Geri Bildirim

Bir Çift YürekMarlo Morgan

·
Okunma
·
Beğeni
·
32.825
Gösterim
Adı:
Bir Çift Yürek
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
246
ISBN:
9789756388020
Orijinal adı:
Mutant Message Down Under
Çeviri:
Eren Cendey Yücesan
Yayınevi:
Klan Yayınları
Bugüne dek size iki kitabı “mutlaka” diye tavsiye ettim... Martı ve Simyacı... Bu üçüncüsü... Bir Çift Yürek... Bu kitaptan çok alıntı yapacağım... Çok söz edeceğim... siz de kitabın sayfalarını çevirirken bana kim bilir kaç defa teşekkür edeceksiniz, adım gibi biliyorum...”
—Hıncal Uluç, Sabah Gazetesi
Batıyı Sarsan yürek!... Çevrenize yabancılaşmaya başladınızsa okuyun derim, bir kapı mutlaka aralanacak!...”
—Ayça Atikoğlu, Milliyet Gazetesi
“İnsanlığın çoktan yitirdiği geçmişini merak edenler için.”
—Füsun Özbilgen, Posta Gazetesi
“Bu haftasonu bu kitabı okuyun, Pazartesi hayata yeni -ve daha iyi- bir insan olarak başlayın!
—Murat Birsel, Sabah Gazetesi
Aslında yaşam hepimiz için bir yürüyüştür. Başladığımız nokta doğumumuz ve yolun sonu ölümümüz olan, çok uzun görünen ama kısacık bir yolda yaptığımız yürüyüş..
İşte biz mutant insanlar o yolda yürümeyi unutmuş hatta o yürüyüşü ve yürürken elde edilenleri ilkel sınıfına sokmuşuz.
Sanırım ilkel olan bir şey varsa, o da  düşüncelerimiz..

Mutant insanlar ve gerçek insanlar ayrımı yapıyor kitap.
Mutant yani biz. Taştan kentlerde yaşayan, alabildiğine mutsuz, sevgisiz, kirli düşünlerle dolu, çoğunlukla yaşama amacı olmayan, yıllarca çalışsa da yol katedemeyen insanlar. Mutantız çünkü özümüzle olan bağlarımız kopmuş. Maddi güzellikler peşinde koşarak tükettiğimiz hayatımız bizi gerçeklikten soyutlamış..
Gerçek insanlar var birde. Yurtları çöl olan, doğayla iç içe, her zaman mutlu ve güler yüzlü, sevgi dolu, saklayacak bir şeyleri olmayan, geçici eşyalara bağlanmayan, boşa yaşamayan insanlar. Gerçek insan onlar evet. Gerçekler çünkü özleriyle iç içeler..

50 yaşında olan bir kadın, kendisine ödül verileceğini zannederek çıkıyor yola. En pahalı giysileri giyiniyor, güzel takılara bürünüyor, son modaya uygun yapıyor saçlarını ve makyajla kendini güzel hissediyor.
Umduğu gibi bir ödül vermiyor oysa onu yanlarına çağıran Aborijinler, ona umduğundan kat be kat büyük bir ödül veriyorlar. Ve 50 yaşına kadar gerçekten yaşamamış olan bu kadın, 3 dolunay sürede gerçekten yaşamanın tadına varıyor..

Kitapta yer alan Aborijinler gerçek mi bilmiyorum ama kitap o kadar gerçekçi bir dille yazılmış ki.. Ama bir o kadar da hoş bir tat bırakan hikayemsi bir havası var. Ve bu ikisi çok güzel dengelenmiş. Gerçek ile hayal arasında..
Sanırım Aborijinler gerçek olsa aralarına katılmak isterdim. Yolculukları, dansları, şarkıları, düşünceleri, yaşam tarzları çok hoşuma gitti. "İşte gerçek insanlık bu." dedim. Ama tabii solucan, yılan ve daha neler neler yemeye hiç özenmedim. Öyk!

Kitaba yapılan yorumlarda kitap kişisel gelişim kitabı gibi gösterilmiş. Hayır efendim. Bu kişisel gelişim kitabı değil, nasıl insan olabileceğimizi gösteren bir kitap. Evet biz çöllerde yaşayamayız, aylarca yürüyemeyiz yani onlar gibi yaşayamayız ama onlar gibi düşünebiliriz. Şu dünyadaki herkes onlar gibi düşünse, dünya harika bir yer olurdu..
Ah keşke...

