Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 30. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2024 00:00
Neye nereden nasıl başlanır bilemeyeceğim bir kitap oldu. Diyeceğim bir şey varsa, üzerimdeki tesirin bir süre değil hiç geçmeyecek gibi. Yazacak bir şey bulamamak değil, daha Çok merak edilmesini istediğim için kısa tutuyorum ve sevgili Hüseyin Nihâl Atsız nur içinde yat, bizlere öyle güzel eserler bıraktın ki.... Gökçen ve Murat... Gerçekte kavuşmalar her daim ahirete kalır tıpkı Deli Kurt' da olduğu gibi... Keyifle okuyun.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,7bin okunma
9/10
·240 syf.··
2025 25. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2025 17:41
Bir destan gibi başlayan, bir aşk hikâyesi gibi devam eden, bir insanlık dramı gibi sonlanan harikulâde bir Hüseyin Nihâl Atsız eseri. Savaşı, cesareti, hüznü ve özellikle aşkı öyle güzel işlemiş ki, her duyguyu iliklerime kadar hissederek okudum. Kesinlikle tavsiye edeceğim kitaplardan oldu Deli Kurt . Ah deli kurt… Ah Gökçen kız… ve ah Aşk… Kulağımda aşkın kaval sesi ile kapattım son sayfayı. Okuyun, okutturun. Kitapla kalın…
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,7bin okunma
Keyifle okunur…
9/10
·240 syf.·
2024 5. kitabı
Aahhh çok beğendim,hatta bayıldım. Hüseyin Nihâl Atsız sever biri olarak Deli Kurt nasıl sevilmez. Yazarın kalemi yine harika. Akıcı,sade. Tarihi olayları o kadar güzel ve yalın bir dille anlatıyor ki,olayın içine girmemek ,orada kendini hissetmemek mümkün değil. Yalnız yazarı eleştirdiğim bir nokta var,oradan başlamak istiyorum, ana kahraman hep evli ve eşini aldatıyor, Ruh Adam da benzer durum. Yazar gerçek hayatta bunu yapmışta,kitaplarında bunun vicdan muhasebesini mi yapıyor demekten kendimi alamadım? Yoksa ki yazarları özel hayatı ile değerlendirmeyi sevmem.Bir edebiyatçı kalemi tutuşu ile yargılanmalı. Ah Deli Kurt… Ölen Şehzade İsa Bey’in oğlu ve oda başka bir şehzade. Fakat hem babasının vasiyeti gereği hem de Osmanlı yasalarına göre deli kurt yani Murat bir şehzade olduğunu bilmeden büyüyor. Bu konu minik ipuçlarıyla kitabın belirli noktalarında yer yer okuyucuya hissettiriliyor. Deli kurt bunu çok geç öğreniyor. Fakat öğrendikten sonra da hem kendisine hem oğlunu korumak için bu gerçeği bildiğini gizlemeye devam ediyor ve Osmanlı bünyesinde tımarlı sipahi olarak çalışmaya devam ediyor. Kitapta en çok üzerinde durulan noktalardan biri ise delik Kurt’un Gökçen’e olağan büyük aşkı. Aslında ilk önce biraz Gökçen karakterinden söz etmeliyim. Gökçen doğaüstü bir karakter. Hisleri çok kuvvetli, gözleri ışık saçıyor, İnsan değil de sanki adeta peri kızı. Gökçen’in yaptıkları,yaşayışı bana İslamiyet öncesi Türk tarihini anımsattı. Sanki orada yaşamış ve oradan kopup Osmanlı dönemine gelmiş bir şaman. Kitap fetret dönemini anlatıyor. Kitabı okurken Türklerin savaşçı ruhunu,geleneklerini iliklerinize kadar hissetmeniz mümkün.Hem tarih hem aşk hem savaş hepsi iç içe. Tavsiye edilir,okuyacak olanlara da keyifli okumalar :)
Edebiyat
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,7bin okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
