Caligula (Bütün Oyunları 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.756
Gösterim
Adı:
Caligula
Alt başlık:
Bütün Oyunları 2
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750724169
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Caligula
Çeviri:
Ayberk Erkay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Caligula
Caligula
CALIGULA: […] Kim cüret edebilir seni yargılamaya şu yargıçsız, şu kimsenin masum olmadığı dünyada! Tarihin şahit olduğu en acımasız tiranlardan biri olan, adı zorbalık, gaddarlık ve delilikle bir anılan İmparator Caligula, Camus'nün sahnesinde, imkânsız olana, gökteki aya sahip olma arzusunun peşinde, halkının felaketine, mutlak zaferine doğru yürüyor. 

Albert Camus 1944 yılında son şeklini verdiği Caligula'da, sevdiği kadının ölümünün ardından mutluluğu, özgürlüğü, gücü ve ahlaki değerleri sorgulamaya başlayan genç yaştaki Roma imparatorunun, "göğü denize çalmak, çirkini güzele katmak, kederi neşe kılmak", yok olanı var etmek adına, sınırsız güçle imtihanını sahneye taşıyor. İmparator Caligula, her şeyin yegâne sahibi olmasına rağmen, insanların öldüğü ve mutlu olmadıkları bu dünyada mevcut olanlarla yetinmeyecek, imkânsız olanı elde etmek uğruna, imparatorluğunu bir korku ve zulüm zindanına dönüştürecektir. Tüm ahlaki değerleri ve yasaları inkâr eden Caligula, delilikle yaftalanmak pahasına, son nefesine kadar aklın ve vicdansızlığın yolundan vazgeçmeyecek, bu uğurda hem kendini hem sevenlerini hem de bütün Roma halkını yıkıma götürecektir. 
Albert Camus'nün bütün oyunları Can Yayınları'nda.
(Tanıtım Bülteninden)
136 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Oyun okumayı oldum olası sevmişimdir. Roman okumaktan farklı olarak oyun okurken kafamda bir sahne kurar, her bir repliği kafamda sahne akustiğinde aşırı dramatize ses tonuyla dikte ederim ve bu bana ekstrem bir haz verir.
Caligula, Camus’nün okuduğum üçüncü kitabıydı (Bu satırları yazarken dört kitabını okumuş bulunuyorum) ve söyleyebilirim ki beni en çok tatmin eden de Caligula’ydı.
Peki, Caligula nedir? Daha doğrusu, kimdir? Tam adıyla Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus, üçüncü Roma imparatoru ve Roma tarihinin en zalim hükümdarı (en azından ilk 3’te). Barbarlığı, cinsel sapkınlıkları ve bencilce eğlenceleriyle namlanan Caligula’nın bu bozuklukları daha imparatorluğunun ilk yılında ölüm uçurumundan “neredeyse” yuvarlanmasıyla başlamış. Bir Roma şairi olan Juvenal’e göre ise Caeser’a onu delirten zehirli bir iksir verilmiş ama burası teferruat. Sonunda Caligula öyle bir noktaya gelmiş ki atını rahip ilan etmiş, hatta Senato’da bir yer sözü bile vermiş.
Tamam, iyi güzel de tarih kitabı okumuyoruz, oyun okuyoruz. Camus’nün Caligula’sı ise biraz daha farklı. Zalim olmasına zalim, hem de dibine kadar zalim. Ama onunki biraz daha “tanımlanamayanı tanımlama, imkansızı mümkün kılma çabası” (#32842261) denilecek türden.En sevdiği insanın kaybından sonra (Camus’nün absürdist olduğunu biliyoruz) uyumsuz’u fark ediyor ve bütün tecrübeleri toplamaya çalışıyor (Bkz: Sisifos Söyleni). Hiçbir şey istemiyor, arzulamıyor, tek bir şey dışında: mutlak güç ve hakimiyet (tabi söz konusu absürdizm olunca bundan da %100 emin olamıyoruz). Koskoca Julius Caesar, Camus’nün ellerinde biçim değiştiriyor. Bu sefer mermerden bir David değil de David’den bir topak kil çıkıyor sanki.
Bir de Caligula’nın mantık ilkesi var, ki gözden kaçmaya çok müsait bir ayrıntı. Hani insan olmanın getirdiği en temel ikilemlerden biri: “Duygular mı mantık mı?” Caligula mantıkçı. Ama mantık dediysem küçümsemeyin. Duyguları Drusilla ile ölmüştür artık. Mantık ilkesini daha iyi anlamlandırabilmek için Sisifos Söyleni’nden bir alıntıyı kullanacağım:
Mantıklı olmak her zaman kolaydır. Sonuna kadar mantıklı olmaksa, neredeyse olanaksız bir şey. ( #32002239 )
Camus neredeyse olanaksızı gerçekleştirebilmek için bir imparator seçmiş bence ve böylece Caligula’nın sınırsız imkanlarıyla sınırları aşmaya çalışmasını göstermiş.
Kitabın edebi ve felsefi yanını bir kenara atacak olursak, sırf Caligula’nın hazırcevaplığı için bile okunabilecek bir eser Caligula.
Son bir şey, okurken Sergei Rachmaninoff'un Piano Concerto no.2 op.18'ini dinlemenizi ŞİDDETLE tavsiye ediyorum. Kitabın içerdiği gücü ve deliliği %105 artırıyor.
——— (kapanış)
Evet arkadaşlar, Caligula’ya dair söyleyeceklerim bu kadardı. İncelememi beğendiyseniz altta kalp tuşuna basarak beğenmeyi ve bunun gibi daha çok içerik için kanalıma abone olmay- aman, hemen buradan (Merve %-5 mutlu) takip etmeyi unutmayın. Sağlıcakla kalın.
136 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
"Kolay değildir hayat ama mümkündür teselliyi bulmak sanatta, inançta, insanları sevmekte."

