Puan

7.610 üzerinden
9,5bin kişi
Puan vermedi·158 syf.··
2022 30. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2022 19:03
Spoiler Marcel Proust 'a göre; 'Kitapları kitaplara bağlı kalarak eleştirmek daha sağlıklı bir yöntemdir.' Lakin bugün yapacağım inceleme biraz daha farklı olacak. Ben Proust'cu eleştirme yönteminden ziyade Sainte - Beuve ' nün savunduğu eleştiriyi yapacağım. Sainte beuve' ye göre ise ' Bir kitabı, yazarın kişisel görüşüne bağlı kalarak eleştirmek daha doğru bir yöntem.' *** Asıl kısma geçmeden önce kitabı yorumlamak gerekirse. Anlatımı gerçekten çok hoşuma gitti. Yazar açlığı o kadar etkileyici bir biçimde kaleme almış ki ana karakterle birlikte sizin de tek düşünceniz; acaba karnını doyurmak için para bulabilecek mi yada yiyecek bir şeyler bulabilecek mi oluyor. Kitap süresince asıl ilgilendiğim şey ise betimlemeleriydi. O kadar güçlü bir anlatım yapmış ki sanki oradaymışsınız hissi veriyor. Ana karakterin hissettiği acıları hissediyor, üzüntüleri sizde yaşıyorsunuz. Kitabın verdiği gerçek açlık duygusunu hiçbirimizin gerçekten anlamasına imkân yok tabiiki. Bu yüzden açlık hakkında beylik laflar etmeyeceğim. Lakin.. birazcık empatininde kimseye zararı olmayacağı düşüncesindeyim. Kitabın yazarı olan Knut Hamsun bir bakıma kendi otobiyografisini yazmıştır diyebiliriz Açlık için. Zamanında yazar olacağını belirtmesine rağmen kimseden destek alamayan, kitabı için yayınevi bulamayan, parası tükenen, aç kalan, yoğun iş temposunda bile kitap okumayı bırakmayan bir adammış Hamsun. Hatta Amerika'da yaptığı biletçilik mesleğinde kitap okuduğu ve bu yüzden yolcularla ilgilenemediği için işten atılmış. Ne acı... ( Romanında ki ana karakterde kendisi gibi okumayı ve araştırmayı çok seviyor, sürekli gazeteye makaleler yazarak para kazanmaya çalışıyor. Tek istediği yeteneğini birinin keşfetmesi ve 10 kron fazladan alabilmek. ) *** Gelelim şimdi de asıl meseleye. Kitaba bu kadar
1000Kitap
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2018 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2018 00:00
Yazacaklarım karnı tok bir insanın yazdıklarıdır. Bunları okuyacak olanlar da toktur. Kitabın verdiği gerçek açlık duygusunu hiçbirimizin gerçekten anlamasına imkân yok. Bu yüzden açlık hakkında beylik laflar etmeyeceğim. Ama birazcık empati bizi kurtarır. Kitabın konusu kısaca şu şekildedir: “Açlık romanı, yazar olmak amacıyla Kristina’ya gelmiş, bir taraftan açlık ve sefaletle boğuşurken diğer taraftan hayallerini gerçekleştirmeye çalışan genç bir insanı anlatır. Başkarakterimiz Andreas Tangen, tek ideali yazar olmak olan, oldukça gururlu ve alçakgönüllü ama bir o kadar da aç ve sefil biridir.” Kitap da bunun üzerinden gelişir. Yazar kitapta bizden şu sorulara cevap vermemizi istemiştir: Her roman, her edebi roman, romanın sınırları içinde insan varoluşunu, gizemini keşfetmeye çalışıyorsa açlık bunun neresindedir? Açlığın iradeye etkisi nedir? Olaya biraz farklı bakınca sanki etrafımızda olan iyi ve kötü her şey açlık gibi geliyor bana. Güç istenci, hükmetme, sömürme, savaş, kapitalizm, emperyalizm, cinayet, tecavüz, ölüm, hastalık, kumar, para, merak, …: Açlık. Sevgi, aşk, arkadaşlık, bilgi, ilgi, inanç, okumak, yazmak, sanat, ..: Açlık. Yaşamın ve ölümün arasına durmuş en geniş kapsamlı kelime ya da olgulardan biri açlık. Bu kadar geniş kapsamlı bir kelimenin insan varoluşuna olan etkisi kesinlikle yadsınamaz. Kitapta açlığın kahraman için artık varoluş sebebi haline geldiğini görürüz. Açtır ama gururludur. Yazdığı yazıların bir gün kendini hiç aç bırakmayacağını düşünür. Ama bu isteğine ne kadar ulaşabilmiştir? Bir nevi kahraman her gün aç olmak için yaşatılır. Yazar her gün aç olarak yaşamanın imkânsızlığının farkında değil miydi sanki? İşte işin ironisi de buradadır. Açlığı varoluş sebebi haline getirmek gerçekten büyük bir ironi ustalığı ister. Hamsun da
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Karada Yaşayamayanların Otobiyografisi
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Açlık’ı okumak benim için sadece bir "kitap bitirme" eylemi değildi; resmen kendi gizli otobiyografimle yüzleşmek gibiydi. Kitaptaki o isimsiz karakterin sokaklarda açlıktan nefesi kokarken, cebindeki son kuruşu gururundan dolayı başkasına vermesi ya da bir lokma ekmek için eğilmek yerine kral gibi davranmaya çalışması... İşte o "kibir" meselesi, benim yıllarca ördüğüm o kalkanın ta kendisi. İnsan en sefil hissettiği anlarda, o "kusurluluk" duygusuyla baş edemediği için zihninde narsisistik büyüklenmelere sığınıyor. Adamın midesi aç ama ruhu o kadar gururlu ki, gerçeklikle bağını sırf bu yüzden koparıyor. Tıpkı benim uzun zamandır o "kuluçka" dediğim güvenli hapishanemde yaptığım gibi. Karakterin kendi hayatını sürekli imkansızlaştırması, önündeki açık kapıları görmezden gelip çıkmaz sokaklara sapması bana o meşhur "başarı sabotajımı" hatırlattı. Hayat aslında o kadar karmaşık değil; onu yaşanmaz hale getiren yine bizim o durmak bilmeyen analiz motorumuz ve "ya hep ya hiç" diyen katı standartlarımız. Tam bu noktada, o isimsiz adama Adamlar’ın "Rüyalarda Buruşmuşum" şarkısını fırlatmak istiyorum. Şarkıdaki "Başımdan büyük dertlere yar oldum / Biraz bildim az da uydurdum" hali, karakterin sefil gerçekliği zihnindeki büyüklenmeci masallarla yamamaya çalışmasının tam karşılığı. Tıpkı o karakter gibi; rüyasının peşine taksi tutup cüzdanını unutan, "yüzünü gözünü, iki çift sözünü kirli sepeti dibi gibi bastırıp gizleyen" bir adam o. "Sola diye sağa, düzümü tersime" giderek kendi hayatını sabote edişi, tam da başucuna kurduğu o saatli bombaların ortasında rüyalarda buruşup kalması... Kitabın sonunda karakterin karada yaşamayı beceremeyip bir gemiyle belirsizliğe, denize açılması aslında bir vazgeçiş değil, eski benliğin ölümüydü. O gemiye binip gitmek; artık o rüyalarda
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2023 20. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2023 21:21