Bu kitabı tarih öğretmenimin zoruyla okudum. Kendisini pek sevmem. Ama itiraf etmeliyim ki sırf bu kitabı okumama vesile olduğu için bile ona duyduğum nefreti bir süreliğine unutabilirim. Çünkü Deli Kurt, beklediğimden çok daha derin bir roman çıktı. Kitap, Yıldırım Bayezid’in Timur’la yaptığı Ankara Savaşı’ndan sonra Osmanlı’nın girdiği Fetret Devri’ni anlatıyor. Çelebi Mehmet’in tahta geçmesiyle kardeşi İsa Bey’in öldürülmesi olaylarıyla başlıyor. Ama ben bu kitabı sadece bir tarihî roman olarak görmedim. Atsız burada savaşlardan, taht kavgalarından çok daha fazlasını anlatıyor: Türklerin var olma sancısını, kimliğimizi arayışımızı ve en acısı da kandaş olduğumuz hâlde birbirimize verdiğimiz zararın Çin’den, Rum’dan daha fazla olduğunu. Deli Kurt’un Gökçen Kız’a olan aşkı bile sıradan bir aşk değil; içinde millî değerler taşıyan, inançla örülmüş bir sevgidir. Bu iki insanın birbirine duyduğu his, sadece bedensel bir bağ değil; sanki iki ruhun, iki ideali aynı noktada buluşması gibi. Fiziksel anlamda kavuşamasalar da ben onların manevî bir alemde birbirlerini bulduklarını düşünüyorum. Deli Kurt’un aşkı, aslında bir millete, bir ruha, bir geçmişe duyulan bağlılığın başka bir biçimi. Deli Kurt sadece geçmişte yaşamış bir kahraman değil; hepimizin, günümüz şartlarında bastırdığı ve bastırmak zorunda kaldığı o inatçı ruh ve mücadele. Bir gün onun gibi, nereye gittiğinizi bilmeden de olsa o ruhu dinleyebilmeniz dileğiyle. ️
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,7bin okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 62. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2024 20:28
Bu sevgi bir savaştı. Savaş olduğu için de kıyasıya bir uğraşma, karşı taraf ne kadar kuvvetli olursa olsun sonuna kadar bir didişme gerekti. Sevdiğini söylemek teslim olmak demekti. Hiç insan son kozlarını oynamadan yenilmeyi kabul eder, teslim olur mu? "Osmanlılar ne Birleşik Haçlılardan çekinirler, ne de yeni bir Aksak Temür Beğ’in çıkmasından telâşa kapılırlardı. Fakat bir Osmanlı Şehzadesinin meydana atılmasından büyük huzursuzluk duyarlardı. Osmanlı ancak Osmanlı’dan korkardı." Hüseyin Nihâl Atsız Kalemi, üslubu, eşsiz anlatımı ve dili ile Türk Edebiyatı nın şaheser kişiliklerinden. Deli Kurt Osmanlı tarihinde Yıldırım Beyazıd' dan sonra "Şehzadeler Kavgası" diye anılan devrin tarihî bir romanıdır. Orta Asya' daki hayat kavgasının yeni vatan Anadolu ' da devamıdır. Şehzadeler arasında süren ve tafsilâtı henüz yeterince aydınlanmamış bulunan çarpışmada Yıldırım' ın oğulları hayat ve taht mücadelesinin hem kahramanca, hem şairane, hem de sefîhane bir örneği vermişler ve birbiri ardınca hayata veda ederek meydanı içlerinden birisine bırakmışlardır. Bunlar arasında en talihsizi ve hayatı en az bilineni İsa Çelebi'dir. Deli Kurt, İsa Çelebi' nin meçhul bir oğlunun dramıdır. Bu dram daha sonraki asırlarda daha büyük bir şiddetle sürüp gidecek ve yüzlerce şehzadenin hayatına mal olacaktır. #####################################
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,7bin okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 46. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2024 17:34
Hüseyin Nihal Atsız kalemini beğendiğim yazarların başında geliyor. Kitaplarında alışılmışın dışında kurgu ile gerçekliği aynı anda okuyucuya aktaran. Sürükleyici anlatımıyla Türk edebiyatının en iyi yazarlarından biri ..Yazar bu kitabında da gerçek ile kurguyu büyük bir ustalıkla yazmış..Kitap taht kavgaları ile çalkalanan Osmanlı Devleti döneminde Osmanlı beyi İsa bey'in oğlu olduğundan habersiz Osmanlı Sipahisi Murat'ı yani Deli kurt'un yiğitligini okuyucuya aktarıyor.okur kitapta hem tarihten bir şeyler okuyacak hem olağanüstü bir aşkı büyük bir heyecanla okuyacak.
