OKUNMUŞ KÜTÜPHANE profil resmi
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com #66219683 #47777712 #47778017 #28164624
Şair, Sen üzüldükçe ve öldükçe yaşarsın!
Okur, Okuduklarını Yazar
Dünya
26 kütüphaneci puanı
929 okur puanı
07 Ara 2017 tarihinde katıldı.
  • Bir kız vardı günün birinde
    Bir akşam saati gördüm onu.
    Yanında yeşil elleri olan minik yaratıklar.
    Yanı başına tünemiş gibiydiler.
    Bilemedim güzel yüzden bir buse miydi amaçları?
    Yoksa sadece koklamak mı?
    Emin olamasam da emin olduğum
    O güzel kokuyu çekmeyi.
    Kıskandım minik yaratıkları.
    Keşke orada olabilseydim.
    Bir yaratık olabilseydim.
  • %71 (200/284)
    ·Beğendi·9/10
    Hatırlar mısınız bilmem ama hani ortaokul ve lise çağlarımızda türkçe ve edebiyat kitaplarında şiirleri bulunan şairler vardır. İsimlerini, edebi görüşlerini bildiğimiz, şiirlerini eğitim sisteminin verdiği bir ciddiyetle hissetmeden okuduğumuz şairler ve şiirleri vardır. O şairleri sistemin verdiği ciddiyetle veya ergenlik/gençlik ateşi ile aslında tam olarak anlayamaz veya şiirlerinden istenilen tadı alamayız. Faruk Nafiz Çamlıbel'de o şairlerden bir tanesi. Han Duvarları desem zihninde hiçbir şey uyanmayacak çok az Türk vardır bu memlekette.
    Hep söylerim. Belki yanlış belki doğru.. Bir şiir insanın ya ruhuna ya da diline dokunabilmeli. Ya da her ikisi birden olabilmeli. Ya kafiyesiz ve düzensiz satırlar bizi bizden almalı ya da anlamı derin olmayan ancak güzel söylenmiş sözler okurken bizi bizden geçirmeli. Duyguya veya sanata hayran olabilmeliyiz. En azından bir tanesini anlayabilmeli, hissedebilmeliyiz. Faruk Nafiz Çamlıbel hem ruhumuza hem de dilimize tam olarak hitap edebilmiş nadir şairlerden bana göre.
    Bir şiirini okuyup da konusu ne olursa olsun ona hayran olmamak en azından beğenmemek galiba mümkün değil. Manalar o kadar derin, mısralar o kadar güzel dizilmiş... O kadar çok mısra oldu ki içinden "ne güzel anlatmış" dediğim. Velhasıl kardeşlerim! Faruk Nafiz Çamlıbel benim cahil gözümde ve engin gönlümde yeri çok sağlam olan bir şair olarak kalacaktır. Hep deriz ya "Üstad Necip Fazıl" diye. Böyle güzel şairleri okuyarak benim şiir üstadlarım gitgide artacak anlaşılan. Kesinlikle okunması gereken mükemmel bir şiir kitabıdır. İyi okumalar.

