Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·246 syf.··
2021 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2021 13:59
Okurken kendinizi 1400lü yılların başında Osmanlı Devleti'nde yaşayan biri gibi hissettiren tarihi roman: Deli Kurt Fetret Devri ile başlayan roman, 2. Murad dönemi ile devam ediyor. Yıldırım Beyazıt oğullarından İsa Bey'in oğlu Murat'ın savaşlar, yenmeler yenilmeler içinde geçen masalsı aşk hikayesi, Türk efsanelerini de andıran ögeler ile aktarılıyor. Okurken tarih derslerinde Osmanlı Yükselme Dönemi diye okuduğumuz bilgileri yaşarken bulduğunuz keyifli bir roman.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201419,7bin okunma
Türküm Demek Yetmez mi?
10/10
·246 syf.··
2021 5. kitabı
Atsız'ın incilerinden biride "Deli Kurt" romanı. Bir solukta, bir günde okuduğum bir eser. İsa bey oğlu Murat bey'in yiğitliği ve mistik bir sevgili Gökçen'in sevdası alıp götürüyor insanı. Bence romanın en güzel sözü Esen Börü'nün, Deli Kurda verdiği cevaptır. - Müslüman değilsin de nesin bacım? - Türküm dedim ya...
1000Kitap
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201419,7bin okunma
10/10
·246 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Ah Gökçen... Deli Kurt için yolların sonuydu.. Kimsesiz, bir gecede kocamış ve dünyadan uzak. Gidiyordu sadece gidiyordu.. Tarifsiz bir acı, ehemmiyeti yüksek bir özlem ve hiç bitmeyecek hasret.. Deli Kurt artık sadece gidiyordu..
Edebiyat
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201419,7bin okunma
Puan vermedi·246 syf.··
Beğendi
·
2021 74. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2021 16:37
Ahh Murad. Ahh ki hüzün dolu biten, yalnızlıkla sonlanan bir hikaye. Sırrını yıllar sonra öğrenmek, bir peri kızını sevmek, ülkesi için savaştan savaşa koşmak, ölümdense kendisi adına hiç korkmamak.. Ve son olarak ben en çok Çakır'ı sevdim bu hikayede. En çok melek'e üzüldüm. En çok Satı kadın emeğine vuruldum. En çok Gökçen'i hayal ettim.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201419,7bin okunma
8/10
·246 syf.··
2021 29. kitabı
"Hepimiz, kaderimizin götürdüğü yoldan, kendi sonumuza doğru gideceğiz. " diyerek başlamak istiyorum bu kitabı yorumlamaya. Atsız'ın okuduğum ilk romanı. Roman ilk sayfalardan itibaren tarihe doğru yola çıkmış bir treni andırıyor. Bir anda trende kendinizi yolculuk ederken bulacaksınız. Gerek dili gerek üslubu çok anlaşılır bir derecede kullanılmış. Olay örgüsü; tarihi, savaşlar, aşk, karakterler hepsi o kadar akıcı bir dil ile anlatılmış ki, bir anda kitabı bitirivermiş bir şekilde buluyorsunuz kendinizi. Tarihi romanlara ilgisi olanlara mükemmel bir eser. Gerçekliği yüksek ama bu gerçekliğin hayal gücü ile kuvvetlendirilmesi okuru adeta içine çekiyor ve Savaşlara götürüyor ve oradaki kılıç seslerini duymanıza yardımcı oluyor. Dedim ya güçlü betimlemesi ile bir yolculuğa çıkıyor, anlara şahit oluyorsunuz. Roman, Osmanlı tarihinde talihsiz ve hayatı en az bilinen İsa Çelebi' nin meçhul bir oğlunun dramını anlatır. Bu çocuğun yaşam sürecinde kendisinin soylu bir hanedandan geldiğini bilmemesi ve yine Osmanlı için kılıç sallaması insanı ne çok üzüyor. Ve romanın bir diğer konularından olan aşk, romanda Deli Kurt, Gökçen adında bir kıza aşık olur. Ancak oba tarafından bu kız büyülü, peri kızı, gözleriyle erkek öldüren olarak tanımlanır ve ondan uzak olması gerektiğini söyler. Bu olaylar çerçevesinde roman ilerler. Ve kitabın başında çıktığınız bu tren yolculuğu sona ererken siz buruk bir gülümseme ile kalırken kaderin götürdüğü yola biraz kızacaksınız. Kitapla kalın.