Albert Camus'nun okuduğum ikinci tiyatro eseriydi. Birincisi "Doğrular" idi, yine o eserde olduğu gibi tarihi bir hikayeden yola çıkarak kendi felsefesiyle bütünleştiriyor Camus... Burada yer yer "Sisifos Söyleni", yer yer de "Başkaldıran İnsan" esintileri bulmak mümkün. Bu arada, elbette ki okumadan önce Caligula'nın kim olduğunu öğrenmek yerinde olur.

Caligula kısa süre hükmetmiş olsa da tarihe adını yazdırmış bir isimdir. Adını yazdırmış dediysek, başarılarıyla değil, sapıklıkları, manyaklıkları ve zorbalıklarıyla... Peki Camus onu neden konu etmiş dersek, öncelikli olarak Hitler ve Nazizm'e karşı yazılmış olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan belli de bir anlamda 1984 gibi 'geleceğe bir uyarı' anlamı taşıdığını söyleyebiliriz.

Kitabın üslubuna bakacak olursak, öyle tarihteki gibi sürekli olarak Caligula'nın deliliklerinden bahsetmiyor Camus... Onun Caligula'sı son derece aklı başında bir hükümdar. Caligula sonsuz iktidara sahip olduğu için aşırı şımarık ve son derece doyumsuz, yüksek zeka belirtileri gösterirken, insanlara karşı merhamet veya herhangi bir sevgi beslemediği için, kendini tatmin etmeye insanları kullanarak ulaşmaya çalışıyor. Caligula'ya en uygun cevap da yazının başında kullandığım cümle oluyor. Evet, herkes için hayat farklı bir şekilde zor ama hayata tutunmak için de farklı yollar mevcut.

"Caligula", beni uzun süre etkileyecek bir metin oldu. Yine geçmişten gelen bir mesaja kulak verelim...