Bana kalsa bu kitabı alıp okumaz ve bu muhteşem dünyayla tanışamazdım. O yüzden kitap kardeşim Selcen Çarkanat'a çok teşekkürler. ^^

Okunulacaklar listenize almanız gereken ve kesinlikle okumanız gereken bu harika kitabı göz ardı etmeyeceğinizi umuyorum.

Yüreklerinize iyi bakın.
Yüreğiniz ne kadar güzel olursa, o kadar gerçek bir insan olursunuz...

Keyifli okumalar.. ^^
Orta yaşlarını hafifçe geçmiş bir kadın, ve onun bir aborjin kabilesini ziyareti, onlar arasında bir müddet yaşayışını anlatan çok güzel bir kitap. Modern dünyadan ilkel bir yaşama yolculuk öyküsü. Düşündürücü, kör noktaları açıcı, yaratılan her şeyle bütünleştirici bir felsefesi ve enerjisi var kitabın. Tavsiye olunur :)

Benzer kitaplar

Son zamanlarda okuduğum en rahatlatıcı, en iyi hissettiren kitap oldu benim için.Daha evvel erteleme üzerine ertelediğim "Bir Çift Yürek" hakkında spekülasyonların yapıldığı bir kitap aslında. Yazarın bunları gerçekten yaşadığımı yoksa yaşamış gibi mi yaptığı tam bilinemiyor.

Yazarı Marlo Morgan aslen bir metafizikçi. Dolu dolu eğitim almış Amerikalı bir kadın. Avustralya'da Aborijin kabilesiyle yaşadığı serüveni tuttuğu notlar sayesinde kitaba çevirmiş. Okurken realist tarafım yarı inanmazken, diğer maceracı tarafım neden olmasın olmuştur dedi hep. Yani anlattıkları şu bizim taş kafalı, meta hedefli dünyamızın o kadar fersah fersah uzağında bir yaşantı ki! Çölde kalıyorlar, su yok, yemek yok, barınacak birşey yok. Her şey doğadan ve telepati yoluyla, şükrederek elde ediliyor.Evet sezgileriyle yemek için hayvan buluyorlar, kumun içinde su buluyorlar. Hayvanların mesanelerinden matara yapıyorlar, kanlarını kurutup saklıyorlar. Aborijinler, kadını aralarına kabul etmek için, bir sürü testten geçiriyorlar. Onlar için kadın bir Mutant. (Yani onların gözünde hepimiz bir Mutantız) Bu dünyanın esiri olan bizler.

Kitapta insanı Aborijinleri sevmeye iten bir çok olay mevcut. Örneğin; aldıkları her şeyi doğaya iade ediyorlar, hiç bir şey israf edilmiyor, sadece yetecek kadar yiyorlar, yedikleri hayvanları onurlandırıyorlar, iletişim için zihinsel telepatiyi kullanıyorlar, her kötü durumun bir öğreti olduğunu biliyorlar, kötülük, kıskançlık, hırs gibi duyguların anlamlarını bile bilmiyorlar, herkesin kendi kişiliğinde istediği takdirde her türlü değişikliği yapabileceğine inanıyorlar, iyi niyetli ve iyi yürekli olmanın gücünü biliyor ve öyle yaşıyorlar...

Yazarın Onlardan ayrılıp, normal hayata döndüğü zamanki özlemlerini dile getirişi çok hoştu; şilte, tuvalet kağıdı, jilet gibi basit nesnelere mutlulukla sarılıyordu. Ben okurken, kendimi çok iyi hissettim. Sayfaların içi ruhsal rahatlama sağlayan cümlelerle dolu. Onların mutlu olmak için ne paraya, ne mala mülke, ne hırsa başarıya ihtiyaçları vardı. Kafka'nın sözü'de bir nevi Aborijinlerin mutluluk anlayışlarına ışık tutuyor gibi; "Az eşya, az insan"
Bu kitabı iki yıl önce okumuştum.Okurken aslında bende bi mutand olarak girmiştim.Aborjinlerin hayatı özendirmişti beni.Onlar o kadar samimi ve doğaldıki belki de çevremde ve kendimde aradığım özgünlüğü onda bulmuştum ."Müzisyenin müzik aletine ihtiyacı yoktur çünkü o müziğini kendi içinde taşır" Kendi içindekiyle var olmak kendin olmak.
Kitapla alakalı çok kaliteli inceleme yapan arkadaşlar var. Bu sebeple, tekrara düşmeden, kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Öncelikle, bu kitap bir deneyimi aktarıyor. Her ne kadar yaşanıp yaşanmadığı konusunda spekülasyonlar olsa da; ben böyle insanlar olduğuna ve bu yaşam biçimine canı gönülden inanıyorum.

