1000Kitap Logosu
Kathleen Sears
Kathleen Sears
Kathleen Sears

Kathleen Sears

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.0
415 Kişi
1.269
Okunma
18
Beğeni
1.275
Gösterim
Unvan
Yazar
Yaşamı
20 yılı aşkın süredir bir eğitmen, koç ve kıdemli danışman olan Kathleen Sears, eğitim programlarının uygulanması ve sunulması konusunda ve bir eğitim ve organizasyonel gelişim koçu olarak sağlam bir deneyime sahiptir. İmalat, telekomünikasyon, havacılık gibi çeşitli sektörlerdeki işletmelerde çalıştı. AFI Expertise'de iki dilli bir eğitmen olarak, öncelikli olarak yönetim becerileri geliştirme, liderlik, iletişim ve müşteri hizmetleri konularında eğitimler verdi. Sertifikalı bir insan kaynakları uzmanı (CRHA), örneğin üst düzey yöneticilere karar verme konusunda rehberlik sunar. Kişiler ve "otantik" liderlik dediği şey hakkında, kuruluşların iş hedeflerine ulaşmalarına yardımcı oluyor ve liderler ve ekipleri için tasarlanmış birçok geliştirme programını yönetiyor.
264 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Kör cahiller için tam bir konuya giriş kitabı. Belirli bir okuma alışkanlığı kazandıktan ve düzenli bir okur haline geldikten sonra, okuduğum kitapların niteliğini arttırmalıyım diye düşündüm ve klasik Rus edebiyatına artık adım atmalıyım, dedim. Ancak fikirlerine çok güvendiğim bir okur olan Oğuz Aktürk'e göre [ Oğuz Aktürk ] Dostoyevski okumak için, kendisi kitaplarını kaleme alırken ondan ilham aldığından, Dante'nin İlahi Komedya'sını okumuş olmak gerekiyordu [ youtube.com/watch?v=0i9F0L1dcsM ], ki kitaplarından tam verim alınabilsin. İlahi Komedya'yı anlayabilmek için de Yunan ve Roma mitolojilerine aşina olmak gerekiyordu [ youtube.com/watch?v=qY11mC3P_e0 ]. Ben de kendisinin Mitoloji Okuma Rehberi önerilerini dinledim [ youtube.com/watch?v=pjLJWRBNSAw... ] ve İlyada ile mitolojiye giriş yaptım. Ancak şiirin bana her zaman anlaşılmaz gelmesi ve kitaptaki karakterlerin hikaye içinde tanıtılmıyor olması sebebiyle, kendimi hikayeye pek adapte edemedim. Bu nedenle İlyada'yı bir kenara bırakıp, sürprizbozan yeme riskini göze alarak, Mitoloji 101'e başladım. Say Yayınları'nın Türkçeye çevirdiği 101 serisini zaten severim, o nedenle de temel mitoloji bilgisi edinmek için piyasadaki pek çok kitap arasından bunu seçtim. Faydasını da gördüm. Evrenin oluşumundan tanrı ve tanrıçaların aralarındaki kan davalarına, ölümlü kahramanlardan ünlü söylencelere kadar mitoloji ile ilgili her konu, kısa ve anlaşılır biçimde özetlenmiş. Sürprizbozan yedim mi? KRALINI YEDİM! Okuma listemdeki mitoloji kitaplarının hemen hepsinin sonunu öğrendim ama kitaplar sadece sonunda neler olacağını öğrenmek için okunmaz, bu durum okuma keyfimi kaçırmaz. İlyada'nın sonunda Truva'nın düşeceğini de biliyorum mesela - Truva Çanakkale'de, Çanakale'ye gitmeyenler bile bu tarihi biraz olsun biliyordur - ama bu beni İlyada'yı okumaktan alıkoymuyor. Sonuç olarak kitabı tavsiye ediyorum ama koşullu olarak: Eğer mitoloji okumak istiyorsanız ama kitapların sonunu öğrenmek tadınızı kaçırıyorsa, Mitoloji 101 kitabının sadece tanrıları, tanrıçaları ve canavarları tanıttığı kısımları okuyup geri kalanını atlayın. Ben kitaptaki Odysseus bölümünü ilk iki sayfasını okuyup atladım mesela, sadece Odysseus kimdir neyin nesidir onu öğrenip Odysseia'da anlatılan 10 yıllık yolculuk kısmına geldiği yerleri okumadan geçtim.
