Adı:
Siyah - Beyaz
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
86
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750806384
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Vicdan da kim? Ne işi var aramızda? O yüzden yürümeyecek öykü. Acıklı güldürü, tutmuyor melodramın karşılığını. Cinayet eksik, zayıfladı kurgu. Merakta bırakmalı seyirciyi. Ama ben sıkıldım, içim karardı, keçileri kaçıracağım neredeyse. Yazık değil mi okurlarıma? Şöyle bir tasarım nasıl? Sinirlenip yırtıyorum yazdıklarımı, iki tablet uyku ilacı, doğru yatağa! İyi de, millet sokağa sökülmüş, ellerinde pankartlar. "Sorumlusun arkadaş! Diyeceğin yoksa ne demeye soyundun yazarlığa?"Vüs'at O. Bener'in uzun ve yoğun öykü serüveninin üçüncü kitabı Siyah-Beyaz. Kendi yatağında hem çağıltılı hem derinden akan öyküler.
Vüs'at O Bener :) Dili bıçaklı ama hep kendisine...

Sevgili Liliyar ve İbrahim (Sisifos) Etkinliği sayesinde okumuş oldum. Ne iyi ettiler bizleri tanışdırdılar :)


Siyah -Beyaz ilk çok fazla karmaşık geldi bana yazarımız kendine özgü bir dil ve tavır için de :) Ne diyor bu adam ? Yanlış mı okudum diyip başa sarmalar olmadı desem yalan söylerim :)

Kendi iç konuşmalarını, dönemin siyasi olaylarını anlattığı öyküleri zevkle okudum. Sanırım çok fazlada alıntı yaptım kimse de dur dememiş :) Bener kendine benzetti beni de.
Kore savaşın dan kendi iç savaşına ilerleyen öyküler...
Siyah -Beyaz benim de çok sevindiğim öykü oldu. Ardından Bay Muannit Sahtegi onuda severek okudum ve kitap olarakta edindim :)


Biraz alıntı bırakıp bitiriyorum :)

"Vicdan da kim? Ne işi var aramızda? O yüzden yürümeyecek öykü. Acıklı güldürü, tutmuyor melodramın karşılığını. Cinayet eksik, zayıfladı kurgu. Merakta bırakmalı seyirciyi. Ama ben sıkıldım, içim karardı, keçileri kaçıracağım neredeyse.


#33528403

#33489900

#33487195

#33400816

#33401302

Bu kadar yeterli siz de okuyun ve okutturun :)
Vüs’at Orhan Bener’in okuduğum ikinci kitabı oldu. Okuduğum ilk kitabı olan Bay Muannit Sahtegi’nin Notları’nda yazarın tarzını beğenip beğenmediğim noktasında bir hayli kararsız kalmıştım. Bu sebeple de keskin ve kesin cümleler kurmaktan kaçınmıştım. Şimdiyse okuduğum ikinci kitabıyla Vüs’at Orhan Bener’e ilişkin daha net cümleler kurma hakkına kavuştuğumu düşünüyorum.

Okuduğum ilk kitabı olan, Bay Muannit Sahtegi’nin Notları roman türündeydi. Bu kitap ise öykü türünde. Vüs’at Orhan Bener de genellikle öykü türünde tanınan bir yazarımız olduğu için Siyah-Beyaz isimli bu kitabını önceki kitabına nazaran daha çok önemsedim ve daha dikkatli okudum. Kitabın içerisinde 2-3 sayfalık öyküler de var 20 sayfalık öyküler de var. Kimi öyküler lezzetli, kimi öyküler ise, bana göre, sıradan.

Neden mi sıradan dedim? Çünkü bilindiğini üzere iki öykü türü var: Durum öyküsü ve olay öyküsü. Bener’in öyküleri ise, durum öyküsü türüne yakın görünüyor. Fakat Metin T. abinin de ısrarla ve sürekli ifade ettiği gibi, durum öyküsünün olmazsa olmazı, öyküdeki gerilim/çatışma’dır. Bener’in öykülerinde ise gerilim veya çatışma izine rastlayamadım. Bu durumda ben bu yazılara nasıl iyi “öykü” diyebilirim?

