Yazar
Ferit Edgü

Ferit Edgü

Yazar
Derleyen
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
8.6
4.166 Kişi
12,7bin
Okunma
1.283
Beğeni
28,1bin
Gösterim
Unvan
Türk Öykücü, Şair, Romancı, Deneme Yazarı, Çevirmen
Doğum
İstanbul, Türkiye, 1936
Yaşamı
İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nde başladığı eğitimini Paris'te sürdürdü (1959- 1964). Acedemie du Feu'de seramik öğrenimi gördü. Sorbonne'da felsefe, Louvre'da sanat tarihi kurslarına katıldı. Yedek subay öğretmen olarak Hakkari ve Beypazarı'nda askerlikten sonra (1967), bir yıl daha Paris'te kalıp İstanbul'a yerleşti (1968). Man Ajans'ta reklam yazarlığı yaptı. Buradan ayrılıp kendi reklam şirketini kurdu. Öykü yazarlığının yanı sıra, resim eleştirileri ve denemeleriyle ün yaptı. 1977 'den beri Ada Yayınları'nı yönetiyor. Kaynak dergisinde edebiyata adım attı. 1952-1953 yıllarında şiirler yazdı. Ama ilk öyküsü ocak 1954'te Yeni Ufuklar dergisinde çıktı . Aynı yıllarda Şairler Yaprağı (1954), Mavi'de de şiirleri yayımlandı (1954). Daha sonraları Yeni Ufuklar, Vatan Sanat Eki, Mavi, Pazar Postası, Dost'taki öyküleriyle (1954-1959); Ataç, Yeni Dergi, Eylem, Papirüs, Ant, Soyut, Milliyet Sanat, Hürriyet Gösteri dergilerindeki deneme ve incelemeleriyle tanındı. Bir Gemide kitabıyla 1979 Sait Faik Hikaye Armağanı, Ders Notları'yla 1979 TDK Deneme Ödülü, Eylül'ün Gölgesinde Bir Yazdı adlı??seriyle Sedat Simavi 1988 Edebiya Ödülü'nü aldı. Ayrıca O adlı romanı Hakkari'de Bir Mevsim adıyla ve Onat Kutlar'ın senaryosuyla sinemaya uyarlandı. 33. Berlin Film Festivali'nde (1983) ve 2. Akdeniz Kültürleri Film Festivali'nde ödüller aldı (1984). Ferit Edgü Eserleri Roman Kimse (1976) O/Hakkari'de Bir Mevsim (1977) Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı (1988) Öykü Kaçkınlar (1959) Bozgun (1962) Av (1968) Bir Gemide (1978) Çığlık (1982) Binbir Hece (1991) Doğu Öyküleri (1995) İşte Deniz, Maria (1999) Do Sesi (2002) Avara Kasnak (2005) Nijinski Öyküleri (2007) Senaryo Hakkâri'de Bir Mevsim (O adlı romanından senaryo, Onat Kutlar ile birlikte) Deneme Tüm Ders Notları (1978) Yazmak Eylemi (1980) Şimdi Saat Kaç? (1986) Yeni Ders Notları (1991) Seyir Sözcükleri (1996) Devam (2001) Sözlü/ Yazılı (2003) İnsanlık Halleri (2003) Şiir Ah Minel Aşk (1978) Dağ Şiirleri (1999) Anı Görsel Yolculuklar (2003) Biyografi Abidin (2003) Avni Arbaş (2001) Osman Hamdi-Bilinmeyen Resimleri (1986) Çocuk Kitabı Doğa Dostları (2004) Çeviri Düşüş (Albert Camus, 1961), Godot'yu Beklerken (Samuel Beckett, 1963), Bugünün Dünyasında Felsefe (Jean Wahl, 1965), A Aydınlar ve Toplum, (Antonio Gramsci, V. Günyol , B. Onaran'la, 1967), Amerika: Şiirler (Allen Ginsberg, Lawrence Ferlinghetti, 1976). Monografi Bunların dışında Abidin Dino, Yüksel Arslan, Van Gogh, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu, Füreya, Aliye Berger, Ergin İnan, Fikret Mualla, Avni Arbaş üzerine yayımlanmış monografileri var. Ödülleri Sait Faik Hikâye Armağanı 1979 (Bir Gemide) Türk Dil Kurumu Deneme Ödülü 1979 (Tüm Ders Notları) Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü 1988 (Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı)
Lina
Hakkari'de Bir Mevsim'i inceledi.