Mitoloji 101
8.1/10
· 1.145 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
50
Dilek
Sosyalizm 101'i inceledi.
240 syf.
·
29 günde
·
Puan vermedi
yine uzun :( ama faydalı bir yazı oldu, bence..
Kitap "şöyle birkaç gün verir okurum, zaten 200 sayfa" denebilecek bir kitap değil kanaatimce, 29 günde okunacak bir kitap da değil ama neyse :)) Eğer içindeki isimler ve olaylar hakkında fazla bilginiz yoksa birini okurken diğerini unutabilirsiniz :) Başlangıç için gayet iyi bir kaynak ancak yeterli bilgiyi edinmek, bizim araştırmalarımıza kalıyor sanıyorum. Çünkü içinde kısa kısa yer verilmiş tonla bilgi var. Kendi adıma birçoğunu bilmediğim için okurken çoğu bilginin havada kaldığını hissettim. Bu yüzden de içerisinde dikkatimi çeken başlıkları farklı yerlerden daha detaylı okumaya çalıştım. Ama siz yüzeysel birkaç bilgi bana yeter diyorsanız kitap tam size göre. Şahsen ben olaylar arasında neden sonuç ilişkisini kuramadığımda cidden benim için verimsiz bir okuma oluyor. Bu yüzden de biraz kafa yordum kitap üzerine ama henüz istediğim neticeye varabilmiş değilim. İncelemede elbette kitabın tüm detaylarına yer vermeyeceğim. Ama "bu kitabı okudun, hadi ne öğrendiğinden biraz bahset ya da neymiş bu sosyalizm, sen bilirsin :)" diyen gıcık bir arkadaşım varmış gibi hayal ederek ortaya bir şeyler koymaya çalışacağım. Çünkü böyle tipler her zaman olmuştur çevremizde. Umarım kitabı okumaya başlamadan önce bu yazıya denk gelip okuyanlar olur. Çünkü kitap nasıl ki bir başlangıç kitabıysa benim yazım da "başlangıcın başlangıcı" niteliğinde bir yazı olacak :) Başlayalım.. İlk olarak, sosyalizm deyince birçoğumuzun aklına Marx ve Engels gelmektedir. Ancak kitapta birçok sosyalistten ve sosyalizm türünden bahsedilmekte. Ütopik sosyalizm, bilimsel sosyalizm, demokratik sosyalizm, liberter sosyalizm vb. Açıkçası sosyalizmin bu şekilde türlere ayrıldığından bile bihaberdim :) Peki nedir bu sosyalizm ve neyi savunur? Sosyalizm üretimin halkın refahı için yapıldığı, mülkiyetin ortak bir şekilde kullanıldığı sistem olarak tanımlanıyor. Burada birey yerine toplum olgusu ön plana çıkmaktadır.Sosyalizm özel mülkiyeti gelişimin önünde bir engel olarak görmüştür. Aslında yakın zamanda okuduğum Toplum Sözleşmesi'nde Rousseau'nun savunduğunun tam aksi bir görüş sosyalizm. Çünkü Rousseau toplumsal hayata geçiş ile insanların mal mülk edinme ve kendi çıkarını sağlamasının zorunlu olduğunu savunmuştu. Neyse Rousseau'yu bir kenara bırakalım, onunla ilgili yeterince şey yazmıştım. Sosyalizmin temeli Platon'a dayandırılmaktadır. Hatta ütopik sosyalizmin Platon ile, bilimsel sosyalizmin ise Marx ile başladığı ifade edilir. Platon'un sosyalizmin öncülerinden olduğunu yeni öğrendim. Ki Devlet'i yıllar önce okumuş biri olarak bunu söylüyorum. Roman okur gibi okursam sonu bu olacaktı zaten :) Peki sosyalizm neyi amaçlar? Üretim araçlarını toplumsallaştırarak sınıf ayrılıklarını ve kapitalist ekonomiyi ortadan kaldırmaya çalışır. Kulağa ne kadar hoş geliyor. Sosyalizm ile komünizm arasında nasıl bir fark vardır? Sosyalizmde üretilen mallar bireylerin ne kadar ürettiğine göre dağıtılırken, komünizmde elde edilen