Evet, Bener muhteşem bir Türkçe cambazı. Türkçeyi öyle kullanıyor ki, şaşıp kalıyorsunuz. Öyle kelimeler türetiyor ki, adeta kelimeler önünde eğilip bükülüyor. Hatta edebiyatımızda böyle bir başka yazar daha tanımadım.

Ama! Hem de kocaman bir AMA! Bu kadar kelimeleri eğip bükmektense daha anlaşılır yazsa ve okuru daha çok kitabın içerisine çekse fena mı olurdu? Bence hiç de fena olmazdı. Hatta Bener daha çok tanınırdı. Belki de edebiyatımızın en değerli isimlerinden ilk akla geleni olur, Oğuz Atay’ın arkadaşı olarak anılmaktan kurtulurdu. Maalesef zorlu kelimeleriyle ve durağan öyküleriyle kullandığı muhteşem Türkçe’yi heba etmiş gibi geliyor bana.

Netice itibarıyla, beklentim karşılanmadı ve tarzlarımız açık bir şekilde uyuşmadı Bener. Başka bir kitabını daha okur muyum, bilmiyorum. Ama seni okuyup anlayanlara ciddi saygı duyuyorum.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.277 Oy)19.039 beğeni43.307 okunma3.013 alıntı182.668 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.263 Oy)9.229 beğeni25.565 okunma1.790 alıntı118.469 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.536 Oy)8.819 beğeni28.654 okunma840 alıntı139.429 gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.6/10 (6.030 Oy)5.731 beğeni16.696 okunma2.050 alıntı89.321 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.880 Oy)8.835 beğeni26.290 okunma2.645 alıntı114.508 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.412 Oy)3.911 beğeni12.947 okunma1.191 alıntı52.859 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.697 Oy)13.397 beğeni34.476 okunma3.386 alıntı145.829 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.440 Oy)8.017 beğeni22.742 okunma826 alıntı89.566 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.560 Oy)9.065 beğeni25.308 okunma1.503 alıntı126.326 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.987 Oy)5.397 beğeni17.294 okunma1.000 alıntı60.068 gösterim
BUDALA DEHA!
Kendine “yorgun yürekli çaylak yazar “ dese de ;

Modernizmin silahşörüdür o...
Modern Türk öykücülüğünün “altın kuşağı”nın harika çocuğudur o.

Kendini defteri dürülmüş, acılı kuşağın pısan, köşesinde susan, yaşı yetmiş işi bitmiş yorgun arkadaşlarından ayıran, yazma hevesi ile gelecek kuşaklara içini döken bir neferdir o.

“Yazmam buyuruldu, yazıyorum, onun haberi yok. Bu da mı yazgı?” dedi satırların birinde yazmaktan başka çıkar yolu olmadığını kendine inandırmak için budala deha ... :)
Yazmasaydı evet olmazdı...

SABRET, ÖFKEN ÇİÇEK AÇACAK BİR GÜN.
Yazıklanmalarından,pişmanlıklarından, doyumsuzluklarından,sınıra geliyorum korkularından dem vururken aslında umuda umut besleyememenin isyanı çınladı kulaklarımda. :(
...........
Umut bağladığı çıkış yollarını saçma ve gülünç bulsa da
“Sabret, öfken çiçek açacak bir gün.” sözleri ile karamsarlık ve bunalımlı hallerinden sıyrıldı nadiren.
...................
Onu anlamak için okurun çaba göstermesi gerekir, çünkü direkt söylemek yerine örterek söylemeyi yeğler.
İç konferans tekniği de denilen bilinç akışı tekniğiyle varoluşçuluğun da öncülerinden sayılır.
İkinci Yenici’lerin ilk öykücüsüdür aynı zamanda.
Ölüm temasını çokça işleyen , depresif hallerinin yansıdığı öykülerinde mutlu ve zengin insanlar değil , küçük insanların basit yaşamlarını anlatır.
..................................................
En iyi arkadaşı Oğuz Atay olan ( Tutunamayanların taslağını ilk okuyan Vüs’at’tır) yazar, özyaşamöyküsel nitelikteki öykülerinin içine kendisi girmiştir.
Yüzbaşılıktan kendi isteğiyle ayrılmıştır ve ordu duygularını Siyah Beyaz kitabındaki “Cezaevi Günleri” öyküsünde politik sebeplere de dayandırarak kurgulamıştır.
...............................................
Öykülerinde bir olay anlatmaz, Çehov tarzı öyküleriyle bir an’ı, durumu anlatır ve işte bu yüzden hiçbir öykünün tarz dolasıyla sonu yoktur. Sonları yazmak okuyucuya bırakılır.
................................................
Veeeee sevgili Liliyar ile Sisifos sayenizde iki Vüs’at okudum. Ne kadar teşekkür etsem azdır.
İyi ki varsınız.
...................................................
YAĞMA YOK!
Çok beğendiğim bir alıntı ekleyeyim buraya bunalımlı ve budala dehanın umutsuzluğunu en derinden anlattığı :

