu.
Gerçekçi,hırçın,dolambaçsız,su gibi bir üslup.Ama bu üslup,okuyucuyu yoracak şekilde yürümüyor önden önden.Okuyucuyu da koluna alıp yürütüyor;kendi ifadesi ile,"kimsesizler mezarlığına gömdüğü imgeleri ile" birlikte.
Kitaba adını veren "Havva" ile,"Dost ve Bisiklet" öyküleri;kitabın en çarpıcı öykülerinden.O dağ yazmışsa dağ,deniz yazmışsa yosun kokusu getiren bir yazar.Yazdığını yaşatan bir yazar.Kaleminin gücünü hissetmemek mümkün değil.Keyifle okunur.
Yazarı LYS'ye hazırlanırken çok fazla duyuyordum. Okumak ne yazıkki çok sonralara nasip oldu ancak iyi ki nasip olmuş. Cidden çok güzel bir kitaptı. Yazarın dili ve öyküler o kadar güzeldi ki neden her fırsatta bu ismin karşıma çıktığını anlamış oldum..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Havva
Baskı tarihi:
2 Mart 2018
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750815737
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Türk edebiyatının önemli öykücülerinin seçme öykülerini gençlerle buluşturan Doğan Kardeş Dizisi'nden yeni bir seçki: Havva. Altmış yıla varan yazı uğraşında kendini durmaksızın yenileyen ve anlatımda sarp yolları göze alarak kısa öyküye biçim veren Vüs'at O. Bener'in olmazsa olmazlarını bir araya getiriyor Havva. Vüs'at O. Bener edebiyatına giriş niteliğindeki öykülerden oluşan Havva, yazarla tanışmak isteyen her yaştan gençler için ideal bir kaynak.

Kitabı okuyanlar 60 okur

  • Başak ALTINSOY
  • Nilgün Güçlü
  • Kübra Burulday
  • Habibe
  • ihtiyar
  • Nisa Dede
  • Elif Yirmidokuz
  • Gülhan Aşanboğa
  • Alkann
  • Nesrin A.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (6)
9
%6.7 (2)
8
%36.7 (11)
7
%10 (3)
6
%20 (6)
5
%3.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%3.3 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları