Merve profil resmi
İstanbul
215 okur puanı
22 Mar 2017 tarihinde katıldı.
  • %42 (65/156)
  • Birinci kitap için yazdığım incelemede üçüncü kitabı okur muyum bilmiyorum demiştim. Ama bu kitabı bitirir bitirmez üçüncü kitabı e-kitap olarak arattım ve yazık ki bulamadım. Bu kitap çok güzel olduğu için değil, bir şeyleri yarım bırakmaktan zaman zaman haz etmediğim için seriyi bitirecektim. Ama dediğim gibi üçüncü kitaba ulaşamadım. Olur da ulaşabilirsem onu da okurum.

    İkinci kitap Lara Jean’in karakter olarak beni zaman zaman sinirlendirdiği ve şaşırttığı bir devam kitabı oldu. Bu tarz gençlik kitaplarını okuyunca yaşananlar çok yavan gelebiliyor. Bu kitapta özellikle esas karakter olan kızımızın gözünden bakınca zaman zaman hissettiklerinin aşk olmadığını düşündüm. Bu tarz kitaplarda da aşka olan inancınız sarsılınca okuyacak fazla bir şey bulamıyorsunuz. Çünkü romantik komedi tadında hikaye bu; yaşananın aşk değil de iki kişinin birbirine duyduğu basit bir lise ilişkisi olduğunu düşünürsem bunun tadı nerede kalır? Mesela ‘’Yanılmak Güzeldir’’ diye bir kitap var. Hatta onun da yine film uyarlaması da mevcut. Hem filmi hem de kitabı çok ama çok güzeldir. Basit bir aşk hikayesi değil, içinde birçok güzel şeyi barındıran bir hikaye konulmuş ortaya. O kitabı okumuşsanız ya da okursanız ne demek istediğimi anlarsınız. Ayrıca ‘’Yanılmak Güzeldir’’e de değinmiş oldum, okumanızı tavsiye ediyorum. Yok okuyamam diyorsanız, izleyin; filmin adı ‘’Flipped’’. Konumun çok dışına çıktım, devam ediyorum.

    Burada ufak bir SPOILER olacak. Bittiği yeri yine işaretlerim.

    Ben vuslata ermiş çiftleri sevemiyorum sanırım. Dramatik ve duygusal yanım buna izin vermiyor. Çiftler uzak kaldıkça, acı çektikçe benim ilgimi cezbediyor. Pişmanlıkları, özlemi seviyorum. Sanırım hikayelerde sevgiyi daha yoğun hissetmemi sağlıyor. O yüzden de Peter ile Lara Jean’ın ayrılıp, Peter’ın zavallı halde dolaştığı kısımlar daha bir zevkle okuduğum bölümlerdi. Tabi Lara Jean bu kısımlarda raydan çıkıp beni kızdırmış olsa da... Margot’a genelde hak vermesem de bu noktada katıldım; Lara Jean aşık olma düşüncesine aşıktı. Bence bu durum yadsınamayacak kadar çok insanda da görülüyordur. Ayrıca burada kaderin cilvesini de gördük; o mektup John’a erken ulaşsaydı, John ve Lara Jean’ın birlikte olmaması için hiçbir sebep yokmuş. Bu tarz şeyleri okuyunca acaba bizim çevremizden ne gibi fırsatlar geçiyor da kaçırdıklarımızın farkında bile olmuyoruz diye düşünüyorum.

    Bu arada Peter Kavinsky çok tatlı bir karakter, ama filminde çok daha sempatik.

    SPOILER bitti.

    Devamını da okuyup seriyi bitirebilseydim iyi olacaktı. Ama şuan için mümkün görünmüyor. Başımın yoğun olduğu ve tez yazımım dolayısıyla stresli olduğum şu dönemde kitap beni eğlendirdi diyebilirim. Birine ya da bir şeylere de haksızlık etmek istemem. Bu arada Lara Jean bütün kitap boyunca kurabiye ve pasta yapmaya devam etti. Üniversitede gastronomi okumayı düşündü mü acaba? :)
  • %9 (32/360)
  • %100 (352/352)
  • Kitabı bitireli bayağı zaman oldu, ama inceleme yazıp yazmamak konusunda tereddütteydim. Yazmayı sevdiğimden birkaç düşüncemi belirtmeye karar verdim.

    Kitaptan haberim dahi yoktu, ta ki film uyarlamasını izleyene dek. Filmi izledikten sonra kitaptan haberim oldu ve pdf’si de olduğunu görüp dilini de basit görünce bir iki güne bitirebileceğimi düşünüp okumaya başladım. Şuan ikinci kitaptayım ve sahiden de kitap oldukça basit bir tarzda yazılmış.

    İlk kitap için diyebileceğim basit bir gençlik romanı, film uyarlamasının daha iyi olduğunu düşünüyorum. Her şey en ince ve gereksiz ayrıntısına kadar anlatılıyor. Yani bunu neden dedi ki diye düşünmeden edemiyorum çoğunlukla. Yine de ilk kitap akıcı bir şekilde okutuyor kendini. İkinci kitap için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, ama zaten konumuz da ikinci kitap değil. Onu bitirdiğimde kendi sayfasında konuşuruz.

    Hikayedeki platonik olarak hoşlandığın erkeklere yalnızca kendine saklayacağın mektuplar yazma fikrini ilginç buldum. Aslında bu durumun olanları günlüğüne yazmaktan çok da bir farkı yok, tek ayırıcı nokta mektupta karşındakine hitap edici bir tarzda yazmak olsa gerek.

    Hikaye her Amerikan gençlik filminde ya da romanında olduğu gibi sınıf farklılıklarının ayan beyan açık olduğu lise döneminde geçiyor. Kim nasıl başlatmışsa bu durumu liselerdeki gruplaşma her hikayelerine dahil olur hale gelmiş. Ayrıca çocuklar daha lisede olmalarına rağmen kafaları oldukça tuhaf düşüncelerle kaplı. Kendinize gelin, siz sadece çocuksunuz diyesim geldi.

    Bir diğer konu da kitaptaki karakterlerin doğru düzgün yeme düzeni olmaması. Sürekli olarak kurabiye, kek, pizza yiyorlar. Sıcak yemek diye bir şey yok; varsa yoksa kurabiye, kek. Hayır, bu kadar tatlı, sağlık sorunlarına yol açacak yani. Şaka maka, gerçekten çok gözüme battı; kurabiyeden yemek mi olur, her gün kurabiye mi yapılır…

    Kitabın geneline yorum yapmak yerine böyle detaylarla ilgili konuşmak istedim. Dediğim gibi kitap basit bir dilde yazılmış. Filmi izledikten sonra kitabı okumuş biri olarak film daha güzeldi diyorum. Ayrıca kitap ile film arasında farklılıklar da mevcut. İlk kitap kendi türüne göre kötü sayılmazdı. Kendini okutuyordu, elimden bırakmadım, okurken ara vermedim; öyle söyleyeyim. İkinci kitabı da okuyorum şimdi, ama üçüncüyü okur muyum emin değilim.
  • (...) Ayrıca, hafızan neden bu kadar iyi? Her şeyi hatırlıyorsun. ''
    ''Bu benim için hem lütuf hem de lanet. ''
    Jenny Han
    Sayfa 119 - Pegasus Yayınları
  • Merve tekrar paylaştı.
    Aslında kitabı okurken yazacağım inceleme kafamda az buçuk belliyken bitirdiğimde yazmak istediklerimin komple değiştiğini fark ettim. Biraz fikirlerim olgunlaşsın diye bekledim. İncelemem iki kısımdan oluşacak; birinci kısımda genel olarak kitaptan bahsedecek olup ikinci kısımda kitabın gidişatı ile ilgili ayrıntılı bir yorum yapmaya çalışacağım. İkinci kısım yalnızca kitabı okumuş olanlar içindir.

    Öncelikle romanın milli mücadeleyi ilk anlatan kitap olduğu ve henüz şavaş devam ederken yazıldığını hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla savaşa bizzat tanıklık etmiş olan birinin ağzından olanları kurguyla karışık okumak güzeldi. Örneğin; kendisi Sultanahmet Mitinginde konuşma yapmış birinin, bunu kitabında bir olay döngüsü içerisinde anlatması oldukça ilginç geldi bana. Değişik bir keyifle okudum.