Alıntı
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,7bin okunma
10/10
·240 syf.··
2023 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2023 16:59
Bu yıl ki favori yazarım Nihal Atsız’ın benim okuduğum üçüncü kitabı Deli Kurt oldu. Kusursuz bir kalemi var bana göre Atsız’ın. Sürükleyici, merak uyandıran, olay örgüsüyle okuyucuyu hikayenin içindeymiş gibi hissettiren çok başka bir büyüsü var kendisinin. Deli Kurt’un konusu Osmanlı’nın Yıldırım Beyazıt’ın ölümü ile birlikte girdiği fetret devriyle yaşanılan şehzade ve taht kavgalarını anlatır. Fakat romanın temeli şehzadelerden İsa Çelebi üzerine kuruludur. İsa Çelebi babası Yıldırım Beyazıt’ın vefatı ile gireceği taht kavgalarında hamile eşi zarar görmesin diye çok güvendiği adamı Çakır’a emanet eder. Bala hatun ve karnındaki şehzadeyi koruyan Çakır yıllarca şehzade Murad’tan bu gerçeği saklayarak zarar görmemesini sağlar. İsa oğlu şehzade Murad’a hünerleri sonucunda Deli Kurt unvanı verilir. Şehzade olduğunu bilmeden yıllarca orduda savaşacak Osmanlı’nın yenilmez bir Sipahi’si olacaktı. Fakat ne var ki her yiğidin belini büken bir şey muhakkak olur. Onun belini büken aşk oldu. Işık saçan gözleriyle göreni öldüren ya da divaneye döndüren Gökçen’e tutulur Deli Kurt. Kimisi Gökçen’in bir peri kızı kimisi bir cin olduğunu iddia eder. Deli Kurt’a göre ise o olsa olsa kusursuz güzelliği ile bir peri kızı olurdu. Romandaki parlak bakışlı Gökçen’nin hayali bir tip olmadığı Muğla’nın bir köyünde böyle bir kızın yaşadığı da iddia ediliyor. Hatta arka kapakta “Roman yazarı, bu parlak ve büyülü bakışları beş yüz yıl öncesine götürmekle esere çeşni vermekten başka bir şey yapmamıştır.” diyor. Diğer Atsız romanları gibi bayılarak, hemen bitmesin diye azar azar, neler olacak diye de heyecanla okuduğum bir kitap oldu. Şiddetle tavsiye ediyorum. Sevgiyle kalın
Edebiyat
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,7bin okunma
İnceleme
7/10
·246 syf.··
2025 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2025 00:00
Hüseyin Nihal Atsız’ın tarihî romanları arasında özel bir yere sahip olan Deli Kurt, Osmanlı Beyliği’nin henüz devletleşme sancıları yaşadığı 15. yüzyılda geçer. Romanın merkezinde, Osmanlı Hanedanı'nın dışına itilmiş bir şehzadenin soyundan gelen Deli Kurt yer alır. O, bir sipahidir; gururlu, korkusuz ve mert. Ama onun hikâyesi sadece bir savaşçının değil, aynı zamanda bir sevdalının hikâyesidir. Roman boyunca, Deli Kurt’un hem kendi iç dünyasındaki çatışmalara hem de dönemin politik karmaşasına tanık oluruz. Aklı ile yüreği, sadakati ile aşkı arasında sıkışmış bir adamdır o. En derin yarası ise, gençliğinde tanıyıp gönlünü kaptırdığı ve zamanla büyük bir aşka dönüşen Gökçen’dir. Ancak bu aşk, sadece iki yüreğin değil; toplumsal konumların, güç ilişkilerinin ve dönemin katı değer yargılarının da bir sınavıdır. Atsız’ın kendine has üslubuyla; öz Türkçe, sade ama etkileyici bir dille anlatılan bu roman, sadece bir aşk ya da savaş hikâyesi değildir. Aynı zamanda, bir milletin ruhunu, töresini, onurunu ve direnişini yansıtan bir tarih aynasıdır. Eğer derin karakter çözümlemeleri, aşk ile onurun çatıştığı hikâyeler ve tarihî romanlar ilginizi çekiyorsa, Deli Kurt sizi güçlü bir yolculuğa davet ediyor.