mallar ve hizmet insanların ihtiyacına göre pay edilmelidir görüşünü benimserler.Fransız sosyalizminin kurucusu Saint Simon bunu şu şekilde ifade etmiştir: "Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre." İlki sosyalizm ikincisi komünizmi tanımlıyor fark ettiyseniz. O zaman burada biraz Saint Simon ile ilgili bilgi verelim: Yeni toplumu, sosyologların ve sanayicilerin yönetmesi gerektiğini savunan isimdir. Kendisi hem sosyoloji hem de Fransız sosyalizminin kurucusudur. Bu açıdan baktığımızda Simon'un emelini anlamak güç olmasa gerek :) Ayrıca Fransız Devrimi'ne de fikir babalığı yapmıştır, bu yüzden de giyotinden kıl payı kurtulduğu söylenmektedir. Auguste Comte' a da hocalık yapmıştır. 1825 yılında ölmüştür. Marx'ın 1818'de doğduğuna dikkatleri çekmek isterim. Kitabın ilk bölümünde Fransız Devrimi ve Waterloo Savaşı ile ilgili kısımlar yer almakta. Elbette bunlardan bahsetmeyeceğim. Ama aşağıdaki videoları izlemenizi tavsiye edebilirim. youtu.be/Bi_VpgYBkaA youtu.be/d76V81uVhBM youtu.be/QG8Trsik7wA youtu.be/Ye9F2Zd-_Ao Kitapta yeni edindiğim diğer bir bilgiyi de buraya eklemek isterim. Malum distopik eserler son yıllarda herkesin dilinde. Peki bu distopyanın ne olduğunu kaçımız biliyorduk? Şahsen romanların içeriğinden neyi ifade ettiğini az çok bilsem de tanımı bende yoktu :) Distopya, gerçek olamayacak kadar kötü yerleri ifade edermiş. Valla 1984 romanını okuyunca çok da distopik gelmemişti çünkü birçoğunu günümüzde yaşadığımıza inanıyorum. Bu kavramı ilk ortaya atanın John Stuart Mİll olduğunu duyunca da şaşırmadım değil hani. Bu arada distopyanın tam tersini ifade eden ütopya kavramını ilk ortaya atan ise Thomas More'dir. Aynı adla eseri de var zaten. Kitapta Fransız sosyalizminden sonra elbette Marx ve Engels'ten bahsediliyor. Ancak ben onlara bu incelemede yer vermeyeceğim çünkü Komünist Manifesto'yu okumayı planlıyorum ve onlarla ilgili bilgiye o incelemede değineceğim. Ama burada 1848 Devrimi'ne göz atmanızı önerebilirim. Çünkü sosyalist temelli bir devrimdir. Biraz da anarşizmden bahsedelim, Bakunin'den, Kropotkin'den .. Malum pek kötü bir şöhrete sahip bu terim. Anarşizm, her koşulda her türlü otoriteyi reddetmek olarak tanımlanmaktadır ve temelini bireyin özgürlüğü üzerine kurmaktadır. Bilinenin aksine düzensizliği, kaosu, değil; insanların devlet olmadan da uyum ve düzen içinde yaşayabileceklerini savunduklarını iddia etmektedirler. Anarşizm ve sosyalizm birbirine zıt iki sistemdir. Çünkü anarşizmde bireysel özgürlük vardır ve bireyler kendi hayatlarının kontrolünü ellerinde bulundururlar ayrıca özel mülkiyeti de savunurlar. Herkes istediğine sahip olmalıdır görüşü hakimdir. Ama sosyalizmde kolektif bir durum söz konusudur ve bilindiği üzere özel mülkiyeti reddederler. Anarşistler proleterya diktatörlüğünü reddederken sosyalistler bunu savunur. İkisinin ortak noktası ise ayrıcalıklı sınıfı reddetmeleri ve ortak yararı savunmalarıdır. Anarşizmin en önemli savunucusu Bakunin'dir. Bakunin Tanrı dahil tüm otoriteleri reddeder ve düzeni sağlayacak olan doğa kanunlarının farkına her insanın kendisinin varması gerektiğine inanır. Bunun için dış faktörlerin etkisini