    http://okunmuskutuphane.blogspot.com
  • 298 syf.
    ·24 günde·Beğendi·7/10
    Hepinizin bildiği üzere çıkış noktası konusunda şüphe duyduğum korona salgını tüm dünyanın başında elindeki mızrağıyla geziyor ve bir oraya bir buraya saldırıyor. İnsanlar evlerinde hapsoldu. Karantina günleri başladı. Tüm dünya gibi bende insanlarla temasımı en aza indirmeye çalışıyorum. Bu yüzden e-kitap indirip okumaya başladım. İşte Alfred Bester'in Kaplan Kaplan isimli kitabı hayatımda ilk kez okuduğum e-kitap oldu. Aslında bu kitabı ben daha önce fiziki olarak elime almış ve biraz da yol almıştım. Fakat kör talihim bana eksik basım bir kitabı sununca hevesim kursağımda kalmıştı. O günden bugüne kadar bu kitap hep aklımdaydı.Yoksunluğunu hissediyordum. Bu yoksunluğun sebebi kitabın çok hoşuma gitmesiydi. Şu an kitap bitti ama aynı şeyleri düşünemiyorum. Bu kitapla önceki tanışmamda çok sayfa okumamıştım. Galiba 70. sayfalarda basım hatası karşıma çıkmış ve kitabı bırakmak zorunda kalmıştım. Ama şu an e-kitap olarak bitirdiğim bu kitapla bıraktığım kitap arasında sanki dağlar kadar fark var. Bunu tek bir şeye yoruyorum. Tercüme kalitesi. İlk okuduğum kitap İthaki Yayınlarından olanıydı. E-kitap ise Altıkırkbeş Yayınlarından. Bu kitap okunacaksa kesinlikle İthaki'den okunmalıdır.
    http://okunmuskutuphane.blogspot.com
    Gelelim kitabın konusuna. Kaplan kaplan bir bilim kurgu kitabı. Sene 1950'lerde yazılan ve 24. yüzyılı öngören bir kitap. Şimdi düşünüyorum da sene 2020. Hayal etmeye çalışıyorum. Kimsenin hayal etmediği şeyleri düşünmeye çalışıyorum ama aslında kuvvetli olan hayal gücüm beni hayal kırıklığına uğratıyor. Aklıma gelen her şey birileri tarafından dolaylı ve doğrudan hayal edilmiş. Hayal dünyasının tüm köşe başları tutulmuş. Hüsrana uğradım. Fakat yazarımız Alfred Bester hiç hüsrana uğramamış ve güzel de hayaller kurmuş. Bu hayallerden en güzeli tabi ki Jauntleme... 21. Y.Y. ilk çeyreği insanının anlayacağı şekilde tercüme edersek ışınlama. Yazar betimlediği gelecekte ışınlanmak insanın kendi kendine kolaylıkla gerçekleştireceği bir eylemden ibaret olmuş. Şöyle bi düşünüyorum da. Güzel olurdu aslında. Araba, yakıt vs. derdi yok. Tak... Evdesin/iştesin. Yolda adamın birine gıcık gittin bas küfrü.... Tak.. Kaçmışsın. Bu basit örneklerde bile insan heyecan duymuyor değil.
    Konuya biraz daha girecek olursam.. Bilmem hangi tarihte Gully Foyle adında bir adam uzayda çalıştığı gemide yolculuk ederken gemi bir kaza geçirir. Gemide bahtsız Gully tek başına kalır. Oradan geçen Göçebe isimli bir gemi Gully'i gördüğü halde yardım etmeden oradan uzayda Mars marketin oradan Satürn Mobilya istikametine dönüp Gully'i kaderine terk eder. Gully bir şekilde o gemiden kurtulup kendisini ölüme terk eden Göçebe'yi ve içindekileri aramaya veya avlamaya başlar. Kitabın geneli bu av ile ilgili. Bu kitabı bilim kurgu olmaktan çıkarıp başka bir şeye sokmaya çalışırsam eğer tam anlamıyla bir aksiyon filmi veya kitap olarak düşünürsek bir polisiye olabilir. Bu arada Gully Foyle dediğimiz adam tam anlamıyla bir hödük. Bildiğin odun. Söylemeden edemeyeceğim. Konu da böyle. Anlatıyorum anlatıyorum ama yine aynı noktaya geliyorum. Okuduğunuz kitapların tercümesi KALİTELİ olsun. Bu kitabın İthaki'den olanını hiç elime almamış olsam Kaplan Kaplan belki vasat bir kitap olabilirdi benim açımdan. Ama ilk okuyuşumu ve o heyecanımı düşününce kendi kendime Altıkırkbeş'in tercümesi kötü diyorum. Velhasıl e-kitap olarak okuyacaksanız sakın sanal alemde Yandex Disk'de veya başka bir yerde Altıkırkbeş tercümeli olanını indirip okumayın vaktinizi boşa harcamayın. İthaki tercümesine sözüm yok. 70 sayfa bile olsa kitap aklımdan çıkmayacak kadar içime işlemişti. Çok konuştum, çok düşündüm, çok yazdım. Ben susuyum sizler okuyun. İyi okumalar.
  • 96 syf.
    ·4 günde·Beğendi·1/10
    Her şey iyi güzel de kardeşim. Yaş 14... Olmaz. Nobeli alsan da olmaz. Türk Ceza Kanunu madde 103..
    https://okunmuskutuphane.blogspot.com/search/label/romanlar

    Bir süredir orada burada gördüğüm ama okuma fırsatı bulamadığım bir kitap Gabriel Garcia Marquez'in Benim Hüzünlü Orospularım kitabı. Dikkat ettiyseniz kitabın adını biplemeden direkt yazdım. Ama içerik kafamda bipli. Bilinsin...
    Kitabın konusuna gelince... 90 yaşında bir ayağı çukurda olup halen anlam veremediğim şekilde cinsel dürtüleri olan dedemiz hayatında hiç evlenmemiş ve hayatını sürekli orada burada bulunan ka(e)rhanelerde geçirmiş, varını yoğunu, parasını pulunu bu davaya harcamaktan çekinmemiş bir şahsiyet. Buradan karaktere mesajım: Ya dede iki ayağında çukurda bırakıver bu işleri...
    İşte bu dedemiz bir gün doğum gününü kutlamak ister. Uzun zamandır takıldığı bir hacıanayı arar ve kendine bir kıyak geçmek ister. Doğum gününde temiz, tertemiz, bakire bir kız ister hacıanasından. Türkiye'nin Madam Manukyanı ile aynı sektörde faaliyet gösteren hacıana tamam der, sana bir ayarlama yapacağım. Yapar da. Ancak ortada bir sorun vardır ve bulduğu kız sadece 14 yaşındadır. İşte burada benim açımdan film kopuyor dostlarım. Kitabın dili ne kadar güzel de olsa sizi içine çekiyor da olsa ortada bir film dönüyor ve ben bu filmi sevmedim. Sorun şu ki kızın yaşı 14 ve dede bu kızı kabul ediyor. Sonrasında aşık maşık oluyorlar. Bir sürü terane.. Buradan "devletten fazla devletçi" olan okurlara sanki nobeli kendisi almış gibi yazarları ölümüne savunan(bir Lev Nikolayeviç Tolstoy atışması aklıma geliverdi burada) tayfaya sözüm şudur; el insaf kardeşim.
    Daha düne kadar hangi kitapta olduğunu hatırlamadığım bir bölümde çocuklarla ilgili cinsel ögeler mevcuttu ve bununla ilgili toplumda bir tartışma yaşanmıştı. Fakat bu kitabın tamamı çocuk cinselliğiyle ilgili ama buna rağmen bu kitap yerlere göklere sığdırılamıyor. Anlamıyorum. Benim seviyem mi yetersiz? Allaha şükür yetersiz kalmışım. Bu iki yüzlülük beni üzüyor. Neden kardeşim? Neden? Her şeyi bir yere kadar anlıyorum. Dede olabilirsin, 90 yaşında kendine bir kıyak isteyebilirsin. Gidip yaşını başını almış bir kız bulabilirsin ve gidip buna aşık olabilirsin. Ka(e)rhane personellerinin gayr-i resmi anılarında geçen "seni bu hayattan kurtaracağım, sana yardım edeceğim" gibi sözler nerede? Nerede dedecim? Neden o kızı alıp torunun yerine tutup el uzatmadın? Neden Gabril Garcia Marquez bu hikayeyi bir dede-torun ilişkisine sokup güzel cümlelerinle ve mutlu sonra bitirmedin? Bunların hepsi ne kadar sorunsuz da görünse özünde sorunlu şeyler. Ama hadi geçtim hepsini. Yaşı geçemem dostlarım. Hele hele 14 yaşını. Geçemem dostlarım! Çocuk istismarına karşı durup da nobeli alınca veya güzel yazınca her şeyin mübah ve mümkün olmasını geçemem. Burada üstad Mehmet Akif Ersoy'un şu satırları bir anda aklıma geliverdi. Ne demiş üstad bir şiirinde;
    " Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem"
    Velhasıl son sözüm bir şiir olsun diyor ve takdiri size bırakıyorum.
    Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
    Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! ...
    -Boğamazsın ki!
    -Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
    Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
    Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
    Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
    Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
    Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
    Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
    Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
    Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
    Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
    İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?
  • Seni ben bekliyorum, göğsüm açık, bağrım açık;
    Hançer ol, göğsüme saplan; ecel ol, karşıma çık!
  • Sıcak bir el değmeden henüz ilk gözyaşına
    Kundağını serdiler bir musalla taşına.
    Gözlerin bir camiinin eşiğinde açıldı,
    Atıldın doğduğun gün hayata tek başına!