Duygu ve Düşünce
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,7bin okunma
9/10
·248 syf.··
2026 12. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 23:30
Deli Kurt, Atsız’ın yalnızca bir romanı değil; bir karakterin değil, bir ruh hâlinin hikâyesi. Bu kitapta anlatılan şey olaylar zinciri değil; insanın içindeki çelişki, gurur, aidiyet ve yalnızlık duygusu. Atsız burada tarihi arka plan olarak kullanıyor ama asıl derdi tarih anlatmak değil; “insan kendine ne kadar sadık kalabilir?” sorusunu sormak. Romanın merkezindeki Murat, klasik bir “Kahraman” değil. O daha çok, kendi doğrularıyla baş başa kalmış, ait olduğu dünya ile barışamayan bir figür. Ne tam anlamıyla düzenin adamı, ne de başkaldırının romantik yüzü. İşte bu yüzden “Deli Kurt” deniyor ona: Çünkü o, sürüye karışmayı reddeden bir kurt. Akıllı, güçlü, onurlu ama aynı zamanda yalnız. Atsız, Murat’ı yüceltmekten çok, onu yalnızlığıyla sınar. Kitap boyunca dikkat çeken en güçlü unsur, Atsız’ın dili. Keskin, net ve duygusallıktan özellikle kaçınan bir anlatım var. Cümleler süslü değil ama ağır. Her cümlede bir mesafe hissi var; sanki yazar okurla değil, kendi vicdanıyla konuşuyor. Bu da romanı okurken insanda tuhaf bir duygu bırakıyor: Hayranlıkla beraber bir huzursuzluk. Aşk meselesi bile bu romanda alışıldık şekilde ele alınmıyor. Romantik bir sığınak değil; tam tersine, karakterin iç çatışmasını derinleştiren bir unsur. Sevgi burada kurtarıcı değil, bazen insanı daha da yalnızlaştıran bir yük. Atsız’ın aşkı bile “sert”; duygular incelikle değil, gururla yaşanıyor. Deli Kurt’u okurken sık sık şunu hissediyorsunuz: Bu roman herkese hitap etmiyor. Çünkü bu kitap, uyumlu olmayı değil; dik durmayı, bedeli ne olursa olsun kendisi kalmayı anlatıyor. Günümüz okurunun alışık olduğu “rahatlatan” hikâyelerden değil. Tam tersine, insanın içini dürten, hatta bazen rahatsız eden bir metin. Son olarak şunu söylemek gerekir: Deli Kurt, sevilmek için yazılmış bir roman değil.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,7bin okunma
8/10
·240 syf.··
2022 1. kitabı
Kitap aşırı iyiydi çoğu tarihi kitap okumaktan çabuk sıkılan biriyim ama bu kitapı okurken sanki o anı yaşıyor gibi hissettim başlarda biraz sıkıcıydı ama sonu mükkemeldi
1000Kitap
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,7bin okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Hüseyin Nihâl AtsızYazar · 45 kitap
