Giriş Yap

Isabel Allende

Yazar
8.7
762 Kişi
Unvan
Şilili Yazar, Gazeteci
Doğum
Lima, Peru, 2 Ağustos 1942
Yaşamı
Isabel Allende, 1942 yılında Peru'nun başkenti Lima'da doğdu. Ancak birkaç yıl sonra ailesi Şili'ye göç etti. Isabel Allende, amcası, Şili Devlet Başkanı Salvador Allende'nin 1973'te öldürülmesinden iki yıl sonra kocası ve çocuklarıyla birlikte Venezuella'ya sığınmak zorunda kaldı. 17 yaşında gazeteciliğe başlayan Allende, bir süre sonra San Francisco'ya yerleşti, ABD'nin önde gelen üniversitelerinde edebiyat dersleri verdi. 1982'de yayınlanan ilk romanı Ruhlar Evi'ni, 1984'te Aşktan ve Gölgeden, 1985'te Eva Luna adlı romanları, 1989'da Eva Luna Anlatıyor adlı öykü kitabı izledi. Sonsuz Düzen adlı romanı 1991'de, Paula 1994'te, Kaderin Kızı 1999'da, Sararmış Bir Fotoğraf 2000'de, Yüreğimdeki Ülkem 2003'te yayınlandı. Allende 2002-2004 yılları arasında Canavarlar Kenti, Altın Ejder Kenti ve Pigmeler Ormanı adlı romanlardan oluşan gençlik üçlemesini kaleme aldı. Türkiye'de tüm yapıtları Can Yayınları arasında yer alan Allende, hemen tüm öykü ve romanlarında gerçekçi bir anlatım ve siyasal bir yaklaşım ile büyülü gerçekçiliğin gerçeküstücü geleneğini ustaca kaynaştırdı.

İncelemeler

Tümünü Gör
544 syf.
·
6 günde
Zengin olan sağ kesim medyayı satın alıyor... Amerika destekli bir darbe.... İşkence gören insanlar ... Her hak hukuk diyene sindirme politika uygulamaları.... Siyasette yozlaşma... Her ne kadar yakin Turkiye tarihinde olanları sayıyorsunuz gibi gelse de bu olaylar farklı coğrafyada farklı bir dönemde olan şeyler. Bu da demek oluyor bazı şeyler değişmiyor:)) Trueba ailesinin üç nesil boyunca inanılmaz kadınlarının hikayesi ve Şili'nin demokrasiden nasıl uzaklaştığını anlatan bir dönem hikayesi . Isabel Allende sosyal hareketlerin analizini, aşırılığın tehlikesini ve Şili'nin en korkunç anlarından birini öyle bir anlatmış ki size o dönemi adeta yaşatıyor. Aşkı, Gizemi, Sihri, Güzelliği, İsyanı, Şiddeti, Bir sistemin çöküşünü, Darbe günlerini, İnsanlik dışı işkenceleri, Açlığı, Sefaleti , Bir ülke tarihinde bir sayfanın kapanışını, iliklerinize kadar hissedeceğiniz ağır, yoğun ama muhteşem bir eser . (Burda bir çok kişi kızacagini bilsem de yazmadan geçemeyeceğim) Kitap bittiğinde:"İyi ki sağcı değilim" dedim :))
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
544 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Okurken etrafınızda ruhlar dolaşsın istiyor musunuz? Bu kitabı okuyun. :)) Mesele sansasyonel bir giriş yapmaktır, yapılmıştır. Latin Amerika’nın en güçlü yazarlarından biri İsabel Allende.
Ruhlar Evi
de onun ilk ve büyük ses getiren romanı. Romanı , belki de Latin Amerikalı yazarların darbelerle, şiddetle kaynaşmış çalkantılı tarihlerinin gereği olarak toplumsal anlatıyı temel alarak yazmış. En belirgin karakterse akrabalık ilişkisinin bulunduğu Şili’nin eski başkanı Salvador Allende. Halkın demokratik seçimlerle iktidara getirdiği compenero Allende’nin katledilmesi ve ardından diktatör Pinochet’in iktidara gelmesi, sadece dünya sosyalistlerinin değil, İsabel Allende’nin de zihninde iz bırakmış belli ki. Buradan hareketle söylenebilir ki, bu kitap bir şekilde İsabel Allende’nin yaşamından izler taşır. Onun kişisel tarihi, hem politik olarak hem de erkek egemen söylemin karşısında tekinsiz, büyüsel ve dikbaşlıdır. Tam da bundan ötürü Ruhlar Evi’nde baskıcı erkek egemenliğinde alternatif, güçlü bir kadın kurgusu yaratır. Yönetici aileden gelen bir ailenin üç kuşağını işlerken, Şili’deki kaotik yaşamı kadın kahramanlar üzerinden verir. Kahramanlık kadınlara yüklenmiştir. Erkek karakterler kadınların ataerkil düzene karşı koyuşları karşısında edilgen, ikincil biçimde konumlandırılır. İktidar kadınlardadır. Yaratıcı güç, yazma yeteceği yine kadın karakterlerin sahip olduğu özelliklerdir ve Allende yazma sanatını da erkeklerin elinden hırçınlıkla çekip alır. Bunu da büyüyle, telepati ve halk söylenceleriyle güçlendirir. Üç kuşağın hikayesini anlatırken birkaç karakterle sınırlı bir anlatım oldukça zor. Bu kitapta da hikayeye sürekli yeni karakterler girer. Davetsiz misafirleri sevmeyen okurların gözünü korkutmasın bu, malum işin içinde var bir büyü. Bunu okuru rahatsız eden bir mesele olmaktan çıkarır Alende. Yazarın karakter yaratmadaki başarısını ne kadar övsem az gelir. Rosa’nın yeşil saçlarından bir peri masalı, Esteban’ın öfkesinden bir seri katil romanı, Ferula’nın kırgınlığından bir drama, Blanka’dan bir aşk romanı, Clara’dan dört başı mamur bir roman çıkardı, ve hepsi ölmeden okunması gereken kitaplar listesine girerdi kuşkusuz. Ama İsabel Allende hepsini bir araya toplayıp eşsiz bir roman çıkarmış ortaya. Çok övdüm değil mi? Yok mu bu kitabın bir kusuru diyenler olabilir. Gelin biraz da onlardan bahsedelim. Latin Amerika edebiyatında
Acı Çikolata
’nın yazarı
Laura Esquivel
ve İsabel Allende için, büyülü gerçekçiliğin light versiyonu eleştirisi yapıldığını biliyor muydunuz? Ben de bilmiyordum:)) Diyor ki bu eleştiri sahipleri: -Okunmak için daha doğrudan bir tarz yaratılması gerektiğine kanaat getirdiler. Cortazar’ın varoluşçu tarzına karşı çıkıp, gerçekliğe dönmek gerektiğini düşündüler. -Tarihi anlatı niteliğinin tarihi kesinlikle desteklenmesi gerektiğine inandılar. Bu da gerçekçiliği destekleyici bir tavır ortaya koydu. -Okunmak için kadın edebiyatı ve cinselliği öne çıkardılar. Her iki yazarın kitaplarını okuyanlar bilir ki bu eleştiriler doğrudur. Her iki yazarın edebiyatında da dozu kaçırılmış bir cinsellik anlatısı mutlaka bulunur. Ülkenin tarihini ya da politik atmosferini konuya dahil etme çabası çok açıktır. Kötü mü? Belki değil. Ama ben her iki yazarın kitaplarında anlatımın büyüsünün bozulduğu yerlere baktığımda bu iki konuyu görürüm. Genel anlatımı güçlendirmek şurda dursun , onu zayıflatan, eğreti duran, kabaca sırıtan bölümlerdir bunlar. Gerçekler işin içine kabaca girer, büyü bozulur. Kitap özelinde ikinci eleştirimse anlatıcının kim olduğunu kitabın sonuna kadar belli olmaması. Anlatan bazen dışarıdan biriyken, bir paragraf, bazen bir sayfa sonra Esteban’a dönüşür. Yazarın bunu bilinçli olarak mı tercih ettiğini bilmiyorum. Ama okuma kalitesinin bu noktalarda kesintiye uğradığını söylemek zorundayım. Peki bunlar kitabı kötü bir kitap mı yapar? Yapmaz, yapamamış. Vardır ya bazı kitaplar, daha ilk sayfasına elinizi uzatırsınız, o sizin kolunuzu yakalar ve bir daha bırakmaz. Bu onlardan. Hani vardır bazı kitaplar, kitap okurken yanıma bir bardak çay alayım dersiniz, bardak bardak çay soğutur size. Çünkü bardağa uzanırken kaçıracaklarınızdan korkarsınız. Bu onlardan. İsabel Allende’nin anlatım ustalığı kitabı elinizden bırakmayı mümkün kılmaz. Ve sizi 540 sayfa ne zaman bitti diye bakakalırsınız. Okuyunuz efendim. Büyülü okumalar..
·
263 syf.
#1001kitap~~~
"Bu öykü, 1-1lerini amansızca seven, böylece sıradan 1 varoluştan kendilerini sakınan 1 kadınla 1 erkeğin öyküsüdür. Bu öyküyü zaman aşımına karşı koyarak belleğimde gizledim; şimdi artık bu yerin ıssız gecelerinde size anlatabilirim. Bunu, onlar ve ötekiyle için yapacağım. Çünkü, onlar bana yaşamlarını emanet ettiler ve şöyle dediler: 'Al, yaz, yoksa rüzgâr onu silip yok edecek.' " diyerek başlar kitap ve soluksuz okunur kesinlikle. Ruhlar evinden sonra yazardan okuduğum 2.kitap ve yine çok sevdim. Rahat buyutulmeye çalışılan gazeteci ve Gustavo nişanlı olan Irene ve kendi içinde çok büyük sorunlar yaşayan ailesi... 1diktatorlukten kaçıp başka 1diktatorluk altında yaşayan, ordan oraya suruklenen ailesiyle fotoğrafçı gazeteci Francisco ve Irene'ye sevdalı... Büyülü gerçekçiliği sonuna kadar yaşatan Evangelina ve ailesi, cinsel kimliğinden emin, toplumun baskılarını gözardı edip kendi benliğini savunan Mario... Kitaplarda benim icin özel bölümler vardır ki kitabın sonunu unuturum ama beni etkileyen o kısmı asla unutamam bu kitapta da belki kimseyi etkilemeyecek ama benim için Mario ' nun Gustavo ile el sıkışma bölümündeki diyalog ve kitabın sonundaki panik durumunun anlatıldığı kısım benim için unutulmaz olacak... ~"...Uzun 1 süre konuşmadılar. Tehlikeyi hiç bu kadar yakın ve belirgin hissetmemişlerdi. 'Panik aşktan ve nefretten daha güçlüymüş', diye karar verdi Irene şaşkınlıkla..."~ ( Bu kısmı okurken resmen yaşadım, unutulmaz insanlar ve durumlar...) Sistemin dayattığı Latin Amerika siyasi kimliği yine değişmeden anlatıldığı ve bu kitabinda da yazarın otobiyografik öğeler bulunduran Aşktan ve Gölgeden çok akıcı 1kitap olup, ölmeden önce okunması gereken 1001kitap arasındadır, her ortamda her şekilde okunabilen büyülü gerçekçiliği kesinlikle sevdirecek 1 kitaptır, kesinlikle tavsiyemdir...
·
2 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42