Muhalefetin hükûmetin, hükûmetin de muhalefetin yakasına sık sık yapışmasına neden olan beyhude kavgaların ortasında, meclis sıralarından ya da halka ayrılan kürsüden biri kalkıp şu sözleri söylese meclis ne derdi acaba?
"Susun Mösyö Mauguin! Susun Mösyö Thiers! Meselenin içinde olduğunuzu sanıyorsunuz ama değilsiniz! Mesele şu: Adalet neredeyse bir yıl kadar önce Pamiers'de bir adamı sustalıyla doğradı, Dijon'da bir kadının kafasını kopardı, Paris'te, Saint-Jacques Meydanı'nda daha yeni idamlar gerçekleştirdi. Mesele bu. Bununla ilgilenin. Ulusal muhafızların düğmelerinin beyaz mı yoksa sarı mı olması gerektiğini, güvenin kesinlikten daha güzel bir şey olup olmadığını sonra tartışırsınız.
Sağcı beyler, solcu beyler, koca halk acı çekiyor. İster cumhuriyet deyin ister monarşi, halk acı çekiyor. Bu bir gerçek.
Halk aç, halk üşüyor. Yoksulluk, cinsiyete bağlı olarak suça veya günaha sürüklüyor. Oğullarını zindanların aldığı, kızlarını genelevlerin aldığı şu halka acıyın. Fazlasıyla kürek mahkûmunuz, fazlasıyla fahişeniz var. Bu iki yara neyi gösteriyor? Toplumsal yapının çürüdüğünü. Hastanın baş ucunda muayene için toplanmışsınız işte: Hastalıkla ilgilenin.
Bu hastalığı yanlış tedavi ediyorsunuz. Daha iyi tetkik edin. Yaptığınız yasalar, onları yaptığınız zaman yalnızca geçici çarelerdir. Kanunlarınızın yarısı rutin, diğer yarısı deneysel. Kızgın demirle vurulan damga, yarayı kangren eden dağlamaydı. Suçu suçluya ömür boyu mühürleyip perçinlemek anlamsız bir ceza! Kürek mahkûmluğu durumu daha da kötüleştirerek neredeyse çıkardığı bütün kanı emip dağıtan saçma bir deri kabarcığıdır. Ölüm cezası barbarca bir uygulamadır, uzvu olduğu gibi söküp atar.
Sayfa 36 - Kapra Yayıncılık