    Kitabın dili başlarda oldukça ağır geldi. Aslında ben kitabın dili ağırdı yorumlarını görmezden gelen biriyimdir, şimdiye dek birçok dili ağır denebilecek kitap okuduğum için, özellikle de tarih kitapları, açıkçası yorumlara burun kıvırırdım. Ama bu kitabın dili hakikaten ağırmış. Başlarda bazı paragrafları anlamaya çalışırken zorlandığım oldu. Şişli hanımları ile İstanbul hanımlarının karşılaştırıldığı bölümde ufak bir kafa karışıklığı hasıl oldu mesela. Her ne kadar arkada sözlük varsa da sürekli orayı açıp bakmak biraz sıkabiliyor. Ama sonraları alışıyorsunuz, kelimelerin çoğunluğunu anlamdan çıkarabiliyorsunuz. Bir de yanılmıyorsam kitabın dili sonlara doğru biraz daha hafifliyor gibi ya da bana öyle geldi. Bu söylediklerim sizi korkutmasın, dediğim gibi başta biraz zorlasa da sonradan rahat bir biçimde okumaya devam edebiliyorsunuz.

    Kitabın milli mücadele kısmı beni yer yer memnun etse de yer yer daha çok ayrıntıya yer verilseydi demedim değil. Kitap bir nevi bir aşk anlatımı, fonda milli mücadele var. Ya da tam tersi de olabilir; konu milli mücadele fon bir aşk hikayesi de olabilir. Bakış açısına bağlı olarak değişebilir.

    --İncelemenin bundan sonrasında içerik ile ilgili konuşacağım. Sürprizi bozacak çok şey yazacağım, hatta kitabın sonundan bahsedeceğim direkt. O yüzden kitabı okumamış olanların, gerisini okumaya devam etmemesini istiyorum. –


    Kitabın sonsözünde Halide Edip’in yaşananları bir kabus gibi nitelediği, bu yüzden de aslında her şeyin Peyami’nin yaralanması sebebiyle ona oyun oynayan belleği olarak nitelendiği şeklinde bir yorumlama var. Evet, olabilir, hatta öyledir. Ama sonsözü okumadan önce ben kitabın sonunu çok daha farklı yorumlamıştım. Birkaç inceleme de okudum ama, benim gibi düşünmüş birilerini de göremedim. Peki nasıl mı yorumladım ben, hemen anlatıyorum:
    Ayşe; kitap boyunca herkesin ayrı bir sevgi duyduğu, hatta birkaç kişinin birden kendisine aşk hisleri beslediği, kitleleri peşinde sürükleyen, aynı zamanda korunup kollanmaya çalışılan bir karakter olarak tasvir edilmiş. Oysaki kendisi de vatanın kurtuluşu, özellikle de İzmir’in kurtuluşu için durmadan uğraşan, tek ideali bu olan biri olarak yansıtılmış. Bu durum bana sanki sembolizmi çağrıştırdı. Yani Ayşe aslında Peyami’nin dimağında kurtarılmaya çalışılan vatanı, hatta belki de İzmir’i yansıtıyor. İhsan ise Ayşe’yi delicesine seven, onun için her şeyi yapabilecek biri. İzmir’e girmeyi de Ayşe için daha bir ayrı arzuluyor. Bu durum da bana İhsan’ın aslında Peyami’nin kendisi olduğunu çağrıştırdı. Daha doğrusu evrak işlerini bırakıp vatan için her şeyi yapmaya hazır durumdaki Peyami’nin kendisi. Çünkü biliyoruz ki Peyami’nin yıllar önce Ayşe ile evlenmesi mevzubahis olmuş, fakat o bunu istemeyip sırf bu sebeple yurtdışına gitmiş. Fakat Ayşe’nin eşi ve oğlu öldürülüp de Ayşe İstanbul’a gelince Peyami de kendisine karşı farklı hisler beslemeye başlıyor. Yani, az önce dediğim teoriye dönersek ve Ayşe’yi İzmir’in sembolü olarak düşünürsek İzmir işgale uğradığında Peyami pişmanlık duyuyor ve o andan sonra Peyami, İhsan oluyor; biz de İhsan’ın Ayşe’ye duyduğu aşkı okumaya başlıyoruz.