Nasıl bir yaşam biçimi mi? Doğayla uyumlu bir yaşam biçimi.

Nasıl insanlar mı? Sürekli şükreden, ellerindekiyle yetinen, her şeyin olması gerektiği gibi olduğuna inanan, doğaya ve hayvanlara saygı duyan, iletişim için telapatik yolları kullanan, her bireyin farklı özellikleri olduğunu ve bu özellikleri yüzünden dünyaya gelip, yine bu sayede topluma ve dünyaya katkı sağlayacağını kabullenip onları teşvik eden, asıl mutluluğun bir arada, rekabet etmeden, değerli değersiz iş gücü ayrımı yapmadan, saygı duyarak, severek, destekleyerek elde edilebileceğine inanan insanlar.

İnsanlar doğayla uyumlu bir şekilde yaşayabilir mi? Yoksa doğayla savaşarak onu yenmeli ve galip mi olmalıdır? Şimdiye kadar, yüzyıllar boyunca insan ırkının hayatta kalmasının sebebi doğayla savaşmasından değil, ona uyum sağlamasındandı. Ne zamanki insan doğayla savaşmaya başladı, o zaman geri dönülemez yollara girdi. İşte tam da o zaman, yeni ve insanoğlunun şimdiye kadar hiç düşünmediği sorunlarla yüz yüze geldi. Hava kirliliği, susuzluk, küresel ısınma, sağlıklı gıdanın azalması, enerji kaynaklarının tükenmesi, hayvan ırklarındaki azalış, buna bağlı olarak ekolojik dengenin bozulması ve yine yeniden yılan hikayesi gibi aynı sorunların katlanarak artması.

İnsanlar bu kadar iyi olabilir mi peki? Ya da bu kadar anlayışlı? Ya da bu kadar farkındalığı yüksek? Fikrimce, olmuştur ve olabilir. İnsanların, kendilerinin en kötüsü olabileceğini, en kötü şeyleri yapabileceğini düşünebiliyorsak; neden kendilerinin en iyisi olabileceklerini ve en iyi şeyleri yapabileceklerini düşünemeyelim ki?

Belki de bu umut dolu değerlendirmeler, Yaşar Kemal'in dediği gibi, yaradılışımın karanlıktan çok aydınlığa, acıdan çok sevince meyilli olmasından mütevellittir. Bilemiyorum..

Kitapla ilgili daha yüzeysel incelemeleri sona sakladım bu sefer. İlk olarak, kitabın Dharma Yayınlarından olan çevirisini okudum, çeviriyi beğenmedim. Düşük ve anlaşılmaz cümleler var. Noktalama işaretlerinin yanlış yerde kullanımları da oldukça rahatsız edici. İkincisi, yazarın üslubu çok, nasıl demeli, basit. Zaten yazarın edebi yönü olmasını beklememek lazım; deneyimlerini, dili döndüğünce anlatmış. Mesleğinin sağlık uzmanlığı olması da, edebi yönünün zayıf olmasına neden olmuş olabilir.

Ve son olarak, bu tarz kitapları önceden okumuştum, takip ettiğim sayfalar da vardı. Ancak, özellikle Batılılar tarafından yazılmış bu tarz "ruhsal aydınlanma", "ruhsal değişim", "ruhsal deneyim" hikayeleri inandırıcılıktan çok uzak geliyor bana. O samimiyeti, o ruhsal değişimin etkilerini hissedemiyorum. Batılılar gibi yazan Doğulu yazarlarda da benzer bir durum mevcut. Bu kitapta da aynısı oldu. Dolayısıyla, kadının yaşadıklarından ziyade, Aborijinlerden aktarılan cümlelere daha fazla odaklandım ve bu şekilde kitaptan en yüksek faydayı sağlamaya çalıştım.