“Sanat yapıtlarını mikrofilme alıp binlerce metre derinliğe gömüyorlarmış. Gelecek kuşaklar bulacak da küçük dillerini yutacak şaşkınlıktan. Galaksimizin güneşi sönecekmiş umurlarında mı? Dünyamızı paramparça edecek hidrojen, nötron, daha bilmem ne bela bombalarınıza hâlâ kıyamazken, başka güneşler bulunur, şimdiden umut kesmek yakışık almaz, ‘İnsan Tükenmez’ diyeceksiniz, yağma yok, zincirleme kandırmacalarınıza karnım tok ...”
"Sözcüklerin,tek tek karşılıklarını bilmenin anlamsızlığını,birleştirildiklerinde bile anlam kazanamayabileceklerini anlamaktan uzağım."


Vüsat Bener Türk edebiyatında adını farkıyla duyuranlardan. Anlatımı çok rahat ,anlattıkları çok derin...anlayabilene.Yazarın dili herkesin okuduğunda anlayacağı tarzda fakat anlattıklarını herkes aynı anlar mı bilemiyorum.Öykü-Oyun yazarı kendisi.Konuşur gibi anlatmıştı öykülerini,sanki ondan size gelen bir mektubu okur gibi...

Bunalımlı,karamsar yazarlara olan yakınlığımı artık kabullendim. Ben onları bulup okumazsam onlar beni buluyor :) etkinliklere uzunca bir ara vermeyi düşündüğüm sıralarda kıramayacağım arkadaşlarımın isteği üzerine bende katıldım.Kitaba etkinlik vesilesiyle başlamış olsam da , yazarı tarzını beğendim... Yalnızca daha rahat bir zamanda okumuş olsaydım geriye dönüp dönüp okunacak bir havası var.Her okuduğunuzda tadı daha bir başka olacaktır.Rahat bir zamana erdiğimde, diğer eserleriyle tanışmayı çok istediğim bir yazar.

Turgut Uyar'ın anısına yazdığı öykü "Siyah-Beyaz" benide çok etkileyen öyküler arasında.Tam on yedi öyküden oluşan incecik dev kitap... Konular farklı farklı hepsinin sonunda daha anlatacakken kesmiş gibi bir hisse kapılıyorsunuz .Bu ona has bir anlatım ve aslında bakıyorsunuz ki tam da bitmesi gereken en etkileyici yer orasıymış...


Öykülerden "Cezaevi Günleri" yine en beğendiklerimden.Oradan da birçok alıntı paylaştım zaten fakat dikkatimi çeken bir şey vardı: Bir filmden bahsediyordu." Chaplin'in Şarlo Askerleri filmi" ilgimi çekti ve onu bulursam mutlaka izlemeyi düşünüyorum.


Etkinlik için emek sarfeden herkese ve özellikle Liliyar' a teşekkür ederim. Kpss hazırlığı için fazla aktif olamayacağım ama zaman zaman yine elimden gelen desteği vereceğime şüpheniz olmasın.