Edebiyat
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201419,7bin okunma
10/10
·246 syf.··
2021 54. kitabı
Yıldırım Bayezid Ankara Savaşı'nda esir düşer.Osmanlı padişahsız kalmıştır.Devletin başına Bayezid'in erkek çocuklarından biri geçecektir.Ancak bu kardeşler taht kavgasına tutuşur hiçbiri bir sonuç alamaz.Yıllar boyunca Osmanlı'nın başına hiçbir kardeş geçemez.Yıldırım Bayezid'in oğlu İsa Çelebi sonunun geldiğini hissederek hamile olan eşi Bala hatunu güvendiği bir adama emanet eder.Eğer çocuğu erkek olursa onu herkesten sakınmasını bir şehzade olduğunu söylememesini ister.Bala hatun doğum yapar bir erkek çocuk doğurur.Adını Murad koyarlar.Küçük Murad daha küçükken annesini de kaybeder.Satı kadın himayesinde büyür ve sipahi olur.Babası İsa Çelebi'ye benzerliği ile çoğu kez başı tehlikeye giren Murad zorlu şartlarda yaşamaya devam eder. Yazarın okuduğum ilk kitabı.Kesinlikle son olmayacak.Sade anlatım tarzı,sürükleyiciliği.. ile beni kendine bağlayan bir kitap oldu.Tavsiye ederim
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201419,7bin okunma
8/10
·246 syf.··
2018 98. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2018 17:48
Deli Kurt Murat ve Gökçen in aşkını masalsi bir lezzette okurken ,diğer yanda Osmanlı döneminde haneden üyelerinden ise bahsi gecen kisi ,bir erkek çocuğu olarak dogmanin ve hayatta kalabilmenin zorluğunu okuyacaksiniz. O yuzden ki Yıldırım Beyazd'in oğlu Şehzade Isa doğacak çocuğunun erkek olursa katledilme tehlikesine karşın , gözlerden uzak bir yerde büyümesini isteyecektir. Deli Kurt nasıl büyümüş, neler yapmış geçmişinin peşine düşmüş müdür? Kitabı kisa sürede okuyup bitireceginizi düşünüyorum.Benim için keyifli bir yolculuktu.Hemen vakit kaybetmeden yazarın Bozkurtlar adlı kitabını da okuyacağım inşallah.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201419,7bin okunma
8/10
·246 syf.··
2021 2. kitabı
Deli Kurt... Yıldırım Beyazıd döneminden sonra taht kavgalarının yaşandığı bir zamanda ailesini Çakır'a emanet eden İsa Bey'... İsa Bey'in evdeşini analığının köyüne yerleştiren Çakır... Burada doğup öksüz büyüyen Deli Kurt... Bir Osmanlı şehzadesi olan Deli Kurt'un Osmanlıya sipahi olarak girmesi, tımar sahibi olması köyüne döndüğünde büyülü kız Gökçen'i görmesi.. Savaşlar, acılar, tutsaklık, özlem... Deli Kurt'un dram dolu hayatı...
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201419,7bin okunma
9/10
·246 syf.··
2021 12. kitabı
Edebiyatımızda Atsız gibi ne yazsa soluksuz okutacak düzeyde güçlü bir üsluba sahip yazar sayısı azdır. Yazar eserlerinde kahramanları öyle güçlü imgelerle betimliyor ki yüzlerce yıl önce yaşamış kişilerle rahatlıkla bağdaşım kurabiliyorsunuz. Ayrıca savaşların anlatıldığı bölümler çok güzel tasvir edilmiş. Bir sinema salonunda o sahneleri izlediğinizi hissediyorsunuz adeta. Atsız'ın tarih bilgisinin bu sahicilikte etkisi büyük elbette. Son olarak kitap sinemaya aktarılsa ya da tv dizisi olarak çekilse güzel olur kanaatindeyim.