"Zorbalığı dize getirmek mümkündür fakat bu izansız kötülüğe karşı vereceğimiz savaşta, bizleri ancak kurnazca hamleler zafere taşıyabilir."
136 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Caligula 37-41 yılları arasında dört yıl hüküm sürmüş, zalimliği, merhametsizliği, ahlaksızlığıyla ün yapmış bir Roma İmparatoru'dur. Şöyle ki aklına estiği zaman istediğini öldüren, insanlara işkence yapan ve bunları yaparken büyük bir haz, mutluluk duyan bir akıl hastasıdır. Psikopatlık ve iğrençlikte sınır tanımayan bir adamdır. Bunların yanı sıra sınırsız güce sahip olan Caligula kendisini Tanrı olarak görmektedir. Bu tarihi karakterin genel olarak temel özellikleri böyle ve bir tiyatro eseri için müthiş bir konu zenginliği oluşturuyor. Albert Camus eserinde bu tarihi kişiliği ve olayı kusursuz bir edebi yapıt olarak ortaya koyuyor. Kusursuz bir edebi yapıt olmasının yanı sıra, baştan sona felsefi düşünceler içeren bir eser. Albert Camus kitabın neredeyse her sayfasında ortaya bir bakış açısı sunuyor, sorguluyor, size sorgulatıyor, uzun uzun düşünmenize sebep oluyor. Şahsen yazarın, şimdilik, en beğendiğim eseri olarak kütüphanemdeki yerini almıştır.

Kısaca bir hususa daha değinmek istiyorum, Albert Camus'dan okuduğum üç tiyatro eserinin de çevirmeni Ayberk Erkay'dı. Çevirilerinde muhteşem bir şiirsellik var. Aslında, özellikle romanlarda şiirsel anlatım şeklini pek beğenmem (Yaşar Kemal hariç) ama tiyatro eserlerinde durum farklı. Bu anlatım şeklinde yazar kadar çevirmeninde büyük payının olduğunu düşünüyorum. İyi okumalar.
136 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
İki ilk bir arada oldu benim için Albert Camus ve oyun...Kitaptan son bir alıntı ile yorumumu bitirmek istiyorum.[...]Kim cüret edebilir seni yargılamaya şu yargıçsız, şu kimsenin masum olmadığı dünyada!
136 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Bu kitapta Albert Camus'un Caligula'sını tarihi açıdan değerlendirmemiz doğru olmaz. Zira Caligula adını tarihe ne kadar delilik, sapkınlık ve s. kötü yönleriyle yazsa da bu suçlamaların kesin bir delili yok. Tarih kazananlar tarafından yazılır. Yaşadığı dönemde imparatorlarla senatorlar arasında bir yönetim kavgası yaşanıyordu. Onunla ilgili kaynaklar da çoğunlukla muhalifleri tarafından kaleme alınmış. Ama bizim dilde bir deyim var "Od olmayan yerdən tüstü çıxmaz". Yani bence yazdıklarında doğruluk payı mutlaka vardır.

Camus'un Caligula'sıysa ne kadar sapkınlığıyla ve garip hareketleriyle göze batsa da zeki olduğu göz önünde:
"Cherea --- Yarışmaya sen de katılacak mısın Caius?
Caligula --- Gereksiz. Ben şiirimi çoktan yazdım.
Yaşlı yurttaş, telaşla --- Nerde bulabiliriz onu?
Caligula --- Kendi yöntemimle her gün okuyorum zaten."

Herkes kendi şiirini okumalı, başkalarının değil.

Ve sonda beni en çok Helicon karakteri etkiledi. Onun sadakati, şakaları ve sondakı haklı isyanı kitaba renk katmış.
#41080363
136 syf.
·3 günde
İmkansıza aşık olmuş bir imparator Caligula. Elinde olan güç öyle kudretli ki Caligula'nın kalbi kör oluyor bu güç yüzünden. İstediği her şeyi elde edebiliyor ve bu artık ona çok sıkıcı gelmeye başlıyor. Bunun üzerine imkansızı istiyor. Anlaşılmıyor, kalbinin derinliklerindeki istek ve arzu, bu yüzden daha da zorba oluyor tabi ki.