    Yanında anan olsa gene ömrün bahardı,
    Sana dar günlerinden açık bir kucak vardı:
    Bağrına oğlum diye bastı İsa'yı Meryem,
    Bir babasız yavrudan bir peygamber çıkardı.

    Sana soylu olanlar der ki: "Soysuz kişi bu!"
    Onların belli çünkü, gelmişi geçmişi bu.
    Biz neden soyluyuz da sana soysuz diyorlar?
    Aslını hiç arama, tesadüfün işi bu!

    Haydi, adsız doğmanın derdini duya duya,
    Yat ölüme benzeyen bir uğursuz uykuya.
    Yazık ki boğazına bir ip geçirmediler,
    Yazık ki atmadılar seni kör bir kuyuya!

    Tanır gibi yüzüne bakınca her geçici,
    Yarın, öksüz kalbinin burkulacaktır içi.
    İki kattır azabın günahını işleyenden:
    Anana kahpe derler, sana kahpenin piçi...
  • Ben, ki bugün her aşka tas tutan bir varlığım,
    Evvelden bir mezardım, şimdi bir mezarlığım.
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com #66219683 #47777712 #47778017 #28164624
Şair, Sen üzüldükçe ve öldükçe yaşarsın!
Okur, Okuduklarını Yazar
Dünya
26 kütüphaneci puanı
929 okur puanı
07 Ara 2017 tarihinde katıldı.
2020
7/30
24%
7 kitap
1.832 sayfa
8 inceleme
89 alıntı
8 günde 1 kitap okumalı.

Şu anda okudukları 2 kitap

  • Kağnı - Ses
  • Han Duvarları

Okuduğu kitaplar 142 kitap

  • Heyet 4
  • 2. Abdülhamid
  • Benim Hüzünlü Orospularım
  • Aşk-ı Memnu
  • Bab-ı Esrar
  • Cemal Süreya "Aşk Günü Doğdu"
  • Yalnızız
  • Hikayeler
  • Beyoğlu Rapsodisi
  • Kuşlar da Gitti

Okuyacağı kitaplar 182 kitap

  • Ahlak Nizamı
  • Zamanımızın Bir Kahramanı
  • Yaralarım Aşktandır
  • Türklerin Tarihi
  • Örselenmiş Hayatlar
  • Mağara Arkadaşları
  • Ölümün Eşiği
  • Dorian Gray'in Portresi
  • Germinal
  • Spinoza Problemi

Kütüphanesindekiler 146 kitap

  • Han Duvarları
  • Kaplan! Kaplan!
  • Heyet 4
  • 2. Abdülhamid
  • Aşk-ı Memnu
  • Benim Hüzünlü Orospularım
  • Aşkın Diyalektiği
  • Suzan Defter
  • Kar
  • Bab-ı Esrar

Beğendiği kitaplar 134 kitap

  • Han Duvarları
  • Kaplan! Kaplan!
  • Heyet 4
  • 2. Abdülhamid
  • Aşk-ı Memnu
  • Benim Hüzünlü Orospularım
  • Aşkın Diyalektiği
  • Suzan Defter
  • Bab-ı Esrar
  • Siddhartha

Beğendiği yazarlar 40 kitap

  • Nurettin Topçu
  • Güneş Öztürk
  • Arif Nihat Asya
  • Vladimir Bartol
  • Cemal Safi
  • Hasan Ali Toptaş
  • Aliya İzzetbegoviç
  • Nikola Tesla
  • Yavuz Bülent Bakiler
  • Mihail Bulgakov