Hüseyin Nihal Atsız, Türk yazar, şair, tarihçi ve ideologdur. Nejdet Sançar'ın ağabeyidir. Yağmur Atsız ve Buğra Atsız'ın babasıdır. Rıza Nur'un mânevi oğludur. Kendisini Türkçü ve Turancı olarak tanımlar. Atsız'ın babası Gümüşhane'nin Torul kazasının Midi köyünün Çiftçioğulları ailesinden Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi Trabzon'un Kadıoğulları ailesinden Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey'in kızı Fatma Zehra Hanım'dır. Mehmet Nail Bey'in ilk eşinden üç çocuğu olmuştur. 12 Ocak 1905'de Hüseyin Nihal (Atsız), 1 Mayıs 1910'da Ahmet Nejdet (Sançar) ve Aralık 1912'de Fatma Nezihe (Çiftçioğlu) dünyaya geldi. 1930 yılında ilk eşinin damar sertliğinden vefatı üzerine Mehmed Nail Bey, 1931 yılında yeniden evlenmiştir. İkinci eşinin adı da Fatma Zehra'dır. İkinci eşinden 1932 yılında Necla (Çiftçioğlu) adlı bir kızı olan Mehmed Nail Bey ikinci eşiyle geçinememiş ve iki yıl sonra ayrılmıştır. Hüseyin Nihâl Atsız, 12 Ocak 1905'te İstanbul Kadıköy'de doğdu. İlköğrenimini Kadıköy'deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul Sultanilerinde (İstanbul Lisesi) yaptı. Buradan mezun olunca Askeri Tıbbiye'ye yazıldı. Atsız, yükseköğrenim çağına gelip Askeri Tıbbiye'ye kaydolduğu çağlarda Türkçülük fikrinin etkisi altına girmeye başladı. Ziya Gökalp'in cenaze töreninin yapıldığı günün gecesi Türkçülük fikrine karşı öğrencilerle kavga ettiği ve daha sonrasında ise aralarında bir takım problemler geçen Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi adlı bir mülazım (teğmen)'a selam vermediği gerekçesi ile 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askeri Tıbbiye'den çıkarılmıştır. Bu olaydan sonra üç ay kadar Kabataş Erkek Lisesi'nde yardımcı öğretmenlik yapan Atsız, daha sonraları Deniz Yolları'nın Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda kâtip muavini olarak çalışmış ve bu vapurla İstanbul-Mersin arasında birkaç sefer yapmıştır. Üniversite Yılları ve İlk Fikirler 1926 yılında İstanbul Dârülfünunu'nun Edebiyat Fakültesinin "Edebiyat Bölümü"ne ve İstanbul Dârülfünunu'nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydolan Atsız, bir hafta sonra askere çağırılmış, tecil isteği kabul edilmeyen Atsız askerliğini 9 ay olarak 28 Ekim 1926-28 Temmuz 1927 tarihleri arasında İstanbul'da Taşkışla'da 5. piyade alayında er olarak yapmıştır. Ahmet Naci adlı arkadaşı ile birlikte hazırladığı 'Anadolu'da Türklere Ait Yer İsimleri' adlı makalenin Türkiyat Mecmuası nın ikinci cildinde yayınlanması ile hocası olan Mehmet Fuad Köprülü' nün dikkatini çeken Atsız, 1930 yılında Edirneli Nazmi'nin divanı üzerinde mezuniyet çalışması yapmıştır ('Divân-ı Türki-i Basit, Gramer ve Lügati', 1930, 111 s. Türkiyat Enstitüsü Mezuniyet Tezi, no 82). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi'nden mezun olmuştur. Atsız'ın sınıf arkadaşları arasında Tahsin Banguoğlu, Ziya Karamuk, Orhan Şâik Gökyay, Pertev Nâili Boratav, Nihad Sâmi Banarlı gibi isimler yer alıyordu. Mezuniyetinden sonra Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü, Maarif Vekâleti'nde Atsız için girişimde bulunarak, Yüksek Muallim Mektebi'ni öğrenci olarak bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık mecburi hizmetini affettirmiş ve 25 Ocak 1931'de Atsız'ı kendisine asistan olarak almıştır. Atsız, yine 1931 yılında Dârülfünunun felsefe bölümünden mezun olan ilk