Başkaldıran İnsan'dan sonra okuyunca fikirler daha bir anlaşılır oldu sanki. Salt özgürlük insanı insan yapmıyor maalesef. Tabi ki de bu insana göre değişir ama içi bencillik, kin ve nefret dolu insanların çoğunun. Bu yüzden sınırlı bir özgürlük, yasalar, dinler, ahlak, ihtiyacı doğuyor insanın insan kalabilmesi için. Caligula buna çok güzel bir örnek olmuş. Yazarın kalemi sağolsun, kullandığı cümleler, betimlemeler ve kalıplar anlatışı kat be kat güzelleştirmiş. Kesinlikle okunması gereken bir tiyatro oyunu olduğunu düşünüyorum, okuyun ve de okutun efendim; iyi okumalar.
94 syf.
·Puan vermedi
Caligula bir insanin ne kadar igrenclese bileceginin zirve noktasidir bazen kamışlara karsi savasan bir deli bazen sadist,bazen de seksomanyak
Oyun tarzinda yazilmasina ragmen okumaniz bittikten sonra eminim hayatini dahada araştıracaksınız dir
Çünkü kim atına bir saray yaparki
136 syf.
·Puan vermedi
Bir kayıpla başlar kitap. Caligula, Drusilla'sını kaybeder. Ama bu kayıp Caligula için bir kazanca dönüşür. Birtakım ahlaki değerleri sorgulayarak, yaşamı anlamasını sağlar ona göre bu kayıp. Mutlak iktidar olma yolunda bir dönüm noktasıdır.
Güç ve ahlak. İkisini birlikte yorumlamak çoğu zaman imkansızdır. Ve İmparator Caligula imkansızı ister. İkisini de kendince yorumlar. Doğru ya da yanlış fark etmez. Aslolan gücün sahibi olmak.
Caligula'ya göre insanlar; "Ölmeye mahkum ve mutsuz yaratıklardır." Ölüm ise ona; yakınlarını öldürdüğü kişilerden değil, gururunu incittiği aptal yaratıklardan gelecektir. Ve ona göre, yalnızlığa mahkum olacaksa insan, ne zaman olacağı fark etmez. Onu olduğu gibi kabul edenlerin ölümünde bulacaktır bazı şeylerin anlamını Caligula.
Ve gerçek acı, insanın sevdiğini kaybetmesi değil, kederin yüreğinden silinmesidir.
Mesele acı veya keder de değildir.
"Bütün mesele imkansızın kendisi! Mümkün olmayanı mümkün kılmak bütün mesele." Öyleyse Scipion'un deyişiyle "en büyük günahı" işlememek için bir sebep var mıdır gücün karşısında?
İşte budur insan olmak. Şu sözlerle anlatır Caligula bunu: "Ne acıymış meğer, ne yamanmış insan olmak!" Böylece aşktan da vazgeçmelidir insan, her şeyden olduğu gibi.
Ve tüm bunlara rağmen gülerek haykırır Caligula:
"Yaşıyorum hâlâ!"
Ah Caligula ah! Bir yetebilseydi yüreğine aşk..
136 syf.
·Beğendi·7/10
SEN DE SUÇLUSUN CALIGULA

Caligula
Yani küçük çizme.
Gerçek adı Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus.
Kısaca kötü.
Neden kötü? Suçu, kabahati nedir?

Kendisi Roma imparatorudur ve güç sahibidir. Bu güç onu zalimleştirmiştir.
Keyfi şekilde adam öldürür, idam ettirir. Bunları yapabildiği için yapar ve kendini dünyadaki en özgür insan addeder.
Caligula'nın kitabının 3.bölüm 1.paragrafı: "İdam cezası, insana ferahlık verir, sıkıntıları giderir. Gerek niyet, gerekse uygulama bakımından evrensel, güç verici ve doğru bir şeydir idam. İnsanlar suçlu oldukları için ölürler. İnsanlar Caligula'nın uyruğunda oldukları için suçludurlar. Oysa herkes Caligula'nın uyruğundadır. Öyleyse, herkes ölecektir. Bütün mesele sabırla sırasını beklemektedir."

