Şimdi onun acımasız düşmanı, bir zamanlar kendisine geleceğin sürekli parlak başarılarla dolu olduğunu söyleyip duran muhayyilesiydi.
Yolculuk hayatının mutlak yalnızlığı, bu karanlık muhayyilenin saltanatını daha da pekiştiriyordu. Bir dostun olması ne büyük bir zenginlikti!
Julien kendi kendine:
⁃ Acaba benim için çarpan bir kalp var mıdır, diye düşündü. Hem, bir dostum olsa bile, şerefim bana ebediyen susmamı emretmiyor mu?
Dünya yanarken onlar bir cennete düşmüşlerdi. Ama insan içinde bir kötülük tohumu taşıdıktan sonra cennet diye bir şeyin varlığı mümkün değil işte. Adem ve Havva’nın yeryüzünde hiç hata yapmamaya dair ahirlerinden sonra Kabil’in ortaya çıkması ne kadar sürmüştür acaba ?
Her şey anlamsız mı acaba? Yoksa her şeyin bir anlamı mı var? Bunu düşünmek beni hasta ediyor. Hiçbir şeyin anlamı yoksa çabam boşuna. Yaşamım ancak anlamsız olması koşuluyla bir anlam taşır; deli olayım: Anlayabilen anlasın, ölen anlasın ... Böylece, varlığım işte burada, nedenini bilmeden, soğuktan titreyerek... "bilmemek" ...
Ya Tanrı? O konuda ne diyorsunuz? Rahat ve güzel konuşan baylar, inançlı baylar? - Tanrı biliyor mu bari?
Bir sanat eseri insanlara neler öğretiyor acaba, insanlar sanatla meşgul oldukça onlarda ne gibi değişiklikler oluyor, neden insanlar sanat eseri verince mutlu oluyor? Bu soruların her birine cevap aradım. İnsanlar güzel bir şey görünce mutlu oluyorlar evet ama güzel bir şeyi kendileri meydana getirdiklerinde daha da mutlu oluyorlar. Allah her insanın içine farklı yetenekler vermiş. Bu yeteneğinizi bulup ortaya bir güzellik koymanız gerekiyor. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli şeylerden biri de bu olsa gerek. Hangi hayvan harika bir tablo çizebilir ki, hangisi yeni bir müzik besteleyebilir, hangisi evini farklı bir şekilde inşa edebilir? Bütün bülbüller hemen hemen aynı öter, bütün kuşlar yuvasını benzer şekilde kurar. Ama insanlara farklı şeyler ortaya koymak gibi bir özgürlük verilmiş.
"Sanat herhangi bir yeri ya da şeyi güzelleştirmektir." desek yanlış olmaz herhâlde. İnsanlara sanat neler öğretir diye düşünüyorum bugünlerde. Sanırım öncelikle sabırlı olmayı. Hiçbir sanat eseri aceleye gelmez, her biri zaman ve emek ister. Devamlılık bekler insandan. Çabuk vazgeçenler sanatının en iyi, en güzel hâlini hiçbir zaman göremez. Böylelikle sanat insana vazgeçmemeyi öğretir.
İnsanlar genelde ilk eserlerini yapmaya çalışırken hata yaparlar. Bu hataları önemseyipdüzeltmeye çalıştıklarında ancak ilerleyebilirler.
Sanat insana hatalarından ders almayı öğretir.
Sanat yaparken küçük ayrıntılar bile büyük öneme sahiptir. Küçük ayrıntıları önemsemek insana ince düşünmeyi öğretir. İnce düşünen insan çevresine karsı daha nazik olur. Sanat insana nazik olmayı öğretir.
Güzel bir sanat eseri ortaya koyan insan çevresindekilerden ilgi ve takdir görür. Bu da onu mutlu eder. Sanat insana kendine inanmayı öğretir.
Ortaya konulan sanat eseri dünyada gözün gördüğü, kulağın