eşi Mehpare Hanım ile evlenmiş, ancak 1935 yılında ayrılmıştır. Atsız, 15 Mayıs 1931'den 25 Eylül 1932 tarihine kadar Atsız Mecmua (17 sayı)'yı çıkarmaya başladı. Mehmet Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat ve tarih bilginlerinin de içinde bulunduğu bir kadro ile yayın hayatına atılan bu Türkçü ve Köycü dergi, devrinde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir yaratan Türkçü bir çığır açmış, âdetâ Cumhuriyet devri Türkçülüğünün öncüsü olmuştur. Atsız, kendini tanıtmaya başlayan ilk yazılarını (H. Nihâl) imzası ile, hikâyelerini de (Y.D.) imzasıyla, bu dergide yayınlamaya başlamıştır. 1932 Temmuzunda Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'a Dr. Reşid Galib'in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içerisinde ikinci eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâili Boratav' ın da bulunduğu 8 arkadaşı ile, Dr. Reşid Galib'e "Zeki Velidi'nin talebesi olmakla iftihar ederiz" diyen bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de Reşid Galib'in tepkisini üzerine çekmiştir. 19 Eylül 1932'de Reşid Galib, Maarif Vekili olmuştu. Kısa bir süre sonra da Mehmet Fuad Köprülü'nün dekanlıktan ayrılması üzerine Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na vekâleten bakan Ali Muzaffer Bey asâleten tâyin edilmiştir. Reşid Galib, Atsız Mecmuanın 17. sayısındaki 'Dârülfünun'un kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi' adlı makalesi nedeniyle Edebiyat Fakültesi Dekanı'na baskı yaparak, 13 Mart 1933 tarihinde Atsız'ın üniversite asistanlığına son vermiştir. Atsız, 1975 yılının kasım ayının ortalarında hasta olduğundan şüphelenmiş, ancak yapılan muayene ve testler sonucunda bir hastalık bulunamamıştır. 10 Aralık 1975 Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, gelen doktor enfarktüs olduğunu anlayamamıştır. Ertesi akşam Atsız yeni bir kriz geçirmiş, 11 Aralık 1975 Perşembe günü vefat etmiştir. 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramı'nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii'nde Kılınan ikindi namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Türkçülüğün öncülerinden olan Nihâl Atsız, Turancı çevreler tarafından aynı zamanda güçlü bir Türkolog olarak kabul edilir. Bu çevrelere göre Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Atsız, özellikle Türk tarihinin Göktürk kısmında uzmanlaşmıştı. Çok sevdiği bu devreyi "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" adlı iki eser ile romanlaştırmıştır. "Deli Kurt" adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaştırılmış şeklidir. "Ruh Adam" 'daki Selim Pusat'ın şahsiyetinde Atsız'ı görürüz. "Ruh Adam" 'ın devamı olarak "Yalnız Adam" 'ı yazacağını söylüyordu. Yine yazacağını bildirdiği bir eseri de Bozkurtlar serisi'nin 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içerisinde "II. Mahmut'tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi" adlı bir eseri de vardır. Nihâl Atsız'ın şiirleri "Yolların Sonu" adı ile kitap halinde basılmıştır.