Teşekkürler ,sevgiler,saygılar...
Vü'sat O. Vener :)) Adıni ilk defa 1000kitap da duyduğum yazar. Öncelikle Liliyar Hanımefendiye boyle bi etkinlik düzenledigi icin teşekurler...
#32384995


Siyah-Beyaz kitabını okumaya başladiğimda dilinin normal konuşma seklinde olmasina biraz şaşirdım. Yazarın okudugum ilk kitabi oldugundan sanirim pek bi anlayamadim. Bir konuyu anlatırken birden başka bi konuya geçmesini, olayın ordan oraya atlamasinı falan garipsedim doģrusu :)) Sanırım bu yazar bana pek hitap etmedi.

#33526708
#33526748
#33526752
#33526841
#33526853
#33526860
#33527006


Herkese iyi okumalar...
Deha olmak bulaşır mı? Tüm yazdıklarını okusanız da bir insanı ne kadar anlayabilirsiniz? Şimdiye kadar yazılmamış söz, sorulmamış soru kalmış mıdır?
Neden bazı insanları geç tanıyoruz? Düşündüren ve algınızla birlikte hayata, insanlara ve benliğinize dair sorular sormanızı sağlayan bir yazarı nasıl değerlendirirsiniz?
İç sesine "Sus!" diyebilen ve bunu başaran olmuş mudur?
Vüs'at O.Bener, kapasiteyi zorlayan ve anlatmak istediklerinin belki de gölgelerini okura ulaştırmış bir yazar. Herkese kolay kolay üstad demeyiz. Sanıyorum saygıyı, takdiri ve övgüyü fazlasıyla hak eden bir kalem.
Kitaptaki öyküler ve üslup sizi kendine hayran bırakmaktan çok daha ötesine taşıyor. Zaman olsa ve tüm eserlerini okusam isterim.
Şahsi ayıbım kendisinden geç haberdar olmam. Bu yeni bir başlangıç diyorum kendim için ve diğer kitaplarını da sabırsızlıkla okuyacağım.
Binlerce kitap ve yüzlerce, binlerce yazar arasından okunmayı en çok hak edenlerden biri. Ertelemeyiniz ;) Kitaplarla, edebiyatla kalın :))
Vüsat O. Bener okumak gibi bir düşüncem hiç yoktu; muhtemelen olmayacaktı da... Ancak Cem Єren 'den gelen bir mesaj ve oluşturulan okuma etkinliğine davet üzerine kendisine şunları yazmıştım; Açıkçası bir okuma sıralamam oluştu, Vüs'at O. Bener aklımın ucundan bile geçmiyordu. Ancak sizin mesajınız sonrasında bir de baktım ki, kendisi Samsun doğumlu imiş. Samsun konusunda hassas bir adamım :) İlgimi çekti. Sizin de nazik iletinizin etkisiyle, bir aksilik olmazsa etkinliğe katılmak için çabalayacağım. Okurum muhtemelen...

Yazarın Samsun doğumlu olması benim için özel ve yeni bir bilgi idi. Gerçi bu Samsunluluk babasının görev yeri nedeniyle imiş ama olsun, sonuçta doğum yeri Samsun yazıyordu. :) Bir Samsunlu olarak memleketim konusunda oldukça hassasım.

Siyah-Beyaz'a gelince... Yazarın ihtiyarlık dönemi eserlerinden birisi olarak görünüyor. Kitap bir öykü(ler) kitabı. İçlerinde en çok Cezaevi Günleri ve Bisiklet'i beğendim. Cezaevi Günleri bana maalesef Türkiye'de aradan geçen yarım asra rağmen bazı şeylerin hiç değişmediğini gösterdi. O zaman komünist yaftası ile mapuslara tıkılanlar vardı şimdi ise başka başka örgütler türetilerek yapılıyor bu...

Ancak kitapla ilgili benden kaynaklı olabilecek şöyle bir sorun var; ben kısa öyküleri pek sevemiyorum. Uzun hikayeci hatta romancıyım. Bu kitapta da bu etkiyi yaşadım...
Öncelikle itiraf etmeliyim ki; etkinlik olmasaydı, Vüs’at O. Bener’i belki hiç okumayacaktım. Ayrıca okumaya başlamadan önce, yazar çok az okunduğundan beğenmeme kaygısı ve ön yargı içerisindeydim. Fakat başlayınca, işler hiçte öyle gitmedi.