Ahlaksızdır. Ona göre doğru diye bir şey yoktur. (s.65) Kız kardeşi Drusilla ile yatar.
Evli kadınları ilişkiye zorlar, hem de kocalarının yanında. Yapmak zorundadırlar.
"CALIGULA-... Dürüstlük, saygınlık, başkalarının ne diyeceği, ulusal bilgelik, hiçbir şey anlam taşımıyor. Korkunun önünde hee şey yok oluyor. Korku, Coesonia, bu güzel, karışımsız, katkısız ve kayıtsız, atadan kalma soylu duygu." (s.44-45)

Delidir. Geçirdiği hastalıklar sebebiyle olduğu tahmin edilir. Atını senatör yaptığı ile ilgili de bir söylenti vardır. Ayrıca, ayı ele geçirmek ister. Kendisini tanrı (Venüs) gibi görür, insanlara ona tapınmalarını emreder.
"CALIGULA-... O yalancı tanrılara, bir insanoğlunun, dilerse, hiç de acemilik çekmeden, kendilerinin gülünç mesleğini başarabileceğini gösterdim." (s.69)
"CALIGULA- İnsan alınyazısını anlayamaz, işte bunun için ben de alınyazısı oldum. Tanrıların aptal, anlaşılmaz yüzünü benimsedim." (s.71)
"CALIGULA-... Ve o zaman, gerçekten de, karanlıklar içinden bana doğru ilerleyen, kin ve nefretle gerilmiş yüzlerde, şu dünyada taptığım biricik tanrıyı görüyorum: insan yüreği gibi zavallı ve alçak olan tanrıyı."

Zeki ve hazırcevaptır.
"CHEREA - Yarışmaya sen de katılacak mısın, Caius?
CALIGULA - Gereksiz. Ben şiirimi çoktan yazdım.
YAŞLI YURTTAŞ, telaşla - Nerde bulabiliriz onu?
CALIGULA - Kendi üslubumda her gün okuyorum ya." (s.100)

Not: Sisifos Söyleni'ni okuduktan sonra ne kadar yüzeysel baktığımı anladım.
Bereket versin ki üzüntüler her bakımdan sonsuz değil.
Bir yılı aşkın acı çekmeye katlanabilir misiniz?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Caligula
Alt başlık:
Bütün Oyunları 2
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750724169
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Caligula
Çeviri:
Ayberk Erkay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Caligula
Caligula
CALIGULA: […] Kim cüret edebilir seni yargılamaya şu yargıçsız, şu kimsenin masum olmadığı dünyada! Tarihin şahit olduğu en acımasız tiranlardan biri olan, adı zorbalık, gaddarlık ve delilikle bir anılan İmparator Caligula, Camus'nün sahnesinde, imkânsız olana, gökteki aya sahip olma arzusunun peşinde, halkının felaketine, mutlak zaferine doğru yürüyor. 

Albert Camus 1944 yılında son şeklini verdiği Caligula'da, sevdiği kadının ölümünün ardından mutluluğu, özgürlüğü, gücü ve ahlaki değerleri sorgulamaya başlayan genç yaştaki Roma imparatorunun, "göğü denize çalmak, çirkini güzele katmak, kederi neşe kılmak", yok olanı var etmek adına, sınırsız güçle imtihanını sahneye taşıyor. İmparator Caligula, her şeyin yegâne sahibi olmasına rağmen, insanların öldüğü ve mutlu olmadıkları bu dünyada mevcut olanlarla yetinmeyecek, imkânsız olanı elde etmek uğruna, imparatorluğunu bir korku ve zulüm zindanına dönüştürecektir. Tüm ahlaki değerleri ve yasaları inkâr eden Caligula, delilikle yaftalanmak pahasına, son nefesine kadar aklın ve vicdansızlığın yolundan vazgeçmeyecek, bu uğurda hem kendini hem sevenlerini hem de bütün Roma halkını yıkıma götürecektir. 
Albert Camus'nün bütün oyunları Can Yayınları'nda.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 108 okur

  • Coşkun
  • Samet KATTANALP
  • Nur BALIKÇI
  • Volkan Yalçın
  • Muhammet Oğuzhan Yalçın
  • Sisyphos
  • Özgür
  • Küheylan
  • Ercan çiftci
  • Bilâl Bayram

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%50
35-44 Yaş
%10
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%52.9
Erkek
%47.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.7 (15)
9
%26.2 (11)
8
%9.5 (4)
7
%14.3 (6)
6
%9.5 (4)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0