    Kitabın son cümlesini okuduktan hemen sonra sonsözü okumadım, önce kendim düşündüm. Bunlar beliriverdi zihnimde. Sonra sonsözü okuduğumda oldukça basit bir şekilde açıklandığını gördüm. Dediğim gibi ben bayağı saçma da düşünmüş olabilirim. Olay benim anlattığım gibi komplike olmayabilir, ama ben bu şekilde düşünmek istedim. Yorumlara da açığım.

    Herkese iyi okumalar dilerim…
  • Kitabı birkaç sene evvel bir yaz tatilinde indirim sırasında almış ve sonrasında yazlıkta bırakmıştım. Gittim geldim ama bir türlü elime alıp okuyamadım. Baktım ki kitap yazlıkta bıraktığım sürece okunmayacak, en sonunda okuyayım aradan çıksın dedim.

    Kitap için siteye bir inceleme de yazayım, merak eden çıkarsa bir fikir verir diye düşündüm. Kitap ilginç bir şekilde başlıyor, akıcı bir şekilde devam ediyor, ta ki bir yere kadar. Sonra sanki ilerlemiyor kitap, biraz da karışıyor. Özellikle ara verip okuyunca kim kimdi, ne olmuştu en son diye düşündürüyor. Bu kitabı okumasam da olurmuş gibi düşünürken sonlara yaklaştıkça bu düşünceden vazgeçtim. Çünkü kitabın gerçeklerden uzak bir anlatımı olduğunu düşünmüştüm ki öyle değilmiş. Roman olması dolayısıyla yazar elbette birtakım değişiklikler yapmıştır, ama biraz bakındığım kadarıyla genel kurgu doğruymuş. Bu sayede hiç bilmediğim bir konu hakkında bilgi edinmiş oldum. Yeri gelmişken söyleyeyim kitaptan sıkılmamın bir sebebi ve hatta en büyük sebebi kitapta anlatılan döneme ve tarihin o kısmına dair hiç bilgi sahibi olmamamdı. Şimdi öğrenmiş oldum ve ilginç bir hikayeymiş. Tarihin hiç bilmediğim bir dönemine ait şeyler öğrendiğim için memnunum. Mesela Cebelitarık’ın isminin nereden geldiğini bilmiyordum ya da Berberiler kimlerdir hiçbir fikrim yoktu. Yeni şeyler öğrenmiş oldum ve tarihin hiç duymadığım bir kısmı hakkında da bilgi edindim.

    İyi okumalar dilerim.
İstanbul
215 okur puanı
22 Mar 2017 tarihinde katıldı.
2018
24/30
80%
17 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 1973. sırada.

Şu anda okudukları 2 kitap

  • Eleanor ve Park
  • Mahur Beste

Okuduğu kitaplar 199 kitap

  • Not: Seni Hala Seviyorum
  • Sevdiğim Tüm Erkeklere
  • Momo
  • Gecenin Gecesi
  • Sonuncu Kadeh
  • Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları
  • Geyikli Park
  • Leyla ile Mecnun
  • Toraman
  • Cadı

Okuyacağı kitaplar 305 kitap

  • Mucize
  • Ama Fareler Uyurlar Gece
  • Barbarları Beklerken
  • Bir Safdilin Hatıra Defteri
  • Üç Yıl
  • Lyon'da Düğün
  • Henüz Vakit Varken Gülüm
  • Sararmış Bir Fotoğraf
  • Japon Sevgili
  • Ruhlar Evi

Kütüphanesindekiler 205 kitap

  • Henüz Vakit Varken Gülüm
  • Tiffany'de Kahvaltı
  • Momo
  • İkna
  • Talat Paşa
  • Korku
  • Gecenin Gecesi
  • Sonuncu Kadeh
  • Usta ve Margarita
  • Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları

Beğendiği kitaplar 46 kitap

  • Martin Eden
  • Leyla ile Mecnun
  • Sonuncu Kadeh
  • Puslu Kıtalar Atlası
  • Sur Kenti Hikayeleri
  • Selvi Boylum Al Yazmalım
  • Emma
  • Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
  • Kısa Öykünün Büyük Ustaları
  • Gölgesizler

Beğendiği yazarlar 5 kitap

  • Cengiz Aytmatov
  • Emily Brontë
  • Reşat Nuri Güntekin
  • Reşad Ekrem Koçu
  • Dostoyevski