Okumayı düşünen herkese iyi okumalar dilerim.
Bir muhteşem kitabın daha sonuna geldik. bu kitap için ne söylesem az kalır.Okurken ara ara durup düşünüyorsunuz. İçinizi, yaşantınızı, düşüncelerinizi, yaşam tarzınızı, duygularınızı tek tek düşündürtüyor. Gerçek insanlar olan Aborjinler keşke bu dünyayı onlar yönetselerdi.
Çok şey öğrenebileceğiniz bir gezi yazısı. Aborjinlerin yaşam tarzı, gelenekleri ve doğal yaşama sağladıkları uyum kimi zaman şaşıracak kimi zamanda modern dünyadan uzak insanların doğaya uyumuna imreneceksiniz. okunması gereken ütopik bir kitap. Keyifli okumalar...
Gerçek gerçektir.
Sen birinin canını acıtırsan,kendi canını acıtırsın.Birine yardım edersen,kendine yardım edersin.Kan ve kemik bütün insanlarda bulunur.
Farklı olan yürek ve niyettir.
Her okunan kitap bize bir şeyler verir... Bu kitap size sizi yeniden verecek....Modern dünyanın ne kadar yanıltıcı olduğunu, belkide varlıklarından haberdar olmadığınız insanlardan öğreneceksiniz...herkes mutlaka okumalı.
Aborjinler.. Doğaya saygılı,ilkel insanlar..Bizim yabancısı olduğumuz,katlettiğimiz doğaya ne kadar değer veriyorlar. Doğanın dengesi bozulmasın diye ihtiyaçları kadar yemek yiyip ihtiyaçları kadar su içiyorlar. Birbirleriyle olan iletişimleri , dayanışmaları tüm insanlığa örnek olabilir. Kendi tabirleriyle Gerçek İnsanlar..
Herkesin okumasını tavsiye ederim çok etkileyici ve çok güzel bir kitap.
Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra... Ancak ondan sonra paranın yenemeyeceğini anlayacaksınız.
Babam bana hep söyle derdi: "Insanlar bir şirket için değil, başka insanlar için çalışırlar."
“ Rüyalar, gerçekliğin gölgeleridir” dedi bana dostum.
Ne ellerim bagliydi, ne de agzima bir sey tikanmisti ama kendimi gene bir tutsak gibi hissediyordum.
Gerçek gerçektir. Sen birinin canını acıtırsan, kendi canını acıtırsın. Birine yardım edersen, kendine yardım edersin. Kan ve kemik tüm insanlarda bulunur. Farklı olan yürek ve niyettir. Mutantlar bunun sadece bir insan ömrü boyunca geçerli olduğunu, bireysellik ve ayrımcılık anlamında düşünürler. Gerçek insanlar bunun sonsuzluğa dek süreceğini bilirler. Atalarımız, doğmamış torunlarımız, her yerdeki tüm yaşam, bunların tümü 'birdir'.
Çok sonra anlayacaktım ki, maddi nesnelerden ve bazı ön yargılardan kurtulmak “var olmaya” doğru yapacağım o yürüyüşün gerekli ve vazgeçilmez bir adımıydı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Çift Yürek
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
246
ISBN:
9789756388020
Orijinal adı:
Mutant Message Down Under
Çeviri:
Eren Cendey Yücesan
Yayınevi:
Klan Yayınları
Bugüne dek size iki kitabı “mutlaka” diye tavsiye ettim... Martı ve Simyacı... Bu üçüncüsü... Bir Çift Yürek... Bu kitaptan çok alıntı yapacağım... Çok söz edeceğim... siz de kitabın sayfalarını çevirirken bana kim bilir kaç defa teşekkür edeceksiniz, adım gibi biliyorum...”
—Hıncal Uluç, Sabah Gazetesi
Batıyı Sarsan yürek!... Çevrenize yabancılaşmaya başladınızsa okuyun derim, bir kapı mutlaka aralanacak!...”
—Ayça Atikoğlu, Milliyet Gazetesi
“İnsanlığın çoktan yitirdiği geçmişini merak edenler için.”
—Füsun Özbilgen, Posta Gazetesi
“Bu haftasonu bu kitabı okuyun, Pazartesi hayata yeni -ve daha iyi- bir insan olarak başlayın!
—Murat Birsel, Sabah Gazetesi

Kitabı okuyanlar 3.526 okur

  • Salih Acar
  • Dilek Kafadar
  • Dilan
  • İlkay Şal
  • Gül
  • Mehmet Mustafa Erkal
  • Kadriye Yılmaz
  • name-i arzu
  • Devlet Ana ÖNDEŞ
  • Sevda Kocabaş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.7
14-17 Yaş
%3.9
18-24 Yaş
%15
25-34 Yaş
%29.9
35-44 Yaş
%30.7
45-54 Yaş
%12.1
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.5
Erkek
%23.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.7 (320)
9
%20.4 (194)
8
%20.9 (199)
7
%14.1 (134)
6
%4.3 (41)
5
%3.3 (31)
4
%1.4 (13)
3
%0.7 (7)
2
%0.7 (7)
1
%0.4 (4)

Kitabın sıralamaları