kabul etmez. Bakunin ile Marx tahmin edileceği üzere anlaşmazlıklar yaşamışlardır. Aralarındaki fitili ateşleyen önemli bir nokta da Bakunin'in Yahudiler hakkındaki ithamlarıdır. Tüm yazıyı eklemeyeceğim ama şu ifade açıklamaya yetecektir. "Sömürgeci bir mezhep, asalak insanlar ..." ( Marx Yahudi bir ailedendir.) Kropotkin ise anarşist komünisttir. Şimdi tanımlardan yola çıkarsak hem komünist hem anarşist nasıl olunuyor diyebiliriz. Yani ben demiştim en azından. Onu da şöyle izah etmeye çalışayım: Bunlar kapitalizmin toplumsal bir devrimle ortadan kalkacağını savunurlar. Bu açıdan komünist. Ancak bu devrimden sonra iktidarın devletin tekelinde toplanmasına karşı çıkarlar. Yani devletin proleterya tarafından ele geçirilmesini desteklemiyorlar. Bu açıdan da anarşisttir. Elbette kitapta Rus Devrimi'nden, Çin Komünizminden, ABD'deki sosyalist hareketlerden, Vietnam Devrimi'nden de bahsedilmektedir. Ama bunlara incelemeyi uzatmamak adına yer vermeyeceğim. Sadece bu konular bende şu merakı uyandırdı. Madem sosyalizm/komünizm bu kadar güzel fikirlerle temellendiyse, peki hangi noktadan itibaren şiddet ve kaos bu işe dahil oldu? Ya da şöyle ifade edeyim; neden sosyalist/komünist dendiğinde ben dahil birçoğumuzun kafasında kötü bir profil oluşuyor ya da neden "komünist" ifadesi bir hakaret olarak kullanılıyor? Açıkçası bu konulara fazla hakim değilim ama öğrenme noktasında çokça istekliyim. Ve bu konuya vakit ayırabildiğim kadar ayıracağım. Hatta olayı kafamda şekillendirdikten, mantığını kavradıktan sonra incelemeye devam yazmayı da düşünüyorum. Ancak şu anlık elimden gelen bu oldu. Konuya ilişkin her türlü tavsiyeye de açığım :) Müstakbel meslektaşlarımın Avukatlar Gününü kutlar, herkese keyifli okumalar dilerim.
Sosyalizm 101
7.6/10
· 44 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
19
Çiğdem Kadı
Astroloji 101'i inceledi.
272 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Astrolojiye giriş için bütün önemli noktaları kapsayan güzel bir kitap. Karşınızdakine “Aaa her şeyi bildin.” dedirttirebilecek kadar iyi bir rehber. İlginiz varsa doğum haritanızı çıkarıp okuyarak yorumlayın.
Astroloji 101
7.2/10
· 78 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
6
Öznur
Astroloji 101'i inceledi.
272 syf.
·
10 günde
·
8/10 puan
Astroloji’yle ilgili ‘101’ denebilecek şekilde temel bilgileri veriyor bu kitap. İlk başta tarihçesiyle ve gelişimiyle başlıyor, sonra burçların detaylarına iniyor. Harita yorumlama tekniklerinden ve açılardan söz etse de bu kitabı okumak harita yorumlayabilmek için yeterli değil. Bazı genellemelere de yer veriyor, fakat yeni öğrendiğim bilgiler de oldu. Son sayfalarında daha popüler kültür ögesi olan astrolojiden bahsediyor ve burç erkeklerinin özelliklerini anlatıyor. Kadınları da anlatmasını istedim okurken açıkçası. En sonunda da sağlık ve finans astrolojisine kısaca değiniyor. Astroloji alanına giriş yapmak isteyenler için okunması faydalı olacak bir kitap. Benim ön bilgilerim epey fazla olduğu için pek bir şey kattığını söyleyemeyeceğim, ama iyi bir kaynak oldu.
Astroloji 101
7.2/10
· 78 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
5