Adiller Bütün Oyunları 5

8,5/10  (6 Oy) · 
23 okunma  · 
8 beğeni  · 
503 gösterim
DORA: Sakın, sakın böyle söyleme. Sonu yalnız ölüme çıkıyorsa doğru yolda nasıl yürüyor oluruz? Doğru yolun sonu hayata çıkar, güneşe çıkar. İliklerine kadar üşümezsin soğuktan... Albert Camus emsalsiz acıların, fedakârlıkların, vazgeçişlerin ardından, hedefe ulaşmaya bir adım kala, insanın insanla yüzleşmesine şahit olmaya davet ediyor okurları.

Camus 1949 yılında kaleme aldığı ve tarihî bir hadise üzerine inşa ettiği Adiller'de, yirminci yüzyıl başında, Moskova'da, devrimci bir örgütün Grandük Sergey'e suikast girişimini konu alır. Benzer amaçlar, idealler ve acılarla bir araya gelmiş, sıfatı ne olursa olsun bir "insan"ın yaşamına son vermenin eşiğinde bulunan örgüt üyeleri, "insan"la yüzleşmek zorunda kalacakları o "son anda" en büyük sınavlarını vereceklerdir. Ülküsü uğruna işkencelere maruz kalmış, hayallerini, duygularını yitirmiş, gelecek nesillerin özgürlüğü için yaşamını sürdüren Stepan, ölüm ve yıkımdan sonsuza dek kurtulmak, sevgiyi ve aşkı geri kazanmak uğruna bu savaşa katılmaya razı olan Yanek ve Dora, vazifesiyle insani arzuları arasına sıkışmış olan Annenkov, masum çocukların ölümüne sebep olabileceği ortaya çıkan bu suikastı ve sonuçlarını sorgulamaya başladıkları noktada, varoluş amaçlarını, eylemlerinin haklılığını, insana ve yaşama karşı ne kadar adil olduklarını da sorgulamaya başlamış olurlar.
Albert Camus'nün bütün oyunları Can Yayınları'nda.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2015
  • Sayfa Sayısı:
    128
  • ISBN:
    9789750724138
  • Orijinal Adı:
    Les justes
  • Çeviri:
    Ayberk Erkay
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Şeyma Demirhan 
20 Mar 20:40 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Albert Camus,
Okuduğum her eserinde farklı bir izlenim bırakıyor üzerimde. Camus'un kişiliğini çözmeye çalışıyorum, ama bu konuda çok başarılı olduğumu söyleyemem. Muhtemelen Diğer eserlerini okuduğumda yavaş yavaş birşeyler şekillenmeye başlar. Eserinde devrimci kahramanı Kalyayev ve arkadaşlarının Rusya'da gerçekleştirdiği suikasten bahsetiyor. Kalyayev'i diğer devrimcilerden ayıran en büyük özelliği ise "kimsenin kimseyi öldürmediği bir dünya için öldürüyoruz" demesi olmuştur.
İlginç olan ise Camus'a göre “her şeye izin varsa” bu, devrimcileri cinayet işlemek için “mantıklı” nedenler aramaya yöneltebilir. Bu cümleyi okuduğumda aklıma yakın zamanda Stefan Zweig "İnsanın yıldızının parladığı anlar" kitabında aynı topraklarda yaşayan, aynı milletten, Devrimci Tolstoy'un sözü geldi aklıma "İnsan onuruna layık hiçbir düzen zor kullanarak kurulamaz. Silaha başvurur vurmaz, başka bir dikta rejimi kurmuş olursunuz ve böylece yok etmek istediğiniz insanları yüceltirsiniz." Tiyatro türündeki bu kitap sizi iki şık arasında bırakıyor. Eğer böyle bir durumu siz yaşıyor olsaydınız ne yapardınız? Peki ya ben...? Olaya çok yumuşak bakmaya çalışıyorum, iki düşünce arasında sıkışıp birini seçmem gerekseydi bu hangisi olurdu derseniz... Tolstoy'un fikrini benimser İvan Kalyayev'in düşüncelerini uygulardım.