250 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Öğrencilik yıllarım hep Balkan ülkelerinin köylerinde geçti. Kışlar boyle yerlerde zor geçer. Hiç unutmam okula gidebilmemiz için dedem önden gidip kürekle okula kadar bize yol açardı,şimdilerde ise az kar yağsa Milli Eğitim Bakanlığı hemen okulları tatil yapar (eğitime ne kadar önemli verdikleri ortada) . Hastalandigimizda hep babaanne reçeteleri ile tedavi görürdük.Çünkü köyümüzde doktor yoktu, kış ta yolları kapattığı için bizler de şehirdeki hastaneye gidemiyorduk . Başka ülkenin başka bayrağın altında olmamıza rağmen hiç bir zaman dışlanmadım,hor görülmedim,sırf onlarla aynı mezhepten değilim diye aşağılanmadim. Bu kitapta kış konusunda da benzer konular mevcut olduğundan beni o yıllara götürdü. Coğrafya kader derler ya çok doğru... Gel gelelim bu ülkede işler pek te başka ülkelerde olduğu gibi yürümüyor. Neden mi ; Çünkü bazıları kendinden olmayanları insan yerine koymuyor . Çünkü bazıları için sadece Türk olmak insan olmaktır. Çünkü insan olabilmek ağır bir zanaattir ve herkes İNSAN olamıyor. Doğuya sürgün edilen bir öğretmenin gözünden Kürt coğrafyasının sürgün kimliğine şahit oluyoruz kitapta . Dip not ; şimdi biri çıkıp pkk ,terör vs. diyecek. Burdan cevap vereyim: sürünün içinde bir kaç yamuk çıktı diye tüm sürüyü görmezden gelmek insanlık dışıdır. Ona bakarsanız Türk'üm diye geçinenlerden de yamuk çıkar. Bu demek olmuyor hepsi kötü diye :))
Hakkari'de Bir Mevsim
8.8/10
· 5,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
78
Semih
Hakkari'de Bir Mevsim'i inceledi.
198 syf.
·
4 günde
·
9/10 puan
Anadolu Öğretmen Lisesi mezunuyum. ÖSS adlı sınavda puanım yüksek gelmeseydi, büyük ihtimalle de öğretmen olacaktım. Aslında karakterime ve hayata bakış tarzıma oldukça uygun bir meslekti öğretmenlik. Her şeyden önce kutsal meslektir. Toplum önderi olarak görürler bizde öğretmenleri. Çünkü öğretmen dediğin hem doktordur, hem avukattır hem de mühendistir. Hele ki köylerde öğretmenlik yapanlar, başbakandan da üstün bir konumdadır. Ekmeği, yağı, sütü köylü tarafından karşılıksızca verilir. Yeter ki bir kelime öğretsin, köylü her şeyini vermeye razıdır ona. Böylesine saygıdeğer bir meslektir öğretmenlik... Hakkari'nin bir köyünde öğretmenlik yapan bir adamın yaşadıklarını anlatıyor kitap. Hem de yalnızca bir mevsimde yaşadıklarını. O mevsim de kış mevsimi... Hakkari'de veya doğuda bir ilde kışların sert geçtiğini, bitki örtüsünün 6 ay boyunca "kar" olduğunu eminim hepiniz tahmin ediyorsunuzdur... Bu kitapla tanışmam ise, Oğuz Aktürk/Duvar/'ün #24769932 incelemesi ile gerçekleşti. Yazdıklarından etkilendim ve kitabı araştırdım. Nitekim bugün itibarıyla kitabı okumuş durumdayım ve Oğuz'a teşekkür ederim böyle içten bir kitapla tanışmama vesile olduğu için. Dedim ya, öğretmen lisesi mezunuyum. Bu sebeple, çok fazla öğretmen arkadaşım var. Hem de en yakın arkadaşlarımın çoğu öğretmen. Belki hiçbiri Hakkari'de öğretmenlik yapmadı; ama tam 5 arkadaşım, tesadüf budur ki, Şırnak'ta doğu görevlerini tamamladılar. Yapmış oldukları iş gerçekten saygı duyulması gereken bir işti. Çünkü hiç kimse üniversiteden mezun olduktan sonra 4 sene boyunca Şırnak'ta veya Hakkari'de