Kitaba ve içindeki hikayelere gelecek olursak;
Yazar biraz aklı bulandırıp, sorgulatacak şekilde, karakterleri hem kendiymiş gibi hem de sanki kendisi değilimiş gibi anlatıyor.
Tarz bakımından kimi hikayelerinde komedi, kimisinde ise dram niteliği var. Fakat benim en çok dikkatimi çeken; çok süslü sözler kullanılmamasına rağmen bazen işler tam komedi macerası gibi ilerliyorken birden yazılan bir cümle, sizi derinden etkileyebiliyor hüzün anlamında. Genel olarak konuşma diliyle kolayca anlaşılabilir bir şekilde yazılmış kitap.
Hikayelerden en çok beğendiğim ise; Cezaevi Günleri ve Bisiklet idi.

Zira Bisiklet’te bir yer varki; sadece o satırlar, bu kitabı ve içindeki hikayeleri okunmaya değer kılıyor.
Söz şöyle ki;

“Dönüşte kumbaramı aradım, yerinde yok. Annem sıkıntılı, elinde süpürge ortalığı süpürüyor sözde, elinden aldım süpürgeyi. Gözleri dolu dolu. İlişti sedire.
“Ay sonunu getiremiyoruz oğlum! Ne yapalım! Bakkala kasaba yüzümüz tutmuyor artık.”
Sarıldım boynuna. Çamaşırın yıprattığı genç ellerini öptüm.
“Haklısın anacığım, bisiklet benim neyime!”

Cezaevi Günleri ise;

Geçmiş Türkiye’sinin ve günümüzün tam olarak bir aynasıdır diyebilirim. Düşüncelerin kısıtlandığı, benden olmayanın bana zararı olur düşüncesi hep geçerlidir bu ülkede. Oysa sebepsiz ve suçu sadece düşünmek olan birinin, yahut bunlarla hiç alakası olmayan bir bireyin üstüne yapıştırılan lekeler kolay çıkmamakta. Cezaevi Günlerinde suçluların birbirlerine verdikleri umut... Aç ve susuzluk ötesinde, insanın en çok umuda ihtiyacı vardır.

Son olarak Vüs’at O. Bener’i bir çok kişiyle tanıştıran, Liliyar çok teşekkür ederim.
İlk Vüs'at O. Bener kitabım oldu. Yazarın dilinin hiç böyle olduğunu bilmiyordum; tanımış oldum. Günlük konuşma dilinde yazıyormuş yazılarını. 1993 Yunus Nadi Ödüllü bir kitap olmasından dolayı almıştım ve gerçekten hakkını verdi. Biyografik hikayeler de mevcut kitapta. Cezaevi hikayesi gerçekten süperdi. Darbe yıllarını çok güzel özetlemiş. Hayatına baktığınızda asker olan Bener sonrasında istifa ederek öğretmenlik, müşavirlik, hukuk danışmanlığı ve en son yazarlığa geçiyor. Ünlü çevirmen Yiğit Bener de yeğenidir. Farklı farklı öykülerden oluşuyor. Kısacık çerez diyebileceğim bir eser. Tavsiye ederim yazarı. Ben Buzul Çağının Virüsü ile devam etmeyi düşünmekteyim.
Zihninin derinliklerinde gezdiriyor okuru kitapta Vüsat O. Bener. Hikayelerin tamamı çeşitli nedenlerle hayata tutunamayanlara ait. Oğuz Atay'ın arkadaşından da zaten böyle bir yazım stili ve öyküler beklenirdi. Tüm hikayeler son derece akıcı belki ama özellikle zaman geçişlerindeki hızdan hikayenin neresinde olduğunuzu anlamanız zorlaşıyor. Kitabın ilk kısımdaki hikayeler çok başarılıyken sonlara doğru öykülerin anlatımı okur için daha da zor kılınmış. Dili zorlayıcı, sarsıcı ve farklı. Değişik anlatımı, farklı hikayeleri ve yaşanmışlıklarıyla Vüsat O Bener'in Türk Öykücülüğünün ayrık otu yazarı olduğunu bu kitap her hikayesiyle kanıtlıyor. Oğuz Atay'ın yazımını, biçimini sevemeyenler bu yazara hiç bulaşmasın. İçine girildiğinde tadından yenmeyecek öyküler. Zor, kolay değil anlaması ama... işte o aması tek kelimeyle harika.
Yazarla yeni tanıstım. Buna vesile olan 1000k ailesine teşekkür ederim. Günlük yaşam konuşmasıyla yazıldığı için öyküler çok hoşuma gitti. Ha birde espirili yazımları:) Kore savaşından önceki hapishane anılarını anlatırken bir anda yaşadıgI takılmak istediği yerleri, kişileri anlatıyor bize. İsimlerin gerçek olması beni hayran kıldı. Ben genelde tarih araştırma okurum. Fakat siyah beyazı okuduktan sonra yAZARIN tüm kitaplarını okuyacağım kesin. Bir çırpıda bitirebileceğiniz bir kitap. Anlamlı güzel mesajlarda içeriyor tabiki. En çok etkilendiğim yeri bisiklet alabilmek için para biriktirmesi oldu. Alamayacağını bile bile. Bakkal borcu yüzünden ise annesine dönüp - bisiklet benim neyime, diye bilme kudreti. Keyifli okumalar.güzel öyküler sizi bekliyor....
Zor bir kitap anlamak için saglam kafayla okunması gereken bir kitap. Bu yazarla ilk defa tanıştım ama sanırım okumaya devam edeceğim sevebilecegim yazarlar listesine ekliyorum. Kitaba gelecek olursak ozellikle yazıldığı donemin siyasi olaylarına değinen, toplum yapisini ortaya koyan ve muhtemelen yaşanmış öykülerin kitabı diyebiliriz.
"Vicdan da kim? Ne işi var aramızda? O yüzden yürümeyecek öykü. Acıklı güldürü, tutmuyor melodramın karşılığını. Cinayet eksik, zayıfladı kurgu. Merakta bırakmalı seyirciyi. Ama ben sıkıldım, içim karardı, keçileri kaçıracağım neredeyse. Yazık değil mi okurlarıma?