Edebiyat
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201419,7bin okunma
Puan vermedi·246 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2021 00:53
(Spoiler olabilir!) Atsız daha çok yazsaymış keşke diyor insan. Bozkurtlar kitabında hayran kalmıştım yazara. Göktürk devletini, Türklerin yaşamını çok güzel anlatmıştı. Burada da Deli Kurt'u ve Türk yaşayışını aktarmış ustalıkla. Yada taşı, peri kızı, nur inmesi gibi motifler Gökçen isimli Uygur kızı ile verilmişti. Bunun dışında Hızır, kırklara karışmak, sır olmak gibi Türk geleneğinde yeri olan birçok unsur bulunuyor kitapta. Yeni öğrendiğim bilgiyi eklemden bırakmayayım. Eski Türkler sele kapılıp ölenlerin uçmağa varacaklarına (cennete gideceklerine) inanırlarmış. Bozkurtlar'da Kürşat ve askerleri sele kapılmıştı, burada da Murat'ın ailesi. Yazar belki de biz okuyuculara kitabı kapatmadan önce teselli vermiş bu sonlar ile. Kim bilir...
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201419,7bin okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Hüseyin Nihâl AtsızYazar · 45 kitap
Hüseyin Nihal Atsız, Türk yazar, şair, tarihçi ve ideologdur. Nejdet Sançar'ın ağabeyidir. Yağmur Atsız ve Buğra Atsız'ın babasıdır. Rıza Nur'un mânevi oğludur. Kendisini Türkçü ve Turancı olarak tanımlar. Atsız'ın babası Gümüşhane'nin Torul kazasının Midi köyünün Çiftçioğulları ailesinden Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi Trabzon'un Kadıoğulları ailesinden Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey'in kızı Fatma Zehra Hanım'dır. Mehmet Nail Bey'in ilk eşinden üç çocuğu olmuştur. 12 Ocak 1905'de Hüseyin Nihal (Atsız), 1 Mayıs 1910'da Ahmet Nejdet (Sançar) ve Aralık 1912'de Fatma Nezihe (Çiftçioğlu) dünyaya geldi. 1930 yılında ilk eşinin damar sertliğinden vefatı üzerine Mehmed Nail Bey, 1931 yılında yeniden evlenmiştir. İkinci eşinin adı da Fatma Zehra'dır. İkinci eşinden 1932 yılında Necla (Çiftçioğlu) adlı bir kızı olan Mehmed Nail Bey ikinci eşiyle geçinememiş ve iki yıl sonra ayrılmıştır. Hüseyin Nihâl Atsız, 12 Ocak 1905'te İstanbul Kadıköy'de doğdu. İlköğrenimini Kadıköy'deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul Sultanilerinde (İstanbul Lisesi) yaptı. Buradan mezun olunca Askeri Tıbbiye'ye yazıldı. Atsız, yükseköğrenim çağına gelip Askeri Tıbbiye'ye kaydolduğu çağlarda Türkçülük fikrinin etkisi altına girmeye başladı. Ziya Gökalp'in cenaze töreninin yapıldığı günün gecesi Türkçülük fikrine karşı öğrencilerle kavga ettiği ve daha sonrasında ise aralarında bir takım problemler geçen Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi adlı bir mülazım (teğmen)'a selam vermediği gerekçesi ile 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askeri Tıbbiye'den çıkarılmıştır. Bu olaydan sonra üç ay kadar Kabataş Erkek Lisesi'nde yardımcı öğretmenlik yapan Atsız, daha sonraları Deniz Yolları'nın Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda kâtip muavini olarak çalışmış ve bu vapurla İstanbul-Mersin arasında birkaç sefer yapmıştır. Üniversite Yılları ve İlk Fikirler 1926 yılında İstanbul Dârülfünunu'nun Edebiyat Fakültesinin "Edebiyat Bölümü"ne ve İstanbul Dârülfünunu'nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydolan Atsız, bir hafta sonra askere çağırılmış, tecil isteği kabul edilmeyen Atsız askerliğini 9 ay olarak 28 Ekim 1926-28 Temmuz 1927 tarihleri arasında İstanbul'da Taşkışla'da 5. piyade alayında er olarak yapmıştır. Ahmet Naci adlı arkadaşı ile birlikte hazırladığı 'Anadolu'da Türklere Ait Yer İsimleri' adlı makalenin Türkiyat Mecmuası nın ikinci cildinde yayınlanması ile hocası olan Mehmet Fuad Köprülü' nün dikkatini çeken Atsız, 1930 yılında Edirneli Nazmi'nin divanı üzerinde mezuniyet çalışması yapmıştır ('Divân-ı Türki-i Basit, Gramer ve Lügati', 1930, 111 s. Türkiyat Enstitüsü Mezuniyet Tezi, no 82). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi'nden mezun olmuştur. Atsız'ın sınıf arkadaşları arasında Tahsin Banguoğlu, Ziya Karamuk, Orhan Şâik Gökyay, Pertev Nâili Boratav, Nihad Sâmi Banarlı gibi isimler yer alıyordu. Mezuniyetinden sonra Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü, Maarif Vekâleti'nde Atsız için girişimde bulunarak, Yüksek Muallim Mektebi'ni öğrenci olarak bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık mecburi hizmetini affettirmiş ve 25 Ocak 1931'de Atsız'ı kendisine asistan olarak almıştır. Atsız, yine 1931 yılında Dârülfünunun felsefe bölümünden mezun olan ilk eşi Mehpare Hanım ile evlenmiş, ancak 1935 yılında ayrılmıştır. Atsız, 15 Mayıs 1931'den 25 Eylül 1932 tarihine kadar Atsız Mecmua (17 sayı)'yı çıkarmaya başladı. Mehmet Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat ve tarih bilginlerinin de içinde bulunduğu bir kadro ile yayın hayatına atılan bu Türkçü ve Köycü dergi, devrinde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir yaratan Türkçü bir çığır açmış, âdetâ Cumhuriyet devri Türkçülüğünün öncüsü olmuştur. Atsız, kendini tanıtmaya başlayan ilk yazılarını (H. Nihâl) imzası ile, hikâyelerini de (Y.D.) imzasıyla, bu dergide yayınlamaya başlamıştır. 1932 Temmuzunda Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'a Dr. Reşid Galib'in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içerisinde ikinci eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâili Boratav' ın da bulunduğu 8 arkadaşı ile, Dr. Reşid Galib'e "Zeki Velidi'nin talebesi olmakla iftihar ederiz" diyen bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de Reşid Galib'in tepkisini üzerine çekmiştir. 19 Eylül 1932'de Reşid Galib, Maarif Vekili olmuştu. Kısa bir süre sonra da Mehmet Fuad Köprülü'nün dekanlıktan ayrılması üzerine Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na vekâleten bakan Ali Muzaffer Bey asâleten tâyin edilmiştir. Reşid Galib, Atsız Mecmuanın 17. sayısındaki 'Dârülfünun'un kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi' adlı makalesi nedeniyle Edebiyat Fakültesi Dekanı'na baskı yaparak, 13 Mart 1933 tarihinde Atsız'ın üniversite asistanlığına son vermiştir. Atsız, 1975 yılının kasım ayının ortalarında hasta olduğundan şüphelenmiş, ancak yapılan muayene ve testler sonucunda bir hastalık bulunamamıştır. 10 Aralık 1975 Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, gelen doktor enfarktüs olduğunu anlayamamıştır. Ertesi akşam Atsız yeni bir kriz geçirmiş, 11 Aralık 1975 Perşembe günü vefat etmiştir. 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramı'nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii'nde Kılınan ikindi namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Türkçülüğün öncülerinden olan Nihâl Atsız, Turancı çevreler tarafından aynı zamanda güçlü bir Türkolog olarak kabul edilir. Bu çevrelere göre Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Atsız, özellikle Türk tarihinin Göktürk kısmında uzmanlaşmıştı. Çok sevdiği bu devreyi "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" adlı iki eser ile romanlaştırmıştır. "Deli Kurt" adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaştırılmış şeklidir. "Ruh Adam" 'daki Selim Pusat'ın şahsiyetinde Atsız'ı görürüz. "Ruh Adam" 'ın devamı olarak "Yalnız Adam" 'ı yazacağını söylüyordu. Yine yazacağını bildirdiği bir eseri de Bozkurtlar serisi'nin 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içerisinde "II. Mahmut'tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi" adlı bir eseri de vardır. Nihâl Atsız'ın şiirleri "Yolların Sonu" adı ile kitap halinde basılmıştır.