öğretmenlik yapmayı hayal etmez. Ama hiçbiri gitmem demedi. Gittiler ve görevlerini yapıp geldiler. Şimdi hepsi ülkemizin batısında, Şırnak'a veya Hakkari'ye nispeten daha kolay koşulların olduğu yerlerde görevlerini sürdürüyorlar. Arkadaşlarım doğuda öğretmenlik yaparken zorlu koşullarla ve cehaletle büyük mücadele içine girdiklerini her seferinde anlatıyorlardı. Her seferinde de onları can kulağıyla dinledim geldiklerinde. Birçok defa okullarına yapılacak yardımlara el ayak oldum. Kütüphanelerine kitap yardımında bulundum. Hepsinin de helali hoş olsun. Bir çocuğun bile eğitimine ve hayatına katkı sağlamayı başarabildiysem ne mutlu bana. Bizim bu yaptıklarımız ve naçizane katkılarımız, inanın o öğretmenlerin verdiği emek karşısında bir hiçtir. Gerçekten de kutsal bir meslek icra ediyorlar. Elleri öpülesi insanlar... Düşünüyorum da ilkokul öğretmenim benimle bu kadar alakadar olup bana güvenmeseydi belki de şimdi daha farklı bir konumda olacaktım. Bu sebeple vefamı ona her zaman göstermeye çalışıyorum. Keşke öğretmen olsaydım diyorum şimdilerde. 18 yaşında bir insanı meslek seçmek zorunda bırakan eğitim sistemimize kırgınım... Kitaba dönecek olursak, Hakkari'de sadece bir kış mevsiminde öğretmenlik yapan birinin yaşadığı zorlukları ve Hakkari'nin, amiyane tabirle, üvey evlat oluşunu anlatıyor Ferit Edgü. Son derece çarpıcı yorumları ve betimlemeleri var. Bir öğretmen olarak köye giden isimsiz kahramanımız, köye ayak basar basmaz bir çocuğun ölümüyle karşılaşıyor. Öğretmenimizin konuştuğu dili köylüler anlamıyor, köylülerin konuştuğu dili ise öğretmenimiz anlamıyor. Zorluklar ilk dakikadan itibaren baş gösteriyor. İkinci gününde, İçi örümcek ağlarıyla dolu, tahtasız ve sırasız bir okul teslim ediliyor öğretmenimize. Hemen kara tahtayı yapıyor çocuklarla birlikte ve sıraları bir marangoz gibi paslı çiviler yardımıyla oturulacak vaziyete getirerek dersine başlıyor. Ne zaman bir zorlukla karşılaşsa ve yardım talebinde bulunsa, yardım talepleri geri çevriliyor. "Ne yaparsınız, devletimiz her yere elini uzatamıyor," diyorlar. Yaşadığı zorluklar ve omzundaki yük her geçen gün artıyor. Biri hastalansa reçete yazması için ona geliyor köylü. Bir başkasının problemi olsa öğretmenden akıl alıyorlar. Öğretmen bilirkişisi oluyor köyün zamanla... Bizler batıda, eğitimde fırsat ve olanak eşitliğini münazara konusu yaparken doğuda binbir türlü zorlukla eğitimde eşitsizliği yaşıyor çocuklar. "Bir tek şey istiyorum. Çaresizliği yenmek." diyor öğretmenimiz. Evet, çaresizliği yenelim. Hep birlikte yumruğumuzu vuralım doğudaki çaresizliğe. Elimizi uzatalım. Bütün çocuklarımız eşit şartlarda eğitim alsın. Liyakat usulüne uygun olarak kurumlara çalışan alalım. İbn-i Haldun'un dediği olmasın, coğrafya kaderimiz olmasın... Çok güzel ve samimi bir dili var Edgü'nün. Okunması gereken bir eser bana göre... Kitabı okurken, keşke doğuda öğretmenlik yapan bir arkadaşımız çıkıp şu kitabı okusa da ağız tadıyla bir inceleme okusak dedim içimden. Şimdi tekrarlıyorum. Doğuda öğretmenlik yapan bir arkadaşımız çıksın ve şu güzel kitabı incelesin lütfen.
Hakkari'de Bir Mevsim
8.8/10
· 5,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
40
549