Şöyle bir tasarım nasıl? Sinirlenip yırtıyorum yazdıklarımı, iki tablet uyku ilacı, doğru yatağa! İyi de, millet sokağa dökülmüş, ellerinde pankartlar. 'Sorumlusun arkadaş! Diyeceğin yoksa ne demeye soyundun yazarlığa?'"
Severim tartışmayı, gevezeliği, tatlı tatlı takılmayı, uyuşuyorsa kafalar.
Bununla neden sözedilir?
Okumuyorlar efendim.
Bol bol dedikodu, can sıkıntısı...
Vüs'at O. Bener
Sayfa 13 - Yapı Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Siyah - Beyaz
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
86
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750806384
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Vicdan da kim? Ne işi var aramızda? O yüzden yürümeyecek öykü. Acıklı güldürü, tutmuyor melodramın karşılığını. Cinayet eksik, zayıfladı kurgu. Merakta bırakmalı seyirciyi. Ama ben sıkıldım, içim karardı, keçileri kaçıracağım neredeyse. Yazık değil mi okurlarıma? Şöyle bir tasarım nasıl? Sinirlenip yırtıyorum yazdıklarımı, iki tablet uyku ilacı, doğru yatağa! İyi de, millet sokağa sökülmüş, ellerinde pankartlar. "Sorumlusun arkadaş! Diyeceğin yoksa ne demeye soyundun yazarlığa?"Vüs'at O. Bener'in uzun ve yoğun öykü serüveninin üçüncü kitabı Siyah-Beyaz. Kendi yatağında hem çağıltılı hem derinden akan öyküler.

Kitabı okuyanlar 103 okur

  • Boraban
  • Gökçen Işık
  • Elif
  • D£R ¥@
  • Mysteron
  • Uğur
  • Semih
  • İzdüşüm
  • Nisa
  • Ekin Azan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.4 (8)
9
%13.5 (7)
8
%19.2 (10)
7
%28.8 (15)
6
%7.7 (4)
5
%5.8 (3)
4
%1.9 (1)
3
%5.8 (3)
2
%0
1
%1.9 (1)

Kitabın sıralamaları