İskandinav Edebiyatı'nın önemli eserlerinden 'Açlık', Nobet Edebiyat Ödüllü Knut Hamsun'un yazmış olduğu otobiyografik bir roman. Başkarakter Andreas Tangen yazar olmak ister fakat ailesinden, çevresinden maddi manevi bir destek göremez. Hayallerini gerçekleştirebilmek için hem günlük farklı işlerde çalışır hem de yazı yazmaya devam eder. Ara ara yazdığı yazıları gazetede yayımlanır ve bunlardan kazandığı parayla geçinmeye çalışır. Kazandığı paralar onu ancak bir kaç gün idare eder ve günlerce aç kalır. Yine de yazmayı bırakmaz. Aç ve sefalet içinde olmasına rağmen kimseden yardım istemeyecek kadar gururlu, bir dilenci ondan para istediğinde, cebindeki son parayı verecek kadar da cömerttir. Dürüst ve namuslu olmak en önem verdiği şeydir, kimseden yardım istemez, insanların karşısında küçük düşmeyi kendine yediremez. Eserin sonunda, gururunu ve ahlakını korumak için verdiği bu mücadeleye daha fazla dayanamaz, açlıktan yazılarını bile yazamamaya başlayınca pes eder ve bu mücadeleden vazgeçer. İngiltere'ye giden bir gemiyle şehri (Kristiania) terk eder. Kitapta açlık o kadar etkileyici aktarılmış ki okurken karakterin yaşadığı çaresizliği hissediyorsunuz. Yemek alabilmek için üzerindeki kıyafetleri satması, açlığını bastırabilmek için kasaptan aldığı kemiği kemirmesi, kendi parmağını ısırması, yerdeki kurumuş otları, taşları ağzına atması, açlıktan iradesinin iyice zayıflayıp yazı bile yazamaması... Beni derinden etkileyen bir eser oldu. Okumak isteyenlere tavsiyedir, keyifli okumalar.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
9/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2022 09:44
"Öyleleri vardır ki ufak tefek şeyler onları yaşatır da sert bir söz onları öldürür." Açlık, yazar olmak isteyen, gazete ve dergilere yazdığı yazılarla, üç beş kuruş para kazanarak karnını doyurmaya çalışan bir gencin hikayesi. Yazar açlığı o kadar etkileyici bir biçimde kaleme almış ki, karakterle birlikte sizin de tek düşünceniz, karnını doyurmak için para bulabilecek mi, yiyecek bulabilecek mi oluyor. Yeşil battaniyesinden başka bir şeyi olmayan, karnını doyurmak için, tek ceketinin düğmelerini söküp satmaya çalışan bir genç... "Ceketimin düğmelerini söksem hepsine kaç para verirlerdi ki?" Günlerce aç kalıyor ama yine de çalmıyor, dilenmiyor. Ahlaka, erdeme sıkı sıkıya bağlı gururlu bir genç bu karakter. "Başımı dik tutuyor, dalalete sapmadığım için üstün ve mutlu hissediyordum kendimi..." Bazen bu bahtsızlığına isyan ediyor, kaderinden yakınıyor, yaratıcıya sitem ediyor. "Her zaman, her yerde en tuhaf azapları ben çekiyordum." "Yaşamak, başkaları kadar benim de hakkım değil miydi?" "Bir insanın, en candan, en hararetli bütün teşebbüslerinin yüzde yüz neticesiz kalmasında bir hikmet var mıydı, neydi?" Bu sözlerinden dolayı yargılayabilir miyiz onu? Anlayabilir miyiz yaşadıklarını? Siz hiç açlığınızı bastırmak için yenilemeyecek şeyleri çiğnediniz mi, tükürüğünüzü yuttunuz mu? Bu sorulara cevabınız umarım hayırdır. Ve umarım karakteri tam olarak anlayamıyorsunuzdur siz de. Bunları yaşamadıysak da karakteri yargılamak hakkımız değil elbette. Kitabı okurken ağlamaklı oldum sık sık. Kendimi teselli etmek için bu bir kitap karakteri dedim. Ama gerçek hayatta da bunları yaşayan insanlar yok mu? Sokakta çöpleri karıştırırken yanından geçip gittiğimiz o insanların yaşamını biliyor muyuz? Görüyor muyuz onları gerçekten? Tüm bunları düşüne düşüne kitabı duygu
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma